1) “Ve Tanrı Şina çölünde, toplantı çadırında Musa’ya konuştu.” “Ve Tanrı, insanı kendi suretinde yarattı.” Yaradan insanı yarattığı zaman, onu yukarıdakilerin ve aşağıdakilerin formunda yaptı ve o bunların hepsinden oluştu. Ve onun ışığı, dünyanın bir ucundan diğer ucuna kadar parladı ve herkes ondan korktu.
2) Metini şöyle dikkate almalıyız, “Tanrı insanı kendi suretinde yarattı, Tanrı’nın suretinde onu yarattı.” “O’nun suretinde,” dedi, peki ama neden “Tanrı’nın suretinde onu yarattı,” diye eklemekte? Bunlar Adem’in erkek ve dişiden oluşan iki kademesidir. Dolayısıyla erkeğe “yaratıldı” ve dişiye, “suretinde” denilmektedir.
3) Bu nedenle onlar, erkek ve dişi, iki Partzufim’dirler; sonunda yazıldığı üzere, “Onları erkek ve dişi olarak yarattı,” iki taraftan oluşan. Her ne kadar dişi, erkeğin tarafını tutuyorsa da kendi de her şeyde tamam olmak için, iki taraftan oluşur, Hesed ve Din.
4) Günah işlediği için Parzufim’ler yok olmuş ve Hohma onu terk etmiştir ve o yalnız Guf’unun (beden) meselelerinden ibaret kalmıştır. Daha sonra oğulları olur, yukarıdakilerden Habil ve aşağıdakilerden Kayin. Ve Şit doğana kadar, onların bu dünyada hiçbir tohumu kalmadı ve Şit’den bu dünya ekildi.
5) Ancak, aşağı dünya eksikti, tamamlanmamıştı ve İbrahim gelene kadar var olmadı ve sonra bu dünya var oldu. Yine de düşenin sağ elini tutan İbrahim, bu dünyada sağda, Hesed’de (merhamet) var olmadan önce tamamlanmadı. İshak geldi ve dünyanın sol elini, Gevura’da tuttu ve bu dünya daha çok var oldu. Yakup geldiği zaman, ortadan yakaladı, bedenden - orta çizgiden – ve iki tarafla karıştı ve birbirine bağladı, sağı ve solu. Ve böylece dünya var oldu ve çökmedi.
6) Ancak gene de Yakup on iki kabileyi ve yetmiş ruhu edinmeden önce, bu dünyanın kökü köklenmemişti ve sonra bu dünya ekildi. Ancak İsrail Tora’yı kabul edene ve tapınak inşa edilene kadar tamamlanmış olmadı. Ancak bundan sonra dünyalar varlığını sürdürdü ve tamamlandı, aşağıdakiler ve yukarıdakiler güzel koktu.
7) Tora ve tapınak, yani ZA ve Mahlut, kalkıp dikildiği zaman Yaradan Tora’nın ordularını saymak istedi, Tora’da, ZA’da kaç tane ordu var, tapınakta, Malhut’ta kaç tane ordu var. ZA ve Malhut’un ordusu olan İsrail’i saymak istedi.
Her şey yerli yerine yerleşmeli, aşağıdaki dalı yukarıdaki köküne bağlanmalı, yalnızca ağızda sözü edildiği ve sayıldığı zaman hesaplanmalıdır. Burada da Yaradan Tora’nın ordularını ve tapınağın ordularını saymak istedi, İsrail’i yukarıdaki köküne, yani “Tora ve “tapınak” denen, ZA ve Malhut’a bağlamak için. Ve onlar tek ve birdirler, ayrılamazlar. O yukarıdaki gibidir çünkü kökleri, Tora ve tapınak, Zivug içindedir ve birbirlerinden ayrılmazlar ve birlikte giderler.
8) Bu nedenle, ZA ve Malhut’un ordusu olan İsrail sayılır ve böylece onlar tarafından tanınır, şu diğerleri hariç, sayılmayanlar, yani kadınlar ve yirmi yaşın altında olanlar hariç. Bu nedenle “Ve Tanrı Sina çölünde, toplantı çadırında Musa’ya konuştu,” diye yazılmıştır. Eğer bu toplantı çadırında ise “Sina çölünde” demeye neden gerek var ki, zira zaten bilinmektedir ki toplantı çadırı, yalnız Sina çölündedir? Gerçekte, biri Tora, ZA için ve biri de tapınak, Malhut içindir.
