Toplumun Amacı - 1. 1-1 (1984)
Toplumun Amacı - 2. 1-2 (1984)
Dost Sevgisine Dair. 2 (1984)
Dost Sevgisi – 1. 3 (1984)
Her biri Dostuna Yardım Etti. 4 (1984)
‘Dostunu Kendin Gibi Sev’ Kuralı Bize Ne Verir?. 5 (1984)
Dost Sevgisi - 2. 6 (1984)
‘Dostunu Kendin Gibi Sev’ Kuralına Dair Açıklanana Göre. 7 (1984)
Tora ve Mitzvot’u Yerine Getirmede Hangisi Kalbi Arındırır?. 8 (1984)
Kişi Her Zaman Evinin Kirişlerini Satmalıdır. 9 (1984)
Kişinin Reenkarne Olmamak İçin Ulaşması Gereken Derece Nedir?. 10 (1984)
Atalardan Kalan Erdem. 11 (1984)
Toplumun Önemine Dair. 12 (1984)
Bazen Maneviyata ‘Ruh’ Denir. 13 (1984)
Kişi Daima Sahip Olduğu Herşeyi Satıp Bilge Bir Öğrencinin Kızıyla Evlenmelidir. 14 (1984)
Yukarıdan Aşağıya Negatif Bir Şey Gelir Mi?. 15 (1984)
İhsan Etmeye Dair. 16 (1984)
Dostların Önemine Dair. 17-1 (1984)
Toplantının Gündemi. 17-2 (1984)
Tanrının Sana Bahşettiği Topraklara Geldiğin Zaman. 18 (1984)
Bugün Ayakta Duruyorsunuz, Hepiniz. 19 (1984)
Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al - 1. 1 (1985)
Dal ve Kökün Anlamı. 2 (1985)
Gerçeğin ve İnancın Anlamı. 3 (1985)
Bunlar Nuh’un Nesilleri. 4 (1985)
Topraklarından Uzağa Git. 5 (1985)
Ve Tanrı Ona Mamre’nin Ağacı Altında Göründü. 6 (1985)
Sara’nın Yaşamı. 7 (1985)
Kendin İçin Bir Öğretmen Yap ve Kendine Bir Dost Satın Al - 2. 8 (1985)
Ve Çocukları Onun İçinde Mücadele Ettiler. 9 (1985)
Yakup Ayrıldı. 10 (1985)
Yakup İle Laban Arasındaki Mücadele. 11 (1985)
Yakup Babasının Yaşadığı Topraklara Geldi. 12 (1985)
Kurtuluşumun Kudretli Kayası. 13 (1985)
Ben İlk Ve Son Olanım. 14 (1985)
Hezekiah Yüzünü Duvara Döndü. 15 (1985)
Onlara Daha Fazla Eziyet Edildikçe. 16 (1985)
Bugünü Bil Ve Kalbine Kulak Ver. 17 (1985)
Kötüleyenlerle İlgili. 18 (1985)
Firavun'a Doğru Gel - 1. 19 (1985)
Kalbini Katılaştıran. 20 (1985)
Daima Tora ve Çalışma Arasında Ayırım Yapmalıyız. 21 (1985)
Tüm Tora Tek Kutsal Addır. 22 (1985)
Gece Yatağımda. 23 (1985)
Çalışmada Üç Zaman. 24 (1985)
Her Şeyde, Işık ve Kli Arasındaki Farkı Görmeliyiz. 25 (1985)
Bana İhtişamını Göster. 26 (1985)
Tövbe. 27 (1985)
Ajanlar. 28 (1985)
Yaradan, O'nu Çağıranlara Yakındır. 29 (1985)
Üç Dua. 30 (1985)
Kişi Kendini Kötü Olarak Görmez. 31 (1985)
Alıcıların Ödülüne Dair. 32 (1985)
İsrail'in Suçluları. 33 (1985)
Ve Yaradan'a Yalvardım. 34 (1985)
Kişi, Yaradan Korkusunun Ne Olduğunu Bildiğinde. 35 (1985)
Akşam Vardı ve Sabah Vardı. 36 (1985)
Kişiye Kim Tanıklık Eder. 37 (1985)
Mutlu Olan Erdemli ve Acı Çeken Erdemli. 38 (1985)
Sesimizi Duy. 39 (1985)
Musa Gitti. 1 (1986)
Kulak Ver, Ey Tanrım. 2 (1986)
İnsan, Tora Sayesinde Erdemlilik ve Barış ile Ödüllendirilir. 3 (1986)
Hesed'e Dair. 4 (1986)
Babaya Saygı Göstermeye Dair. 5 (1986)
Güven. 6 (1986)
Çoğunluğun Duasının Önemi. 7 (1986)
Yukarıdan Gelen Yardıma Dair. 8 (1986)
Hanuka Mumuna Dair. 9 (1986)
Duaya Dair. 10 (1986)
Gerçek Dua Gerçek Eksiklik Üzerinedir. 11 (1986)
Kişinin Dua Etmesi Gereken Temel Eksiklik Nedir?. 12 (1986)
Firavun’a Doğru Gel - 2. 13 (1986)
Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir?. 14 (1986)
Çoğunluğun Duası. 15 (1986)
Efendi, Yakup’u Kendisi İçin Seçti. 16 (1986)
Toplantının Gündemi -2. 17 (1986)
Kim Duaya Neden Olur. 18 (1986)
Sevince Dair. 19 (1986)
Kişi Günah İşlemeli ve Suçlu Olmalıdır. 20 (1986)
Mantık Ötesine Dair. 21 (1986)
Bir Kadın Döllenirse. 22 (1986)
Korku ve Sevince Dair. 23 (1986)
Sadaka ve Hediye Arasındaki Fark. 24 (1986)
