Toplumun Amacı - 1. 1-1 (1984)
Toplumun Amacı - 2. 1-2 (1984)
Dost Sevgisine Dair. 2 (1984)
Dost Sevgisi – 1. 3 (1984)
Her biri Dostuna Yardım Etti. 4 (1984)
‘Dostunu Kendin Gibi Sev’ Kuralı Bize Ne Verir?. 5 (1984)
Dost Sevgisi - 2. 6 (1984)
‘Dostunu Kendin Gibi Sev’ Kuralına Dair Açıklanana Göre. 7 (1984)
Tora ve Mitzvot’u Yerine Getirmede Hangisi Kalbi Arındırır?. 8 (1984)
Kişi Her Zaman Evinin Kirişlerini Satmalıdır. 9 (1984)
Kişinin Reenkarne Olmamak İçin Ulaşması Gereken Derece Nedir?. 10 (1984)
Atalardan Kalan Erdem. 11 (1984)
Toplumun Önemine Dair. 12 (1984)
Bazen Maneviyata ‘Ruh’ Denir. 13 (1984)
Kişi Daima Sahip Olduğu Herşeyi Satıp Bilge Bir Öğrencinin Kızıyla Evlenmelidir. 14 (1984)
Yukarıdan Aşağıya Negatif Bir Şey Gelir Mi?. 15 (1984)
İhsan Etmeye Dair. 16 (1984)
Dostların Önemine Dair. 17-1 (1984)
Toplantının Gündemi. 17-2 (1984)
Tanrının Sana Bahşettiği Topraklara Geldiğin Zaman. 18 (1984)
Bugün Ayakta Duruyorsunuz, Hepiniz. 19 (1984)
Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al - 1. 1 (1985)
Dal ve Kökün Anlamı. 2 (1985)
Gerçeğin ve İnancın Anlamı. 3 (1985)
Bunlar Nuh’un Nesilleri. 4 (1985)
Topraklarından Uzağa Git. 5 (1985)
Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü. 6 (1985)
Sara’nın Yaşamı. 7 (1985)
Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al - 2. 8 (1985)
Ve Çocukları Onun İçinde Mücadele Ettiler. 9 (1985)
Yakup Ayrıldı. 10 (1985)
Yakup İle Laban Arasındaki Mücadele. 11 (1985)
Yakup Babasının Yaşadığı Topraklara Geldi. 12 (1985)
Kurtuluşumun Kudretli Kayası. 13 (1985)
Ben İlk Ve Son Olanım. 14 (1985)
Hezekiah Yüzünü Duvara Döndü. 15 (1985)
Onlara Daha Fazla Eziyet Edildikçe. 16 (1985)
Bugünü Bil Ve Kalbine Kulak Ver. 17 (1985)
Kötüleyenlerle İlgili. 18 (1985)
Firavun'a Doğru Gel - 1. 19 (1985)
Kalbini Katılaştıran. 20 (1985)
Daima Tora ve Çalışma Arasında Ayırım Yapmalıyız. 21 (1985)
Tüm Tora Tek Kutsal Addır. 22 (1985)
Gece Yatağımda. 23 (1985)
Çalışmada Üç Zaman. 24 (1985)
Her Şeyde, Işık ve Kli Arasındaki Farkı Görmeliyiz. 25 (1985)
Bana İhtişamını Göster. 26 (1985)
Tövbe. 27 (1985)
Ajanlar. 28 (1985)
Yaradan, O'nu Çağıranlara Yakındır. 29 (1985)
Üç Dua. 30 (1985)
Kişi Kendini Kötü Olarak Görmez. 31 (1985)
Alıcıların Ödülüne Dair. 32 (1985)
İsrail'in Suçluları. 33 (1985)
Ve Yaradan'a Yalvardım. 34 (1985)
Kişi, Yaradan Korkusunun Ne Olduğunu Bildiğinde. 35 (1985)
Akşam Vardı ve Sabah Vardı. 36 (1985)
Kişiye Kim Tanıklık Eder. 37 (1985)
Mutlu Olan Erdemli ve Acı Çeken Erdemli. 38 (1985)
Sesimizi Duy. 39 (1985)
Musa Gitti. 1 (1986)
Kulak Ver, Ey Tanrım. 2 (1986)
İnsan, Tora Sayesinde Erdemlilik ve Barış ile Ödüllendirilir. 3 (1986)
Hesed'e Dair. 4 (1986)
Babaya Saygı Göstermeye Dair. 5 (1986)
Güven. 6 (1986)
Çoğunluğun Duasının Önemi. 7 (1986)
Yukarıdan Gelen Yardıma Dair. 8 (1986)
Hanuka Mumuna Dair. 9 (1986)
Duaya Dair. 10 (1986)
Gerçek Dua Gerçek Eksiklik Üzerinedir. 11 (1986)
Kişinin Dua Etmesi Gereken Temel Eksiklik Nedir?. 12 (1986)
Firavun’a Doğru Gel - 2. 13 (1986)
Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir?. 14 (1986)
Çoğunluğun Duası. 15 (1986)
Efendi, Yakup’u Kendisi İçin Seçti. 16 (1986)
Toplantının Gündemi -2. 17 (1986)
Kim Duaya Neden Olur. 18 (1986)
Sevince Dair. 19 (1986)
Kişi Günah İşlemeli ve Suçlu Olmalıdır. 20 (1986)
Mantık Ötesine Dair. 21 (1986)
Bir Kadın Döllenirse. 22 (1986)
Korku ve Sevince Dair. 23 (1986)
Sadaka ve Hediye Arasındaki Fark. 24 (1986)
Mitzvot'u Uygulamanın Ölçüsü. 25 (1986)
Yakın Bir Yol ve Uzak bir Yol. 26 (1986)
Yaradan ve İsrail Sürgüne Gitti. 27 (1986)
Topluluk On Kişiden Az Olmaz. 28 (1986)
Lişma ve Lo Lişma. 29 (1986)
Meyveden Önce Gelen Klipa. 30 (1986)
Yenika ve İbur Hakkında. 31 (1986)
Dua Boyunca Bacakları Düzeltmenin ve Başı Örtmenin Sebebi. 32 (1986)
Kişinin Ayaklarıyla Çiğnediği Emirler Nelerdir?. 33 (1986)
Hâkimler ve Görevliler. 34 (1986)
Av’ın Onbeşi. 35 (1986)
Selihot (Affedilmek) İçin Hazırlık Nedir?. 36 (1986)
Kötüye de İyiye de, İyilik Yapan İyi. 1 (1987)
Kötülüğün Farkındalığının Önemi. 2 (1987)
Tüm İsrail’in Bir Sonraki Dünyada Payı Vardır. 3 (1987)
Kötü Bir Kişiden İyi Bir Şey Duymak Yasak Mıdır?. 4 (1987)
Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir?. 5 (1987)
Daimî İnancın Önemi. 6 (1987)
Hanuka Mucizesi. 7 (1987)
Gerçek ile Merhamet ve Gerçek Olmayan Merhamet Arasındaki Fark. 8 (1987)
Kişinin Yüceliği İnancının Gelecekteki Ölçüsüne Bağlıdır. 9 (1987)
Kötü Sözün Özü Nedir ve Ona Karşı Kim Durur. 10 (1987)
Purim Ve Emir, O Bilmeyene Kadar. 11 (1987)
Çalışmada Yarım Şekel Nedir? - 1. 12 (1987)
Matzot Bayramına Neden Pesah Denir. 13 (1987)
Pesah, Matza ve Maror Arasındaki Bağlantı. 14 (1987)
Kutsallıktaki İki Anlayış . 15 (1987)
Genel Halkın Çalışması ve Bireyin Çalışması Arasındaki Fark. 16 (1987)
Putperestlere Tora’yı Öğretmekteki Katı Yasağın Anlamı. 17 (1987)
Tora’nın Edinilmesine Hazırlık Nedir? - 1. 18 (1987)
Yaradan'ın Çalışmasında İfşa Edilenler ve Gizlenenler Nelerdir?. 19 (1987)
İnsanın Özel Mülkiyeti Nedir?. 20 (1987)
Yaradan Çalışmasında Kirli Eller Nedir?. 21 (1987)
Kişinin Yaradan’dan İstediği Hediye Nedir?. 22 (1987)
Anlaşmazlıktan Sonra Gelen Barış Hiç Anlaşmazlık Olmamasından Çok Daha Önemlidir. 23 (1987)
Çalışmada Asılsız Nefret Nedir?. 24 (1987)
Çalışmada Başın Ağırlığı Nedir?. 25 (1987)
Hafif Bir Emir Nedir?. 26 (1987)
Çalışmada ‘Kutsama’ ve ‘Lanet’ Nedir?. 27 (1987)
Çalışmada Ekleme Yapmamak ve Çıkarmamak Nedir? . 28 (1987)
“Ödül Kedere Göredir” Nedir?. 29 (1987)
Çalışmada Otorite Savaşı Nedir? -1. 30 (1987)
Çalışmada Antlaşma Yapmak Nedir?. 31 (1987)
Yaşamın İki Anlayışa Ayrılmasının Nedeni. 1 (1988)
Teşuva’nın (Tövbe) Ölçüsü Nedir?. 2 (1988)
