Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 54
 

MEKTUP - 54

18 Mart 1961, Bney Brak

Dostuma en iyi dileklerimle,

Kitabının beş sayfasını okudum ve gerçekten beğendim.

Bu hafta Zohar’daki bir ayetle ilgili yorum yaptım: “Rabbi Aba dedi ki, ‘Öğrendik ki, Yaradan erkek ya da kadın olabilecek o damlayla ilgili hüküm verdi ve sen dedin ki, ‘İlk tohum eken kadın ise bir erkek doğurur.’’ Rabbi Yosi dedi ki, ‘Elbette Yaradan bir damla kadın ve bir damla erkek arasında bir ayırım yaptı ve bunu yaptığı için kişi, erkek ya da kadın olmaya mahkûm oldu.’”

Baal HaSulam, Sulam’da bunu şöyle yorumlar: “İnsanın üç ortağı vardır, Yaradan, babası ve annesi. Babası ona beyazlığı, annesi kırmızılığı ve Yaradan ruhu verir. Eğer damla erkek ise, Yaradan ona erkek ruhu verir. Eğer dişiyse kadın ruhu verir. Öyle anlaşılıyor ki, Yaradan damlaya erkek ruhu aşılamamışsa, kadın damlayı erkek yapamaz. Yaradan, erkek ya da kadın ruhuna uygun olup olmadığına göre bu ayırımı yapar ve bu Yaradan’ın hükmü olarak kabul edilir, çünkü eğer O bunu ayırt etmiş olmasaydı ve bir erkek ruhu göndermemiş olsaydı, damla sonunda erkek olmazdı.”

Bir doğumun sonucunun sadece kadın veya erkek olduğunu söyleyebiliriz. Bu böyledir, çünkü erkek insandaki ihsan etme gücüdür, kadın ise alma gücü, yani kişinin kendini mutlu etme arzusu. Bu iki güç vasıtasıyla seçim şansına sahibiz—iyiyi seçmek, yani Yaradan için çalışmak ve arzuyu tatmin eden kötüden uzaklaşmak.

Döllenmeyle ilgili olarak diyebiliriz ki bu tıpkı toprağa tohum ektiğimizde onun meyve vermemesine benzer. Yalnızca toprağa ekilen tohum bozulduğunda ve iptal olduğunda meyve verir. Dolayısıyla ekmek demek iptal edilen bir şey demektir.

Bununla yukarıda söyleneni anlayabiliriz. İlk dölleyen kadın cümlesinde, “ilk” düşünce demektir. Bu demektir ki, eğer ilk düşünce sadece kendine haz alma gücünü iptal etmekse, o zaman kadın doğal olarak “erkek doğurur.” Yani alma arzusunun iptalinden ihsan gücü doğar, çünkü kişi Yaradan’a memnuniyet vermek ister.

Eğer erkek ilk döllenmeyi yaparsa, yani ilk düşüncesi ihsan arzusunu iptal etmekse, doğal olarak kadın bir kız doğurur, çünkü o düşüncenin eylemi almayı, sadece kendi arzularını tatmin etmeyi istemektir.

Bu Yaradan damlayı ayırt eder sözünün anlamıdır, yani düşünceyi—niyet Yaradan için mi yoksa kendi yararı için mi. Eğer erkekse, yani o alma gücünü iptal ettiyse, o zaman Yaradan damlanın erkek olması hükmüne varır.

Sadece gerçeği Yaradan bildiğinden, eğer niyet sadece Yaradan içinse, o zaman Yaradan ona erkek ruhu verir, atalarımızın dediği gibi, “Tora’yı Lişma’da öğrenene, Tora’nın sırları ifşa olur,” yani Yaradan ona Tora’nın sırlarını ifşa eder. Eğer kadınsa, yani ihsan etme gücünü iptal ettiyse kız çocuk doğurur. Bu demektir ki doğum verdiği eylem sadece kendi hazzı için ve bu nedenle Yaradan ona yukarıdan yardım göndermez. Daha ziyade bu atalarımızın dediği gibidir, “Bozmaya gelene, bozukluk açılır.”

Öyle anlaşılıyor ki, bununla Yaradan ayrıt eder ve hükmeder, olan şey budur, çünkü kişi kendini kandırıp, niyetinin sadece Yaradan için olduğuna kendini inandırabilir, oysa sadece Yaradan gerçeği bilir. Fakat Yaradan onu yakınlaştırdığında ve Tora ruhunun edinimini ona verdiğinde, erkek olarak doğduğunu ve Yaradan için hareket ettiğini bilir ve sonra Tora’nın sırlarının ifşasıyla ödüllendirilip, sonsuza kadar akan bir şelale olur. Bu sırada tam bir bütünlük elde eder.

Mektubumu Koşer bayramını kutlayarak sonlandırıyorum.

Sana ve ailene en iyi dileklerimle,

Baruh Şalom HaLevi Aşlag