121) "Ve o bana dedi ki, 'Sen benim hizmetkarımsın, İsrail, sende övgülerle yükseleceğim." Bu kişinin Yaratanın önünde edeceği duayla ilgilidir, bu çok büyük bir iştir, Efendinin işinden daha onurludur. Bedenin içindeki işte Yaratanın işi vardır, yani harekete dayanan Mitzvot ve daha içsel çalışmada da Yaratanın işi vardır- ki bu en önemlisidir- yani konuşmaya ve kalbin iradesine bağlı olan Mitzvot.
122) Bedende, bedenin çalışmasına katılan 12 organ vardır. Bunlar iki el, iki bacak, bunların hepsinde üç eklem vardır ve dört kere üç o12 eder. Bunlar bedenin organlarıdır. Yaratanın işi- bir harekete dayanan Mitzvot- bunlardadır, yaratanın işi iki Behinot'da [muhakeme] olduğu için: 1) Bedenin dış organları. Bunlar ellerde ve bacaklardaki 12 organdır. 2) 12 bedenin içindeki diğer- iç organlar- beyin, kalp, karaciğer, ağız, dil, akciğerin beş lobu ve iki böbrek. Bunlar, beden içindeki düzeltmelerdir, bunlarla Ruah [ruh] düzeltilir, bu, Yaradan’ın yüce içsel çalışmasıdır, yani konuşmaya dayalı olan Mitzvotlardır, dua etmek, kutsamak, şükretmek gibi.
150) Duasını uygun biçimde nasıl yapacağını bilen kişiye ne mutlu. Bu duada, Yaradan’ın taçlandığı duada, o İsrail’in duası tamamlanana kadar, bu dua yükselene ve tamamlanmış olan duaya katılana kadar bekler ve ondan sonra yukarıda ve aşağıda her şey olması gerektiği gibi mükemmel olur.
163) Buna “fırtına,” denir, çünkü bu her şeyi yukarıya ve aşağıya estirir ve bunun karşısında hiç kimse duramaz. Kuzeyden gelir, bunun için, “Kuzeyden kötülük kırılıp atılacak” diye yazılmıştır. Bu, kendisi Masah-de-Malhut-de-Midat-Ha-Din’in haşin Dinim’idir. Ve o, kuzeyden Hohma’yı sol çizgiden çekmek için gelir, tıpkı Klipot’un hepsine yaptığı gibi. Çünkü kuzey dışında da bazı başka Behinot, bu fırtınalı rüzgârı yakalar. Bu kuzeyden gelir, yani kuzeyin Dinim’ini de edinmiştir.
183-184) Bu en aşağı nokta, Malhut yükseldiği ve ortaya çıktığı zaman, yani “görüş” denen Hohma’yı edindiği zaman ve yukarı Mohin ile bezendiği zaman, yukarıda ve aşağıda her türlü neşe ve keyif vardır ve tüm dünyalar mutluluk içindedir. Şabat gecesi, bu nokta kendi ışıklarının içinde genişler ve kanatlarını tüm dünyaya açar, diğer tüm hükümdarlar uzaklaşır ve dünya korunur.
O zaman Neşama ruhu, İsrail’e eklenir, herkese ve her birine, bu eklenen Neşama ile tüm hüznü ve öfkeyi unuturlar ve yukarıda ve aşağıda yalnız mutluluk vardır. Bu ruh, aşağıya geldiği ve bu dünyadaki insanlara katıldığı zaman, Cennet Bahçesi'nin parfümleri ile yıkanır, aşağı iner ve kutsal insanların üzerinde durur. Bu ruh uyandığı zaman ne mutlu onlara.
225) Bu dünyanın Efendi'sinin adı kutsansın. Senin tacın ve senin mekânın kutsansın. Senin insanlarına, İsrail’e olan lütfun daim olsun; tapınağında sağının kefareti senin insanlarına verilsin, üzerimize en iyi ışığını ver ve dualarımızı merhametle kabul et. Hayatlarımızı iyilik içinde uzatmak senin dileğin olsun, böylece, ben senin hizmetkârın, erdemliler arasında sayılayım, bana merhamet et, beni ve benden olan herkesi koru, onlar senin insanlarındır, İsrail’dir.