Yaradan’ın Adının ‘Hakikat’ Olması Ne Demektir?. 3 (1988)
Çalışmada Yardım ve Bağışlanma İçin Dua Nedir?. 4 (1988)
Çalışmada “İsrail Sürgündeyken Şehina Onlarla Beraberdir” Nedir?. 5 (1988)
Çalışmada Bir Tarla ve Tarla Adamı Arasındaki Fark Nedir?. 6 (1988)
Damadın Suçlarının Bağışlanmasının Önemi Nedir?. 7 (1988)
Dua Eden Kişi Sözlerini Düzgün Şekilde Açıklamalı Ne Demektir?. 8 (1988)
Çalışmada Doğru Olanın Izdırap Çekmesi Ne Demektir?. 9 (1988)
Çalışmada, "Öğrenim Yerine Gidenlerin Dört Niteliği" Nedir?. 10 (1988)
Lişma’dan Önceki İki Muhakeme Nedir? . 11 (1988)
Yaradan Yolunda Tora ve Çalışma Nedir?. 12 (1988)
Çalışmada “Halkın Çobanı Bütün Halktır” Nedir?. 13 (1988)
Dost Sevgisi İhtiyacı. 14 (1988)
Çalışmada “Boş bir Mekânda Kutsama Yoktur” Ne Demektir?. 15 (1988)
Keduşa’nın (Kutsallığın) İnşa Edildiği Temel Nedir?. 16 (1988)
Tanrısal bir Ruh ile Hayvansal bir Ruh Arasındaki Temel Fark. 17 (1988)
Çalışmada Kişi Ne Zaman “Yaradan'ın Hizmetkarı” Olarak Kabul Edilir?. 18 (1988)
Çalışmada, Gümüş, Altın, İsrail, Kalan Diğer Milletler nedir?. 19 (1988)
İhsan Etme Çalışmasında Ödül Nedir? . 20 (1988)
Çalışmada Tora Karanlıktan Verildi Ne Demek? . 21 (1988)
Çalışmada Erdemlinin Faziletleri ve Kötülükleri Nelerdir?. 22 (1988)
Çalışmaya Lo Lişma’da Başlamak Ne Demektir?. 23 (1988)
Çalışmada "Gizli Şeyler Efendi'ye Aittir, İfşa Olan Şeyler Bize Aittir" Nedir?. 24 (1988)
Çalışmada, Şabat Arifesinde Hazırlık Nedir?. 25 (1988)
Çalışmada Kanun ve Yargı Arasındaki Fark Nedir?. 26 (1988)
Çalışmada, “Yaradan Gururu Tolere Etmez” Nedir?. 27 (1988)
“O’nun Rehberliği Gizli ve Açıktır” Nedir?. 28 (1988)
Yaratana Hizmet Edeni O'na Hizmet Etmeyenden Nasıl Ayırabiliriz?. 29 (1988)
Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır?. 30 (1988)
Çalışmada, İnsanın, Yaratan'a Atfedilen İnsanın Çalışması Nedir?. 31 (1988)
Bir Düşüş Esnasındaki İki Eylem Nelerdir?. 32 (1988)
Yaradan'ın Çalışmasında Genel ve Birey Arasındaki Fark Nedir?. 33 (1988)
Çalışmada Gün ve Gece Nelerdir?. 34 (1988)
Çalışmada Yaratandan İstemeniz Gereken Yardım Nedir?. 35 (1988)
Tövbenin Ölçüsü Nedir?. 1 (1989)
Çalışmada Büyük ya da Küçük Bir Günah Nedir?. 2 (1989)
Gözyaşı Kapısı ile Geri Kalan Kapılar Arasındaki Fark Nedir?. 3 (1989)
Çalışmada Su Seli Nedir?. 4 (1989)
Dünyanın Yaratılışının İhsan Etme Yoluyla Olması Ne Demektir?. 5 (1989)
Çalışmada Mantık Ötesi Nedir?. 6 (1989)
Çalışmada “Şabat Arifesinde Çaba Sarf Etmeyen, Şabat Günü Ne Yiyecek” Nedir?. 7 (1989)
Çalışmada, İyi Büyürse Kötü de Büyür Ne Demektir?. 8 (1989)
Çalışmada “Kötülerin Üzerine Gelen Felaket Erdemlilerle Başlar” Nedir?. 9 (1989)
Çalışmada, “Merdiven Diyagonaldir (Çaprazdır)” Ne Demektir?. 10 (1989)
Çalışmada Gerekli Olan Kuvvetler Nelerdir?. 11 (1989)
Damadın Yemeği Nedir? . 12 (1989)
Çalışmada, 'Kem Gözlü Adamın Ekmeği' Nedir?. 13 (1989)
"Kalbine Yanıt Ver" Ne Demektir?. 14 (1989)
Çalışmada ‘Erdemliler Günahkârlar Sayesinde Görünür Hale Gelir’ Ne Demektir?. 15 (1989)
Çalışmada Boş bir Masada Kutsama Yasağı Nedir?. 16 (1989)
Çalışmada, Yaradan’ı Kutsamadan Önce Selam Verme Yasağı Nedir?. 17 (1989)
Çalışmada “Sayılanda Kutsama Yoktur Ne Demektir?. 18 (1989)
Çalışmada Şabat'a Neden Şin-Bat Denir?. 19 (1989)
Çalışmada Kötü Eğilimin Yükselmesi ve İftira Etmesi Ne Demektir?. 20 (1989)
Çalışmada "Sarhoş Bir Adam Dua Etmemelidir" Nedir? . 21 (1989)
Neden Özellikle Pesah Gecesinde Dört Soru Sorulur?. 22 (1989)
Çalışmada Kişi Acı Otu Yutarsa, Çıkamaz Nedir?. 23 (1989)
Çalışmada "Eğitimsiz Birinin Kutsamasını Hafife Almayın" Nedir?. 24 (1989)
Çalışmada "Kusuru Olan [Fedakârlık] Etmez" Nedir?. 25 (1989)
Çalışmada "Kendini Kirleten, Yukarıdan Kirletilir" Ne Demektir?. 26 (1989)
Çalışmada Acı Çekmek Ne Anlama Gelir?. 27 (1989)
Kişinin Testi Geçtiğini Kim Bilmelidir?. 28 (1989)
Çalışmada Tora'yı Almak İçin Yapılan Hazırlık Nedir? - 2. 29 (1989)
Menorayı Yakmanın Çalışmadaki Anlamı Nedir?. 30 (1989)
Çalışmada, Putperestlere Tora’yı Öğretme Yasağı Nedir? . 31 (1989)
Çalışmada Yağ "İyi Eylemler" Olarak Adlandırılır Ne Demektir?. 32 (1989)
Çalışmada Casuslar Nedir?. 33 (1989)
Çalışmada Barış Nedir?. 34 (1989)
Çalışmada "Oğulları Olmayan Kişi" Nedir?. 35 (1989)
Çalışmada “Çünkü Bu, Milletlerin Gözünde Sizin Bilgeliğiniz ve Anlayışınızdır” Nedir?. 36 (1989)
Çalışmada "Başlangıcı Dikenli Sonu Düzlük Olan Yol" Ne Demektir?. 37 (1989)
Çalışmada Hâkimler ve Görevliler Nedir?. 38 (1989)
Çalışmada "Tora Sadece Kötü Eğilimin Aleyhinde Konuşur" Nedir?. 39 (1989)
Çalışmada "Onlar Her Gün Gözünüzde Yeni Gibi Olacaklar" Nedir?. 40 (1989)
Günlük Program. 41 (1989)
Çalışmada "Kuyruk Değil Baş Olalım" Ne Anlama Gelir?. 1 (1990)
Çalışmada Başarısızlığın Anlamı Nedir?. 2 (1990)
Dünyanın Tora İçin Yaratılmış Olması Ne Anlama Gelir?. 3 (1990)
Çalışmada Erdemlinin Nesilleri İyi İşlerdir Ne Anlama Gelir?. 4 (1990)
Çalışmada İnsan Yaratılmadan Önce Toprak Meyve Vermiyordu Ne Anlama Gelir?. 5 (1990)
Kişi Çalışmada Gururu Ne Zaman Kullanmalıdır?. 6 (1990)
Çalışmada Dua ve Şükür Zamanı Nedir?. 7 (1990)
Çalışmada Esav’ın "Tarla Adamı" Olarak Adlandırılması Ne Anlama Gelir. 8 (1990)
Çalışmada "Yeryüzüne Bir Merdiven Kurulur ve Üstü Cennete Ulaşır" Ne Demektir?. 9 (1990)
Çalışmada Bilgelerimizin "Kral Davud'un Bir Hayatı Yoktu" Demesi Ne Anlama Geliyor?. 10 (1990)
Çalışmada, Hanuka Mumunu Sola Yerleştirmenin Anlamı Nedir?. 11 (1990)
Çalışmada Tora Neden "Orta Çizgi" Olarak Adlandırılır? - 1. 12 (1990)
Yaradan ve Şehina'nın Birleşmesi ile Tüm Kötülüklerin Kefaretinin Ödenmesi Ne Anlama Gelir?. 13 (1990)
Çalışmada Gerçek Hesed Nedir?. 14 (1990)
Çalışmada, Mısır’ın Vekili Düşmeden Önce, Onların Haykırışları Cevaplanmadı Ne Demektir?. 15 (1990)
Çalışmada "Moral Eksikliği ve Ağır Çalışma" Nedir?. 16 (1990)
