Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 4
 

MEKTUP - 4

10 Şubat, 1955

Dostum… İyi dileklerimle,

Beni şaşırttın çünkü uzun süredir sağlığın ve direncin ile ilgili senden haber alamıyorum.

Bana göre bunun sebebi ruhumuz ve yolumuzla hemfikir olmayan bir çevreye girince, düşüncelere yapışan yabancı kanallar nedeniyle benimsediğin fikirler neticesinde güven ve direnç eksikliğine düşmen olmalı. Bu yabancı düşüncelerin yapışması, “büyük derinliğin Nukva’sı (dişi)” sana olduğunda, yani onları zaten iptal ettiğin ve ayağının altına aldığın için o düşüncelerin senin üzerinde etkisi ve kontrolü olmaz çünkü sen onları zaten çiğnedin ve üzerinden yürüdün, yani bedende halen yabancı düşünceler vardır fakat artık onların kontrolü yoktur.

Bu Şabat’ın anlamıdır— “karanlık ışık gibi parlar,” olduğunda, dünyada Klipot (kabuklar) var olsa ve ıslah tamamlanmamış olsa bile, yabancı düşüncelerin yeri büyük derinliğin Nukva’sıdır. Bu demektir ki, bunların insan üzerinde asla bir etkisi yoktur. Ancak, bir olanın otoritesinden çokluğun otoritesine geçerken, yani düşünceler ve çalışma çokluğun otoritesi içine çekildiğinde ve halkın düşüncesi olan çoğunluğun otoritesini bir olan senin otoritene eklediğimizde, buna zaten “Şabat’ın saygısızlığı” denir. Bu demektir ki, gücü zaten tükenmiş olan bu Klipotların—hali hazırda büyük derinliğin Nukva’sında olanların— uyanışı için, senin düşüncelerine tutunması için bir yer açılmış olur.

Bu sırada bu yabancı düşüncelerin dışarıdaki insanların nükteciliği ve bilgeliği olduğunu düşünme, bu senin kötülüğünün yan ürünü ve şimdi gerçeğe tutunmuş olduğun, yani gerçek çalışmaya sahip olduğun için şimdi kendine doğru çektiğin bu hüküm, gerçek ve yabancı düşüncelerden yüzde yüz arınmış olacak. Ve ayrıca şimdiye kadar yaptığın her şey, sadece gerçeğin yolunda yürümeyi isteyen herkesin yapacağı gibi yetersiz çalışman nedeniyle oldu.

Bundan böyle dünya akımlarına kapılan halkın alışık olduğu yolda yürümek zorundasın. Bu konularda yazmayı bırak konuşmak bile istemediğimden, yolumu değiştirecek ve kesinlikle faydasız olacağını bilmeme rağmen sadece “Ruhumu kurtardığım” için yazacağım.

Yeni Yıl akşamı—Şevat ayında, dünya merhamet ya da acının hükmüne girdiğinde toplantı yaptık. Şevat, kış aylarının 5. ayıdır. Sefira Hod olan beşinci anlayışa vardığımızda, Tora ve Mitzvot hakkında duyduğumuz lanet ve küfürler üzerinden, acının merhamete dönüşmesi için ıslah yapmak ve uygun şekilde hüküm giymek zorundayız. Bu sırada acı Hesed’ten Hod’a tüm beş Behinota uzanan merhamet olur, şöyle yazdığı gibi, “Şöyle Dedim, ’Bırakalım merhamet dünyası inşa edilsin.’” Çünkü Hassadim ışığına “mantık ötesi” denir ve sadece orada kutsama vardır.

Bu sebeple, Şevat’ın on beşinde meyveleri kutsarız, Baal HaSulam’ın Keduşa (kutsallık) ve Klipa arasındaki tek fark meyvededir: çalışma meyve verir, fakat “başka tanrı verimsizdir ve meyve vermez,” dediği gibi. Ayrıca meyvelerle ödüllendirilmek sadece Hesed niteliği vasıtasıyla olur ve sonra kişi meyve-veren ağaçla ödüllendirilir. “İnsan toprağın ağacı olduğu için,” yani yalnızca Baal HaSulam’dan edindiğimiz yol vasıtasıyla, “bereketli ve çoğalan,” denilen meyvelerle ödüllendiriliriz. Meyveler vasıtasıyla daima gençlik aşamasında oluruz yani genç bir çocuk gibi, tıpkı “genç adamın çocukluğundaki hazzı” gibi.

Bu “Umudu Tanrı’da olanlar yeni güç elde edecek,” sözünün anlamıdır çünkü sadece buna “yukarıdan yardım” denir. Bu demektir ki, kişi her yön için tartışma olduğu bir aşamaya geldiğinde, gerçeklerden ayrılamaz. Bu sırada kişinin sadece yukardan yardıma ihtiyacı vardır. Buna “Umudu Tanrı’da olanlar,” denir, çünkü cennetin merhametine ihtiyacı vardır.

Dileyelim Yaradan bizi maddesellikte ve maneviyatta kurtuluş ile onurlandırsın.

Dostun.

Baruh Şalom HaLevi Aşlag