TES CİLT 1
KISIM 3
Bölüm On İki
AHP’de, Roş’un kaplarının yapıldığı Eynaim’in ilk görünümünün ve ayrıca Guf’un kaplarının yapıldığı ikinci görünümün birleşimini açıklar. Sekiz konu içermektedir:
1. Kaplar, dördüncü safha, üçüncü safha ve ikinci safha olan Nefeş, Ruah ve Neşama’nın buğularındaki görünümün ışığından yapılmıştır. 2. “Ve Tanrı gördü”: bu bir bakmadır; “Et”(ingilizce ‘the’) Nefeş’tir; “ışık” Ruah ve Neşama’dır; “ayırdı”: ayrılma ve sınır olan kapları yapmıştır. 3. Görünümün içinde, direkt ışık ve yansıyan ışık vardır çünkü direkt ışık Malhut üzerindeki perdeye doğru genişlediğinde, perde ışığı yukarı doğru yansıtır ve geri dönen ışık direkt ışığı aşağıdan yukarıya doğru giydirir. 4. Direkt ışığın, Malhut’taki perdeye çarparak çiftleşme için genişlemesinin başlangıcında, sadece Roş için kapların köklerini yarattı. 5. Guf’un kaplarını yapmak, Peh’teki perdeye yani Malhut’a ikinci bir görünüm gerektirir. 6. Kök olan, Ayin’e yakın Keter, görünümün on Sefirot’unda ortaya çıkmıştır. HB ve TM, Ayin’den aşağıya, Peh’e yakın olan Yesod’a doğru genişler. 7. Keter olan kök, yansıyan ışığın kökü olan Malhut olan Peh’e yakın yansıyan ışıkta ortaya çıkmıştır. HB ve TM genişler ve Peh’den yukarıya, Ain’in yakınına ulaşan ve direkt ışığın on Sefirot’unu giydiren yansıyan ışığın Malhut’una yükselir. 8. Yansıyan ışığın on Sefirot’u, direkt ışığın on Sefirot’una dahil edildiğinde, tüm kapların seviyesini eşit hale getirirler.
Kaplar, dördüncü safha, üçüncü safha ve ikinci safha olan Nefeş, Ruah, Neşama’nın buğularındaki görünümün ışığından yapılmıştır.
1. Eynaim’in görme ve görünüş meselesini anlamalıyız. Bilin ki Eynaim’in görmesi, yukarıda bahsedilen Nefeş, Ruah, Neşama’ya (1) görünümü genişletti ve kaplar onun görünüşü nedeniyle yapıldı.
“Ve Tanrı ışığı gördü; ki o iyiydi; ve Tanrı ayırdı,” vb. ifadelerin anlamı budur. Ruah ve Neşama ışık olarak adlandırılır (2) ve Nefeş “Et” (ingilizce ‘the’) olarak adlandırılır, çünkü Nefeş, Malkut’tur ve “Et” olarak adlandırılır.
İç Işık
1. Buna, Ein Sof ışığının kap yapmak için çarparak çiftleşme yoluyla genişlemesi denir, zira Ein Sof’un ışığı, çarparak çiftleşmenin olduğu, tek ışık olan Hohma’nın ışığıdır.
2. Ruach ve Neshama’nın, perdenin yükselişinden ve dördüncü safhadan, kendi safhalarına kadar arıtılmasından önce, kendi içlerindeki direkt ışık safhası olduğu anlamına gelir. Bu böyledir çünkü o zaman bir kap safhası yoktur, çünkü sadece dördüncü safhada bir kap vardır.
Bununla birlikte, direkt ışığın ilk üç safhası, yalnızca kabın yani dördüncü safhanın ortaya çıkmasına neden olarak kabul edilir (bkz. İçs Gözlem Bölüm 2, madde 15).
ARİ şöyle yazar: “Ruah ve Neşama,” yani ikinci ve üçüncü safha, “ışık olarak adlandırılır,” çünkü bunlar kap olarak görülmezler.
“Ve Tanrı gördü”: bu bir bakmadır; “Et” [ingilizce the] Nefeş’tir; “Işık” Ruah ve Neşama’dır; “ ayırdı”: ayrılık ve sınır olan kapları yaptı.
2. O’nun “Et”e bakması üzerine, Et (3) denilen Nefeş ve ışık olarak adlandırılan Ruah ve Neşama, ışıklarda bir ayrım, bir sınır ve bir ölçü oluşturan kaplar ortaya çıktı. Bu “ve Tanrı ayırdı” demektir.