Çalışmada Arınmak İçin Gelen Kişinin Aldığı Yardım Nedir?. 17 (1990)
Şabat Konuşması Neden Hafta İçi Konuşması Gibi Olmamalıdır?. 18 (1990)
Çalışmada Yarım Şekel Nedir? - 2. 19 (1990)
Çalışmada Yarım Kuruş Nedir? - 2. 20 (1990)
Çalışmada "Ben Hiçbir Şey İçin Varım, Sen de Hiçbir Şey İçin Varsın" Ne Demektir?. 21 (1990)
Amalek'i Silme Sırası Nedir?. 22 (1990)
Çalışmada Musa'nın Ay'ın Doğuşuyla İlgili Kafasının Karışık Olması Ne Anlama Gelir?. 23 (1990)
Çalışmada "Yanmış Bir Sunu Olmaya Gelen Her Şey Erkektir" Ne Anlama Gelir?. 24 (1990)
Çalışmada "Bütün Uluslar Efendimize Şükredin" Ne Demektir?. 25 (1990)
Çalışmada "Efendimiz Kadar Kutsal Olan Yoktur, Çünkü Senden Başkası Yoktur" Nedir?. 26 (1990)
Çalışmada "Her Çimen Tanesinin Üstünde Ona Vuran ve Büyümesini Söyleyen Bir Görevli Vardır!" Ne Demektir?. 27 (1990)
Çalışmada “Büyükleri Küçükler Hakkında Uyarmak” Nedir?. 28 (1990)
Çalışmada "Tora İnsanın Gücünü Tüketir" Ne Demektir?. 29 (1990)
Çalışmada Yaradan'ın Adının "Yasa ve Emir" Olması Ne Anlama Gelir?. 30 (1990)
Çalışmada ‘Sayılmış Olanda Kutsama Yoktur’ Ne Demektir. 31 (1990)
Çalışmada "İsrail Yaradan'ın Arzusunu Yerine Getiriyor" Ne Anlama Gelir?. 32 (1990)
Çalışmada "Yeryüzü Korktu ve Hareketsiz Kaldı" Ne Demektir?. 33 (1990)
Çalışmada "Sıradan Bir Kişinin Kapları" Nedir?. 34 (1990)
Çalışmada, "Damadın Yemeğinin Tadını Çıkaran Kimse" Ne Demektir?. 35 (1990)
Çalışmada "Esav ve İsmail'in Çocukları Tora'yı Almak İstemediler" Ne Demektir?. 36 (1990)
Çalışmada "Şehina İsrail İçin Tanıklıktır" Ne Demektir?. 37 (1990)
Çalışmada “Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır” Nedir?. 38 (1990)
"Kudüs İçin Yas Tutan, Onun Sevincini Görmekle Ödüllendirilir" Sözü Çalışmada Ne Anlama Gelir?. 39 (1990)
Çalışmada “Sen tüm insanların en aşağıda en önemsiz olanısın,” Nedir? . 40 (1990)
Çalışmada Kişinin Topuklarıyla Çiğnediği Hafif Mitzvot Nedir?. 41 (1990)
Çalışmada Kutsama ve Lanet Nedir?. 42 (1990)
Çalışmada “Sunağın Yanına Kendin İçin Bir Aşera Dikmeyeceksin” Nedir?. 43 (1990)
Çalışmada İsteğe Bağlı Savaş Nedir - 2. 44 (1990)
Çalışmada "Gizli Şeyler Tanrımız Efendimize Aittir" Ne Demektir?. 45 (1990)
Baal HaSulam'dan Çalışmanın Düzeni. 46 (1990)
Çalışmada "Bizim Senden Başka Kralımız Yok" Ne Demektir?. 1 (1991)
Çalışmada "Ey İsrail, Tanrın Efendine Dön" Ne Demektir?. 2 (1991)
Çalışmada " Günahkârlar Hazırlayacak ve Erdemliler Giyecek" Ne Demektir?. 3 (1991)
Çalışmada “Sabotajcı Selde Kaldı ve Öldürüldü,” Ne Demektir?. 4 (1991)
Çalışmada "Erdemlilerin İyi İşleri Nesillerdir" Ne Demektir?. 5 (1991)
Çalışmada "Avram'ın Sığırlarının Çobanları ve Lut'un Sığırlarının Çobanları" Nedir?. 6 (1991)
Çalışmada "İnsan" Nedir ve "Hayvan" Nedir?. 7 (1991)
Çalışmada Geçen "Ve İbrahim Çok Yaşlanmıştı, Birçok Gün Geçirmişti" İfadesi Nedir?. 8 (1991)
Çalışmada "Giysilerinin Kokusu" Nedir?. 9 (1991)
Çalışmada, Mahsul Olgunlaştığında Kral Tarlasında Ayakta Durur Ne Demektir?. 10 (1991)
Çalışmada İyi Eğilimin ve Kötü Eğilimin Kişiyi Koruması Ne Anlama Gelir?. 11 (1991)
Bu Kandiller Kutsaldır. 12 (1991)
Çalışmada ‘Zayıf Olanın Eline Güçlüyü Verdin’ Ne Demektir. 13 (1991)
Çalışmada İnsanın Kutsanmasının Oğulların Kutsanması Olması Ne Demektir?. 14 (1991)
Çalışmada "Bu Yerde Benim İçin Bir Mucize Yaratan" Kutsaması Nedir?. 15 (1991)
Çalışmada Efendi'nin Tanrı Olduğunu Bilmek İçin Neden "Kalbine Cevap Vermeye" İhtiyacımız Var?. 16 (1991)
Çalışmada, “Onun Kalbini Katılaştırdığım İçin,” Nedir?. 17 (1991)
Çalışmada Sağ Elimizi Sol Elimizin Üzerine Kaldırmalıyız Ne Anlama Gelir?. 18 (1991)
Çalışmada "Kalk Ey Efendimiz ve Düşmanların Dağılsın" Ne Anlama Gelir?. 19 (1991)
Çalışmada “Yeri Olmayan Hiçbir Şey Yoktur” Nedir?. 20 (1991)
Çalışmada, Purim'den Önce, Zahor (Hatırlama) Bölümünü Okumamızın Anlamı Nedir?. 21 (1991)
Çalışmada "Dikenlerin Arasındaki Zambak" Nedir?. 22 (1991)
Çalışmada Bir İneğin Küllerinin Arındırılması Ne Demektir?. 23 (1991)
Çalışmada Kişinin Bir Oğul ve Bir Kız Çocuk Doğurması Ne Anlama Gelir?. 24 (1991)
Tövbe Eden Kişinin Mutluluk İçinde Olması Ne Anlama Gelir?. 25 (1991)
Çalışmada Bir Kısım İfşa Etmek ve İki Kısım Gizlemek Nedir?. 26 (1991)
Önce Kadın Döllenirse Erkek Çocuk Doğurur" Ne Anlama Gelir?. 27 (1991)
Çalışmada Kutsallık ve Saflık Nedir?. 28 (1991)
Çalışmada Bir Başrahibin Bakire Bir Eş Alması Ne Anlama Gelir?. 29 (1991)
Çalışmada, Uzak Bir Yolda Olan Birinin İkinci Bir Pesah'a Ertelenmesi Ne Anlama Gelir?. 30 (1991)
Çalışmada Yoksullara Verilen Sadakanın Kutsal Adı Yapması Ne Anlama Gelir?. 31 (1991)
Çalışmada Sancak Nedir?. 32 (1991)
Çalışmada Yaradan'ın Birini Kayırması Ne Anlama Gelir?. 33 (1991)
Çalışmada Meyvelerini Bu Dünyada Yemek ve Aslını Öbür Dünya İçin Saklamak Nedir?. 34 (1991)
Çalışmada "Casuslar" Ne Anlama Geliyor?. 35 (1991)
Çalışmada "Barış, Barış, Uzaklara ve Yakınlara" Nedir?. 36 (1991)
Çalışmada "Tora" Nedir ve "Tora'nın Yasası" Nedir?. 37 (1991)
Çalışmada "Sağ Çizgi" Nedir?. 38 (1991)
Çalışmada Sağın Soldan Daha Büyük Olması Ne Anlama Geliyor?. 39 (1991)
Çalışmada Gerçek ve Yalan Nedir?. 40 (1991)
Kişi Kötü Niteliklerle Doğmuşsa Ne Yapmalıdır?. 41 (1991)
Çalışmada "Öküz Sahibini Bilir, vs, İsrail Bilmez" Ne Demektir?. 42 (1991)
Çalışmada "Sırtımı Göreceksiniz, Ama Yüzüm Görünmeyecek" Ne Demektir? . 43 (1991)
Çalışmada İsrail'in Toprağın Mirası ile Ödüllendirilmesinin Sebebi Nedir?. 44 (1991)
Çalışmada Yargıcın Mutlak Surette Doğru Hüküm Vermesi Ne Anlama Gelir?. 45 (1991)
Çalışmada Sevilenin Oğlu ve Nefret Edilenin Oğlu Nedir?. 46 (1991)
Çalışmada Sağ ve Solun Zıtlık İçinde Olması Ne Anlama Gelir?. 47 (1991)
Kütüphanechevron_right
Rabash/Articles
chevron_right
İhsan Etmeye Dair
 