Mitzvot'u Uygulamanın Ölçüsü. 25 (1986)
Yakın Bir Yol ve Uzak bir Yol. 26 (1986)
Yaradan ve İsrail Sürgüne Gitti. 27 (1986)
Topluluk On Kişiden Az Olmaz. 28 (1986)
Lişma ve Lo Lişma. 29 (1986)
Meyveden Önce Gelen Klipa. 30 (1986)
Yenika ve İbur Hakkında. 31 (1986)
Dua Boyunca Bacakları Düzeltmenin ve Başı Örtmenin Sebebi. 32 (1986)
Kişinin Ayaklarıyla Çiğnediği Emirler Nelerdir?. 33 (1986)
Hâkimler ve Görevliler. 34 (1986)
Av’ın Onbeşi. 35 (1986)
Selihot (Affedilmek) İçin Hazırlık Nedir?. 36 (1986)
Kötüye de İyiye de, İyilik Yapan İyi. 1 (1987)
Kötülüğün Farkındalığının Önemi. 2 (1987)
Tüm İsrail’in Bir Sonraki Dünyada Payı Vardır. 3 (1987)
Kötü Bir Kişiden İyi Bir Şey Duymak Yasak Mıdır?. 4 (1987)
Ödülden Daha Ziyade Çalışmanın Faydası Nedir?. 5 (1987)
Daimî İnancın Önemi. 6 (1987)
Hanuka Mucizesi. 7 (1987)
Gerçek ile Merhamet ve Gerçek Olmayan Merhamet Arasındaki Fark. 8 (1987)
Kişinin Yüceliği İnancının Gelecekteki Ölçüsüne Bağlıdır. 9 (1987)
Kötü Sözün Özü Nedir ve Ona Karşı Kim Durur. 10 (1987)
Purim Ve Emir, O Bilmeyene Kadar. 11 (1987)
Çalışmada Yarım Şekel Nedir? - 1. 12 (1987)
Matzot Bayramına Neden Pesah Denir. 13 (1987)
Pesah, Matza ve Maror Arasındaki Bağlantı. 14 (1987)
Kutsallıktaki İki Anlayış . 15 (1987)
Genel Halkın Çalışması ve Bireyin Çalışması Arasındaki Fark. 16 (1987)
Putperestlere Tora’yı Öğretmekteki Katı Yasağın Anlamı. 17 (1987)
Tora’nın Edinilmesine Hazırlık Nedir? - 1. 18 (1987)
Yaradan'ın Çalışmasında İfşa Edilenler ve Gizlenenler Nelerdir?. 19 (1987)
İnsanın Özel Mülkiyeti Nedir?. 20 (1987)
Yaradan Çalışmasında Kirli Eller Nedir?. 21 (1987)
Kişinin Yaradan’dan İstediği Hediye Nedir?. 22 (1987)
Anlaşmazlıktan Sonra Gelen Barış Hiç Anlaşmazlık Olmamasından Çok Daha Önemlidir. 23 (1987)
Çalışmada Asılsız Nefret Nedir?. 24 (1987)
Çalışmada Başın Ağırlığı Nedir?. 25 (1987)
Hafif Bir Emir Nedir?. 26 (1987)
Çalışmada ‘Kutsama’ ve ‘Lanet’ Nedir?. 27 (1987)
Çalışmada Ekleme Yapmamak ve Çıkarmamak Nedir? . 28 (1987)
“Ödül Kedere Göredir” Nedir?. 29 (1987)
Çalışmada Otorite Savaşı Nedir? -1. 30 (1987)
Çalışmada Antlaşma Yapmak Nedir?. 31 (1987)
Yaşamın İki Anlayışa Ayrılmasının Nedeni. 1 (1988)
Teşuva’nın (Tövbe) Ölçüsü Nedir?. 2 (1988)
Yaradan’ın Adının ‘Hakikat’ Olması Ne Demektir?. 3 (1988)
Çalışmada Yardım ve Bağışlanma İçin Dua Nedir?. 4 (1988)
Çalışmada “İsrail Sürgündeyken Şehina Onlarla Beraberdir” Nedir?. 5 (1988)
Çalışmada Bir Tarla ve Tarla Adamı Arasındaki Fark Nedir?. 6 (1988)
Damadın Suçlarının Bağışlanmasının Önemi Nedir?. 7 (1988)
Dua Eden Kişi Sözlerini Düzgün Şekilde Açıklamalı Ne Demektir?. 8 (1988)
Çalışmada Doğru Olanın Izdırap Çekmesi Ne Demektir?. 9 (1988)
Çalışmada, "Öğrenim Yerine Gidenlerin Dört Niteliği" Nedir?. 10 (1988)
Lişma’dan Önceki İki Muhakeme Nedir? . 11 (1988)
Yaradan Yolunda Tora ve Çalışma Nedir?. 12 (1988)
Çalışmada “Halkın Çobanı Bütün Halktır” Nedir?. 13 (1988)
Dost Sevgisi İhtiyacı. 14 (1988)
Çalışmada “Boş bir Mekânda Kutsama Yoktur” Ne Demektir?. 15 (1988)
Keduşa’nın (Kutsallığın) İnşa Edildiği Temel Nedir?. 16 (1988)
Tanrısal bir Ruh ile Hayvansal bir Ruh Arasındaki Temel Fark. 17 (1988)
Çalışmada Kişi Ne Zaman “Yaradan'ın Hizmetkarı” Olarak Kabul Edilir?. 18 (1988)
Çalışmada, Gümüş, Altın, İsrail, Kalan Diğer Milletler nedir?. 19 (1988)
İhsan Etme Çalışmasında Ödül Nedir? . 20 (1988)
Çalışmada Tora Karanlıktan Verildi Ne Demek? . 21 (1988)
