1. O'ndan Başkası Yok
2. Kutsallık Sürgünde
3. Manevi Edinim Meselesi
4. Manevi Çalışmada Kişinin Kendisini Yaradan’a Karşı İlga Ederken Hissettiği Ağırlığın Nedeni Nedir?
5. Lişma Yukarı'dan Gelen Bir Uyanıştır ve Neden Aşağıdan Bir Uyanışa İhtiyaç Vardır?
6. Çalışmada, Tora'dan Işık'tan Destek Nedir?
7. Alışkanlık İkinci Doğa Olur Ne Demektir?
8. Keduşa'nın (Tanrısallığın) Gölgesi ile Sitra Ahra'nın Gölgesi Arasındaki Fark Nedir?
9. Manevi Çalışmada Kişinin Aklını Geliştiren Üç Şey Nedir?
10. Sevgilim Çalışmada Neyi Acele İle Yapar?
11. Titreten Bir Sevgi
12. Kişinin Manevi Çalışmasının Özü
13. Nar
14. Yaradan’ın Büyüklüğü Nedir?
15. Çalışmada “Diğer Tanrılar” Nedir?
16. Çalışmada Efendi’nin Günü ve Efendi’nin Gecesi Nedir?
17. Sitra Ahra’ya “Taçsız Malhut” Denmesi Ne Demektir?
18. Çalışmada, “Ruhum Gizlice Ağlayacak,” nedir? - 1
19. “Manevi Çalışmada Yaradan Bedenlerden Nefret eder” Ne Demektir?
20. Lişma (O’nun Adı İçin)
21. Kişi Kendini Yükseliş Durumunda Hissettiği Zaman
22. Manevi Çalışmada Lişma (O’nun Adı İçin)
23. Siz Yaradan'ı Sevenler, Günahtan Nefret Edin
24. Kötünün Elinden
25. Kalpten Gelen Şeyler
26. Kişinin Geleceği Geçmişe Duyduğu Minnete Dayanmakta ve Bağlı Bulunmakta
27. “Yaratan Yüksek ve Alçak Görecek” Nedir? - 1
28. Ölmeyeceğim Ama Yaşayacağım
29. Kişiye Düşünceler Gelince
30. En Önemlisi Yalnız İhsan Etmeyi İstemek
31. Yaratılanların Ruhunu Mutlu Etmek
32. Yukarıdan Bir Kısmet Uyanması
33. Haman İle Kefaret Günlerinin Kuraları
34. Toprağın Kazancı
35. Maneviyatın (Kutsallığın) Yaşam Gücü
36. İnsandaki Üç Beden
37. Purim Üzerine Bir Makale
38. Yaradan Korkusu O’nun Hazinesidir
39. Ve Onlar İncir Yapraklarını Diktiler
40. Rav’a İnanmanın Ölçüsü Nedir?
41. İnancın Büyüklüğü ve Küçüklüğü Nedir
42. Bu Çalışmada ELUL Kısaltması Nedir?
43. Gerçek ve İnanç
44. Akıl ve Kalp
45. Tora’da ve Çalışmada İki Farkındalık
46. Maneviyatın Kötü Eğilim Üzerindeki Hâkimiyeti
47. O’nun Yüceliğini Bulduğun Yerde
48. Temel Unsur
49. En Önemlisi Akıl ve Kalp
50. İki Durum
51. Eğer Bu Cani İle Karşılaşırsan
52. Bir Günah
53. Kısıtlama Meselesi
54. Manevi Çalışmanın Amacı - 1
55. Tora'daki Haman Nereden?
56. Tora'ya Göstermek Denir
57. O'nun Rızası İçin
58. Mutluluk Yapılan İyi Şeylerin Yansımasıdır
59. Asa ve Yılan
60. Günah Yoluyla Gelen Islah-Sevap
61. Onun Etrafında Şiddetli Fırtına Olur
62. İnişler Ve Teşvikler, Çıkışlar Ve Şikâyetler
63. Borçluydum ve Geri Ödedim
64. Lolişma'dan Lişma'ya
65. İfşa Olan Ve Gizli Olan Hakkında
66. Tora'nın (Maneviyatın) Verilmesi - 1
67. Günahtan Uzak Dur
68. İnsanın Sefirot’la Bağlantısı
69. Önce Dünyanın Islahı Olacak
70. Güçlü Bir El ve Taşkın Bir Gazapla
71. Ruhum Gizlice Gözyaşı Döker - 2
72. Güven Işığı Örten Şaldır
73. Tzimtzum’dan (Kısıtlamadan) Sonra
74. Dünya, Yıl, Ruh
75. Bir Gelecek Dünya Anlayışı Vardır Ve Bir De Bu Dünya Anlayışı Vardır
76. Tüm Adaklarınızla Tuz Da Sunacaksınız
77. Kişi Kendi Ruhundan Öğrenir
78. Tora, Yaradan ve İsrail Birdir
79. Atzilut ve BYA
80. Arka Arkaya Hakkında