İhsan Etmeye Dair

Makale No. 16, 1984

İhsan etme meselesini açıklamak. Kişi, dünyanın önemli kabul ettiği birisine hizmet ettiğinde, bu kişinin, onu, hizmeti için ödüllendirmesi gerekmez. Aksine, kişi, önemli kişiye hizmet ettiğinde, kendini, önemli kişi tarafından ödüllendirilmiş olarak kabul eder. Bu demektir ki eğer kişi, önemli biri olduğunu bilirse, hizmet etmekten keyif alır ve hizmeti için başka bir ödüle ihtiyaç duymaz. Bunun yerine, hizmetin kendisi ona keyif verir.

Fakat kişi, sıradan bir insana hizmet ediyorsa, hizmet etmekten haz almaz ve hizmeti için ödül bekler. Bu demektir ki, aynı hizmeti önemli birisi için yapmış olsaydı, hiçbir ödüle ihtiyaç duymayacaktı.

Örneğin, önemli bir kişi, küçük bir bavul taşıyarak uçakla gelse, birçok kişi, onun gelişini bekler ve önemli kişi, bavulunu, onu eve götürecek arabaya taşıması için birine verir. Bu hizmet için, diyelim ki ona yüz dolar vermek ister. Kişi, ondan para almayı kesinlikle ret edecektir, çünkü hizmet etmekten alacağı haz, o kişinin vereceği yüz dolardan daha fazladır.

Oysa o sıradan bir kişi olsaydı, ona para karşılığında bile hizmet etmek istemeyecek, bunun yerine, ona şöyle diyecekti, “Burada taşıyıcılar var, onlar senin bavulunu arabaya taşırlar. Bana gelince, sana hizmet etmek, benim için aşağı bir durumdur. Fakat bu, taşıyıcıların işi olduğu için, eğer onlara ödeme yaparsan, sana hizmet etmekten memnun olacaklardır.”