Çalışmada Erdemlinin Faziletleri ve Kötülükleri Nelerdir?. 22 (1988)
Çalışmaya Lo Lişma’da Başlamak Ne Demektir?. 23 (1988)
Çalışmada "Gizli Şeyler Efendi'ye Aittir, İfşa Olan Şeyler Bize Aittir" Nedir?. 24 (1988)
Çalışmada, Şabat Arifesinde Hazırlık Nedir?. 25 (1988)
Çalışmada Kanun ve Yargı Arasındaki Fark Nedir?. 26 (1988)
Çalışmada, “Yaradan Gururu Tolere Etmez” Nedir?. 27 (1988)
“O’nun Rehberliği Gizli ve Açıktır” Nedir?. 28 (1988)
Yaratana Hizmet Edeni O'na Hizmet Etmeyenden Nasıl Ayırabiliriz?. 29 (1988)
Dostlar Meclisinde Ne Aranmalıdır?. 30 (1988)
Çalışmada, İnsanın, Yaratan'a Atfedilen İnsanın Çalışması Nedir?. 31 (1988)
Bir Düşüş Esnasındaki İki Eylem Nelerdir?. 32 (1988)
Yaradan'ın Çalışmasında Genel ve Birey Arasındaki Fark Nedir?. 33 (1988)
Çalışmada Gün ve Gece Nelerdir?. 34 (1988)
Çalışmada Yaratandan İstemeniz Gereken Yardım Nedir?. 35 (1988)
Tövbenin Ölçüsü Nedir?. 1 (1989)
Çalışmada Büyük ya da Küçük Bir Günah Nedir?. 2 (1989)
Gözyaşı Kapısı ile Geri Kalan Kapılar Arasındaki Fark Nedir?. 3 (1989)
Çalışmada Su Seli Nedir?. 4 (1989)
Dünyanın Yaratılışının İhsan Etme Yoluyla Olması Ne Demektir?. 5 (1989)
Çalışmada Mantık Ötesi Nedir?. 6 (1989)
Çalışmada “Şabat Arifesinde Çaba Sarf Etmeyen, Şabat Günü Ne Yiyecek” Nedir?. 7 (1989)
Çalışmada, İyi Büyürse Kötü de Büyür Ne Demektir?. 8 (1989)
Çalışmada “Kötülerin Üzerine Gelen Felaket Erdemlilerle Başlar” Nedir?. 9 (1989)
Çalışmada, “Merdiven Diyagonaldir (Çaprazdır)” Ne Demektir?. 10 (1989)
Çalışmada Gerekli Olan Kuvvetler Nelerdir?. 11 (1989)
Damadın Yemeği Nedir? . 12 (1989)
Çalışmada, 'Kem Gözlü Adamın Ekmeği' Nedir?. 13 (1989)
"Kalbine Yanıt Ver" Ne Demektir?. 14 (1989)
Çalışmada ‘Erdemliler Günahkârlar Sayesinde Görünür Hale Gelir’ Ne Demektir?. 15 (1989)
Çalışmada Boş bir Masada Kutsama Yasağı Nedir?. 16 (1989)
Çalışmada, Yaradan’ı Kutsamadan Önce Selam Verme Yasağı Nedir?. 17 (1989)
Çalışmada “Sayılanda Kutsama Yoktur Ne Demektir?. 18 (1989)
Çalışmada Şabat'a Neden Şin-Bat Denir?. 19 (1989)
Çalışmada Kötü Eğilimin Yükselmesi ve İftira Etmesi Ne Demektir?. 20 (1989)
Çalışmada "Sarhoş Bir Adam Dua Etmemelidir" Nedir? . 21 (1989)
Neden Özellikle Pesah Gecesinde Dört Soru Sorulur?. 22 (1989)
Çalışmada Kişi Acı Otu Yutarsa, Çıkamaz Nedir?. 23 (1989)
Çalışmada "Eğitimsiz Birinin Kutsamasını Hafife Almayın" Nedir?. 24 (1989)
Çalışmada "Kusuru Olan [Fedakârlık] Etmez" Nedir?. 25 (1989)
Çalışmada "Kendini Kirleten, Yukarıdan Kirletilir" Ne Demektir?. 26 (1989)
Çalışmada Acı Çekmek Ne Anlama Gelir?. 27 (1989)
Kişinin Testi Geçtiğini Kim Bilmelidir?. 28 (1989)
Çalışmada Tora'yı Almak İçin Yapılan Hazırlık Nedir? - 2. 29 (1989)
Menorayı Yakmanın Çalışmadaki Anlamı Nedir?. 30 (1989)
Çalışmada, Putperestlere Tora’yı Öğretme Yasağı Nedir? . 31 (1989)
Çalışmada Yağ "İyi Eylemler" Olarak Adlandırılır Ne Demektir?. 32 (1989)
Çalışmada Casuslar Nedir?. 33 (1989)
Çalışmada Barış Nedir?. 34 (1989)
Çalışmada "Oğulları Olmayan Kişi" Nedir?. 35 (1989)
Çalışmada “Çünkü Bu, Milletlerin Gözünde Sizin Bilgeliğiniz ve Anlayışınızdır” Nedir?. 36 (1989)
Çalışmada "Başlangıcı Dikenli Sonu Düzlük Olan Yol" Ne Demektir?. 37 (1989)
Çalışmada Hâkimler ve Görevliler Nedir?. 38 (1989)
Çalışmada "Tora Sadece Kötü Eğilimin Aleyhinde Konuşur" Nedir?. 39 (1989)
Çalışmada "Onlar Her Gün Gözünüzde Yeni Gibi Olacaklar" Nedir?. 40 (1989)
Günlük Program. 41 (1989)