81. MAN’ı Yükseltmek Hakkında
82. Kişinin Daima Etmesi Gereken Dua
83. Sağ Vav ve Sol Vav İle İlgili
84. "Adamı hayat ağacından da almasın diye dışarı attı." Ne Demektir?
85. Çalışmada Makbul Ağaçların Meyvesi Nedir?
86. Ve Onlar Ambar Şehirler İnşa Ettiler
87. Şabat Şekalim
88. Tüm Çalışma Sadece İki Yolun Olduğu Yerdedir - 1
89. Kutsal Zohar´ın Sözlerini Anlamak İçin
90. Zohar’da Bereşit’te
91. Değiştirilebilen Hakkında
92. Kader Anlayışının Açıklanması
93. Yüzgeçler Ve Pullarla İlgili
94. Ve Ruhlarınızı Koruyacaksınız
95. Sünnet Derisinin Kesilip Çıkarılmasıyla İlgili
96. Çalışmada Ambar Ve Şarap İsrafı Nedir
97. Ambar Ve Şaraphane İsrafı
98. Asla Kaybolmayan Manevilik
99. O Günahkâr Veya Hak’tan Yana Olan Demedi
100. Yazılı Tora Ve Sözlü Tora - 1
101. “Güllerin Üzerindeki Lider” İlahisinin Yorumu
102. Ve Seni Güzel Ağaçların Meyvesine Götüreceksin
103. Kimin Kalbi Onu İstekli Yapar
104. Bozguncu Oturuyor
105. Piç Bir Bilge Öğrenci Halkın Başrahibinden Daha Önde Gelir
106. Şabat'ta On İki Halah Neyi İma Eder?
107. İki Melek Hakkında
108. Eğer Beni Bir Gün Terk Edersen, Ben Seni İki Gün Terk Ederim
109. İki Çeşit Et
110. Yaradan’ın Kutsadığı Bir Alan
111. Nefes, Ses ve Konuşma
112. Üç Melek
113. On sekizinci Dua
114. Dua
115. Cansız, Bitkisel, Canlı, Konuşan
116. Neden Sevaplar'ın Niyet Gerektirmediğini Söylemiştir
117. Çaba Sarf Ettin Ve Bulamadın, Buna İnanmayın
118. Baal’a Diz Çökme Konusunu Anlamak
119. Gizlilikte Öğrenen Öğrenci
120. Roş HaŞana’da Kabuklu Yemiş Yememenin Nedeni
121. O, Ticaret Gemileri Gibidir
122. Şulhan Aruh’ta Yazılanların Anlaşılması
123. Onun Boşanması ve Elini Vermesi Bir Gibi
124. Yaratılışın Şabat’ı Ve Altı Bin Yıl
125. Kim Şabat’ı Hoşnut Eder
126. Bir Bilge Şehre Gelir
127. Çekirdek, Öz ve Artan Bereket Arasındaki Fark
128. Çiy, Galgalta’dan Zer Anpin’e Damlar
129. Kutsallık Tozun İçinde
130. Bilgelerimizin Taberiye’si, İyi Senin Görüşündür
131. Kim Arınmaya Gelirse
132. Yüzün Ter İçinde Ekmek Yiyeceksin - 1
133. Şabat’ın Işıkları
134. Sarhoş Edici Şarap
135. Temiz ve Erdemli Olan Seni Katletmez
136. İlk Ve Son Harfler Arasındaki Fark
137. Zelophehad Was Gathering Wood
138. Kişi Bazen Kafasını Korkuyla Meşgul Ederken
139. Çalışmanın Altı Günü ve Şabat Arasındaki Fark
140. Senin Yasanı Nasıl Da Seviyorum
141. Pesah Bayramı
142. Savaşın Özü
143. İyilik İsrail İçin Olsun
144. Orada Belirli Bir Ulus Var
145. Arzu Bilgeye İlim Verir Ne Demek
146. Zohar’daki Bir Açıklama
147. Alma Ve İhsan Etme Çalışması
148. Acı Ve Tatlı, Doğru ve Yanlış’ın Dikkatle İncelenmesi
149. Neden Hohma’yı Genişletmemiz Gerekiyor
150. Kibir Yaptığı İçin Efendi’ni Buda
151. Ve İsrail Mısırlıları Gördü
152. Rüşvet Bilgenin Gözlerini Kör Eder
153. Düşünce Arzunun Sonucudur
154. Dünyada Boş Bir Alan Olamaz
155. Bedenin Temizliği
156. Hayat Ağacından Almasın Diye
157. Ben Uykudayım Ama Kalbim Uyanık
158. Pesah’da Birbirlerinin Evinde Yemek Yememenin Nedeni
159. Ve O Günlerde Gerçekleşti
160. Matzot’u Gizlemenin Nedeni