Bundan çıkan sonuç şudur ki, kişinin, aynı eylemin içinde, eylemde değil ancak eylemi kimin için-onu önemli biri için yapıp yapmadığında- yaptığında önem ve ayrım vardır. Bu, sadece kişinin kendi gözünde, o kişiye verdiği öneme, yani o kişinin yüceliğine dair hissettiği şeye bağlıdır. Onun önemli bir kişi olduğunu anlaması ya da etrafında olan başka kişilerin, onun önemli bir kişi olduğunu söylemesi fark etmez; bu ona, ödül almaya ihtiyaç duymadan o kişiye hizmet etme gücünü zaten verir.

Yukarıdakilere göre, önemli kişiye hizmet eden kişinin gerçek niyetini anlamalıyız. Niyeti, bunu büyük bir ayrıcalık olarak düşündüğü için hizmet etmekten zevk almak mı, yoksa ona hizmet etmekten büyük zevk aldığı için midir? Önemli kişiye hizmet etmenin zevki, ona hangi kaynaktan gelmektedir? Kişi bunu bilmez. Ancak, bunu doğal görerek -burada büyük bir haz vardır- ona hizmet etmek ister.

Diğer bir deyişle, bu kişi, önemli biri olduğu için mi onun haz almasını amaçlıyor? Yoksa o kişiye haz verdiği için mi ona hizmet etmek istiyor? Yani, eğer ona hizmet etmekten aldığı hazzı, başka şeyler vasıtasıyla alabilecek olsaydı, bu hizmeti bırakır mıydı? Zira, sadece burada iyi bir his bulabildiğini hissettiği için ona hizmet etmek istemektedir, ona hizmet etmesinin nedeni budur.

Soru, hizmetin, önemli kişinin kendini iyi hissedip hissetmemesiyle ilgili olup olmamasıdır, ona hizmet etmekten aldığı haz, sadece bir sonuçtur, fakat amacı, kendisi için değil, sadece önemli kişinin kendini iyi hissetmesi içindir. Yoksa önemli kişiyi dikkate almayıp, tüm hesaplamaları bundan ne kadar zevk alacağı ile mi ilgilidir?

Ve eğer şöyle sorsaydık, “Kişinin hangi niyetle çalıştığı önemli mi?” Cevap şu olurdu; ihsan etme kaplarının ne olduğunu bilmemiz gerekir.

İhsan etme eyleminde bulduğumuz üç anlayış vardır:

1) Kişi ister bedeniyle ister parasıyla olsun, ödüllendirilmek için başkalarına ihsan etmekle ilgilenir. Diğer bir deyişle, hizmetin kendisi ona haz vermek için yeterli değildir. Bunun yerine, karşılığında bir şeyler verilmesini ister. Örneğin, ihsan etmeye dair çalışmasının karşılığında, onurlandırılmak ister. Bu onur için çalışacak gücü vardır. Ama çalışmasının karşılığında, onurlandırılacağından emin olmasaydı, başkaları için yaptıklarını yapmayacaktı.

2) Kişi, başkalarına ihsan etmeye bağlanır ve çalışması için hiçbir ödül, başka bir şey verilmesini istemez. Aksine, ihsan etme eylemlerini gerçekleştirmekle yetinir. Başkalarına iyilik yapmaktan keyif almak, onun doğasındadır ve bu, onun tüm hazzıdır. Elbette, bu, birinci seviyeden daha büyük bir seviyedir, çünkü burada kişinin her şeyi, başkalarına iyilik yapmak amacıyla yaptığını görürüz. Buna, “ihsan etmek üzere ihsan etmek” demeliyiz.

Ancak, biraz daha derine inip, kişinin başkalarına vermedeki gerçek niyetini irdelediğimizde, tüm bu iyi eylemleri, haz almak istediği için mi -yani kendine-sevgi için, zira doğası gereği ihsan etme eylemlerinden haz alır- yoksa başkalarının iyi şeylere sahip olmasından haz almayı amaçladığı için mi yaptığını görürüz.

Diğer bir deyişle, başkalarının iyi bir ruh haline sahip olmasından haz alıp, keyifleri yerinde olsun ve yaşamlarından haz alsınlar diye mi başkalarına iyilik yapmak istiyor? Ve eğer şans eseri, orada başka bir kişi olduğunu görürse ve kendisinin, o şehrin insanları için yapmayı dilediği şeyleri yapmakta, o kişi daha başarılı olursa, ihsan etme eylemlerini yapmaktan aldığı hazzı bırakıp, diğer kişinin bunu yapmasına izin verecek mi?

Aslında, eğer çalışması için hiçbir ödül istemeden ihsan etme eylemine bağlanan bu kişi, diğer kişinin daha yetkin olduğunu bilse bile, o kişinin, bu şeyleri, şehrinin insanları için yapmasına izin verme konusunda ödünde bulunamıyorsa, buna henüz “ihsan etmek üzere ihsan etmek” diyemeyiz, çünkü günün sonunda, o kişinin belirleyici unsuru, kendine-sevgidir.

3) Kişi, hiçbir ödül almamak üzere çalışır. Ve orada daha yetkin bir kişinin olduğunu görse bile, başkalarına vermekten aldığı hazdan feragat eder ve sadece başkasının iyiliğini önemser. Buna, “ihsan etmek üzere ihsan etmek” denir.

Dolayısıyla, burada, kişinin gerçek niyetine dair geniş bir irdeleme yapılmalıdır: kendisi için haz almak ve ona hizmet etmek mi istiyor, yoksa önemli kişiye haz vermeyi mi amaçlıyor.

Yukarıdaki ayrımı anlamak için, kendisi için, onun önemli biri olduğunu resmeden biri sayesinde konuyu daha iyi anlayabiliriz. Kişi, önemli biri olduğu için, iyi ruh halinde olsun diye onu memnun etmek ve ona hizmet etmek ister. Ancak onun için verdiği hizmet sırasında, kendisi iyi ruh halindedir ve kendini mutlu hisseder. O an, yaşamında hissedeceği tüm hazların, şu an hissettiğine kıyasla hiçbir şey olduğunu hisseder, çünkü dünyadaki en önemli kişiye hizmet etmektedir ve o önemli kişinin keyfinin yerinde olmasını istemekten dolayı edindiği memnuniyeti tarif edecek hiçbir söz yoktur.

Şimdi kişi kendini yani önemli kişiye memnuniyet vermeyi istemekteki amacının ne olduğunu irdeleyebilir –kendi iyiliğini mi önemsiyor, yani onu, bu, kendisine iyi ruh hali verecek diye mi memnun etmek istiyor, yoksa sadece iyi ruh halinde olsun ve o kişinin önemi yüzünden ona hizmet etmek için büyük bir arzusu var diye önemli kişinin haz almasını mı amaçlıyor?

Dolayısıyla, kişi hizmetten kaynaklanan büyük hazzı hisseder. Yine de önemli kişiye hizmet ettiğinde, ona daha fazla memnuniyet verecek başka biri olduğunu bilirse, hizmeti sırasında hissettiği hazdan ödün verir. Bunun yerine, tüm kalbiyle, diğer kişinin hizmet etmesini diler, çünkü bu, o kişiyi, kendisinin hizmet etmesinden daha fazla memnun edecektir.