Çalışmada "Kuyruk Değil Baş Olalım" Ne Anlama Gelir?. 1 (1990)
Çalışmada Başarısızlığın Anlamı Nedir?. 2 (1990)
Dünyanın Tora İçin Yaratılmış Olması Ne Anlama Gelir?. 3 (1990)
Çalışmada Erdemlinin Nesilleri İyi İşlerdir Ne Anlama Gelir?. 4 (1990)
Çalışmada İnsan Yaratılmadan Önce Toprak Meyve Vermiyordu Ne Anlama Gelir?. 5 (1990)
Kişi Çalışmada Gururu Ne Zaman Kullanmalıdır?. 6 (1990)
Çalışmada Dua ve Şükür Zamanı Nedir?. 7 (1990)
Çalışmada Esav’ın "Tarla Adamı" Olarak Adlandırılması Ne Anlama Gelir. 8 (1990)
Çalışmada "Yeryüzüne Bir Merdiven Kurulur ve Üstü Cennete Ulaşır" Ne Demektir?. 9 (1990)
Çalışmada Bilgelerimizin "Kral Davud'un Bir Hayatı Yoktu" Demesi Ne Anlama Geliyor?. 10 (1990)
Çalışmada, Hanuka Mumunu Sola Yerleştirmenin Anlamı Nedir?. 11 (1990)
Çalışmada Tora Neden "Orta Çizgi" Olarak Adlandırılır? - 1. 12 (1990)
Yaradan ve Şehina'nın Birleşmesi ile Tüm Kötülüklerin Kefaretinin Ödenmesi Ne Anlama Gelir?. 13 (1990)
Çalışmada Gerçek Hesed Nedir?. 14 (1990)
Çalışmada, Mısır’ın Vekili Düşmeden Önce, Onların Haykırışları Cevaplanmadı Ne Demektir?. 15 (1990)
Çalışmada "Moral Eksikliği ve Ağır Çalışma" Nedir?. 16 (1990)
Çalışmada Arınmak İçin Gelen Kişinin Aldığı Yardım Nedir?. 17 (1990)
Şabat Konuşması Neden Hafta İçi Konuşması Gibi Olmamalıdır?. 18 (1990)
Çalışmada Yarım Şekel Nedir? - 2. 19 (1990)
Çalışmada Yarım Kuruş Nedir? - 2. 20 (1990)
Çalışmada "Ben Hiçbir Şey İçin Varım, Sen de Hiçbir Şey İçin Varsın" Ne Demektir?. 21 (1990)
Amalek'i Silme Sırası Nedir?. 22 (1990)
Çalışmada Musa'nın Ay'ın Doğuşuyla İlgili Kafasının Karışık Olması Ne Anlama Gelir?. 23 (1990)
Çalışmada "Yanmış Bir Sunu Olmaya Gelen Her Şey Erkektir" Ne Anlama Gelir?. 24 (1990)
Çalışmada "Bütün Uluslar Efendimize Şükredin" Ne Demektir?. 25 (1990)
Çalışmada "Efendimiz Kadar Kutsal Olan Yoktur, Çünkü Senden Başkası Yoktur" Nedir?. 26 (1990)
Çalışmada "Her Çimen Tanesinin Üstünde Ona Vuran ve Büyümesini Söyleyen Bir Görevli Vardır!" Ne Demektir?. 27 (1990)
Çalışmada “Büyükleri Küçükler Hakkında Uyarmak” Nedir?. 28 (1990)
Çalışmada "Tora İnsanın Gücünü Tüketir" Ne Demektir?. 29 (1990)
Çalışmada Yaradan'ın Adının "Yasa ve Emir" Olması Ne Anlama Gelir?. 30 (1990)
Çalışmada ‘Sayılmış Olanda Kutsama Yoktur’ Ne Demektir. 31 (1990)
Çalışmada "İsrail Yaradan'ın Arzusunu Yerine Getiriyor" Ne Anlama Gelir?. 32 (1990)
Çalışmada "Yeryüzü Korktu ve Hareketsiz Kaldı" Ne Demektir?. 33 (1990)
Çalışmada "Sıradan Bir Kişinin Kapları" Nedir?. 34 (1990)
Çalışmada, "Damadın Yemeğinin Tadını Çıkaran Kimse" Ne Demektir?. 35 (1990)
Çalışmada "Esav ve İsmail'in Çocukları Tora'yı Almak İstemediler" Ne Demektir?. 36 (1990)
Çalışmada "Şehina İsrail İçin Tanıklıktır" Ne Demektir?. 37 (1990)
Çalışmada “Kutsama Kabı Dolu Olmalıdır” Nedir?. 38 (1990)
"Kudüs İçin Yas Tutan, Onun Sevincini Görmekle Ödüllendirilir" Sözü Çalışmada Ne Anlama Gelir?. 39 (1990)
Çalışmada “Sen tüm insanların en aşağıda en önemsiz olanısın,” Nedir? . 40 (1990)
Çalışmada Kişinin Topuklarıyla Çiğnediği Hafif Mitzvot Nedir?. 41 (1990)
Çalışmada Kutsama ve Lanet Nedir?. 42 (1990)
Çalışmada “Sunağın Yanına Kendin İçin Bir Aşera Dikmeyeceksin” Nedir?. 43 (1990)
Çalışmada İsteğe Bağlı Savaş Nedir - 2. 44 (1990)
Çalışmada "Gizli Şeyler Tanrımız Efendimize Aittir" Ne Demektir?. 45 (1990)
Baal HaSulam'dan Çalışmanın Düzeni. 46 (1990)
Çalışmada "Bizim Senden Başka Kralımız Yok" Ne Demektir?. 1 (1991)