161. Tora'nın Verilişi Meselesi - 2
162. Tora'nın Bir Bölümünün Tamamlandıktan Sonra Söylediğimiz Hazak Hakkında
163. Zohar’ın Yazarları Ne Der
164. Maddesellik Ve Maneviyat Arasında Bir Fark Vardır
165. Elişa’nın Elijah’dan İsteğine Bir Açıklama
166. Edinimdeki Farkına Varış
167. Ona Şabat Teşuvah Denmesinin Nedeni
168. İsrail’in Gelenekleri
169. Erdemi Tam Olana İlişkin
170. Cebinde Büyük Bir Taş Olmamalı
171. Zohar, Amor - 1
172. Engeller ve Gecikmeler Konusu
173. Neden Lehaym Diyoruz
174. Gizlilik
175. Ve Eğer Bu Yol Senin İçin Çok Uzunsa
176. Havdala Sonrası Konyak İçerken
177. Kefaretler
178. Adamın İçindeki Üç Ortak
179. Üç Çizgi
180. Zohar’da, Amor - 2
181. Onur
182. Musa ve Süleyman
183. Mesih’i Fark Etmek
184. İnanç Ve Akıl Arasındaki Fark
185. Eğitimsiz, Şabat’ın Korkusu Onun Üzerindedir
186. Şabat’ını Hafta İçi Bir Gün Yap Ve İnsanlara İhtiyacın Olmasın
187. Çaba Göstermeyi Seçmek
188. Tüm Çalışma Sadece İki Yolun Olduğu Yerdedir - 2
189. Eylem Düşünceyi Etkiler
190. Her Hareket Bir İz Bırakır
191. Düşüş Zamanı
192. Nasipler
193. Tek Bir Duvar Her İkisine Hizmet Eder
194. Tamamlanmış Yedi
195. Ödüllendi – Hızlandıracağım
196. Dışsal Olanların Tutup Yakalaması
197. Kitap, Yazar ve Hikâye
198. Özgürlük
199. İsrail’in Her Adamı İçin
200. Masah’ın Arındırılması
201. Maneviyat ve Maddesellik
202. Ekmeğini Alnının Teri İle Yiyeceksin - 2
203. Adam’ın Gururu Onu Alçaltacak
204. Çalışmanın Amacı - 2
205. Bilgelik Sokaklarda Bağırdı
206. İnanç Ve Haz
207. İhsan Etmek İçin Almak
208. Çaba
209. Duada Üç Koşul
210. İçindeki Güzel Bir Kusur
211. Kralın Önünde Duruyormuş Gibi
212. Sağın Benimsenmesi, Solun Benimsenmesi
213. Arzuyu Tanıma
214. Kapılarda Bilinen
215. İnanç
216. Sağ Ve Sol
217. Ben Kendim İçin Değilsem, Kim Benim İçin?
218. Tora Ve Yaradan Birdir
219. Sadakat
220. Izdırap
221. Birçok Otorite
222. Sitra Ahra’ya Onu Keduşa’dan Ayırmak İçin Verilen Parça
223. Kıyafet, Çuval, Yalan, Badem
224. Yesod-de-Nukva Ve Yesod-de-Dehura
225. Kendini Yükseltme
226. Yazılı Tora Ve Sözlü Tora - 2
227. Mitzva İçin Ödül - Mitzva
228. Etten Önce Balık
229. Haman Taşim
230. Efendi Yüksektir ve Alçak Olan Görecek - 2
231. Alma Kaplarının Saflığı
232. Çabayı Tamamlamak
233. Af Bağışlama ve Kefaret
234. Tora’nın Sözlerden Vazgeçen ve Çene Çalmakla Meşgul Olan
235. Kitaplara Yeniden Bakış
236. Düşmanlarım Bütün Gün Benimle Alay Eder
237. Adam İçin Beni Görmek Ve Yaşamak Yoktur
238. Ne Mutlu Seni Unutmayan ve Oğlu Senin İçin Çabalayan Adama
239. Şavuot'un Mohin’i ile Şabat Minha'nınki Arasındaki Fark
240. Senin Yüzünü Sorduklarında Seni Soruşturanı Sor
241. Yakınken O’nu Çağır
242. Çalışmada, İyi Günde Fakirin Mutlu Edilmesi Meselesi Nedir?
243. Hoşana Raba Gecesinde Gölgenin İncelenmesi
244. Tüm Dünyalar
245. Yeni Doğanın Yaratılışından Önce
246. Şans Hakkında Bir Açıklama
247. Düşünce, Besin Olarak Addedilir
248. Let His Friend Begin
Kütüphanechevron_right
Baal HaSulam/Shamati
chevron_right
Ve Onlar Ambar Şehirler İnşa Ettiler
 

