66) “Davud’un İlahisi. Oh Efendim, ruhumu yükselttim mi? Oh Tanrım, sana güveniyorum.” Davud bu övgüyü böyle söylemeyi seçmişti? Tüm övgüler alfabetik sırada tamamdır ve bu eksiktir, Vav’ı yoktur. Neden bunu diz çökerek düzenler?
67) Gece olduğu zaman, ölümün dayandığı en alttaki ağaç yani Malhut, Din’in tarafındaki dallarını yayar ve her şeyi kapatır. Bu nedenle karanlık büyür ve dünyadaki tüm insanlar ölümün tadını tadarlar. Ve kişi kendi önünde gider ve ruhu için bir depozito yatırır ve bunu onun eline gecenin depozitosu olarak koyar ki böylece gün ağardığında depozitoyu geri alsın. Ve bu depozito ona geri döndüğü zaman, kişi, bu yüksek emanetçiye Yaradan’a şükretmelidir.
68) Uykudan kalktığında sinagoga girer, kendisini Tefillin ile taçlandırır, Tzitzit ile örtünür, içeri girer, önce kendisini Korbanot ile arındırır ve sonra Davud’u övmek için Malhut’un sorumluluğunu üstlenir, bunlar Malhut’un sorumluluğunun sırasıdır. Bu sıra ile, bu yükü kendi üstüne alır. Daha sonra, Meyoşev duasının sırası vardır, bu Malhut’a karşılık gelir ve Meomed duasının sırası vardır, ZA’ya karşılık gelir, onları, ZA ve Malhut’u birbirine bağlar.
69) Dua söz söylemeye, ağızın sözlerine dayanmakla birlikte, her şey eyleme bağlıdır; önce söze, önce ve sonra ağızdan çıkan konuşmaya. Kişi önce bir eylemde bulunduğu zaman, bu bir dua gibidir. Ve kişi önce bir eylem görene kadar dua etmez, duada olduğu gibi.
70) Başlangıçtaki eylem, kişi uykudan kalktığında önce kendini arındırmalıdır, ihtiyaçlarını karşılamalıdır, sonra sorumluluk almalıdır ve Mitzva’nın bu bölümünü başının üstüne yaymalıdır. Daha sonra birlik düğümünü atmalıdır, bu Tefillin’dir baş için bir dua, el için bir dua ve bunları solda kalbin üzerinde tek bir düğüm olarak düzenlemelidir, yazıldığı üzere, “Sol eli başımın altında olsun.” Ve yazıldığı üzere, “Beni kalbine mühür yap, koluna bir mühür yap.” Bu elin Tefillin’ine işaret eder, Malhut kolun üzerine verilir, kalbin karşısına. Ve bu ilk yapılması gereken eylemdir.
71) Daha sonra kişi sinagoga girdiği zaman, ilk önce kendini Korbanot ile, ağızın sözleri ile arındıracaktır, yani Korbanot bölümünü söyleyecektir. Daha sonra Malhut’un sorumluluğunu üstlenecek, Kral Davud’un övgüleri ile başının üstüne serpecektir, Mitzva’nın bir bölümünü serpen birisinin böyle bir davranışı Tzitzit’e karşılık gelir. Ve sonra Meyoşev duası, elin, Malhut’un duasının karşıtıdır, Meomed, ZA, duasını takip eder, Başin Tefillin’i davranışının karşıtıdır. Biri bir diğerine karşıttır, eylem söylem gibi olmalıdır, çünkü dua yapılana ve söylenene dayanır.
72) Ve eğer kişi eylemi lekelerse, söylem üzerinde olacağı bir yer bulamaz ve bu bir dua olmaz. Zira, bu kişi, görülmesi ve söz edilmesi gereken bir eylemi yukarıda ve aşağıda lekelemiştir. Bu tam bir duadır. Duasını, Efendisinin işini lekeleyene yazıklar olsun! Onun hakkında şöyle yazılmıştır, “Yukarıya benim huzuruma çıkıp geldiğinde, birçok dua ettiğinde, seni duymayacağım,” zira bu eyleme ve söyleme bağlıdır.