Çalışmada "Ey İsrail, Tanrın Efendine Dön" Ne Demektir?. 2 (1991)
Çalışmada " Günahkârlar Hazırlayacak ve Erdemliler Giyecek" Ne Demektir?. 3 (1991)
Çalışmada “Sabotajcı Selde Kaldı ve Öldürüldü,” Ne Demektir?. 4 (1991)
Çalışmada "Erdemlilerin İyi İşleri Nesillerdir" Ne Demektir?. 5 (1991)
Çalışmada "Avram'ın Sığırlarının Çobanları ve Lut'un Sığırlarının Çobanları" Nedir?. 6 (1991)
Çalışmada "İnsan" Nedir ve "Hayvan" Nedir?. 7 (1991)
Çalışmada Geçen "Ve İbrahim Çok Yaşlanmıştı, Birçok Gün Geçirmişti" İfadesi Nedir?. 8 (1991)
Çalışmada "Giysilerinin Kokusu" Nedir?. 9 (1991)
Çalışmada, Mahsul Olgunlaştığında Kral Tarlasında Ayakta Durur Ne Demektir?. 10 (1991)
Çalışmada İyi Eğilimin ve Kötü Eğilimin Kişiyi Koruması Ne Anlama Gelir?. 11 (1991)
Bu Kandiller Kutsaldır. 12 (1991)
Çalışmada ‘Zayıf Olanın Eline Güçlüyü Verdin’ Ne Demektir. 13 (1991)
Çalışmada İnsanın Kutsanmasının Oğulların Kutsanması Olması Ne Demektir?. 14 (1991)
Çalışmada "Bu Yerde Benim İçin Bir Mucize Yaratan" Kutsaması Nedir?. 15 (1991)
Çalışmada Efendi'nin Tanrı Olduğunu Bilmek İçin Neden "Kalbine Cevap Vermeye" İhtiyacımız Var?. 16 (1991)
Çalışmada, “Onun Kalbini Katılaştırdığım İçin,” Nedir?. 17 (1991)
Çalışmada Sağ Elimizi Sol Elimizin Üzerine Kaldırmalıyız Ne Anlama Gelir?. 18 (1991)
Çalışmada "Kalk Ey Efendimiz ve Düşmanların Dağılsın" Ne Anlama Gelir?. 19 (1991)
Çalışmada “Yeri Olmayan Hiçbir Şey Yoktur” Nedir?. 20 (1991)
Çalışmada, Purim'den Önce, Zahor (Hatırlama) Bölümünü Okumamızın Anlamı Nedir?. 21 (1991)
Çalışmada "Dikenlerin Arasındaki Zambak" Nedir?. 22 (1991)
Çalışmada Bir İneğin Küllerinin Arındırılması Ne Demektir?. 23 (1991)
Çalışmada Kişinin Bir Oğul ve Bir Kız Çocuk Doğurması Ne Anlama Gelir?. 24 (1991)
Tövbe Eden Kişinin Mutluluk İçinde Olması Ne Anlama Gelir?. 25 (1991)
Çalışmada Bir Kısım İfşa Etmek ve İki Kısım Gizlemek Nedir?. 26 (1991)
Önce Kadın Döllenirse Erkek Çocuk Doğurur" Ne Anlama Gelir?. 27 (1991)
Çalışmada Kutsallık ve Saflık Nedir?. 28 (1991)
Çalışmada Bir Başrahibin Bakire Bir Eş Alması Ne Anlama Gelir?. 29 (1991)
Çalışmada, Uzak Bir Yolda Olan Birinin İkinci Bir Pesah'a Ertelenmesi Ne Anlama Gelir?. 30 (1991)
Çalışmada Yoksullara Verilen Sadakanın Kutsal Adı Yapması Ne Anlama Gelir?. 31 (1991)
Çalışmada Sancak Nedir?. 32 (1991)
Çalışmada Yaradan'ın Birini Kayırması Ne Anlama Gelir?. 33 (1991)
Çalışmada Meyvelerini Bu Dünyada Yemek ve Aslını Öbür Dünya İçin Saklamak Nedir?. 34 (1991)
Çalışmada "Casuslar" Ne Anlama Geliyor?. 35 (1991)
Çalışmada "Barış, Barış, Uzaklara ve Yakınlara" Nedir?. 36 (1991)
Çalışmada "Tora" Nedir ve "Tora'nın Yasası" Nedir?. 37 (1991)
Çalışmada "Sağ Çizgi" Nedir?. 38 (1991)
Çalışmada Sağın Soldan Daha Büyük Olması Ne Anlama Geliyor?. 39 (1991)
Çalışmada Gerçek ve Yalan Nedir?. 40 (1991)
Kişi Kötü Niteliklerle Doğmuşsa Ne Yapmalıdır?. 41 (1991)
Çalışmada "Öküz Sahibini Bilir, vs, İsrail Bilmez" Ne Demektir?. 42 (1991)
Çalışmada "Sırtımı Göreceksiniz, Ama Yüzüm Görünmeyecek" Ne Demektir? . 43 (1991)
Çalışmada İsrail'in Toprağın Mirası ile Ödüllendirilmesinin Sebebi Nedir?. 44 (1991)
Çalışmada Yargıcın Mutlak Surette Doğru Hüküm Vermesi Ne Anlama Gelir?. 45 (1991)
Çalışmada Sevilenin Oğlu ve Nefret Edilenin Oğlu Nedir?. 46 (1991)
Çalışmada Sağ ve Solun Zıtlık İçinde Olması Ne Anlama Gelir?. 47 (1991)
Kütüphanechevron_right
Rabash/Articles
chevron_right
Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir?
 