“Her şeyi besleyen ve her şeyin varlığını sürdüren sensin. Her şeyi sen kontrol edersin. Krallara sen hükmedersin ve krallık senindir. Ben Yaradan’ın hizmetkârıyım, onun ve onun muhteşem kanunu [Tora] önünde her zaman boynumu eğerim. Hiç kimseye güvenmem, Yaradan’ın hiçbir çocuğuna bel bağlamam, ama yalnızca gök kubbedeki Tanrıya güvenir, dayanırım, o gerçek Tanrıdır, onun kanunu doğrudur, onun elçileri gerçektir ve bolluk şefkat ve hakikat ortaya koyar. Ona güvenirim, şükran duyarak onun şanlı ve kutsal adına güvenirim. Kalbimim senin kanuna açmak senin dileğin olsun, bana oğullar ver ki onlar senin arzunu yerine getirsinler. Kalbimin arzusunu yerine getir, senin tüm insanlarının İsrail’in kalbinin arzusunu yerine getir, iyi bir hayat için, barış için. Âmin.”
228) Tora’yı okuyan kişi kalbini ve iradesini okuduğu bu şeylere hedeflemelidir. O Efendi'sini sözlerle tüm halka temsil eder, çünkü o yukarıdaki gibidir, Tora’yı verdiği zamandaki Yaradan gibidir. Bu nedenle, Tora’nın içini okumada yükselen kişi, önce kendi evinde işlerini düzene sokmalıdır, eğer düzene sokmazsa, Tora’nın içini okumayacaktır. Nasıl bileceğiz? Yaradan’ın Tora’yı kutsal halkına söylemeden önceki sözünden. Bu, “O zaman onu gördü ve ortaya çıkardı; onu belirledi ve de araştırıp buldu” diye yazılmıştır. Daha sonra “Ve insana dedi ki, ‘Bak işte, Efendi korkusu bilgeliktir.’” diye yazılmıştır. Nitekim insana söylemeden önce, Yaradan her sözü kendi içine yerleştirdi, Tora’nın tüm okuyucuları da böyle yapmak zorunda kalsın diye.
279-282) Rabi Aba ve tüm diğer dostları kalktılar ve dediler ki, “Ne mutlu bize ki Yaradan bizim önümüze bu yolu koydu.” Rabi Aba dedi ki, “Yaradan sizinle bağ kurmam için bana bu yolu verdi. Ne mutlu bana, bu yolla ödüllendirildim.”
Dışarı çıktığım gün, bir ışığın üç ışığa ayrıldığını gördüm, benim önümden gittiler ve saklandılar. Dedim ki, “Kutsallığı görmüş olmalıyım, ne mutlu bana. Ve şimdi görmüş olduğum bu üç ışık sizlersiniz. Sizler ışıksınız, bu dünyayı ve sonraki dünyayı aydınlatacak olan aydınlıksınız.”
“Şimdiye kadar, tüm şu gizli mücevherlerin sizin mülkiyetinizde olduğunu bilmezdim. Bu sözlerin Efendi'nizin emrinin iradesi ile söylenmiş olduğunu bir kere gördüğümde, tüm bu sözlerin bugün yukarı tahta, yani Bina’ya yükseldiğini anladım, yüzlerin vekili, Matat bunları alır ve Efendi'sinin tacının içine yöneltir. Bugün, HGT NHY’nin karşı tarafında, tahtın onurunda, Bina 60 kutsal Merkavot [arabalar/topluluklar] ile taçlanır, bugün burada söylenen bu sözlerle.
Bu sürede, Güneş battı. Gece yarısında, onlar Tora ile uğraşmak için kalktılar, Rabi Aba dedi ki, “Bundan böyle, Cennet Bahçesi'ndeki erdemliyi taçlandıran şeyler söyleyeceğiz, çünkü şimdi Yaradan’ın ve Cennet Bahçesi'ndeki erdemlilerin dünyadaki erdemlileri dinleme zamanıdır.”