86. Ve Onlar Ambar Şehirler İnşa Ettiler

31 Ocak 1941 de Babamdan Duydum

Yazıldığı üzere: “Ve onlar Firavun için; Arei Miskenot (ambar şehirler) inşa ettiler; Pitom ve Ramses.” Sormamız gerekli: “Arei Miskenot kelimesi yokluk ve yoksulluk anlamına geldiği ve tehlikeyi de işaret ettiği halde nasıl Pithom ve Ramses güzel şehirler anlamına gelir?” Ve atamız İbrahim´in ne sorduğunu anlamamız gerekir: “Bunu miras alacağımı nereden bileceğim?” Yaradan ona ne cevap verdi? Yazıldığı üzere “Ve O, İbrahim´e dedi ki: ‘Bilmelisin ki, senin soyun kendisinin olmayan bir ülkede bir yabancı olacak ve onlara hizmet edecek ve onların boyunduruğu altında olacak ve bu eziyet dört yüz sene boyunca sürecek.’”

Bu sözlerin gerçek anlamını anlamak zordur, çünkü İbrahim miras alacağına dair garanti istemektedir ve Yaradan ise “ve senin soyun sürgünde olacak” diye cevaplamaktadır. Ve bu İbrahim için yeterli bir cevap olmaktadır. Dahası görürüz ki İbrahim Yaradan ile Sodom´un halkı üzerine uzun bir tartışmaya girer ve “belki” demeyi sürdürür. Ancak Yaradan senin soyun sürgünde olacak dediğinden, bunu yeterli bir cevap olarak kabul eder ve artık tartışmaz ve “belki” der. Ve bunu ülkenin mirasının garantisi olarak kabul eder.

Bu nedenle bu cevabı anlamamız gereklidir; Zohar´ın “Firavun geceyi çekti” metninde, bunun onları tövbeye çektiğini söyleyen yorumunu da anlamalıyız. O kötü Firavun onları tövbe etmeye yakınlaştırmak istiyor olabilir mi?

Bunların hepsini anlamak için bilgelerimizin söylediklerini anlamalıyız: “Rav Yehuda der ki: Zamanın sonunda Yaradan kötü eğilimi getirecek ve onu erdemlilerin ve günahkârların gözü önünde katledecektir.’ Bu Erdemlilere yüksek bir dağ ve günahkârlara bir saç teli kadar görünür. Ve hem bunlar, hem de onlar ağlar. Erdemliler ağlar ve: “Böyle yüksek bir dağı nasıl aşabiliriz?” derler ve günahkârlar ağlar: ‘Nasıl oldu da böyle ince bir telin üstesinden gelemedik!’”

Bu sözleri tamamen kafa karıştırır:

  1. Eğer O, zaten kötü eğilimi öldürdüyse; neden hala günahkâr vardır?

  2. Haktan yana olanlar neden ağlar? Tam tersine sevinmeliydiler.

  3. Hakikatte iki karşıt görüşün her ikisi birden nasıl gerçeklik koşuluna erişmiş olabilir? Bu ayet bir gerçeklik koşulu olan zamanın sonundan söz etmekte; öyleyse nasıl olur da saç teli ile yüksek bir dağ arasında gerçekten böyle bir fark var olabilir?