Dolayısıyla, eğer kişi, hizmetini bırakma konusunda hemfikir olursa –hizmetten büyük haz alıyor olsa da önemli kişiye fayda sağlamak ve onu daha fazla memnun etmek için bundan feragat eder, çünkü kendini değil, sadece önemli kişinin menfaatini düşünmektedir– kendi menfaatine dair hiçbir niyetinin olmadığı kabul edilir. Bunun yerine, her şey ihsan etmek içindir ve kişinin kendine dair hiçbir düşüncesi yoktur. O anda, kişi, tam bir farkındalığa sahiptir, çünkü kendisini aldatamaz ve buna, “tam olarak ihsan etmek” denir.

Ancak, bilmeliyiz ki kişi, bunu, kendi başına başaramaz. Aksine, bununla ilgili olarak denir ki (Kiduşin, 30), “İnsanın eğilimi onu her gün mağlup eder ve onu öldürmeye çalışır, şöyle yazdığı gibi: ‘Günahkâr, erdemliyi izler ve onu katletmeye çalışır.’ Ve eğer Yaradan ona yardım etmeseydi, kişi onun üstesinden gelemezdi, şöyle yazdığı gibi: ‘Efendi, kişiyi, onun eline bırakmayacak.’”

Bu demektir ki, kişi, önce Yaradan’a memnuniyet ihsan etmek amacıyla hareket etme gücüne sahip olup olmadığını görmelidir. Sonra, bunu kendi başına başaramayacağını fark ettiğinde, Tora ve Mitzvot’u, “İçindeki ışık kişiyi ıslah eder” noktasına odaklar ve bu Tora ve Mitzvot’tan istediği tek ödüldür. Diğer bir deyişle, çalışması için ödül, Yaradan’ın ona “ihsan etme gücü” denilen o gücü vermesi olacaktır.

Kişinin çaba sarf etmesine dair bir kural vardır, yani kişi, bir şeyler istediği için dinlenmeyi bırakır, zira çaba olmadan bir şey verilmeyeceğini bildiğinden, çaba göstermek zorundadır. Bu nedenle, Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek için çaba sarf eden kişi, mutlaka bir şeyin eksikliğini hissetmelidir ve bu yüzden, bu sayede istediğini edinmek için Tora ve Mitzvot’u yerine getirmek için çaba gösterir.

Buna göre, kişi dikkat etmeli ve Yaradan’a hizmet etme çalışmasına başlamadan önce, ne istediğine dair kafa yormalıdır –çalışması için istediği ödül nedir ya da basitçe söylersek, Tora ve Mitzvot’a bağlanmaya onu zorlayan nedir? Sonra, kişi neye ihtiyacı olduğunu, ne için çalışması gerektiğini belirlediği zaman, gerçekten ne istediğini bilmek zorlaşana kadar kafa yormaya başlar.

Bu nedenle insanlar, çalışmalarının amacı üzerine düşünmeye başladıkları zaman, gerçek amacı belirleyemezler. Bunun yerine derler ki, “Neden irdeleme ile kendimizi yoralım?” Bunun yerine, hiçbir amaç olmadan çalışıp şöyle derler, “Bir sonraki dünya için çalışıyoruz.”

Bir sonraki dünya nedir? “Neden onun hakkında düşünmeliyiz? Biz sadece onun iyi olduğuna inanıyoruz ve bununla yetiniyoruz. Bir sonraki dünyanın ödülünü aldığımızda, o zaman onun ne olduğunu bileceğiz. Neden irdelemelere girelim ki?”

Sadece birkaçı Yaradan ile Dvekut (bütünleşmek) konusu olduğunu ve Dvekut’u başarmak için form eşitliğine ulaşmaları gerektiğini söyler, yani “O, merhametli olduğu için, sen de merhametlisin.” Ve sonra kişi, form eşitliğini -tüm hareketlerinin ihsan etme için olacağını- elde etmek için çalışmaya başlar, çünkü sadece o zaman, dünyada mevcut olan kısıtlama ve gizlilik ondan kaldırılır ve kişi Keduşa’yı (kutsallık) hissetmeye başlar.

Fakat kişi, çalışmasında, ihsan etme seviyesine erişmeye başladığı zaman, bundan çok uzak olduğunu, ihsan etme amacına yönelik bir düşünce, söz veya iş için hiçbir arzusu olmadığını görür. Ve o zaman, ihsan etme gücünü elde etmek için ne yapacağını bilmez. Ve çaba eklediği her seferinde görür ki tüm bu mesele, ondan uzaktır. Nihayetinde, insani olarak ona erişmesinin asla mümkün olmadığını fark eder.

O anda, sadece Yaradan’ın ona yardım edebileceğini fark eder ve ancak o zaman, ödül almak üzere Tora ve Mitzvot ile uğraşması gerektiğini anlar. Ve çalışması için ödül, Yaradan’ın ona ihsan etme gücünü vermesi olacaktır. Ümit ettiği ödül budur, çünkü Yaradan ile Dvekut’a erişmeyi ister ki bu form eşitliği, yani ihsan etmektir.

Ve kişinin ümit ettiği tek ödül, budur – Tora ve Mitzvot’ta sarf ettiği çaba sayesinde, kendi başına elde edemeyeceği ve başkasının ona vermesine ihtiyaç duyduğu şey ona verilecektir. Bu, dünyevi hayattaki emek gibidir: Kişi, kendi başına para kazanamadığı için çalışır ve karşılığında, ona para ödenir. Benzer şekilde, maneviyatta da kendi başına elde edemediği şeyi, başkasının ona vermesine ihtiyaç duyar, dolayısıyla “ödül” dediğimiz şey, budur.

Dolayısıyla, kişi Yaradan ile Dvekut’a erişmek istediği için ihsan etme niteliğini elde etmeyi dilediği, fakat bu niteliği elde edemeyip, Yaradan’ın ona bunu vermesine ihtiyaç duyduğunda verilmesini istediği şeye “ödül” denir. Kişi, ödül istiyorsa, çaba sarf etmeli kuralı gereği, “ihsan etme gücü” denen bu ödülün ona verilmesi, yani kendini sevmekten kurtulmak ve sadece dost sevgisine bağlanma arzusunu almak için Tora ve Mitzvot’u yerine getirir.

“Kişi, Tora ve Mitzvot’a her zaman Lo Lişma’da (O’nun adına değil) bağlanmalıdır, içindeki ışık ıslah ettiğinden, Lo Lişma’dan Lişma’ya (O’nun adına) gelir,” sözlerinin anlamı budur. Dolayısıyla, Lişma’yı edinmek için Tora ve Mitzvot’ta çalışmasıyla, öncelikle çaba harcayarak, Lişma derecesini edinir. Böylece kişi, içindeki ıslah eden ışık ile ödüllendirilir ve bu, yukarıdan ihsan etme gücünün verilmesi olarak kabul edilir.

Ancak, şunu sormalıyız, “Neden önce kendisinin çaba sarf etmesi gerekir ve daha sonra Tora’nın ışığı verilir? Neden Tora’nın ışığı hemen verilmez ki böylece onu anında ıslah etsin? Ayrıca, hiçbir şey için çaba sarf etmek, çalışmak ve zaman kaybetmek neden? Eğer ışık ona, tam çalışmasının hemen başında verilseydi, yani ışığı hemen alsaydı ve hemen Lişma’da çalışmasına başlasaydı, daha iyi olmaz mıydı?