İç Işık
3. “Et”, Alef’ten Tav’a kadar olan yirmi iki harfin toplamını gösterir. Sadece Malhut, yansıyan ışığı yükseltir ve dünyalardaki tüm değişimler, harfler ve harflerin kombinasyonları sadece yansıyan ışık sayesinde oluşur. Ona “Et” denmesinin nedeni budur, bu da onun her ayrılığın, ölçünün ve sınırın kaynağı olduğunu gösterir.
Görünümde direkt ışık ve yansıyan ışık vardır, çünkü direkt ışık Malhut’taki perdeye doğru genişlediğinde, perde ışığı yukarıya doğru geri döndürür ve geri dönen ışık, aşağıdan yukarıya doğru direkt ışığı giydirir
3. Bu görünümde, yukarıdan aşağıya doğru direkt ışık ve aşağıdan yukarıya doğru yansıyan ışık olmak üzere, iki safha olduğunu bilin (4). İlk olarak, görüş yukarıdan Nefeş’in onuncu, en alt safhasının sonuna kadar uzandı.
Sonra, ışık aşağıdan yukarıya doğru geri döndüğünde, ayıran kaplar yapıldı ve şekillendirildi ve Nefeş’in tüm parçalarını aşağıdan yukarıya doğru giydirdi. Bu görünüm meselesi ve kapların aşağıdan yukarıya doğru nasıl yapıldığı konusu, bir önceki çalışmada (buraya 6. maddeden getirilmiştir) ayrıntılı olarak açıklanmıştır ve orayı dikkatle inceleyin.
İç Işık
4. Bu, ışığın Partzuf’ta yani Malhut’a kadar alınan kısmına, yukarıdan aşağıya doğru direkt ışık denildiği anlamına gelir. Işığın Partzuf’ta alınmayan kısmına, yani Malhut’a ait olan üst ışığın tüm ölçüsüne ve içindeki perdenin onu reddedip, yerine geri göndermesine, aşağıdan yukarıya doğru yansıyan ışık denir.
Dolayısıyla, direkt ışık ve yansıyan ışığın her ikisi de gerçekten eşit derecede üst ışık olarak kabul edilir, ancak aradaki fark, bu direkt ışığın Partzuf’ta alınması ve yansıyan ışığın sadece Malhut’un kabından ayrılan ışık olmasıdır.
Direkt ışığın, Malhut’taki perdeye çarparak çiftleşme için genişlemesinin başlangıcında, sadece Roş için kapların köklerini yarattı.
4. Bu direkt ışığın, Roş için kaplar yapma gücüne sahip olduğunu bilin (5), ancak bu görünüm, Peh’in Nefeş’inin ışığına çarpıp Roş’un kaplarını görünür hale getirmeden önce belirgin olmayacaktı (6).
İç Işık
5. Yukarıda, yansıyan ışığı giydirmeden, direkt ışıkta algının olmadığı yazılıdır. Bu nedenle, yansıyan ışığın üzerindeki direkt ışığın Sefirot’u, orada olmalarına rağmen Partzuf’ta görünmezler. Örneğin, Bina seviyesine ulaşan yansıyan ışıkta, Keter ve Hohma, Bina’nın içselliği içinde giyinmiş olmalarına rağmen, bu Partzuf’ta görünür değildir (bkz. İç Işık, Bölüm 3, madde 6).
6. Bu, direkt ışığın on Sefirot'unun, perdeden aşağıdan yukarıya doğru yükselen, yansıyan ışıkla giydirilmesiyle, bunların Roş'un kapları için yeterli olduğu, yani kaplar için yalnızca kökler olduğu, ancak tam kaplar olmadığı anlamına gelir.
Guf’un kaplarını yapmak Peh’teki perdeye yani Malhut’a ikinci bir görünüm gerektirir.
5. Ancak, alt yedi olan Guf’un (7) kaplarını, yukarıda bahsedilen görünümün doğrusal ışığında kendi başına yapma yeteneği yoktu, daha ziyade görünüm, Peh’in Nefeş ışığına çarpana kadar ve her ikisi aracılığıyla (8), ışık aşağıdan yukarıya doğru döner, kaplar yapar ve Guf adı verilen alt yediyi giydirir.