Mısırlılardan Kelim Ödünç Alma İhtiyacı Nedir?

Makale 14, 1986

Şöyle yazılmıştır (Mısır'dan Çıkış 11): Şimdi halkın kulağına de ki; her erkek komşusundan ödünç alacak ve her kadın komşusundan gümüş ve altın kaplar ödünç alacak. Ve Efendi, Mısırlıların gözü önünde bu halka ayrıcalık verdi.’

Bilgelerimiz şöyle dedi (Berahot, 9b): 'Rabbi Yanai'nin öğrencileri şöyle dedi, 'Yapmanın anlamı, istemektir. Yaradan, Musa'ya, 'Lütfen git ve onlara, İsrail'e, altın kapları ve gümüş kapları Mısırlılardan ödünç olarak istemelerini söyle ki böylece, erdemliler 'O, sözünü tuttu 'Ve onları köle yaptılar ve eziyet ettiler' ve sonra, O, sözünü tutmadı. Ve bir sürü mal ve mülkle ortaya çıkacaklar' demesinler.

Bu kafa karıştırıcıdır. Yaradan 'Ve daha sonra bir sürü mal mülkle çıkacaklar' şeklinde yazıldığı gibi, İbrahim'e verdiği sözü tutmak istediyse, Mısırlılardan kaplarını ödünç almadan da İsrail halkını zengin edemez miydi? Bu dolandırıcılık gibi görünüyor, çünkü görünüşe bakılırsa, başlangıçta hile ile yani geri verme niyeti olmadan ödünç aldılar.

Yaradan’ın Musa’ya İsrail’e Mısırlıların kaplarını ödünç almaları için yalvarmasını neden söylediğini anlamalıyız, yukarıda söylendiği üzere, ‘yapmak’ istemek demektir. Ayrıca bu yalvarmak da nedir? Öyle görünüyor ki Yaradan, buna itiraz edeceklerini bildiğini kastediyor. Bu yüzden Musa'dan, İsrail'le konuşmasını istiyor. Bu nedenle de İsrail'in itiraz etme sebebini anlamalıyız.

Ayrıca, 'Ve Efendi, Mısırlıların gözünde bu halka lütfetti, ayrıcalık verdi' sözlerini de anlamalıyız. Tamamen çelişkili olan böyle bir şeyi nasıl anlayabiliriz? Yaradan'ın perspektifinden her şey mümkün olsa da gerçekçi perspektiften bunu anlamak zordur, yazıldığı gibi (Mısır'dan çıkış, 1:12), 'Ve onlara ne kadar eziyet ettilerse, o kadar çoğaldılar ve o kadar yayıldılar ve onlar İsrail oğullarından nefret ettiler'. Bilgelerimiz şöyle dedi, 'Öyle görünüyor ki, onların gözünde, dikenler gibiydiler' (Sutah, 11).

Akabinde, Mısırlılar, dikenlerden, yani İsrail halkına dayanamamaktan ve onları diken olarak görmekten, şimdi tamamen döndüler ve İsrail halkını sevdiler.

Yaradan'ın, İbrahim'e verdiği 'Ve daha sonra, bir sürü mal mülkle ortaya çıkacaklar' sözünde, orada bulunan tüm meseleyi anlamalıyız, (Yaratılış, 15:6) ‘Ve O dedi ki, 'Sizi bu toprakları miras almanız için, Keldanilerin Ur'undan çıkaran Efendiniz, benim!'. Ve İbrahim, 'Efendimiz, Tanrımız, miras alacağımı nerden bileyim?' dedi. Ve O, İbrahim'e, 'Oğulların onların olmayan bir toprakta yabancı olacaklarını, dört yüz yıl boyunca köleleştirilip, ezilecekler ve daha sonra pek çok mal mülkle ortaya çıkacaklar, bunu kesin olarak bil!' dedi.

Burada da İbrahim'in, 'Miras alacağımı nerden bileyim?' sorusuna aldığı cevabı anlamalıyız. Zira Yaradan'ın bu soruya cevabı, yazıldığı gibi şuydu: 'Ve O, İbrahim'e, 'Oğulların onların olmayan bir toprakta yabancı olacaklar, dört yüz yıl boyunca köleleştirilip, ezilecekler ve daha sonra pek çok mal mülkle ortaya çıkacaklar, bunu kesin olarak bil!'. Dolayısıyla soru mirasın garantilenmesi hakkındaydı ve güvence olarak verilen cevap, İsrail halkının sürgünde olacağıydı. Ama toprağı miras olarak almak için, sürgün garanti midir?

Baal HaSulam, bu sorunun ne anlama geldiğini şöyle açıklar: Kli (kap) olmadan ışık olmadığı bilinir. Şöyle ki, eksiklik yoksa dolumun olması mümkün değildir. Eksikliğe, Kli denir ve İbrahim, Yaradan'ın oğullarına vermek istediğini gördüğünde, 'Oğullarımın, toprakların manevi mirasına ihtiyaç duyacağını görmüyorum' dedi. Ve şöyle devam etti: 'Eğer oğullarım küçük bir aydınlatma alırlarsa, bununla yetinecektir. Çünkü maneviyatın en küçük derecesi, dünyadaki bütün maddesel hazlardan daha fazla haz verir. Buna göre, küçük bir aydınlatmayı biraz olsun aldıklarında, bu edindiklerinden daha büyük bir derecenin olmadığını düşünebilirler ve bundan dolayı daha fazlasını istemeye gerek duymazlar.'

Ve bu sebeple, İbrahim'in Yaradan'a sorduğu soru, 'Manevi toprakları miras almaya ihtiyaç duyacaklarını nerden bileceğim?' idi. Dolayısıyla, Yaradan'dan, kendisine Kli olmadan ışığa kavuşmalarının nasıl mümkün olacağını anlatmasını istedi. İbrahim, Yaradan'ın ışığı verdiğini, Kelim'in, daha önce aldıklarından daha büyük ışıklar için bir arzu anlamına geldiğini anlamıştı. Onların, şu an hissettiklerinden daha büyük bir yükselişi elde etmeye ihtiyaçları olduğunu görmelerini kim sağlar ki?

Maneviyatta, kişiye gelen, manevi bir şeyin, kişiyi önüne geçilemeyecek şekilde bütün hissettirdiği kuralı vardır. Zira manevi olan herhangi bir şey, eksikliği olmayan, tam bir hissiyattır. Aksi takdirde, ‘manevi’ olarak kabul edilmez, zira yalnız maddesel meselelerde haz aldığımız halde, gene de daha çok haz olabileceğini hissederiz. Maneviyatta ise bu böyle değildir.