73) Kişi duasını bu şekilde ettiğinde, eylemde ve söylemde, birlik düğümünü atmaya çalışarak, yukarıdakiler ve aşağıdakiler onunla kutsanırlar. Sonra Tefilat Amida’yı tamamladıktan sonra, kişi kendisini sanki bu dünyadan ölüp gitmiş gibi göstermelidir. Çünkü hayat ağacından, ZA’dan yani Tefilat Amida’dan ayrılmıştır ve bacaklarını ölüm ağacına toplamış, yani ona yatırdığı depozitoyu geri vermiştir, çünkü sabah, o kendisine ruhunu geri vermiştir, yazıldığı üzere; “Ayaklarını yatağın içine topladı.” Zaten günahlarını itiraf ettiği ve onlar için dua ettiği için, şimdi o ölüm ağacının içine toplanmalı ve yüzüstü yere kapanmalıdır ve O'na, “Ey Tanrım, Rabbim, ruhumu sana kaldırıyorum” demelidir. Başlangıçta, uyumaya gittiğimde, ruhumu sana depozito olarak verdim. Artık birliğe bağladım ve eylemi ve söylemi gereğince yerine getirdim ve günahlarımı itiraf ettim, ruhum kesinlikle Sana verilmiştir ve tam bir bağlılık üstlenecektir.
74) Kişi kendini, dünyadan kurtulmuş gibi görmelidir, zira ruhunu ölüm yerine vermiştir. “Ey Tanrım, Rabbim, ruhumu sana kaldırıyorum” sözünün alfabetik düzeninde Vav olmamasının nedeni şudur; zira, Vav, yaşam ağacı, ZA, Vav-de-HaVaYaH ve ona ölüm ağacından bir ruh verilmiş olan kişidir, Malhut’tur. Bu bize, kişi bu dünyadan ayrılana kadar af olmayan günahların var olduğunu öğretir. Yazıldığı üzere, “Kesinlikle, bu günah sen ölene kadar af olmayacak.” Bu nedenle o kesinlikle kendisine ölümü verir ve ruhunu Malhut’a verir, gece boyunca depozit olarak değil, bu dünyadan ölüp giden biri gibi.
75) Bu düzeltme kalbin niyeti ile olmalıdır. Ve böylece Yaradan ona merhamet eder ve günahlarını affeder. Kalbindeki arzu ve niyetle efendisini nasıl cezbedeceğini ve ona nasıl hizmet edeceğini bilene ne mutlu. Kalbi ondan çok uzakta olan ve isteksizce efendisini kendine çekmek için gelene yazıklar olsun. Bu ağaç, dünyada Din’i uyandırıp, teşvik ettiğinde, kişinin bu dünyadan vakitsiz ayrılmasına neden olur.
76) Bu nedenle, kişi ruhunu ve arzusunu Efendisine bağlamalıdır ve O’na sahte bir arzu ile yaklaşmamalıdır, zira yazıldığı gibi, “Yalan konuşan biri benim gözümün önünde bulunamaz.” Kişi, yüzü yere düşmüş, kalbi Yaradan’dan uzakta bir şekilde sadakat gösterisinde bulunursa, bir ses çıka gelir ve şöyle der: “Benim gözümün önünde bulunamaz,” yani kendini ıslah etmek isteyen, edemez, onu önümde istemiyorum. Eğer kişi, kutsal adla birleşmeye gelirse ve onu gereğince birleştirmezse, bu daha da böyle olur.
77) Erdemliye, bu dünyada ve sonraki dünyada ne mutlu! Yazıldığı üzere, “Onlar gelecekler ve görkemimi görecekler.” Ve şöyle yazılmıştır; “Yalnız erdemli olan senin adına şükran sunacak.” Ne mutlu İsrail’e, çünkü o Yaradan’a bağlanmıştır, yazıldığı üzere “Ve sen bir ve tek olansın.”