5) Yaratan Musa'ya, "Dinle bak, benim meleklerim senin önünde gidecekler," dedi. Musa, "Ama bu nedir?" dedi. Bu güneşin yönetimi, ZA'nın yönetimi son bulacaktır ve ay yönetecektir, demektir. "Ayın bedenini istemem," yani "melek" diye adlandırılan Malhut'un yönetimini istemem. ZA'ya dedi ki, "Senin yüzün gitmez, bize burada yol göstermez, benim istediğim güneşin bedenidir, ZA'dır, ama ayınki, Malhut'unki değil." Böylece güneşin bedeni aydınlattı ve Musa, İsrail'in önünde güneşin bedeni gibi oldu. Musa vefat ettiğinde, güneş son buldu, ay aydınlattı ve Yuşa ayın ışığını kullanıyordu. Yazıklar olsun bu utanca.
6) Ve dedi ki, "Bugün yüz yirmi yaşındayım; artık daha fazla dışarı çıkıp içeri giremem." Kırk yıl İsrail'i güneş aydınlattı. Bu kırk yılın bitiminde son buldu ve ay aydınlattı. Bu nedenle Musa "Artık daha fazla dışarı çıkıp içeri giremem," dedi, artık ayın, Yuşa'nın yönetiminin zamanı idi. Yazıldığı üzere, "Yargılanmadan yok olan vardır." Bu dünya insanın yararına olan her şeye ihtiyaç duyar, böylece vakti gelmeden ayrılır, yani yargılanmadan yok olacaktır.
7) Yukarıdan gelen canlar erkek ve kadın olarak çıkar gelirler, bu dünyaya varınca bedene bürünmek için ayrılırlar. Bazen bir kadının ruhu, eşinin, erkeğinin ruhundan önce çıkar gelir. Kendi bağlı olduğu kadını henüz gelmemiş olan erkek, kendi eşi olmayan bir başkası gelip onunla evlendiğinde her zaman, kendi bağlı olduğu eşi geldiğinde- bu dünyada Tzadek [yargı], yani Midat-ha-Din [yargının niteliği] bu dünyanın günahlarını hesaplamak için uyandığı zaman- onunla evlenen adamı alır, yani onun ruhunu alır, adam bu dünyadan ayrılır ve kendi eşi onunla evlenir. Bu nedenle Yaratan için eşleştirmeler Kızıl denizi yarmak kadar zordur.
8) Eğer, kendi eşi olmayan erkek işlerini yozlaştırmış ise, kadının kendi eşinin onu alma zamanı geldiğinde, bu erkek bu dünyadan alınır. Hatta bu erkek işlerini günahları ile o kadar yozlaştırmamış olsa bile, ölüme mahkûm edilmesi zorunlu olduğundan, o zaman gene de ölme zamanı gelmeden önce gider ve bu mahkûm edilerek yapılmaz. Bunun hakkında yazılmıştır, "Yargılanmadan yok olan vardır." Dinim-de-Tzedek onu günahları ile yüzleştirir, yani Midat-ha-Din'in Malhut'u, çünkü her ne kadar kanuna göre ölmesi zorunlu olmasa bile, kadın için eşi ile evlenmenin zamanıdır.
9) Ama o neden öldü? Yaratan neden bu çifti birbirinden ayırmadı, böylece kadının eşi gelip onunla evlenirdi? Gerçekte, bu adamın yararınadır; Yaratan ona merhamet etmiştir, böylece kendi karısını başkasının elinde görmeyecektir. Ve eğer kadının eşinin işleri doğru ve dürüst değilse, bu kadın ona ait olmasına rağmen, gene de diğerinin- kadının eşi olmayanın- önünde reddedilmez.
10) Krallık kesinlikle David'in olduğu halde, henüz David'in zamanı gelmediği için, Kral Saul krallığı aldı. Bu nedenle Saul geldi ve onu aldı. Kendisine ait olanı miras alma zamanı olduğunda, Tzadek [yargı] uyandı ve Saul'u günahları nedeni ile aldı, David'in önünde red edildi ve David geldi ve kendisine ait olanı aldı.
