81) Aşağıya, tekneye giden, Yunus, insanın bedeni ile beraber olmak için bu dünyaya aşağıya gelen ruhudur. Yunus [güvercin] diye adlandırılır, çünkü kişinin bedeninde yer aldığı zaman, bu dünyada bir güvercindir, yani beden tarafından aldatılmış demektir, onu Meaneh [aldatır], yazıldığı üzere, "Birbirinizi aldatmayacaksınız." Sonra, kişi bu dünyada büyük denizde batacak bir gemi gibi yürür, yazıldığı üzere, "Ve gemi nerdeyse batmak üzere."
82) Bu dünyada günah işlediği ve Efendisi bu dünyayı gözlemiyor zannedip Efendisinden kaçtığını düşündüğü zaman, Yaratan güçlü bir fırtına rüzgârı verir, bu, her zaman Yaratanın önünde duran ve kişiye hüküm vermeyi isteyen Din'in hükmüdür. Fırtınanın rüzgârı tekneye erişir ve kişiye onu yakalamak için haksızlıklarını hatırlatır.
83) Kişi fırtınaya hasta olduğu evinde yakalandığı zaman, yazılmıştır ki, "Ve Yunus aşağı gitti geminin ambarına gitti, yattı ve uyudu." Kişi evinde hastayken bile ruh Efendisinin önünde günahlarını ödemek için tövbe etmek için uyanmaz. Yazılmıştır ki, "Böylece kaptan ona yaklaştı." kaptan her şeye yol gösteren iyi eğilimdir. "Ve dedi ki, 'Nasıl olur da sen uyuyorsun? Kalk, Tanrına git," Bu dünyada yaptığın her şey için hüküm giyeceğin için senin için uyuma zamanı değildir, günahların için tövbe et.
84) Bu meseleleri gözlemle ve Efendine dön. "Ne iş yaparsın?" yani bu dünyada yapmakta olduğun işler nedir? Efendinin önünde itiraf et, nereden geldiğini bil, kokuşmuş bir damladansın ve Onun önünde gururlanma. "Hangi ülkedensin," yani, sen dünyadan gelen bir yaratıksın ve dünyaya döneceksin, demektir. Bakalım, seni koruyacak atalarından kalmış bir erdemin var mı?
85) Yukarıdaki mahkemede hüküm giydiği zaman, fırtınalı yargının kişi üzerindeki hükmü olan bir fırtına, Kral'dan, Kral'ın bu tutuklusunu mahkûm etmesini ister ve hepsi birer birer Kral'ın önüne gelirler. O zaman mahkeme binası yaklaşır. Bazıları erdemleri ile başlarlar, bazıları günahları ile başlarlar ve yargının hükmü, adaleti arar.
86) Eğer kişi yargılamada temize çıkmazsa, yazılmıştır ki, "Bu erkekler karaya dönmek için kürek çektiler, ama dönemediler." Onu savunan, onu bu dünyaya geri getirmeye çalıştı ama getiremedi, çünkü denizdeki fırtına onların üzerinde gitgide fazlalaştı, hüküm, kişinin günahları arasında giderek daha şiddetle eser ve bu günahlar yüzünden şiddetlenir.
87) İşte o zaman, üç görevlendirilmiş temsilci, aşağıya, onun üzerine gelirler: 1) Erdemler sağ çizgide ve günahlar sol çizgide olarak, iki çizgiye karşılık gelerek, bu dünyada yapılmış tüm erdemli işleri ve günahları yazan kişi. 2) Karar vermek ve onların ağırlığını ölçmek için bu çizgiye karşı günleri hesaplar. 3) Döllenme ayları sırasında annesinin karnına vardığı zaman onunla beraber yürüyen, bu Malhut'dur.
Ama yargının hükmü, "Böylece onlar Yunus'u taşıdılar."ın yazıldığı o zamana kadar hafiflemez. "Onlar taşıdılar," bu, onun evden mezarlığa taşındığı zamandır.
88) Sonra onu ilan ettiler. Eğer dürüst ise, onun hakkında "Kralın biçimine gurur verir," diye ilan edilir, yazıldığı üzere, "O, huzur içine girdi; onlar, kendi dümdüz yolunda yürüyen herkes yataklarında dinleniyorlar." Aynı zamanda şu da: "Ve senin dürüstlüğün senin önünden gidecek, Efendinin gururu senin ödülün olacak" yazılmıştır. Eğer günahkâr ise, onun hakkında "Yazıklar olsun falan kişiye, doğmamış olsa idi onun için daha iyi olurdu." diye ilan edilir ve yazılırdı. Sonra şöyle yazılır, "Onu denize attılar ve denizin öfkesi durdu." Mezara yerleştirildiği zaman, yargı yeri, yargının hükmü, fırtına gibi esiyor ve onu mahkûm etmek istiyordu, ama şimdi isteği yerine geldiği için öfkesi dinmiştir. Onu yutmuş olan balık, mezardır.
89) "Ve Yunus üç gün ve üç gecedir balığın midesinde idi. Balığın bağırsakları cehennemin karnıdır. Bu üç gün ve üç gece, kişi mezarındayken ve bağırsakları patlayana kadar geçen üç gündür.