Bunu bilgelerimizin sözleri ile açıklar: “Rav Assi der ki: “Kötü eğilim başlangıçta örümcek ağına benzer ve sonunda araba halatı gibi görünür; yazıldığı üzere: ‘Yazıklar olsun günahlarını kibir kordonu ile çekenlere ve bu sanki araba halatıymış gibi günah işleyenlere.’ (İsayah 5)”

Bilmemiz gereken önemli bir kural vardır. Bize verilen, esası mantık ötesi inanç üzerine olan çalışmamız, yüksek bir seviyeye layık olmamızdan dolayı değil; biz her şeyi inanç kaplarında alalım diye verilmiştir. Bu bize değersiz ve aşağı gibi görünür ve sonunda kendimizi mantık ötesi inanç diye adlandırılan bu yükten ne zaman kurtarabileceğiz diye endişe ile bekleriz. Ama bu gerçekte yüceliği sınırsız ve sonsuz olan yüksek ve çok önemli bir seviyedir.

Bize değersiz görünmesinin nedeni içimizdeki alma arzusudur. Ve alma arzusunun içinde Roş (baş) ve Guf´u (bedeni) ayırt etmemiz gerekir. Roş bilmek ve Guf almak diye adlandırılır. Bu nedenle bilmeye karşı olan her şeyi aşağılık ve hayvansal olarak düşünürüz.

Artık İbrahim´in Yaradan´a ne sorduğunu anlayabiliriz: “Bunu miras alacağımı nereden bileceğim?” Onlar için, mantığa karşı olan inancın yükünü üstlenmek nasıl mümkün olacak ve kim mantığa karşı gelebilecekti? Ve böylece inanç ışığını edinmeleri onlara nasıl bağışlanabilecekti ki zira mükemmellik yalnız buna bağlıdır?

Yaradan ona cevap verir: “Bilmen gereklidir ki… Onlar sürgünde olacaktır.” Bu demektir ki O bir Klipa hazırlamıştır, insanın kötü eğilimini yani Firavunu, Mısır´ın Kralını. Firavun (פרעה) kelimesinin harfleri Oref (עֹרֶף) (ense) kelimesinin harflerine benzer.

Ari, Şaar haKavanot lePessah´da Firavunun Mısır´ın ensesi olarak kabul edildiğini yazmıştır. O alttakilere gelen bolluğu sorduğu sorular ile emer: “Bu Efendi de kimdir ki onu dinlemeliyim?” Ve tam da bu soru ile hemen Klipot´un eline düşerler, RAMBAM´ın puta tapmaya yönelmemek hakkında dediği; yalnız bu yaklaşımla yani tam da bu soruyla puta tapmaya dönme yasağı çiğnenir.

Kötü eğilim (Sitra Ahra) kutsallıktan (Keduşa) bereket emmek ister. O halde Kutsallıktan gelen bereketi emmek için ne yapar? Yazıldığı üzere “Ve Firavun geceyi çekti.” Zohar, Firavunun onlara geceyi tövbe etmeleri için getirdiğini yorumlar. O sorar, eğer Klipot’un niteliği kişiyi Yaradan´dan uzaklaştırmak ise Firavunun onları tövbe etmeye yakınlaştırdığı nasıl söylenir ki?

Zohar´da bununla ilgili yazılanı anlamamız gerekir: “Günah senin içinde saldıran ve kafasını vücudunun içinde saklayan bir yılan gibi gizlenmiştir.” Sulam’da da yazılıdır: “Günah gizli olduğundan, insanlara saldıran ve ölümü dünyaya getiren yılan tam güce sahiptir ve iptal edilemez. O birini ısıran ve hemen kafasını vücudunun arasına saklayan bir yılan gibidir ve artık onu öldürmek imkânsızdır.”

Zohar’da başka bir söz daha vardır: “Yılan, başını eğer ve kuyruğu ile vurur.” Bu demektir ki, bazen kişinin inanç yükünü üstlenmesine izin verir, bu, mantık ötesi inanç yani başını eğmektir. Fakat “kuyruğu ile vurur,” kuyruğuyla “sonunda” diye yorumlanabilir; baş eğme nedeni sonunda kendisi için almaktır. Bu demektir ki şimdilik inancı, daha sonra her şeyi kendisi ele geçirebilsin diye üstlenmiştir. Zira Klipa bolluğu almanın tek yolunun Keduşa´dan geçtiğini bilmektedir.

“Firavun onları yakına getirir,” sözünün anlamı şudur: Burada açıklanan onun İsrail halkını kasten tövbeye getirdiğidir, böylece daha sonra her şeyi onlardan kendi otoritesine almak için.

