TES CİLT 1
Kısım 3
Bölüm On Üç
On üçüncü bölüm, kapların oluşturulduğu AHP’deki [Avzen, Hotem, Peh] Eynaim’in görünümünün, çarparak çiftleşme konusunu ek bir açıklamayla açıklamaktadır.
1. AHP ve Eynaim’den meydana gelen benliğin (nefsin) ve kapların yayılımının köklerine ilişkin görme, ses, koku ve konuşma ile ilgili kaleme aldığım bir Druş (vaaz). Bunu Rav Gedaliah Halevi’nin sözlerinde buldum. Işıklar, Ozen ve Hotem’den yukarı tüm buğuların birleştikleri yere, Peh’in karşısına kadar genişlediklerinde, birleştikleri yerde hepsi Nefeş safhasına sahiptir.
Ozen’in buğusu, Peh’in buğusuna bağlanamaz, yalnızca belli bir mesafede bağlanabilir. Aynı şey, Hotem’in buğusu için de geçerlidir ancak Peh’in buğusuna bağlanabilmek için Ozen’in buğusu kadar uzak bir mesafeye ihtiyaç yoktur.
Bunun için Eynaim’in görünümü gelir, kaplar ise bu buğunun içinde meydana gelen çarpışmada yapılmıştır. Tüm organlarda içsel ve dışsal olduğu gibi, bu görünüşte de içsel ve dışsal olan vardır, onların tüm kapları da bu şekilde yapılmıştır. Eynaim’in görüş sahasında buğu çıkmadığı yalnızca bir görünüm çıktığı için sadece kaplar yapılmıştır.
2. Bu görünüm, üstte bulunan üç buğunun hepsinden daha büyüktür çünkü görme Yod’dur, ses Hey, koku Vav, konuşma ise Hey’dir. Bu nedenle HBTM ve NRNH olan dört HaVaYaH harfine sahibiz.
Görme Haya’dır, Hohma adı verilen İsmin Yod’udur. Üst Hohma, Eynaim’in içinden parlar, ancak eğer gerçek buğu Eynaim’in içinden meydana gelecek olsaydı, onu almak aşağıdan imkânsız olurdu. Bu nedenle ondan yalnızca bir görünüş uzandı ve bu üç safha için kaplar yapma gücüne sahipti: Ozen’in buğusunda, Neşama’nın Yod’u, Hotem’in buğusunda Ruah’ın Yod’u, Peh’in buğusunda Nefeş’in Yod’u. “Yaradan uzaktan bana göründü” sözlerinin anlamı budur.
Diğer buğularla ilgili olarak, Eynaim gibi bir perdeden gelen yalnızca onlardan bir görünüş olsaydı, kapları yapmaya asla güçleri yetmezdi. Tüm bunlar, ister buğunun genişlemesi safhasında ister görünüşte olsun, yargıdır. Bu Reiah [görüş] Gematria’da Gevura’dır, dört harfli Dibur [konuşma] ise Gematria’da 216’dır.
3. Bu görünüm gelir ve üç buğunun birleştiği yerde çarpar, bu Nefeş safhasıdır. Bu “Ve Tanrı Işığı gördü” dür. Işık, Neşama ve Ruah’ın safhası olan Ozen ve Hotem’in buğusunun safhasıdır. Et, Peh’in safhasıdır, bu Nefeş’tir. Ve O Nefeş’i gördüğünde, o zaman “Tanrı bölmüştür,” bu kaplarının köklerinin yapılışıdır.
4. Bu görünüş, her safhada doğrudan bir etki yarattı (farklı bir versiyon – Roşhim, Roş’un çoğulu). Bu, o, bakışın her safhasına çarptığı için böyledir: buğunun safhası için, Keter’de Keter. Kapların tüm izlenimi (diğer bir versiyonu – başlangıç) bu şekilde yapılmıştır, dışta olanlar dış organlarda, içte olanlar da iç organlarda.
Bu, görünüş, buğuların birleştiği yani buğuların yayıldığı yere, yani onların dışsallığına çarpmadan sona ermemiştir. Buğunun ışığının, görünüşün ışığıyla çarpışmasından, görünüşün ışığı yansıyan ışık olarak geri dönmüş ve Guf’un geri kalanının her safhası için bir kap haline gelmiştir, dış olan dış organlar için, iç olan ise içteki organlar için.
5. Görünüşte kökle daha fazla birleşik olan daha yüksek olduğundan (1), Ayin’e bitişik olan Keter (diğer bir versiyon - Keter) en son ortaya çıkmıştır, Malhut ise ilk (2) ortaya çıkmıştır, çarpıp geri döndüklerinde tüm kaplar eşittir (3). Eğer Yesod, daha önce Malhut’tan daha fazla genişlemiş olsaydı (Yod, Malhut’a eşittir) bu kesinlikle Malhut nedeniyle olurdu (Yesod olmasına rağmen daha fazla genişlediği için) (4).
Malhut’un (üzerindeki) ışığı sayesinde, Yesod’un daha da genişleme gücü vardı ve Malhut’a (5) göre ise hiçbir değeri yoktur. Ancak bu genişleme, yansıyan ışık gibi olduğundan geri döner ve aslına doğru yaklaşır, ancak kapların kendisinde bunlar eşittir.
