Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 67
 

MEKTUP - 67

27 Eylül 1963, (Yom Kipur Akşamı)

Dostuma en iyi dileklerimle,

Mektubunu aldım, dilerim Yaradan senin ve ailenin daima sağlıklı ve iyi olmasına yardım eder. Ayrıca yeni yılda tüm çalışmanda başarılar dilerim. Sen ve ailenle ilgili haber almak istediğimden bana daha sık yazmanı rica ediyorum.

Roş Haşanah gecesi şöyle deriz, “Ağzımı nasıl açacağım, gözlerimi nasıl büyüteceğim? Ne faziletim ne de iyi amelim var.” Ayrıca “Sen çalışmama göre benim derecemi tamamladığında, görürüm ki çıplağım” ve ayrıca “Ne merhametle ne de iyi amelle Sen’in önüne geliriz. Sen’in kapılarını güçsüz ve sefil bir şekilde çalarız.” Bu demektir ki, bizimle ilgili iyi bir şey yok, yine de sonrasında şöyle deriz, “Bunu yapmamalısın; erdemliyi sanki günahkârmış gibi, günahkârla beraber ölüme götürmemelisin. Yapmamalısın; Tüm dünyayı yargılayan Sen, yargıdan vazgeçmemelisin.”

Bir taraftan içimizde hiç iyi amel olmadığını söyleyip, diğer taraftan Yaradan’a yakınıp, “Bunu yapmamalısın; erdemliyi sanki günahkârmış gibi, günahkârla beraber ölüme götürmemelisin,” demenin nasıl mümkün olduğunu anlamalıyız. Bu, şu soruyu doğurur, “Erdemli kim?”

Bilinir ki, insan küçük bir dünyadır, yani “kötü eğilim” olarak kabul edilen dünyanın tüm uluslarını içinde barındırır. Bu demektir ki, her insanın içinde her ulusta var olan kötü nitelik vardır. Fakat ayrıca içinde “iyi eğilim” denilen İsrail de vardır.

İnsanda iyi amel olmamasının nedeni, kötü eğilimin bedeni kontrol etmesidir. Böyle kişiye “günahkâr” denir. (Baba Batra’da şöyle yazar: “Raba dedi ki, ‘Job yargı dünyasından kaçacak yer aradı. O’na dedi ki: ‘Dünyanın Efendi’si, Sen erdemliyi ve Sen’i durduran günahkârı yarattın.’ RAŞİ bunu şöyle yorumlar, ‘Sen erdemliyi iyi eğilimle yarattın ve Sen günahkârı kötü eğilimle yarattın. Hiç kimse Sen’den ayrılmadığına göre, Sen’i kim durduracak? Günahkâr buna mecbur kalır.’’” Buradan görürüz ki, iyi eğilime “erdemli” kötü eğilime “günahkâr” denir.)

Dolayısıyla öyle anlaşılıyor ki, kişi iyi amelleri olmadığında bu yalnızca içindeki kötülük onu yönettiği içindir, içindeki erdemli onun gerisindedir, yani iyi eğilim itiraz etmeden kötü eğilimi izler. Bu erdemlinin sürgünde olması olarak kabul edilir, yani içindeki İsrail sürgünde, o dünya ulusları hükmü altında ve kendi başına bir otoritesi yok.

Bununla Yaradan’a neden yakındığımızı anlayabiliriz: Günahkârın yaşamı ölüm olarak kabul edildiğinden, “erdemliyi sanki günahkârmış gibi, günahkârla beraber ölüme götürmemelisin.” Bu atalarımızın dediği gibidir, “Günahkârın bu dünyadaki yaşam hazzı, onun manevi hayatı elde etmesine engel olduğundan, onlar yaşarken ‘ölü’ olarak kabul edilir.” Tüm yaratılış niyeti Yarattıklarına iyilik yapmak olduğundan, kişi Yaradan’dan uzak olduğunda, bunu edinemez, çünkü “lanetlenen kutsanana tutunamaz.” Dolayısıyla günahkârlara yaşamlarında “ölü” denir. Bu onların ölüme mahkûm edilmesinin anlamıdır.

Bu nedenle erdemli bayağının hükmü altındayken ve onun üstesinden gelme gücü yokken, kötü eğilimin onu engellenmesi nedeniyle Yaradan’dan iyilik alamaz ve ölüme mahkûm olur. Bu Yaradan’a yakınmadır: “Erdemliyi sanki günahkârmış gibi, günahkârla beraber ölüme götürmemelisin.” Bu demektir ki, içimizdeki erdemli, yani iyi eğilim hiçbir şey yapamaz, çünkü kötü eğilim onun manevi yaşama çekilmesine izin vermez.

Dolayısıyla, kişi içinde hiç iyi amel olmadığını gördüğünde, bilir ki bu içindeki kötü eğilimin hükmü ve “iyi eğilim” denilen erdemli, yani İsrail sürgünde. Bu nedenle Yaradan’a yakarır ve güçsüz bir iyi eğilim verdiği için şikâyet eder. Bu “Böyle bir şey yapmamalısın,” sözünün anlamıdır.

Ancak, bizi sürgünden Yaradan çıkarır, peki o zaman “erdemli” denilen iyi eğilime ne gerek var, tamamıyla güçsüz müdür? Öyle anlaşılıyor ki, iyi eğilimin bize verilmesinin anlamı yok. Yakınmamız budur: “Erdemliyi sanki günahkârmış gibi, günahkârla beraber ölüme götürmemelisin.” Bu demektir ki, ikisi de aynı şeyi yapıyor. Ancak, Yaradan bize merhamet eder ve bizi sürgünden çıkarır.

Bu özellikle içimizde hiç iyi amel olmadığını gördüğümüz ya da bayağılığın hükmü altında olduğumuzu bildiğimiz zamandır.

Bu nedenle Yaradan’a yakarır ve Roş Haşanah’da “Kuyruk değil, baş olalım,” diyerek işaret veririz. Bu demektir ki, İsrail baş olarak, bayağılık kuyruk olarak içimizde olsun ve sonra uzun yaşam ve Yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış niyetinde iyilik içinde olmakla ödüllendirilelim.

Dostun,

Baruh Şalom HaLevi Aşlag