299) “Gök kubbelerin ortasında, İsrail topraklarının üzerinde Gvilon denen bir kapı vardır.” Kademenin ortasındaki bu yeni Siyum aşağıdakiler için bir geçit hâline gelir ve böylece onlar yükselip yukarıdakilerden edinebilirler. Bu geçidin altında, bunlar yoluyla Malhut-de-Atzilut’un 70 ismini, AB’ın aydınlığını, 70 milletin 70 vekilini, edinmek için aşağıya açılan 70 başka geçit daha vardır. Bu geçitten, yukarıya üst tahta erişen bir yol gider, çünkü buradan Malhut-de-Atzilut’a yükselmek mümkün olur.
304) Cennet Bahçesi'nin üzerindeki kubbeye 22 harf yazıldı ve kazındı. Bunların her biri bu bahçenin üstüne yukarı çiğden çiğ damlatır. Bu çiğde, yani Hasadim’in aydınlığında, bu ruhlar yıkanırlar ve Dinur Nehri'nde kendilerini arınmak için yıkadıktan sonra şifa bulurlar. Çiğ yalnız bu kubbeye yazılmış ve kazınmış olan harflerden aşağıya gelir, çünkü bu harfler Tora’nın hepsidir, Tora diye adlandırılana ZA-de-Atzilut’tan uzanırlar, Tora’nın ateşinden ve suyundan yapılmıştır, ZA-de-Atzilut’un ateşinden ve suyundan.
Bu nedenle onlar, bu dünyada Tora Lişma [Tora’nın hatırı için Tora] ile uğraşanların hepsinin üzerine çiğ atarlar. Bu sözler Cennet Bahçesi'ne yazılmıştır ve Cennet Bahçesi'nin üzerindeki kubbeye kadar yükselirler, 22 harften ruhu besleyen çiği alırlar. Yazıldığı üzere, “Benim öğretim yağmur gibi yağsın, benim konuşmam çiğ gibi damıtılsın.”
Kubbenin ortasındaki geçit yeni Sium'dur ve Cennet Bahçesi'nin orta kademesinde Malhut’un Bina’nın olduğu yere yükselmesiyle yapılmıştır. Bu Sium nedeniyle, yarım kademe, Bina ve TM, aşağı kademeye– Cennet Bahçesi'nin toprağına– düşmüştür. Gadlut zamanında, Malhut kendi yerine döndüğünde, Bina ve TM kendi kademelerine, kubbeye yükseldiklerinde, aşağı kademeyi de- şu Cennet Bahçesi'nin toprağında olan ruhları da- beraberlerinde götürürler. Bundan sonra, Bina’nın içinde yapılmış olan bu yeni Sium, aşağıdaki için yukarıdakine yükselmek için bir geçit hâline gelir.
Ve başlangıçta şu, aşağıya Cennet Bahçesi'nin toprağına düşmüş olan Bina ve TM, Cennet Bahçesi'nin toprağının kademesine tutunurlar, onlar Cennet Bahçesi'nin toprağına çakılmış olan ve kubbenin ortasındaki geçide erişen uzun bir sütun olarak kabul edilirler. Bu sütun sayesinde, ruhlar Cennet Bahçesi'nin toprağından Cennet Bahçesi'nin kubbesine yükselirler. Bu, Gadlut zamanıdır, Cennet Bahçesi'nin kubbesine tekrar yükselmek için Bina ve TM’in sütun olarak kabul edildiği zamandır, Cennet Bahçesi'nin toprağında olan ruhları da beraberlerine alarak, onları Cennet Bahçesi'nin kubbesine yükseltirler.
Kubbenin içinde, bahçenin üzerindeki kubbenin ortasındaki geçitten ışığın üç rengi, birbirine dâhil olarak girer. Bunlar HBD’dir ve orada yükselen sütunun renklerini aydınlatırlar. O zaman bu sütun birçok renkte ışıltılarla parıldar ve ışıldar, bu sütunla kubbeye yükselen erdemliler bu sütun yoluyla kubbeden bu ışıkları edinirler. Her saatte, erdemli yukarının parlaklığıyla aydınlanır ve bu her zaman için geçerli olur. Ancak, her Şabat gününde ve her ayın başında, kutsallık bu kubbede diğer zamanlara göre daha çok ortaya çıkar ve tüm erdemliler gelir ve başlarını eğerek onu selamlarlar.