Bu nedenle Ari, “Firavun aşağıdakilere inen bolluğun hepsini emer,” diye yazmıştır. Bedenin başı olarak kabul edilen hem enseden (Oref) ve hem de boğazdan (Garon), yani alma kapları içindeki her şeyi emer.

“Ve onlar Arei Miskenot (ambar şehirler) inşa ettiler,” şu demektir; yani bu İsrail içindi anlamındadır. Diğer bir deyişle, sürgün sırasında Firavun onların tüm çalışmalarını ele geçirmişti ve İsrail yoksul kalmıştı. Açıklamak gereklidir ki; Miskenot, Sakana (tehlike) kelimesinden türemiştir yani hayatlarının sonuna kadar bu durumda kalmaları tehlikesi vardı. Ancak Firavun için İsrail´in işi Pitom ve Ramses´di; bu çok güzel şehirler.

Nitekim bu demektir ki “Ve onlar (İsrail için) Arei Miskenot inşa ettiler” ama Pitom ve Ramses Firavun içindi. Çünkü İsrail´in bütün çalışması Klipot’a düşmüştü ve çalışmalarından hiç bereket görmediler.

İnançla ve ihsan etmek için çalıştıklarında bereket gördüler ama anlamanın ve almanın içine düştükleri an hemen Firavunun Klipa’sına düştüler. Ve böylece nihayet, çalışmalarının sadece mantık ötesi inanç ve ihsan etme yönünde olması gerektiği kararına vardılar.

Ancak onlar Firavun’un hâkimiyetinden kendi güçleriyle çıkamayacaklarını gördüler: Bu nedenle yazılıdır ki, “İsrail´in oğulları kölelikleri nedeniyle iç çektiler,” zira sonsuza kadar sürgünde kalmaktan korktular. Ardından “feryatları Yaradan’a ulaştı” ve onlar Mısır sürgününden çıkmakla ödüllendirildiler.

Bu demektir ki; onlar Klipot´un hâkimiyetinde olduklarını ve bunun onlara acı çektirdiğini görmeden ve sürekli bu durumda kalmaktan korkmadan önce, onlar Yaradan´ın yardımına ihtiyaç duymadılar. Çünkü onun yol açtığı, Yaradan’a tutunmalarına engel olan yoksulluk ve hasar hissetmediler. Çünkü aksi takdirde kişi çalışmasında daha çok bilgiye ve almaya ağırlık verir ve inanç onun için değersizdir. Kişi bilgiyi ve almayı seçer zira insanın dışsal aklı bunu gerektirir.

Ve bu nedenle Yaradan´a yaklaşmaya doğru ilerlemediklerini hissetmeleri ve tüm çalışmalarının Mısır Kilipa’sına battığını fark etsinler diye onlara sürgün verildi. Ve böylece nihayet, mantık ötesi inanç olan bu aşağılık çalışmayı üstlenmekten ve ihsan etmeye çabalamaktan başka seçenekleri kalmadığını gördüler. Aksi halde kötü eğilimin hükmünde olduklarını hissettiler.

Bu da gösterir ki inancı ancak başka çözüm olmadığını gördüklerinde üstlenmişlerdir ve sadece bu yüzden bu değersiz çalışmaya razı olmuşlardır. Klipa’nın hâkimiyetine düşmemek için kabul edildiğinden bu çalışma “şartlı çalışma” diye adlandırılır. Bu çalışmayı üstlenmelerinin nedeni budur.

Ancak bu mantık iptal edilirse bu çalışma için olan sevgi de iptal olur. Yani eğer kötü eğilim iptal edilir ve onlara puta tapma fikrini getiren hiç kimse kalmazsa, böylece alçak bir işte çalışmaya olan sevgi de iptal olur.

Ve şimdi bilgelerimizin söylediklerini anlayabiliriz: “Kötü eğilim başlangıçta örümcek ağı ve sonunda araba halatı gibi görünür.” Bilindiği üzere “zorla”, “hatalı” ve “kasıtlı” anlayışları vardır. “Zorla” insanın içine yerleştirilmiş olan alma arzusunu ifade eder zira onu iptal etmek mümkün değildir olanağı ve bu nedenle günah olarak değil hatalı işler olarak kabul edilir. Yazıldığı üzere: “Yazıklar olsun günahlarını kibir kordonu ile çekenlere.” Ondan ne nefret edilebilir nede reddedilebilir, çünkü o bunu bir günah olarak hissetmiyor.

