Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 39
 

MEKTUP - 39

6 Mart, 1958 Manchester

Merhaba sevgili dostum,

Purim’de yarım şekel, on pound aldım. Kutsal Zohar’da yarım şekele, on denildiği yazar ki bu Tanrı’ya katkının tartıldığı taştır.

Kutsal Zohar’ın sözlerini yorumlamalıyız. Yarım şekel demek, insanın Yaradan’a nasıl geri döneceğini tartmaya başlaması demektir, kutsal Zohar, bununla ilgili kişi pek çok günahı olduğunu bildiğinde, daima yarım ve yarım olarak kabul edileceğini bilmelidir, der. Bu demektir ki, o yarı erdemli, yarı kusurlu fakat kişi daima erdemlik ölçüsünü seçmelidir. Bu atalarımızın dediği gibidir, “Kişi daima kendini yarı suçlu yarı suçsuz görmelidir. Eğer bir Mitzva yerine getirirse kendini ve tüm dünyayı erdemlik ölçüsüne getirdiği için mutlu olur.”

Atlarımızın neden “Dostundan yüce olanın arzusu da ondan yücedir,” dediğini açıklamalıyız. Bu böyledir, çünkü eğer ona büyük bir kötü eğilim verilmemişse, yani iyiliği kötülüğünden daha fazla ise seçmek özellikle iki şey birbirine eşit olduğunda mümkün olduğundan, o zaman seçim şansı yoktur.

Bununla atalarımızın şu dediğini anlayabilirsiniz, “Gelecekte (ıslahın sonunda) Yaradan kötü eğilimi getirecek ve erdemlinin ve bayağının önünde katledecek. Erdemliye göre o yüksek bir dağ, bayağı olana ise küçücük bir yer gibidir.” Kimin haklı olduğunu anlamalıyız, yani kötü eğilimin ölçüsünü.

Ancak, açıkladığım gibi, bayağının birkaç fazileti vardır bu nedenle kötü eğilimi o kadar da büyük değildir, küçücük bir alan gibidir. Onun yarım yarım olması için—az iyiliğin olduğu yerde az kötülük olmalı— bu böyledir. Fakat erdemlinin pek çok fazileti olduğundan kötü eğilimi de büyük olmalıdır. Dolayısıyla erdemli olan için kötü eğilim yüksek bir dağ gibidir.

Bununla ayetle ilgili sorulanı anlayabilirsiniz, “Firavuna gel, çünkü onun kalbini katılaştırdım.” Yaradan’ın onun kalbini katılaştırarak onu reddettiğini mi söylemek istiyor? Açıkladığıma göre, bunun tersidir. Yaradan’ın kalbini katılaştırmasıyla o bir kez daha seçim yapabilir, çünkü Firavun “Tanrı erdemli, ben ve benim halkım bayağı,” dediğinde, bu demektir ki o hali hazırda erdemlik ölçüsüne mahkûm edildi, o iyi ve artık yapacak daha fazla şeyi yok. Bu sebeple iyiliğine uygun biçimde Yaradan kötü eğilimi arttırmak zorundaydı, atalarımızın dediği gibi, “Dostundan yüce olanın arzusu da ondan yüce olmalıdır.” Dolayısıyla Yaradan onun kalbini katılaştırdığında, bir kez daha seçim yapabilecekti.

Dileyelim Yaradan bizi iyileşme ve kurtuluşla ödüllendirsin.

Size ve ailenize en iyi dileklerimle,

Baruh Salom HaLevi Aşlag