90) Üç gün sonra, bağırsaklarındaki pislik döner ve ona der ki, "Bana koyduklarını al, fakire vermediğin ve tüm gün boyunca yediklerin ve içtiklerini al ve senin bütün günlerin ziyafetler ve özel kutlamalardı ve seninle yemeyen fakir açtı. Bana koyduklarını geri al."
91) Bu üç günü takiben, bu adam yasak olana bakmaktan, yasak işler yapmaktan ve bir günaha gitmekten hüküm giyer. Bu 30 gün devam eder ve tüm bu 30 gün boyunca, ruh ve beden birlikte hüküm giyer. Bu nedenle, ruh, kendi yerine yükselmeden toprağın altındadır, kirli günlerinde bütün gün boyunca dışarıda oturan bir kadın gibi. Daha sonra, ruh yükselir ve Yaratan ölüyü diriltmek için uyanana kadar beden tozda çürür.
92) Mezarlıkta bir ses uyandırmağa yazgılıdır ve der ki, "Uyan ve şarkı söyle, sen tozda yatan, senin çiğin şafak vaktinin çiğidir ve dünya, terk etmiş olan ruhları doğuracaktır." Bu ölüm meleği dünyadan ayrılınca olacaktır, yazıldığı üzere, "Ölüm sonsuza dek yok olacaktır." Ölüm sonsuza dek yok olduğu zaman, böylece yazılmıştır ki, "Ve Efendi her yüzden gözyaşlarını silecektir ve bu topraklardan, insanlarının utancını kaldıracaktır." Ve sonra yazılmıştır ki, "Ve Efendi balığa emretti ve o, Yunus’u kuru topraklara kustu."
93) Mezarların arasında bir ses uyandığı zaman, bütün mezarlar içlerindeki ölüyü dışarıya kusarlar, yazıldığı üzere, "Ve dünya terk etmiş olan ruhları doğuracaktır," yani onu kusar. Şifa alan ruhlar, iyileştiler ve önceki gibi oldular ve kemikler kemik olarak iyileştiler. Bunlar "ruhlar" diye adlandırıldılar.
94) Ama yazılmıştır ki, "Terk eden ruhlar yükselmez." Bununla beraber, dünyanın tüm insanları kendileri mezarlıkta iyileştiler, ama ölünün dirildiğine inanmayanlar dirilmeyecekler. Bunun hakkında şu yazılmıştır, "Ayrılan ruhlar dirilmeyecekler." Ne mutlu İsrail'e, onlar için şu yazılmıştır, "Onların cesetleri yükselecektir."
95) Balık Yunus'u yuttuğundan dolayı öldü ve Yunus üç gün onun içinde idi. Bundan sonra, o önceki gibi canlandırıldı ve Yunus'u kustu, yazıldığı üzere, "Ve Yunus balığın midesinden Efendisine Tanrıya yalvardı." Benzer olarak, İsrail toprakları, Yunus'un yeniden canlandırılan balığı gibi tüm günahkarlardan kurtulmak için, ilk önce uyanmaya yazgılıdır ve sonra şöyle yazılmıştır, "Ve yeryüzü terk etmiş olan ruhları doğuracaktır," ölüyü hayata kusacaktır.
96) Kişi bu dünyayı terk ettiği zaman, yedi tane Dinim ile karşılaşır:
Can bedenden çıktığı zaman, üst Dinim;
Hareketleri ve sözleri onun önünde yürür ve onu ilan ederken;
Mezara girerken;
Mezarın Din'i;
Kurtların Din'i;
Cehennemim Din'i;
Ruhların, işleri tamamlana ve arınana kadar huzur bulacak bir yer bulamadan dünyada yürürken ve başı boş gezdikleri zamanki Din;
Bu nedenle, kişi daima davranışlarına dikkat etmeli ve Efendisinin önünde pişmanlık getirmelidir.
97) Kral Davut bu adamın Dinim'ine baktığı zaman, telaş etti ve dedi ki, "Efendi, ruhumu kutsa," dünyadan ayrılmadan önce, hala sen bedenle beraberken. Dedi ki: "Ve bunun hepsi benim içimde, Onun kutsal ismini kutsa." Bunlar ruhla beraber yer alan bedenin organlarıdır. Şimdi sen ruhla beraberken, acele et ve kutsal ismi zamanından önce kutsa, sonradan kutsayamayacak ve pişmanlık getiremeyeceğin için. Bu nedenle dedi ki, "Efendiyi kutsa, ruhumu, Haleluyah."
98) "Aranızdan Efendi için bir bağış alın." Yaratan bu dünyayı yarattığı zaman, onu, İsrail gelecek ve Tora alacak diye yaratmadı. Dünya, Tora ile yaratıldı ve onun üstünde durur, yazıldığı üzere, "Eğer benim sözleşmem gündüz ve gece olmasa idi, göğün ve yeryüzünün fermanları belirlenemezdi." Tora bu dünyadaki uzun hayattır ve sonraki dünyadaki hayatın uzunluğudur.
99) Tora'ya çaba gösteren herhangi bir kişi, Yaratanın üst sarayı, Malhut Tora olduğu için, Yaratanın sarayında çaba gösteriyor gibidir, bu sözlü Tora'dır, Malhut'dur. Kişi Tora ile uğraştığı zaman, Yaratan orada durur ve onun sesini dinler ve kişi üç Dinim'den kurtarılır: bu dünyanın Din'i, ölüm meleğinin Din'i (onu yönetemez) ve Cehennemin Din'i.