Ancak daha sonra bu, “günah, araba halatlarıyla gibi” olur ve bu alma arzusundan tamamlanmış bir yapıya sahip Klipot yapılır. Yazıldığı üzere: “Yaradan birini diğerine eşit yaptı.” Kötü eğilimin nereden geldiği budur, yani her şey bu iplikten gelir.

Bu kendini artık günah olarak gösterdiğinden onlar kendilerini bu iplikten nasıl koruyacaklarını bilirler ve eğer kutsallığa girmek istiyorlarsa bu aşağılık çalışmayı, yani inanç ve ihsan etmeyi üstlenmekten başka çareleri olmadığını anlarlar. Aksi takdirde Mısır Kralı, Firavunun Klipot´unun hâkimiyeti altında olduklarını görürler.

Bunu takiben, sürgünün faydası alma arzusunun bir günah olduğunu hissetmektir ve bu nedenle de ihsan etme kaplarını edinme çabasından başka çözümün olmadığı kararına varılır. Bu aynı zamanda Yaradan´ın, İbrahim´in ülkenin mirasının teminatını istemesi üzerine verdiği cevabın da anlamıdır: “Bilmelisin ki senin soyun yabancı olacaktır… Ve onlara eziyet edilecektir.” Zira onlar sürgün sayesinde bu ipliğin bir günah olduğunu ifşa edecek ve kendilerini günahtan uzak tutmak için gerçek çalışmayı kabul edeceklerdir.

Rabbi Yehuda’nın söylediklerinin anlamı şudur: “gelecekte ölüm ebediyen yutulacak” yani Yaradan kötü eğilimi katledecektir, çünkü ondan geriye, zaten günah olarak algılanmayan saç teli kadar ince bir iplikten başka bir şey kalmayacaktır. (Çünkü saç teli genişliğinde olan bir ipliği çıplak gözlerle görmek imkânsızdır.)

Ancak hala bazı günahkâr ve erdemli kalır ve onlar Yaradan´a tutunmak isterler. Günahkâr hala kötü eğilim varken ve ipliğini henüz ıslah etmediğinden, bunu bir günah olarak hissedebilir. Fakat artık kötü eğilim var olmadığında ve ondan geriye saç teli kadar ince bir iplik kaldığında, onları alma kaplarından ihsan etme kaplarına döndürecek bir neden kalmaz; zira saç teli inceliğinde bir şey hissedilmez. Ama yine de form eşitsizliği var olduğundan Yaradan´a tutunamazlar: “O ve ben aynı yerde barınamayız.”

Onların ıslahları erdemli olanların ayakları altında toz olmaktır. Bu demektir ki, kötü eğilim iptal olduğundan, erdemli olanların artık mantık ötesi inançla gitmelerine bir neden yoktur. Eğer bunun için nedenleri yoksa o zaman onları kim zorlayabilir ki?

Onlar, günahkârın bu iplik ile bırakıldığını ve kötü eğilim varken bu ipliği ıslah etmediğini ve ıslahat zamanı olduğunu gördüler, çünkü kötü eğilim belli ki günah işleyecektir, bu şimdi günah gibi değil iplik gibi görünse bile. Böylece, eğer bir neden yoksa ıslah edilecek bir şey de olmaz.

Fakat aynı zamanda form eşitsizliği devam ettiğinden Yaradan´a tutunmak için de yer yoktur ve kötülüğün tüm ıslahı, erdemli olanın bunların üzerinde yürümesinden ibarettir. Bu, kötü eğilim katledildiğinden artık Klipot´un ağından korkmalarına gerek kalmadığını gördükleri anlamına gelir.

Eğer bu böyleyse neden erdemli olanlar şimdi mantık ötesi inançla çalışmak zorundalardır? Şimdi onlar görüyorlardır ki, günahkâr olanlar O’na tutunmazlar, çünkü artık bunun için nedenleri yoktur, yani günah olarak ayırt ettikleri kötü eğilim yoktur ve bu nedenle de hala form eşitsizliğinde, dışarıda kalırlar. Böylece, erdemli olanlar bunu gördüğü zaman, bunun onlar için ne kadar iyi olduğunu anlarlar, böylece ihsan etmek için bir nedenleri olur.