9) Tora ve tapınağın her ikisi de ikinci yılın, ikinci ayının birinci günündeydi, bu Gevura’dır, Hohma’nın soldan aydınlatmasıdır. Çünkü Nissan sağ çizgi, ve Hessed’dir, İyar sol çizgi ve Gevura’dır. Sağ ve sol birleşir. Bu aya, bu ayın ve yılın bir işareti olarak, Ziv (parlaklık) denir, ayı, Malhut’u aydınlatır, zira Malhut’un bütünlüğünün temeli sol çizgiden, ikinci yılın ikinci ayından gelir. Çünkü böylece, Malhut onların kökü olduğu için tüm dünyalar tamamlanır. Ve şimdi ikinci ayla da tamam olurlar ki bu Gevura ve sol çizgidir.
10) “Yaradan bize karşı düşüncelidir; O bizi kutsayacaktır,” O evi kutsayacaktır. “Yaradan bize karşı düşüncelidir; O bizi kutsayacaktır,” çölde sayılan erkeklerdir. Yaradan onları kutsar ve onlara her defasında ekler.
11) Kişi dostunun oğullarını ya da parasını kutsadığı zaman, onu kutsamalı ve bu kutsama için şükran duymalıdır. Bunu nereden biliyoruz? Musa’dan, yazıldığı üzere, “Bugün sizlerin sayısı gök kubbedeki yıldızlar gibidir.” Daha sonra öyle yazılmıştır; “Efendiniz, sizin atalarınızın Tanrısıdır, olduğunuz gibi sizi binlerce kere çoğalttı ve söz verdiği üzere sizleri kutsadı.” Şükredilecek iki kutsama vardır ve bu kutsama üzerine kutsamadır. Biri, “Efendiniz, sizin atalarınızın Tanrısıdır” ve sonra biri de “Ve söz verdiği üzere sizleri kutsadı.”
12) Eğer kişi dostunun meziyetlerini sayarsa ve bu kutsamalar için şükretmez ise, yukarısı tarafından yakalanacak olan ve zarar görecek olan ilk o olur. Ve eğer dostunu kutsarsa, ilk kutsanacak olan kendisi olur. Ve onu iyi bir gözle kutsamalıdır, kem gözle değil. Her şeyde, Yaradan kalbin sevgisini ister. Ve Yaradan’ı kutsayan, bunu iyi bir gözle ve iyi bir kalple ve kalpteki sevgi ile yapmalıdır. Bu nedenle şöyle yazılmıştır; “Efendiyi, Tanrını tüm kalbinle seveceksin.”
13) Sayılmış olana yukarıdan kutsama yoktur. O zaman, İsrail neden sayıldı ki? Onlardan fidye alındı ve fidyenin hepsi toplanıp hesaplanana kadar sayım olmadı. Başlangıçta, İsrail’i kutsadılar ve bunun ardından fidyeyi saydılar ve sonra İsrail’i tekrar kutsadılar. Böylece İsrail başlangıçta ve sonda kutsanmış oldu ve onlarda ölüm olmadı.
14) Sayımda neden ölüm yükselir? Çünkü sayımda kutsama yoktur. Kutsama oradan ayrılır, zira Sitra Ahra onun üzerindedir ve ona zarar verebilir. Bu nedenle sayımda kişi ölümü kendinden uzaklaştırmak için fidye ve kefaret verir.
Sayım, sağı olmayan soldan, Hassadim’siz Hohma’dan uzanır ki bu karanlık ve ölüm yayar. Bu, orta çizgi olmaksızın ıslah edilemez, bununla Masah soldaki GAR’ı azaltır ve onu sağ ile birleştirir. O zaman, solun ışığı azalır, aşağıdan yukarıya doğru, GAR olmaksızın VAK’a doğru, yarım derece olarak. Bu yarım Şekel’dir. Ancak aydınlığı tamamdır, çünkü iki taraftan Hassadim’e dâhil olmuştur.
Orada kutsama yoktur, bu Hassadim’dir, zira böylece sol sağdan, kutsamadan ve Hassadim’den ayrılır. Ve fidye ki bu yarım Şekel’dir, solun yarı kademesinden uzanır, çünkü zaten sağ ile ve orta çizgi ile birleşmiştir. Bu şekilde, sayımda ölüm olmaz.
Daha da ötesi, onda tam bir mükemmellik vardır, zira ilk olarak, Hassadim, sağ çizgi genişler ve yarım Şekel sol çizgiden çekilir; VAK-de-Hohma ve Hassadim orta çizgiden çekilir. Böylece, sağ çizgiden Hassadim bu taraftadır ve orta çizgiden Hassadim o taraftadır. Ve böylece artık solda hiç Dinim (yargılamalar) yoktur.