Bu kıyafetlerle ödüllendirilenlere ne mutlu! Bu kıyafetler, kişinin bu dünyada Tora’nın Mitzvot’u ile yaptığı iyi işlerdendir, eyleme dayanan Mitzvot ile. Ruh onların içinde, aşağı Cennet Bahçesi'nde durur ve bu onurlu kıyafetleri giyinir.
309) Ruh yukarı geçit yoluyla yükseldiği zaman, diğer yüce ve onurlu kıyafetler ona temin edilir, bu kıyafetler, niyete ve kalpte hedeflenmiş olan Tora’ya ve duaya bağlı olan Mitzvot’tan yapılmıştır. Çünkü bu niyet yükseleceği zaman, bununla taçlandırılmış olanlara taçlanacaklardır, bunun bir parçası bu kişide kalır ve ruhların giyinmesi ve yükselmesi için olan ışığın giysileri bundan yapılır. Aşağı Cennet Bahçesi'ndeki ruhların bu giysileri her ne kadar eyleme bağlı olsa da kubbeye yükselmiş olanlar, yalnızca ruhun niyetine bağlıdırlar ve meleklerin, kutsal ruhların arasında dururlar. Rabi Şimon’un Eliyahu’dan öğrendiği şudur, aşağıda toprağın Cennet Bahçesi'nin giysileri eyleme dayanır, yukarının giysileri kalpteki niyete ve hedefe dayanır.
409) Kişinin bedeni ve ruhu duada ıslah olur ve mükemmelleşir. Dua ıslahatların ıslahıdır, bunlar bir olarak ıslah olurlar. Dört ıslahat vardır: 1) Kendini tamamlamak için ıslah etmek, 2) Bu dünyayı ıslah etmek, 3) Cennetin tüm orduları içinde yukarı dünyayı ıslah etmek, 4) Kutsal Merkavot içinde ve yukarı ve aşağı tüm dünyalarda kutsal ismi ıslah etmek.
417-419) Korku ile ödüllendirildikten sonra sevgi vardır. Kişinin kafasının üzerinde solda korku var olduktan sonra sevgi uyanır, bu sağdır, içindeki Hesed’e göre ZA’dır. Sevgi nedeniyle yukarıdaki yüce bir yere tapınan ve sonraki dünyanın Keduşa’sına, Bina’sına tutunan taçlanmak ve sağ tarafa, Hesed-de-ZA’ya tutunmak için yükselir, üzerinde Bina vardır.
Korku tarafından gelen iş, saygı görür, ancak yukarıya ZA’ya tutunmak için yükselmez. Sevgi nedeniyle tapındığı zaman, kişi yükselir, yukarıda taçlanır ve sonraki dünyaya tutunur. Bu sonraki dünyaya çağrılan insandır. Ne mutlu ona, o korkunun yerine hâkim olduğu için hiç kimse ona korku kademesinden hükmedemez, ama ancak sevgi seviyesinden, sağdan, ZA ve Malhut’un birliğinden hükmeder.
Sonraki dünyaya lâyık olan birisi, Yaradan’ın adını birleştirmeye ve organları, ZON ve yukarı kademeleri, aşağı ve yukarı AVİ’yi bunların hepsini dahil ederek birleştirmeye gerek duyar ve bunların hepsini düğümlerle bağlayarak Ayn Sof’a getirmeye gerek duyar. Yazıldığı üzere, “Hey İsrail duy, Efendimiz Tanrı'dır ve Efendi birdir.”
425-428) “Bir” sözünün amacı Malhut’tan yukarıya her şeyi birleştirmektir, niyeti yükseltmek, her şeyi tek bir düğümle bağlamak ve amacı korku ve sevgi ile Ayn Sof’a yükseltmektir. Ayn Sof’a yükselen niyet ve amaç bu kademeleri ve organları terk etmeyecek, bunların hepsinin içinde, hiçbirini eksik etmeden, onlara bağlanmak için niyetini yükseltecek, böylece onların hepsi, AynSof’ta tek bir düğüm olacak.