Onlar, ihsan etmek ile sadece kötü eğilim nedeniyle uğraştıklarını düşünüyorlardı; ancak şimdi günahın onların yararı için olduğunu gördüler. Başka bir deyişle, bu gerçek çalışmadır ve bu Klipot´un eline düşme korkusu nedeniyle yapılmaz. Bunun kanıtı şudur ki; günahkâr bu ipliği ıslah etmedi ve şimdi de bunun için bir nedeni yok, dışarıda kaldı ve Yaradan’la bir olmaya erişemedi.

Bundan çıkan sonuç, erdemlinin giderek kuvvetlenme gücünü günahkârdan aldığıdır. Ve günahkâr erdemlinin ayaklarının altında toz oldu. Erdemli, günahkâr kalanı fark ederek devam eder.

Geçmişe bakıldığında bu çalışma özellikle önemlidir. Ve henüz kötü eğilim varken onlara ilk düşündüğü gibi zorunluluk nedeniyle değil, ama şimdi kötü eğilim olmadan da inançta ve ihsan etmede çalışmanın değerli olduğunu gördüklerinden önemlidir.

“Hem bunlar ağlar ve hem de onlar ağlar” sözüne ilişkin olarak, bilindiği üzere ağlamak Katnut (küçüklük) yani VAK durumuna aittir. GAR ve VAK arasında bir ayrım vardır. Mohin-de-VaK geçmişten parlar; yani başından geçmiş olanlardan beslenir. Mohin-de-GaR Zivug (manevi çiftleşme) ile birleşerek şimdiki zamandan parlar.

Erdemlinin ağlayarak söylediklerinin anlamı şudur: “Nasıl oldu da böyle bir yüksek dağı fethedebildik?” Zira artık, kötü eğilimin katledilmeden önce ne olduğunu, onun hâkimiyetinin ne kadar büyük olduğunu görürler. Yazıldığı üzere, ”Yaradan birini diğerine eş yarattı.” Kötü eğilim ile olan savaşlarında kazansınlar diye onlara güç veren Yaradan büyük bir merhamet gösterdi onlara. Ve şimdi başlarına gelen bu mucizeden mutluluk ve sevinç duyuyorlar, yani geçmişten sevinç duyuyorlar. Buna Mochin-de-Katnut denir.

Günahkâr ağlar, çünkü artık onun Yaradan’a tutunmak için bir yolu yoktur, artık bunun ince bir iplik olmadığını gördükleri halde. Artık kötü eğilim olmadığı için alma kaplarını ihsan etme kaplarına çevirmeleri için de bir neden yoktur; tek görebildikleri dışarıda kalmış olduklarıdır ve bu yüzden ağlarlar.

Fakat onların ıslahı erdemlilerin ayakları altında toz olmaktır. Başka bir deyişle, erdemlinin, kötü eğilimin artık var olmadığını görmesi yoluyla günahkâr, henüz Yaradan’a tutunmayı edinemez. Böylece, kötü eğilim nedeniyle ihsan etme yolunda yürüdüklerini düşünürler, gerçek kabın bu olduğunu görürler, ancak yol hala doğru yoldur ve inanç yolu harikulade bir yoldur.

Şimdi, kötü eğilim yok edildikten sonra neden hala günahkârın arta kaldığını anlayabiliriz; bu, onlar erdemli olanların ayakları altında toz olsunlar diyedir. Eğer günahlar kalmasaydı, bu yüce şeyleri gösterecek, inanç yolunun şartlı sevgiyle olmadığını gösterecek hiç kimse kalmayacaktı. Yani, inanç yolu kötü eğilimden dolayı değil, koşulsuz sevgi olduğu için izlenmelidir, çünkü artık kötü eğilim yoktur ama gene de yalnız inanç yoluyla Yaradan’a bağlanmaya erişilebilir.

Başka bir vesileyle duydum ki: Özellikle inanca ihtiyacımız olmasının nedeni gururumuzdur. Bu nedenle inancı kabul etmek bize zor gelir; inanç, alttakilerin ihtişamını ve değerini kavrayamayacakları ve anlayamayacakları yüce ve harika bir seviye olmasına rağmen. Bu sırf gurur, yani alma arzusu yüzündendir. Bize değersiz ve hayvansal görünür ve bu yüzden bize kötü insan verilmiştir.

Başka bir zamanda duydum ki: İnancı kabul etmek istemediğim zaman bulunduğumuz durumdan düştüğümüzü görürüz. Ve sürekli yükselir ve düşeriz; sonunda inançtan başka sarılacak hiç bir niyetimiz kalmayana kadar. Bunlar inancı edinelim diyedir ve “Ve onlar Firavun için Arei Miskenot inşa ettiler” budur.