İç Işık
7. Yani ışık çevrildikten ve perdeden aşağıya doğru indikten sonra, o zaman Peh olan Malhut genişler ve ondan ve onun içindeki Malhut’tan (İç Işık, Bölüm 2, madde 3) “Peh’in Nefeşi” olarak adlandırılan, on Sefirot’a yayılır. O zaman, “Guf” veya “Guf’un on Sefirot’u” olarak adlandırılan tam kaplar haline gelirler.
8. Bu demektir ki, Ein Sof’un ışığının genişlemesi olan görünümün ışığı ve ışığa çarpıp geriye döndüren perde olan Malhut tarafından, bu ikisi kapların yapımına katılır.
Burada bahsedilen ikinci görünümün anlamını bilmelisiniz: ışıkların Yaratıcı’ya yükselişidir, yani perdenin dördüncü safhadan üçüncü safhaya, Yaratıcı olarak adlandırılan kök safhasına kadar arındırılmasıdır. Ayrılırken, beş kap olarak adlandırılan, beş seviyenin tamamını yaratır: KHB, ZA ve Guf’un Malhut’u.
Peh’in Nefeş’ine ilk genişleme, Guf’un Keter kabını yaratır. Malhut ZA’ya yükseldiğinde, yani dördüncü safha üçüncü safhaya arındırıldığında, ikinci bir çarparak çiftleşme olur ve Hochma seviyesini oluşturur. Bununla Guf’un Hochma kabı yapılır.
Malhut ikinci safhaya yükseldiğinde, Guf’un Bina kabı yukarıdaki şekilde yapılır ve Malhut birinci safhaya yükseldiğinde, Guf’un ZA kabı yukarıdaki şekilde yapılır. Malhut, kök safhasına yükseldiğinde, yani tüm bayağılığından arındığında, Guf’un Malhut kabı yapılır.
ARİ, Peh’in genişlemesinin Malhut perdesinde çarparak çiftleşmenin ikinci görünümüyle, yansıyan ışığın tamamen ayrılana kadar aşağıdan yukarıya doğru bir kez daha yükseldiğini yazmıştır. Bu da on Sefirot KHB ZA ve Guf’un Malhut’unu yaratır.
Ayin’e yakın olan Keter olan kök, görünümün on Sefirot’unda ortaya çıkmıştır. HB ve TM, Ayin’den aşağıya doğru Peh’e yakın olan Yesod’a doğru genişler
6. Gerçekten de, görünümün on Sefirot’unda, köküne daha çok bağlı olan daha yüksektir çünkü Keter Ayin'e diğerlerinden daha yakın ve daha bitişiktir, ve diğerleri de aynı şekilde.
Keter olan kök, yansıyan ışığın kökü olan Malhut olan Peh’e yakın yansıyan ışıkta ortaya çıkmıştır. HB ve TM genişler ve Peh’ten yukarıya, Ayin’in yakınına ulaşan yansıyan ışığın Malhut’una yükselir ve direkt ışığın on Sefirot’unu giydirir. Yansıyan ışığın on Sefirot’u, direkt ışığın on Sefirot’una dahil edildiğinde, tüm kapların derecesini eşit hale getirirler
7. Gerçekten de ilk olarak Malhut safhası ortaya çıkmıştır (9). Işık çarptığında ve geri döndüğünde, tüm kaplar eşitti (10). Bunun nedeni, Yesod, Malhut’tan daha önce genişlemiş olsaydı (20), Yesod olmasına rağmen [daha fazla genişlediği için] Malhut ile eşit olurdu.
Öyle olurdu çünkü Yesod, Malhut’un ışığının çokluğu nedeniyle, daha fazla genişleme gücüne sahip olurdu (30). Malhut’a göre hiç bir erdeme sahip değildir (40), ancak bu genişleme nedeniyle, geri dönen ve kaynağına yaklaşan yansıyan ışık olarak kabul edilir.
Ancak, kapların kendileri açısından eşittirler. Işık geri dönüp buğuyu giydirdiğinde (50), Peh’e yakın olduğunda, Peh’in ışığının Ozen’in ışığından daha fazla olduğunu görürsünüz, çünkü Peh’in buğusu (60) buradayken Roş olarak kabul edilir. Ancak, Ozen’in buğusu burada olduğunda, yine de Guf’un (70) geri kalanı olarak kabul edilir.
İç Işık
9. Bu, yansıyan ışığın on Sefirot’u safhasında, ilk olarak Malhut’un ortaya çıktığı anlamına gelir. Bu böyledir çünkü o, yansıyan ışığın her bir on Sefirot’unun kaynağı ve köküdür, zira yansıyan ışığın tümü onun kendi parçasıdır ve üzerindeki engelleyici perde olmasaydı onu alması gerekirdi.