Mesele şu ki Kli (kap) olmadan, ışık yoktur ve Kli, arzu demektir. Diğer bir deyişle, kişinin bir ihtiyacı olduğunda ve bu ihtiyacı tatmin etmeyi arzuladığında, buna “Kli” denir. Ancak o zaman, kişi Kli’ye yani biraz tatmin olmaya dair bir arzuya sahip olduğu zaman, kişiye doyum verildiği ve arzu ettiği şey bu olduğu için, ona verilen doyumla memnun olduğu söylenebilir. Almaya özlem duyduğunda, ödülün, doyum olduğu düşünülür. Daha da ötesi, doyumun öneminin ölçüsü, arzunun ölçüsüne bağlıdır. Ve kişi, ızdırabı ölçüsünde doyumdan keyif alır.

Bu yüzden, kişi, bunun için hiçbir arzuya sahip olmadığında, o kişiye onu ıslah edecek bir ışık vermek mümkün değildir. Çünkü onun ıslah olması demek, kendine-sevgi gücünü kaybedecek ve başkalarını sevme gücünü alacak demektir.

Eğer kişinin, kendini sevme koşulundan çıkmak için, hiçbir arzusu yoksa ve ona, “Biraz çalışma yap ve karşılığında, kendini sevmeye dair hiçbir arzun olmayacak,” dense, kişi, bunu ödül olarak görmez. Aksine, çalışması karşılığında, işin sahibi tarafından ödüllendirileceğini düşünür. Fakat karşılık olarak, ona çok kötü bir şey vermektedir öyle ki kendine olan sevgisinin tümünü bir anda kaybedecektir. Kim bununla hemfikir olur ki?

Bu yüzden, kişi, önce Lo Lişma’da çalışmalıdır, böylece onun aracılığıyla, beden kişiye yardımcı olur, çünkü kişi, büyük bir zevk almak için, küçük bir zevkten vazgeçmeye gönüllüdür. Fakat doğası gereği, kişi, kendini sevmeye dayanmayan hazzı hayal etmeyi beceremez. Dolayısıyla, ona Tora ve Mitzvot ile uğraştığı için ödül verileceği söylenir. Bu yalan değildir, çünkü kişi, mutlaka ödüllendirilecektir. Diğer bir deyişle, Tora ve Mitzvot’taki çabası için ödüllendirileceği söylenir ve gerçekten de ödüllendirildiğinden, bu gerçektir, fakat ödül değişecektir.

Örneğin, bir baba çocuğuna şöyle der: “Eğer iyi bir çocuk olursan, sana oyuncak bir araba, plastik bir araba alacağım.” Daha sonra, baba yurt dışına gider ve birkaç yıl sonra geri döner. Oğlu çoktan büyümüştür ve babasına gelerek der ki: “Baba, yurt dışına gitmeden önce, bana plastik bir araba sözü vermiştin.” Böylece babası gider ve ona gerçek bir araba, büyük mesafeler katedebilen bir araba alır.

Oğlu zekidir ve şimdi plastik bir arabanın değil, gerçek bir arabanın zamanı olduğunu bilir. Bu, babasının aldatması olarak düşünülebilir mi? Tabii ki düşünülemez! Tersine, şimdi çocuk, çocukken, sadece değersiz, küçük bir ödülü anlayabildiğini görür.

Burada da kişi, Lo Lişma denen küçük bir ödülle başlar, yani alacağı gerçek ödüle -Lişma, Yaradan’ın vermek istediği haz ve mutluluğu alabileceği Kli ile ödüllendirilmek ki gerçek hazlar, bunlardır- kıyasla değersiz bir şey ile ödüllendirilmeyi bekler.

Öyle anlaşılıyor ki, kişiye Lo Lişma’da çalışmasını, yani bir ödül almak için çalışmasını söylemek doğrudur, yani ihsan etmek üzere çalışmayı amaçladığında da ödüllendirilecektir. Tek yalan, gerçek ödüle dairdir. Kişi Lo Lişma’da iken, ona farklı bir ödül verileceğini, “kendine-sevgi” olarak adlandırılan Kli’yi alacağını düşünür.

Fakat daha sonra, kişi büyüdüğü zaman, gerçekten ödülü alan Kelim’in (kaplar) ihsan etme Kelim’i olduğunu, tam da bu Kelim aracılığıyla gerçek haz ve mutluluğun alındığını anlamaya başlar. O anda, yeryüzündeki en mutlu insan olduğunu hisseder. Oysa Lo Lişma’dayken almayı arzuladığı ödül, ancak küçük bir çocuk için uygun olacaktı.

Dolayısıyla, kişiye Lo Lişma’daki çalışması için ödül ve haz alması öğretilirken, kişi ödülünün daha büyük bir ödülle değiştirilmiş olmasından dolayı bir şey kaybetmediğinden, bu, bir yalan olarak kabul edilmez. Sadece Lo Lişma’nın yani bu ödülün, onun düşündüğü gibi gerçek isim olmadığını açıklamalıyız. Bunun yerine, ödülün, kişinin düşündüğünden farklı bir ismi vardır. Ancak, ödül, ödül olarak kalır ve ödül değişmez; sadece ödülün ismi, sahte ve hayali bir ödülden gerçek ödüle doğru değişir.

Yukarıda bahsedilenlerden çıkan sonuç şudur; kişinin, Tora ve Mitzvot’taki çalışması karşılığında asıl ihtiyaç duyduğu şey, Yaradan’ın ona ihsan etme kaplarını vermesidir. Kişi, bu kapları kendi başına edinemez, çünkü onlar doğasına zıttır. Ancak, bu yukarıdan bir hediyedir – ödülü, daima Yaradan’a memnuniyet verebileceği zamanı beklemek olacaktır ve beklediği ödül bu olduğu için, buna, “onun ödülü” denir.

Yukarıda bahsedileni anlamak için, “Yaşam Ağacına Genel Giriş” (madde 3) kitabındaki “Karanlığın kökü, Malhut’un Kli’sindeki Masah’dır ve ödülün kökü, Zivug de Hakaa aracılığıyla ortaya çıkan Yansıyan Işık’ta köklenmiştir,” sözüne bakmalıyız.

Orada bize, bu dünyada ne görüyorsak onun kökünü sunar, bu dünyada gördüğümüz her şey, köklerden, üst dünyalardan uzanan dallardır. Orada der ki: “Kişinin bu dünyada hissettiği çalışmanın kökü, Malhut’un Kli’sindeki Masah’ın kökünden uzanır.”

Bu demektir ki insanların sahip olduğu Kli’ye, “haz alma arzusu” denir. Bunu, Yaradan yaratmıştır, çünkü O’nun arzusu, yarattıklarını mutlu etmektir. Bu yüzden, O, insanlarda haz alma arzusunu yarattı. Buna, üst Sefirot’ta Malhut denir.

Daha sonra, orada Tzimtzum (kısıtlama) olduğunu öğreniriz. Bu demektir ki kişi, alıcı olmak istemez çünkü Yaradan ile form eşitliği ister, bu yüzden, Keduşa’da (kutsallık) ihsan etme amacı olmadığı sürece hiçbir şey alınamaz kuralı vardır.

Masah’ın (perde) ıslahının anlamı budur. Üst ışıklardan bahsettiğimiz için, ışığı almayı istememeye “Masah” denir. Bu, güneş çok parladığında, güneş ışığının evin içine girmesini istemeyen kişinin, pencereye, bir perde ya da bir örtü yerleştirmesi gibidir.