Dolayısıyla, İbrahim 'bu ülkenin mirası' olarak adlandırılan, daha büyük dereceleri, Yaradan'dan onlara vermesini istemelerine, neyle ve nasıl ihtiyaç duyacaklarını düşündü ve merak etti. Yaradan'ın kendisine verdiği, 'Oğulların kendilerine ait olmayan topraklarda, yabancı olacaklar, bunu kesin olarak bil,' cevabının, buradan, yani Mısır'daki sürgünden, her seferinde daha büyük güç vermesini Yaradan'dan istemek için, bir eksiklik alacakları anlamına geldiğini söyledi.

Bunun sebebi, Yaradan çalışmasında ilerlemeye başladığında ve bütün eylemlerinin ihsan etmek için olmasını istediğinde, kişinin galip gelemeyeceğini görmesidir. O zaman, bilgelerimizin 'Arınmaya gelene yardım edilir' ve Kutsal Zohar'ın, 'Nasıl yardım edilir? Kutsal ruh ile' sözlerinde olduğu gibi, kişi, Yaradan'dan kendisine yardım etmesini ister.

Aslında, çalışmada üstesinden geldikleri her şey, onların Pithom ve Ramses'in inşasıyla ilgili söyledikleri gibi, yere battı. Yani, inşa ettikleri her şey, uçuruma düştüğünden ve kendilerini çalışmaya hiç başlamamış gibi gördüklerinden, her gün çalışmalarına yeniden başlamak zorunda kaldılar. Çünkü çalışmayla ilgili olarak, Tora'nın hiçbir sözünü hatırlamıyorlardı ve her daim kendileriyle ilgili, 'Çalışmamız, çalışmada sarf ettiğimiz çaba nerede? Nereye gitti?' diye düşünüyorlardı.

Firavun’un Klipa’sının, şu noktaya kadar, öyle ki sanki amaçları bütünlüğe erişmek değilmiş gibi sanki, Yaradan’ın hizmetine sanki hiç girmemiş gibi hissettirene kadar tüm çalışmalarını yuttuğunu anlamaları daha da zordu. Ve onlar ne istediklerini biliyorlardı. Birdenbire, her şeyi unuttukları bir safhaya geldiler ve çalışmalarından onlara hiç Reşimot (hatıra) kalmadı.

Bütün bunlar kasıtlıydı. Yaradan bu amaç için, onları sürekli başlangıç safhasında tutacak şekilde bir Klipa hazırladı. Bütün başlangıçların zor olduğu bilinmektedir, böylece yukarıda söylendiği gibi, 'Arınmaya gelene yardım edilir' ve Kutsal Zohar'ın, her seferinde 'kutsal bir ruh' aldıklarını yani her seferinde ruhlarına ek aldıklarını söylediği gibi, Yaradan'ın onlara yardım etmesini istemek zorunda kalırlar. Bu büyük bir miktarda birikir, bilindiği gibi, 'Cennet'ten verilen şey, geri alınmaz' (Hulin 60).

Ancak yukarıdan alınan her aydınlatma, o an için ayrılmış olsa da, sonunda, kişinin harcaması gereken çabanın miktarı tamamladığında, 'Yapabilmek için gücünün yettiği her şeyi, yap' ifadesinde olduğu gibi, her şeyi aynı anda ve her şeyi birer birer alır. Kişi, hepsinin Klipot'a gittiğini ancak daha sonra her şeyi geri alacağını düşünür.

Yukarıdakilere göre, Mısır'daki sürgün meselesinin tamamı, Kelim (kap) almak ve 'bu ülkenin mirası' denen, büyük ışıklar için bir ihtiyaç oluşturmak içindir. İbrahim'in şaşırması ve oğullarının bu büyük ışıklar için, bir ihtiyaç duyduğunu görmediğini söylemesi bununla ilgilidir. Ve Kli olmadan ışık olamayacağından, vermek için bir arzu olsa bile, almak için Kelim'lerinin olmadığı ortaya çıkar.

Bu sebeple, onlara Mısır'daki sürgün verildi. Burada Mısırlıların soru ve iddialarıyla sürekli olarak, edindikleri küçük Keduşa'dan boşaltıldılar, çünkü onlardan besleniyorlar, emiyorlardı. Bundan dolayı, ileri gidebilmeleri için, Yaradan'dan her zaman yollarını aydınlatmasını istemek zorunda kalacaklardı. Ancak onlar, geriye doğru gittiklerini söylerler. Bu nedenle ARİ şöyle yazdı, 'Mısır'dan çıkış zamanında, Kralların Kral'ı görünüp, onları kurtarıncaya kadar, İsrail halkı, Tuma'a'nın (kirliliğin) kırk dokuz kapısındaydı.'

Bu, mantığa aykırı görünüyor. Zira Musa ve Aron'un Mısır'a gelip, İsrail oğullarıyla, Yaradan'ın onları Mısır'dan çıkarmak istemesiyle ilgili konuştukları bilinir. Mısır'daki bütün belirtileri gerçekleştirdiler ve Mısırlıların acı çektiği on felaketi gördüler. Ve bu İsrail'i, Keduşa'ya yaklaştırmalıydı, tersine, Tuma'a'nın (kirlilik) daha derin bir kapısından, Mısır'dan çıkma zamanının geldiği noktaya kadar, düşmeye devam ettikleri yöne değil. Yani, kurtuluş ışığını almak için, en iyi hazırlığa sahip olmak zorunda kaldıklarında, Tuma'a'nın kırk dokuz kapısında olduklarını görüyoruz. Bu mümkün müdür?