Bu nedenle Malhut, yansıyan ışığın on Sefirot'unun tamamının kök ve Keter safhası olarak kabul edilir ve bunların hepsini bünyesinde barındırır. ARİ, “Önce Malhut safhası ortaya çıktı” diye yazar, yani yansıyan ışığın safhası.
10. Direkt ışık, yukarıdan aşağıya yani arınmıştan bayağıya doğru sıralanır. Arınma ne kadar büyükse, önem de o kadar büyüktür. Tersine, yansıyan ışık, aşağıdan yukarıya yani bayağıdan arınmışa doğru sıralanır. Bayağılık ne kadar büyükse, önem de o kadar büyüktür.
Dolayısıyla, birbirlerini giydirdiklerinde hepsi eşittir. Bu böyledir çünkü Malhut gibi direkt ışıkta daha düşük olan, yansıyan ışıkta daha yüksektir, zira Malhut, yansıyan ışığın Keter’idir ve bunun tersi de geçerlidir. Keter ve Malhut’un, Sefirot’un geri kalanı gibi eşit seviyede olduğu ortaya çıkar.
Direkt ışıktaki bir eksiklik, yansıyan ışıkta her zaman bir erdem ve avantajdır ve bunun tersi de geçerlidir. Dolayısıyla, on Sefirot’un tamamı eşit seviyededir (bkz. İçsel Gözlem, 3. Bölüm).
20. Yani Yesod’un yukarıda “öncesi” denilen, direkt ışığı olmasına rağmen, Malhut kendisinden önceki üst ışıktan hiçbir şey almaz, çünkü perde onu alıkoyar ve hepsini yukarı döndürür, ARİ’nin daha sonra açıkladığı gibi, onlar yine de eşittirler.
30. Yani Yesod’un aldığı Malhut’un yansıyan ışığının bolluğu, ona ölçüsünden daha fazla genişleme gücü verir, zira bu yansıyan ışığın gücüyle, Keter seviyesine ulaşmıştır.
40. Bunun anlamı, Malhut’a göre onun tüm erdeminin, Malhut’un direkt ışık olmadan yansıyan ışık olmasıdır yani Malhut’tan ayrılıp geri dönen ve köküne yaklaşan ışık olmasıdır. Bununla birlikte, direkt ışıktan payını alan Yesod, kapların kendileri açısından, yani yansıyan ışık açısından eşit olmalarına rağmen, kesinlikle büyük bir erdemdir.
Bu şu anlama gelir; bu ayrılan yansıyan ışık yükselip tüm Sefirot’u giydirdikten ve onlar için bir kap haline geldikten sonra, bu perspektiften bakıldığında, her ikisi de eşittir, çünkü Partzuf’ta yakalanan tüm direkt ışık, sadece yansıyan ışık yüzündendir. Direkt ışığın başka hiçbir Sefira’sı Partzuf’a parlayamaz. Böylece, direkt ışık ve yansıyan ışık, Partzuf’un aydınlatılmasına eşit olarak katılır.
Burada ARİ’nin daha önce yazdıklarını hatırlamalısınız (bu bölüm, madde 3), direkt ışık ve yansıyan ışığın her ikisi de tek ve aynı ışıktır, yani görünümün ışığıdır. Yansıyan ışık, sadece Malhut’tan ayrılma ışığı olması bakımından daha aşağıdır.
Ancak şimdi durum tam tersidir. Genel olarak ışığın her türlü genişlemesi yansıyan ışığa bağlıdır ve onunla bağlantılıdır. Bu da onu, direkt ışığa tamamen eşit kılar, zira artık kap haline geldiği için, genişlemenin ışığı haline gelmiştir. Bu nedenle ARİ şöyle yazar: “Ancak, kapların kendileri eşittir.”
50. Burada bir yazıcı hatası vardır. “Buğu ışığı bir kez daha giydirdiğinde” denmeliydi çünkü buğu, direkt ışığı giydiren yansıyan ışıktır.
60. Çünkü Peh, yansıyan ışığın köküdür ve bu yüzden bir Roş’tur yani Keter’dir.
70. Çünkü Bina olan Ozen’e ulaşan yansıyan ışık, Guf safhası olan yansıyan ışığın Sefira Hod’udur (bkz. İç Gözlem, Bölüm 3).