11) Neden Yaratan, David'e vermek için, Saul'u krallıktan, almadı, böylece ölmek zorunda olmazdı? Yaratan onun ruhunu, o hala kral iken almakla ona merhamet gösterdi, böylece, başlangıçta kendine ait olanı alarak, hizmetkârlarının ona hükmettiğini görmedi. Benzer olarak, başkasının eşi ile evlenen kişi için, diğerinin bu kadınla evlenme zamanı geldiğinde, Yaratan onun ruhunu alır ve karısını kendi eşine verir, böylece karısını başkasının elinde görmez. Bu nedenle, bir kadınla evlenirken, kişi, başkası tarafından defedilmemesi için, Yaratandan merhamet dilemelidir.
12) "Ve Efendi bana dedi ki, 'Yeter, artık bana bu konudan söz etme." Yaratan Musa'ya dedi ki, "Musa, dünyanın değişmesini istiyor musun? Sen hiç ayın güneşe taptığını gördün mü? Sen hiç güneş hala mevcutken ayın hükmettiğini gördün mü? Aksine senin ölme zamanın geldi, Yuşa'yı bana çağır. Güneş alınsın ve ay yönetsin. Daha da ötesi, eğer bu topraklara girersen, senin yüzünden ay götürülecektir ve yönetmeğe kadir olamayacaktır. Gerçekten de, ayın, Yuşa'nın yönetimi başladı ve sen bu dünyada olduğun sürece yönetemez."
13) "Yuşa'yı çağır ki onu görevlendirebileyim, çadır toplantısında hazır bulun." Yuşa'yı Yaratan değil ama Musa görevlendirdi. Musa'ya şu yazılı olanları söyledi, "Dinle bak, sen atalarınla yatmak üzeresin ve bu insanlar kalkacaklar... ve beni terk edecekler ve benim sözleşmemi çiğneyecekler... Ve o gün onlara karşı öfkem tutuşacak... Şimdi böylece, bu şarkı söylemeyi kendin yaz ve onu İsrail oğullarına öğret; bunu onların ağzına koy." Musa'ya söylenenlerin hepsi buydu. Böylece "Ki onu görevlendirebileyim" nedir? Sonunda, onu bir şey için görevlendirmedi ki.
14) Daha doğrusu, Yaratan Musa'ya her ne kadar atalarınla yatsan da her zaman ayı, Yuşa'yı aydınlatmak üzere yerleşeceksin. Güneş gibi, o batmış bile olsa, yalnızca ayı aydınlatmak için batmıştır. Bunun nedeni şudur, çünkü battığı zaman, ayı aydınlatır. Bu nedenle, sen aydınlatmak için yatacaksın. "Ki onu görevlendirebileyim"in anlamı işte budur. Musa, ayrılışı ile Yaratanın sözlerini Yuşa'ya aydınlatır, ayrıldıktan sonra, güneşin ayı aydınlattığı gibi. Bunu takiben böylece, Yuşa'ya aydınlatması söylenir. Bu nedenle şu yazılmıştır, "Dinle bak, sen atalarınla yatmak üzeresin," yani Yuşa'yı aydınlatmak için. Şu yazılmış olanın anlamı budur, "Yani Yuşa'yı görevlendir... ve güçlendir onu." "Yuşa'yı görevlendir," bu tamamen onu aydınlatmak için.
15) Yazılmıştır ki "Ve Musa Yuşa'yı çağırdı ve tüm İsrail'in önünde ona dedi ki, 'Güçlü ve cesur ol, çünkü böylece geleceksin." Daha sonra şu yazılmıştır, "Çünkü böylece getireceksin." "Gelmek" ona bilgi vermek anlamındadır, böylece bu topraklara girebilir ve orda olabilir ve "Getirmek" ona İsrail üzerindeki yönetimin bilgisini vermek demektir. Bunu takiben ona iki şey söylenmiştir: İsrail toprakları içinde kendisinin var oluşu söylenmiştir ve İsrail üzerindeki yönetimin bilgisi verilmiştir.