Bu ıslahat içinde birleşmektir.
Tüm sırların birliğini “bir” sözüne dâhil etmek isteyen kişi daha iyidir. Bundan dolayı “bir”i [Şema okumasında] uzatırız, bu niyeti yukarıdan aşağıya uzatmak ve aşağıdan yukarıya yükseltmek ve böylece her şeyin bir olması içindir.
“Bir,” sözü aşağı, yukarı ve dünyanın dört yönüdür. Yukarı ve aşağı, AVİ ve ZON’dur, birleşmek zorundadırlar ve dünyanın dört yönü yukarı Merkava, Haze’nin yukarısında HGTM-de-ZA’dır, her şeyi tek bir bağla, tek bir birleşmede Ayn Sof’a kadar dâhil etmek içindir.
437-438) “Ve şu efendiden korkanlar aralarında konuştular ve Efendi onları dinledi ve duydu ve onun huzurunda, bu efendiden korkanlar ve efendinin adına saygı duyanlar için bir hatıra defteri yazıldı.” Şöyle yazılmıştır, “Böylece... konuştu,” yani yukarıyla konuştu. Bu, tüm kutsal Merkavot ve tüm kutsal orduların Yardan’ın önünde birbirleri ile konuşmasıdır.
Çünkü söyledikleri bu kutsal sözler yükseldi, bazıları koşuşturdu ve bunları yukarıya, kutsal Kral'ın huzuruna taşıdılar, şu yukarının ışıkları içinde birkaç taçla taçlandırıldılar ve hepsi kutsal Kral'ın huzurunda konuştular. Bu sevinci kim gördü, kubbeye yükselen şu övgüleri kim gördü? Bu sözler yükseldiği zaman, kutsal Kral bunlara bakar ve bunlarla taçlanır, onlar yükselir ve Kral'ın kucağına otururlar ve Kral onlarla oynar. Buradan, onun kucağından, onun başına yükselirler ve onun başına taç olurlar. Bu nedenle Tora “Ve ben her gün memnun olacağım,” der. “Oldum,” demez, ama gelecek zamanda “olacağım,” der. Bu, her zaman, yukarı sözler O'nun huzuruna yükseldiğinde olacaktır.
438) Ancak bu metin sevgiden dolayı pişmanlıkla ödüllendirilen şu erdemlilerden söz eder, günahların erdemler hâline geldiği zamandan söz eder. Ve günahlar ne kadar büyükseler, o kadar büyük erdemler hâline gelirler. Buradan çıkan sonuç, bu erdemliler başta kafa yorup, “Tanrıya hizmet etmek boş yere,” demişlerse bundan büyük bir günah yoktur ve sonra bu sapkın sözler, sevgiden dolayı ettikleri pişmanlıkla, büyük erdemler hâline gelir. O zaman şu Efendi'den korkanların birbirlerine söyledikleri bu sapkın sözler, şimdi erdem hâline gelmiş kabul edilirler ve bu büyük tersine dönüş, bu büyük memnuniyet, Yaradan’ın huzurunda olur.
463) Efendisinin Mitzvot’unu sürdüren kişiye ne mutlu, bu kişi bunların sırlarını bilir. Tora’da yüksek sırlara, ışıklara ve yüce parıltılara dayanmayan tek bir Mitzva yoktur. Ancak insanlar efendilerinin ihtişamını bilmezler ve dikkate almazlar. Tora ile uğraşan erdemliye ne mutlu. Onlar bu dünyada ve sonraki dünyada mutludurlar.
481-482) Tütsü bağı bağlar. Birleştirir, ışığı aydınlatır, kiri pisliği uzaklaştırır ve Dalet harfi Hey harfi hâline gelir, ZA ile Zivug öncesinde Malhut Dalet olduğu için, Hasadim’den yoksun olduğu için aydınlatmaz, yoksuldur. Ancak ZA onunlar evlendiği zaman, Hohma onu Hasadim ile giydirir ve o tam bir mükemmellikle aydınlatır ve Hey harfi hâline gelir.