İç Işık
1. Bu demektir ki görünüş olarak adlandırılan çarparak çiftleşmeden ortaya çıkan yansıyan ışığın on Sefirot’unda, Peh olan ve Et olarak adlandırılan Malhut’un, yansıyan ışığın on Sefirot’u için köktür. Dolayısıyla kökle yani Peh’teki Malhut safhasıyla ne kadar bağlı olursa, o kadar yüksek ve önemlidir. Çünkü yansıyan ışık, ondan uzanmış ve aşağıdan yukarıya doğru ortaya çıkmıştır.
2. Yani, direkt ışığın on Sefirot’unda, Ayin’e bağlı olan Keter, ilk olarak ortaya çıkmıştır ve o, direkt ışığın her on Sefirot’unun köküdür ve seviyesi diğer hepsinden yüksek kabul edilir.
Ancak, Malhut’taki görünüşle ortaya çıkan yansıyan ışığın on Sefirot’unda ise bunun tam tersidir. Peh’teki Malhut, yansıyan ışığın on Sefirot’unun kökü haline gelir ve on Sefirot’un tümüne ışık verir. Böylece, son alıcı olan Ayin’e bağlı olan Keter’e kadar, Yesod erdem açısından ikinci, Hod ise üçüncüdür vb.
Şöyle söylemiştir, “Ayin’in bitişiğindeki Keter en son ortaya çıkmıştır.” Bu demektir ki o, Malhut’tan doğru yayılan, genişleyen yansıyan ışığı en son alandır.
3. Bu demektir ki Keter direkt ışığın perspektifinden erdemlilikte birinci olduğundan, Malhut erdemlilikte sonuncudur çünkü o en son alır ve kökten en uzakta olandır. [Yansıyan ışığın] genişlemesi perspektifinden bakıldığında durum tam tersidir: Malhut Sefira’sı kök haline gelmiştir ve erdemlilik açısından birincidir, Keter ise sonuncudur.
Ortaya çıkan şudur ki yansıyan ışığın direkt ışık üzerine kıyafetlenmesiyle, tüm kaplar tam olarak aynı seviyede eşit hale gelmiştir. Bu böyledir çünkü direkt ışığın on Sefirot’unda daha iyi olan her şey, yansıyan ışığın on Sefirot’unda daha kötü olarak kabul edilir ve de bunun tam tersi, yani yansıyan ışığın on Sefirot’unda daha iyi olan her şey direkt ışığın on Sefirot’unda daha kötü olarak kabul edilir. Böylece tüm kaplar eşit hale gelir.
4. Bu demektir ki Malhut’tan, aşağıdan yukarıya doğru ortaya çıkan yansıyan ışık aracılığıyla tüm Sefirot genişlemiş ve Ayin’e bağlı olan Keter’e kadar eşit bir seviyede yükselmiştir. Ancak, bunların tümü Peh’teki Malhut nedeniyledir.
Yazılmıştır ki, Yesod içe doğru ne kadar çok genişlerse, yani o Malhut’tan daha içsel olmasına rağmen Malhut onu dışarıdan kıyafetlendirir. Ancak bu bir erdem olarak adlandırılmaz çünkü onun Keter’e kadar olan genişlemesinin tamamı Malhut’un gücü sayesindedir. Dolayısıyla Malhut, onun bu genişlemesinin seviyesinin ve erdeminin köküdür.
Şöyle yazılmıştır: “Malhut’un [üzerindeki] ışığı sayesinde Yesod daha da genişleme gücüne sahipti.” Bu, Malhut’un yansıyan ışığının, onun seviyesini, direkt ışığın on Sefirot’undaki ölçüsünden daha fazla genişletmesini sağladığı anlamına gelir. Bu nedenle o, Malhut olan kökünden daha iyi değildir.
5. Bu, her halükarda, Yesod’un, Malhut’un üzerinde bir erdemi olduğu anlamına gelir, zira onun tüm erdemi yalnızca yansıyan ışıktadır. Yesod, yansıyan ışıktan çok daha üstün olduğu bilinen direkt ışığın on Sefirot’unda birinci olması bakımından ondan üstündür.
Ancak bu yalnızca ışıklar için geçerlidir. Kapların perspektifinden bakıldığında, onların özü öncelikle yansıyan ışıktır, şöyle söylendiği gibi, “kapların kendisinde onlar eşittirler.” Bu böyledir çünkü kapların seviyesi ve erdemi yalnızca yansıyan ışıktan kaynaklanır. Konunun ayrıntılı olarak açıklandığı Panim Masbirot 1. Bölüm, 3.Kısım’a bakınız.
6. Işık geri dönüp buğuyu kıyafetlendirdiğinde, yani Peh’e bitişik (bağlı) olduğunda, Peh’in buğusu Ozen’in buğusundan çok daha büyüktür çünkü artık Peh’in buğusu, Roş’un bir safhası olarak Peh’e bağlıdır. Ozen’in buğusu ise Ozen’in karşısına yükselene dek hala Guf’un geri kalanının bir safhası olarak kabul edilir.