41) “Ruhumu senin eline emanet ederim; beni sen kurtardın, oh Efendim, gerçeğin Tanrısı.” Kutsal Kral’ın yolunda yürüyene ve O’nun huzurunda günah işlemeyene ne mutlu. Gece olunca, dünyayı ölüm ağacı yönetir ve yaşam ağacı yukarıya doğru gider, terk eder. Ve dünyayı yalnız ölüm ağacı yönettiği için bu dünyadaki tüm insanlar ölümün tadını tadarlar, zira uyku ölümün altıda biridir. Buna sebep olan bu ağaçtır. Tek başına ZA’siz Malhut’un yönetmesi buna neden olur, zira Malhut’a “gece” denir.
42) Bir insan önce gelmeli ve ruhunu depozito olarak yatırmalıdır; bir başkasına verdiği bir depozito gibi bir ipotek gibi, kişi burada ipoteğin fiyatından daha fazlasını taahhüt eder, burada münakaşa etmeye gerek yoktur, çünkü kişi bunu ipotek olarak vermektedir. Eğer kişi ipotek vermeyi reddederse, kesinlikle bu kişiyi denetleriz, zira o kutsal tohumdan değildir ve inanç sahibi de değildir.
43) Bu ağaç, Malhut da böyledir, insanlar onu izlerler ve ruhlarını ona ipotek ederler. Bu dünyadaki tüm insanların ruhlarını alır ve onların hepsi ölümün tadını tadarlar, çünkü bu ölüm ağacıdır, zira Malhut ZA’dan hayat ağacından ayrılmıştır. Tüm bu ruhlar ona teslim edilmiş olsalar da, kişinin ipoteğini geri çevirmek halen uygun değildir, zira bunların hepsi depozito olarak verilmiştir, o herkesin depozitosunu sahibine iade eder.
44) Hayat ağacının bu dünyada uyandığı sabah haricinde, ölüm ağacı insanın depozitosunu geri vermeye uygun değildir. Ve ondan sonra, hayat ağacı bu dünyada uyanmış olduğu için, bu dünyadaki tüm insanlar hayat bulurlar ve ölüm terk eder, gider ve onun içine konmuş olan tüm depozitolar iade edilir. Ve onlar, hayat ağacı olan ve gündüzü yöneten ZA nedeniyle, hayat bulurlar.
45) Ancak, ölüm ağacı yönetirken, pek çok insan gece uykusundan uyandırılır ve onlara hayatları geri verilir. Gerçekte ise bunu hayat ağacı yapar, zira yazıldığı üzere; “Bak bakalım, Tanrıyı arayanlar var mı?” Ve kişinin şöyle demek için bir nedeni yoktur; “Geceleyin ruhumu yöneten ben olsaydım, kalkıp Tora ile uğraşırdım.” Bu İsrail için geçerlidir; ancak gece uykudan uyanan dünyadaki diğer milletlere ne olur?
46) Yukarıda nasılsa aşağıda öyledir. Yukarıda, Malhut’ta, sağ ve sol vardır. Aşağıda da İsrail ve diğer milletler vardır. İsrail sağa, kralın kutsallığına tutunur ve puta tapan milletler sola, saf ve arı olamayana, solun tüm kademelerinin en altına tutunur. Ve aşağıda tüm kademeler, başa gelip dayanana kadar, bir diğerine tutunur, sol taraf Malhut’un üzerindedir. Böylece baş yukarıya çıktıkça, kuyruk da, yani en son ve en aşağıdaki saf ve arı olamayan ruhun kademesi de yukarı çıkar, çünkü ona tutunmuştur, zira her biri bir diğerine tutunmuştur, en dipten en tepeye kadar tıpkı bir zincir gibi. Bu nedenle, puta tapan milletler arı ve temiz olmayan taraftan aynı yolda götürülürler.
47) Balaam, Malhut’un sol tarafından gelen tüm aşağı kademeleri kullandı ve en alt kademe olarak, kuyruk olarak kabul gördü ve yukarıda ne olduğunu biliyordu, çünkü aşağıdakine yalnız baş yol gösterir. Bu nedenle şunu dedi, “Tanrının lanetlemediğini ben nasıl lanetlerim?” sonra aşağıya baktı ve biliyordu ki yukarıdaki baş, Malhut’un içindeki sol, o günlerde Din değildi.
48) Ve hatta bu isimden, Tanrıdan, yukarı Hesed’den, söz etmiş olsak bile kutsal Malhut bu ismi yukarıdaki gibi alır ve o bu dünyadaki iyilik ve merhamettir. Bu nedenle Ona “Tanrı” denir. Ancak her gün öfke içindedir, çünkü içinde Din vardır ve o günlerde onun içinde Din yoktu. Bu nedenle Balaam şunu dedi; “Tanrının lanetlemediğini ben nasıl lanetlerim?”
49) Şunu dedik; El Şaday’da bu dünyanın tatmini vardır ve O, bu dünyaya Day (yeterli) der. Malhut’a yeteri kadar veren, Yesod’dur ve ona “dünya” denir. Bu Tanrı, Malhut onunla eşleşir ve bu nedenle Ona El (Tanrı) Şaday, yani Şaday’ın Tanrısı denir, çünkü Tanrı, yani Malhut, Şaday’la yani Yesod’la eşleşir. Bu nedenle “Tanrı” denen Malhut hakkında şöyle demiştir: “Tanrının lanetlemediğini ben nasıl lanetlerim?” Ve o, baş yani Malhut uyandığı için aşağıdakinin, kuyruğun, arı ve temiz olmayanın da uyanacağını biliyordu. Ve Balaam kuyruğa baktı ve başta ne olduğunu anladı.
50) “Onun sesi yılan gibi yürür,” şimdi İsrail sürgünde olduğu için Malhut kesinlikle yılan gibi yürür, zira başını toza eğdiği zaman bu yılanın tavrıdır, kuyruğunu kaldırır ve kuyruk hükmeder, önündekilere vurur. Şimdi de İsrail sürgündeyken, Malhut yılan gibi davranır, baş toza eğilmiştir ve kuyruk, en alt seviye yönetmektedir.
Kuyruğu yükselten, hükmettiren ve vurduran kimdir? Baştır, aşağı eğilir iken. Ve kuyruğa kim yol gösterir ve kim yolculuğu sırasında onu hareket ettirir? Baş, toza eğilmiş olduğu halde o kuyruğa yol gösterir ve hareket ettirir. Bu nedenle şöyle yazılmıştır; “Onun sesi yılan gibi yürür.”
52) “İsrail O’nun Segula’sıdır,” sözü ile ne demek ister? Şu üç ataya Segula denir, yukarıda – HGT – ya da aşağıda – İbrahim, İshak, Yakup -. Aynı şekilde Kohen’ler, Levi’ler ve İsrail de HGT’ye karşılık gelirler ve hepsi tek ve birdir. Onlar yukarıda, Yaradan’ın Segula’sıdırlar ve aşağıda da Yaradan’ın Segula’sıdırlar.
Yazıldığı üzere, “Böylece sen, tüm diğer insanların arasından, benim kendi hazinem (İbranice: Segula) olacaksın. Çünkü onlar, diğerlerinin arasındaki Kohen’ler, Levi’ler ve İsraillilerdir ve onlara Segula denir. İsrail ve diğer milletler arasındaki fark şudur ki diğer milletler sağ olmaksızın sol çizgiye tutunurlar, İsrail üç çizgiye, HGT tutunur. Bu nedenle onlar tüm diğer milletlerin arasında onlara, üç çizgiyi birleştirdikleri için Segula denir.