Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Letter 59
Letter 60
Letter 61
Kütüphanechevron_right
Baal HaSulam/Letters
chevron_right
Mektup 47
 

MEKTUP - 47

1927

Sevgili …, sonsuza kadar,

Mektubunu bugün aldım ve onda tek bir şey gördüm: bir saç teli kadar bile olsa senden uzaklaşmamın büyük korkusu.

İnsanın doğasında gerçek bereketi diğer tarafa çekmek vardır. Korkunun bereketinin seni etkilediği yerde, daima ve sonsuza kadar kalbinin içine bak—kendini benden bir saç teli kadar uzaklaştırmamak için— ve kalbimin senden uzağa çekilmemesi için bu korkuyu bana yönelt. Sen kırık olan yerinde kalırken, asla kırılmamış, değişmez olanı düzeltmeye çabalıyorsun. Biliyorum ki sözlerim sana anlaşılmaz gelecek, nereden geldiklerini anlamayacak ve Tanrı korusun coşku zamanında bunu daha çok düşüneceksin.

Sevgili dostum, hiçbir şekilde insan bedeninin 613 organının yükümlülüğünde olmayan bir gerçeği ağzından akıtmak istiyorum. Bunu benden kaç kez öğrendin? Yine de ne zaman sana gerçeği sunsam benimle tartışıyorsun.

Aslında, maneviyatın doğası böyledir: Yaradan’a yapışan kişi kendini yapışmamış gibi hisseder. Bu konuda endişeli ve güvensizdir ve tek yapabileceği tüm gücünü Dvekut’la (yapışma) ödüllendirilmek için kullanmaktır. Memnuniyet ve doyum içindeki kişi ise Yaradan’a tutunmayan birinin tam zıddını hisseder ve “bir aptal hissetmez,” olduğu için özlemin Mitzvot'unu (emirler) yerine getirmenin haricinde endişe duymaz. Ve tıpkı kişinin görme eksikliği nedeniyle doğuştan kör olan birine görme gücünü vermesinin haricinde bir şey öğretememesi gibi, bu konu da böyledir.

Daha önce yazdığım gibi, senden uzaklaştığımı söylerken hatalısın. Tersine, senin benden uzaklaştığını anlaman gerek. İnan bana, zaman ve mekânda hiçbir uzaklık hissetmeden gözlerim ve kalbim daima seninle. Bunu bilmek senin için bu gerekli değilse, en azından tanıklık etmelisin.

Oysa tersine, fiziksel uzaklık seni çabuk etkiliyor. Bunun böyle olmamasını umuyor ve ummak istiyorum.

Kudüs’te olduğumda ve özellikle şimdi ayrıyken, seni özellikle yargıladığım da bir gerçek. Bu nedenle, tutunabilmen ve geriye dönmemen için yöntemler oluşturdum.

Bunların içinde en önemlisi dostlara tutunmak. Yürekten söz veriyorum ki, bu sevgi mümkündür. İhtiyacın olan her iyi şeyden seni haberdar edeceğim. Her şeye rağmen kendini bunda güçlendirirsen, daha önce söz verdiğim gibi kutsallığın merdivenlerinde gittikçe güçlenirsin.

Bu konuda seni nasıl bağışlarım: Toprağa yerleştirilen merdiven boş; hiç kimse ona tırmanmıyor, sen bugün yerine “yarın” diyorsun. Söyle bana, bağışlamamdan ne elde edeceksin? Bilmemi sağla, sana cevap vereyim.

Ben hükümlerin ya da yasaların yapıcısı değilim, bunu sende biliyor olmalısın. Kayıp gitmekten korkmadıkça, yolumdan ayrılmayacağım. Fakat zaman kaybına üzülüyorum … ruhum gerektiğinden çok daha fazla acı çekiyor fakat senin Tanrı korusun düşmenden çok daha az. Gördüğüm şey bu ve bir an önce onarmayı diliyorum.

Dolayısıyla, her şeye rağmen dostları sevmenin geçerliliğini sana hatırlatmama izin ver çünkü var olmamız ve yaklaşan başarımızın ölçüsü buna bağlıdır.

Bu nedenle, tüm hayali yükümlülüklerden vazgeç ve kalbini, sizi gerçek anlamda birbirinize bağlayacak ve bir yapacak taktikleri bulmaya ve düşünmeye doğru yönlendir, böylece “Dostunu kendin gibi sev,” tam anlamıyla içinde gerçekleşir ve tüm günahları örtecek olan sevgi düşüncesiyle arınırsın. Bunu bende test et ve gerçek anlamda sevgiyle bağlanmaya başla ve sonra göreceksin ki, “damağın tat alacak” ve diğer insanlar senle beni ayıramayacak.

Ve duaya gelme ihmalkârlığınla ilgili olarak, senin üzüntünü hissediyor ve biliyorum. Zararın amacın doğruluğuyla eksildiğini görmedikçe, tek kelime bile etmeyeceğim.

Yehuda Leib