15) “İsrail’in evini kutsayacaktır.” Sayılmamış olan, “Ev,” diye adlandırılan dişiler vardır. Çünkü dişiler çölde sayılmamışlardır. “Aron’un evini kutsayacak,” zira rahipler vardır ve onlar halkı iyi gözle, iyi kalple ve kalplerindeki sevgi ile kutsarlar. “Aron’un evi,” Aron’un kutsaması ile kutsanan kadınları ima eder.
16) “Tanrıdan korkanları kutsar,” bunlar Levi’lerdir, kutsanmıştırlar, zira Efendiden korkarlar. “Küçük büyükle birlikte,” sözünün anlamı; küçük olanlar sayılmamış olsalar bile – zira yalnız yirmi yaş ve üstündekiler sayılmıştır – onlar büyüklerle birlikte kutsanırlar.
17) İsrail’de onunla kutsanabilecekleri bir sayı bulamadılar, yarım Şekel’le sayılmış olan gibi bir sayı. Çünkü bu sayı, dünyaların mükemmelliğini tamamlamak için kutsanmıştı ki bu Hohma’nın Hassadim’le birleşmesinin yüce mükemmelliğidir. Kutsamanın oradan ayrıldığı yerde onlar sayılırlar, yazıldığı üzere, “İkinci ayın birindeki, bu parlaklık,” Hohma’nın solda aydınlatması, dünyanın kutsanması, Hassadim, buradan dünyanın aydınlığı yükselir.
Bu nedenle ikinci ay, sol çizgi, “parlaklık,” diye adlandırılır, çünkü her şeyin aydınlığı buradan ortaya çıkar, yani Hohma’nın aydınlığı Hassadim’ dâhil olur. Yalnız aşağıdan yukarıya doğru parladığı için ışık olarak değil parlaklık olarak kabul edilir. Bu nedenle şöyle yazılmıştır; “Efendi seni Zion’dan kutsar, yani orada Hohma’nın aydınlığının ortaya çıkmasına yer olan Malhut’tan kutsar. Bunun hepsi tek bir şeydir, çünkü Malhut ikinci aydan, sol çizgiden inşa edilmiştir ve yazıldığı üzere; “Ve oradan Tanrı kutsanmayı, hatta sonsuz hayatı emretti.” Kutsanma Hassadim’dir ve hayat Hohma’dır, yazıldığı üzere, “Bilgelik, ona sahip olanların hayatını muhafaza eder.”
18) İsrail nereden kutsanır? Eğer onu korumak için nöbette durmaz ve halk Yüce Kral’ın onurunu saymazsa, yazıklar olsun bu dünyaya! İsrail Yaradan nezdinde değerli olduğu zaman dünyalar ulu ve kutsal bir ağaçtadır, ZA’dadır ki o her şeyi besleyendir. Ve o tüm kutsamaların toplandığı yerde, Bina’da kutsanmıştır ve ona ekilmiştir ve kökleri köklenmiştir. Çünkü Mohin-de-ZA de Bina’ya ekilmiştir, yazıldığı üzere, “Üç tek ve bir olarak çıktı, bir ve tek olan üç tanenin hepsi ile ödüllendi.”
19) Ve aşağıdaki İsrail tüm kutsamaların ortaya çıktığı ve çıkışlarını geciktirmeyen yerden, Malhut’tan kutsandı, yazıldığı üzere, “Yaradan seni Zion’dan kutsar.” Şöyle de yazılmıştır; “Hermon’un (İsrail’in en yüksek dağı) çiğ tanesi gibi,” Zion dağlarının üzerine inen, Malhut. Ve yazıldığı üzere, “Ve oradan Tanrı kutsanmayı, hatta sonsuz hayatı emretti.” Bu dünyanın ışığıdır, yazıldığı üzere, “Zion’un, mükemmel güzelliğinden, Yaradan ortaya çıktı.” “Ortaya çıktı,” aydınlattı demektir. Aydınlattığı zaman, tüm dünyaları aydınlatır.
20) Ve bu ışık –kutsamalar ve hayat – birlik içinde, Zivug içinde uyandığı zaman, her şey sevgi içinde, her şey mükemmeldir ve böylece herkes barış içindedir, yukarıda barış ve aşağıda barış. Yazıldığı üzere, “Senin duvarlarında barış ve tüm saraylarında bolluk var.”