Tütsü ZA ile Malhut’un birleşmesini birleştirir ve böylece Dalet’in Hey hâline gelmesine neden olur. Bu yolla, Hey Vav ile ZA ile bağlanır. Malhut için bolluk bereket almak için Vav yükselir ve ilk Hey’de, Bina’da taçlanır. Ve ilk Hey, Bina, Yod harfinde, Hohma’da, ZA’ya vermek için parlar ve hepsi Ayn Sof’a bir dilek yükseltirler ve hepsi – Hohma, Bina, ZA ve Malhut – Yod-Hey-Vav-Hey hâline, tek bir düğüm hâline gelirler. Bunların hepsi tütsü tarafından yapılır.
Bundan sonra her şey bu bağla bağlı olduğu için, her şey Ayn Sof’ta taçlandı ve kutsal isim parladı ve her yönde taçlandı ve dünyalar sevinç içindeydi, kandiller yandı ve tüm dünyalarda kutsamalar ve yiyecek vardı. Ve bunların hepsi tütsüde geldi.
484) Bu dünyada ve sonraki dünyada İsrail’e ne mutlu, çünkü onlar yukarıda ve aşağıda ıslahatları nasıl yapacaklarını bilirler, ıslahatların yukarıdan aşağıya yapılması gerektiği gibi, her şey tek bir bağla bağlanana kadar, bu yüce bağda, bu tütsüde bağlanana kadar yapılması gerektiğini bilirler. Onlarla, Yaradan diye okunan, bu yazılı harflerde, HaVaYaH’da ıslahatlar yapılması gerektiği zaman ne yapılması gerektiğini bilirler.
492) Kabın kırılmasıyla ve sonra yılanın baştan çıkarması ile bilgi ağacı günahı yoluyla, 320 kutsallık kıvılcımı yayılır ve Klipot’a düşer. Bizim Tora ve Mitzvot ile tüm işimiz bu kıvılcımları seçip ayırmak ve kutsallığa geri döndürmektir ve bu ıslahatların sonu olacaktır. Yazıldığı üzere, “Ölümü sonsuza kadar yutup yok edecek.” Ancak biz 288 kutsallık kıvılcımını seçip ayırmak zorundayız, son 32 kutsallık kıvılcımını seçip ayırmamıza gerek yok, bu 288 kıvılcımın seçilip ayrılması ile bu son 28 kıvılcım kendi kendilerine seçilip ayrılacaktır.
495-496) O zaman, tüm kamplar Galili topraklarının üzerine yükseldiği zaman, onların hepsi gidecekler, her biri atalarının miras hissesine gidecek. Yazıldığı üzere “Ve her biriniz kendi mülkünüze döneceksiniz” ve onlar birbirini tanıyıp kabul edecek. Yaradan herkese nakışlarla süslenmiş elbiseler giydirmeye yazgılıdır ve onların hepsi gelecek ve Yeruşalayim’de efendilerini övecekler. Böylece kalabalıklar orada bağ kuracaklar ve Yeruşalayim her tarafa dağılacak, sürgünden döndükten sonra, orada bağ kurdukları zaman yayılmış olandan daha fazla yayılacak.
Bağ kurdukları ve efendilerini övdükleri zaman, Yaradan onlardan memnun kalacak. Yazıldığı üzere, “Onlar gelecekler ve Ziyon’un tepesinde mutluluktan haykıracaklar.” Daha sonra, her biri kendi hissesine ve atalarının hissesine, “Efendinin bağışını akıtacaklar,” diye yazılmıştır. Ve İsrail’in hissesi yüce Roma’ya kadardır ve orada onlar Tora öğrenecekler. Yazıldığı üzere, “Sen, toz toprak içince yatan sen, uyan ve mutlulukla haykır” ve İsrail’in hissesi büyük Roma’ya kadar erişecek ve orada onlar Tora öğrenecekler. Bu şu demektir; yani onu ele geçirecekler ve kutsallığa geri getirecekler.