Bu nedenle, üst ışıklardan bahsettiğimiz zaman, her ne kadar Malhut, haz ışığını almak için büyük bir arzu ve özlem duysa da hazzı almayarak ondan vazgeçer, çünkü form eşitliğine gelmek ister. Buna, “çaba” yani arzusuna karşı olan bir şey yapmak, kendini haz almaktan alıkoymak denir.

Dünyamızda da kişi, bazı hazları bırakması gerektiğini bildiğinde, bu, çaba olarak kabul edilir. Örneğin, eğer kişi, dinlenmekten keyif alıyorsa ve herhangi bir nedenle dinlenmekten vazgeçmesi ve başka bir şey yapması gerekiyorsa, buna “çaba” denir.

Bu bize aynı zamanda, dünyevi dalın nasıl ve ne zaman ödül aldığını, üst dünyalarda nerede köklendiğini gösterir. Bize, ödülün kökünün, Yansıyan Işık’tan uzandığını gösterir – üst ışık, Masah ve Aviut (bayağılık) arasında meydan gelen Zivug de Hakaa’dan ortaya çıkan ihsan etme arzusu (On Sefirot Çalışması, bölüm 4, madde 8’e bakınız). Şöyle yazar: “Yansıyan Işığın kıyafetlenmesi, iki gücün sonucu olarak ortaya çıkar.”

Maneviyatta, Zivug de Hakaa şu demektir; eğer iki şey birbirine zıt ise, bu Hakaa (çarpma/vurma) olarak kabul edilir. Bu demektir ki bir taraftan kişi, ona büyük bir haz vereceğini düşündüğü o şeyi gerçekten ister, diğer taraftan form eşitliği istediği için bunun üstesinden gelip ve onu almaz.

Aslında, burada iki arzu vardır: 1) Kişinin haz alma arzusu 2) kişinin form eşitliği için duyduğu arzu. Ve bu iki arzudan, “Yansıyan Işığın kıyafetlenmesi” olarak adlandırılan yeni bir şey doğar. Kişi, bu güç ile üst bolluğu daha sonra elde edebilir çünkü bu Yansıyan Işık, bolluğun alınması için uygun olan Kli’dir.

Diğer bir deyişle, kişi, bu Kli ile iki şeye sahiptir: 1) Yarattıklarına iyilik yapmak olan yaratılış düşüncesinden gelen üst bereketin hazzını alır 2) Aynı zamanda, kendini, bereketin alınmasında ikinci anlayış olan form eşitliğinde bulur.

Yukarıda bahsedilenlerden görürüz ki tüm ödül, sadece Yansıyan Işıktır. Bu, aşağıda olanın, yukarıda olandan aldığı ihsan etme gücüdür. Kişi buna, “Yansıyan Işık” der, aşağıda olanın yukarıda olana verdiği şey anlamına gelir. Bu demektir ki başlangıçta Yaradan’dan gelen bolluğa, “Direkt Işık” denir, şöyle yazdığı gibi: “Yaradan insanı doğrudan yarattı.” Öğrendiğimiz gibi, yaratılış düşüncesi, O’nun yarattıklarına iyilik yapmaktır yani tüm bunlar, aşağıda olanın bereketi alması içindir ve buna “doğrudan” denir.

Fakat bereketin alıcıları, form eşitliğini arzular, bu nedenle “Yansıyan Işık” denen ıslaha sahibiz. Bu demektir ki bereketin alıcısı, haz almayı arzuladığı için değil, yukarıda olana haz vermeyi arzuladığı için bereketi almaz. Diğer bir deyişle, yukarıda olanın, alıcının haz almasını arzulaması gibi, bereketin alıcısı da verene haz vermeyi amaçlar, yani yukarıda olan, O’nun düşüncesinin yerine getirilişinden haz alsın diye vermeyi amaçlar. Öyle anlaşılıyor ki, ödül, öncelikle Yansıyan Işıktır, yani aşağıda olanın yukarıda olandan aldığı ihsan etme gücüdür.

Fakat yine de neden “ihsan etme gücü” denen Kli tüm ödüldür, dediğimizi anlamalıyız. Sonuçta, “ödül” alınan bir şeyi işaret eder. “Maaş için çalışıyorum,” ya da yaratılışın amacı O’nun insanlarına iyilik yapmaktır, deriz yani ödül alacağımızı söyleriz. Oysa burada diyoruz ki, “verme gücüne” ödül denir. Bundan ne anlıyoruz? Ödül, kişiye Kutsallığın ve Tora’nın sırlarının edinimi için verilmelidir. Peki neden verme gücünü, yani ihsan etme gücünü elde etmek ödüldür diyor? Dahası, bize bunun “Yansıyan Işık” denen üst kökten uzandığını söylüyor.

Bilinir ki inek, buzağının emmek istediğinden daha fazlasını vermek ister. Dolayısıyla öyle görünüyor ki, Yaradan, insanlara, onların almak istediğinden daha fazlasını vermeyi arzular. Peki, o zaman kim kısıtlıyor? Tzimtzum’un, insanlar, form eşitliğine sahip olsun diye meydana geldiğini hatırlamalıyız. Bu, utanç ekmeğini engellemek için bir ıslahtır. Utanç ekmeği, bizim kökümüzden uzanır çünkü Yaradan, almakla değil ihsan etmekle ilgilidir. O’nun hiçbir şeye ihtiyacı yoktur ve O’nda almak gibi bir şey yoktur. Dolayısıyla, bizim doğamızda var olan kurala göre – her dal, kendi köküne benzemeyi arzular – aşağıda olan, kökte mevcut olmayan bir hareketi gerçekleştirmek zorunda olduğu zaman, hoşnutsuzluk hisseder.

Bundan şu sonuç çıkar ki, ışık ve haz olan bolluğu almak için, kişinin hiçbir şey yapması gerekmez, çünkü Yaradan, insana, insanın almak istediğinden daha fazlasını vermeyi ister. Ancak, yaratılanların, utanç sebebiyle ona verilen hazlardan keyif alacağı Kli’si yoktur. Öyle görünüyor ki, ihtiyacımız olan tek ödül, “ihsan etme gücü” denen Kli’dir. Dolayısıyla, ihtiyacımız olan şey, ışıklar değil, Kelim’dir (kaplar) ve bu yüzden ödül, öncelikle ihsan etme gücüdür.

Ancak, “ihsan etme arzusu” denen bu Kli’yi elde etmek için bir arzuya, yani bu Kli’ye ihtiyaç duyduğumuzu hissetmeye ihtiyacımız vardır. Bu yüzden Tora ve Mitzvot ile önce Lo Lişma’da uğraşmalıyız ve bizim çalışmamız budur -yaptığımız her şeyin kendi çıkarımız için olduğunu, ihsan etme niyetini taşımadığını görmek.

Ve sonra görürüz ki ihsan etme gücüne ihtiyacımız var ve çalışmamız için bir ödül, Yaradan’ın bize, ihsan etme arzusunu vermesini istiyoruz. Ve bu güce sahip olduğumuz zaman, zaten mevcut olan, Yaradan bize vereceği için, almak için çalışmak zorunda olmadığımız haz ve mutluluğu alabileceğiz. Fakat kişinin dereceden dereceye yükselmesi için, her seferinde ihsan etme gücünü edinmesi gerekir ve o zaman hiçbir şey eksik olmaz.