Baal HaSulam'ın açıkladığı gibi, Mısır'daki sürgün, Mısırlıların Kelim'ini edinmek ama yalnızca ödünç almak ve sonra onlara geri vermek içindi. Baal HaSulam, Yaradan'ın İbrahim'e söylediği 'Oğulların onların olmayan bir toprakta yabancı olacaklar' meselesini, mirasın garantisi olarak yorumladı. Bu, Mısırlılara köle olmaktan çıkmak istemeleri, bu yalnızca kutsal ruhun yardımıyla gerçekleşebileceğinden, Yaradan'dan bolluğu almaları gerektiğini işaret eder. Daha sonra, her seferinde Yaradan'ın yardımına ihtiyaç duyacaklar ve bu yüzden, daha yüksek dereceleri çekmeye ihtiyaç duyacaklardı.

Şimdi, Mısır'daki sürgünü ve Mısırlılardan Kelimlerini ödünç almanın ne demek olduğunu açıklayacağız. Musa ve Aron'un İsrail oğullarına geldiklerini görüyoruz, yazıldığı gibi (Mısır'dan Çıkış, 4:29): 'Ve Musa ve Aaron gittiler ve İsrail oğullarının ileri gelenlerinin hepsini topladılar. Aaron, Yaradan'ın, Musa'ya söylemiş olduğu her şeyi, her kelimeyi onlara anlattı ve halkın gözü önünde, belirtileri gerçekleştirdi, halk inandı ve duydu.'

Bundan, Musa ve Aron İsrail oğullarına gelir gelmez, onların, Yaradan'ın Musa'ya söylemiş olduğu her şeyi, her kelimeyi mantık ötesi inançla kabul ettiklerini görüyoruz. Ve İsrail'in inancıyla ilgili bütün sorular ve şüphelerle, İsrail’in inancı hakkındaki tüm bu soruları ve şüpheleriyle Mısırlıların onların anlamasını sağladığı hiçbir şey hesaba katılmaz, çünkü onlar mantık ötesi giderler. Bu sebeple, tüm bu zamanı, sürgünde geçirmeleri gerçeği, onları hiç etkilemedi.

Şöyledir ki, Musa ve Aron İsrail’e, Yaradan’ın onları sürgünden çıkarma arzusuyla geldikleri zaman, onlar derhal bunu üstlendiler. Bundan sonra onlara Mısır Kralı Firavun adına gelen Mısırlıların - kendi yönetimlerinde kalmanın daha iyi olduğunu, Mısırlıların yolunun doğru yol olduğunu ve Musa ve Aron’un söylediklerini dinlememelerini söyleyen- itirazlarını dinlememeyi üstlendiler. “Hadi gidelim ve Tanrımıza kurban edelim' diye bağırdığınızı görüyoruz. Bu, Mısır'ı terk etmeniz ve onları izlemeniz gerektiğini düşündürüyor size. Ve onların size söylediği her şeyi, gözünüz kapalı dinlemek istemenizi anlıyoruz. Ancak biz bu kadar mantıklıyken, bu olabilir mi? Bize verecek hiçbir cevabınız yok, yine de Musa ve Aron'un sözlerine göre, bütün bu yolu gitmeye istekli olduğunuz konusunda ısrar ediyorsunuz.”

Bundan, Musa ve Aron'un kurtuluşun haberi ile geldiklerini görürüz; onlar artık kutsal çalışmayı yapamadıkları kölelik durumundan çıkmaktadırlar, bu haberden mutludurlar, Tora ve Mitzvot'un tatlarını abartmaya hiç ihtiyaç duymazlar. Daha doğrusu, tam olarak bununla, yani sadece Tora ve Mitzvot'u yerine getirmekten mutluydular. Bu onlara tam bir doyum verdi ve Efendilerinin isteğini yerine getirmekten memnundular, yazıldığı gibi, 'Bundan dolayı, 'Hadi gidelim ve Tanrımıza kurban edelim' diye haykırdılar' (Mısır'dan çıkış, 5:8)

Bunu, şimdi, 'Ve insanlar inandı ve duydu' şeklinde yazıldığı gibi, hiçbir şeye gerek duymayan Kelim'le, Mısır’dan çıkmaları takip eder. Ve 'Kesin olarak bilin ki... ve daha sonra pek çok mal-mülkle çıkacaklar' şeklinde yazıldığı gibi, Yaradan'ın İbrahim'e söz verdiği, toprağın mirasına ihtiyaçları kalmaz. Bu demektir ki, sürgün, Yaradan'ın oğullarına vermeyi amaçladığı toprağın mirası olan, haz ve memnuniyeti alma ihtiyacına sahip olmalarının bir güvencesidir. Ancak, henüz bunun için Kelim'e sahip değildirler ve aza razıdırlar.

Bu yüzden, ‘Efendi Musa’ya dedi ki; ‘Şimdi halkın kulağına de ki; her erkek komşusundan ödünç alacak ve her kadın komşusundan gümüş ve altın kaplar ödünç alsınlar.’’ Baal HaSulam'a göre bunu şöyle yorumlamalı ve demeliyiz ki: Mısırlıların sahip oldukları altın kapları ve gümüş kapları, yani onların arzularını ve özlemlerini, başka bir deyişle onların, İsrail halkının yoluyla ilgili sahip oldukları bütün şüpheleri ve endişeleri alacaklardır.

Mısırlılar, yaptığınız her şeyin her zaman mantık ve idrak içinde olması gerektiğini, kendini-sevmekten çıkmaya çalışmak ve ‘Yaradan iyi ve iyilik yapan’ olduğundan, her şeyi ihsan etmek için yapmak gerektiğinin yanlış yol olduğunu iddia ederler. O, dünyayı yarattığı zaman, bunu kesinlikle yaratılanların fayda sağlaması yani biz, yaratılanların haz ve memnuniyet duyması için yarattı. Ama şimdi doğru yolu terk ediyorsunuz ve yaratılış amacının tam tersi olan bir yola giriyorsunuz. Sen bize, kendini-sevmek için hiçbir şeye ihtiyaç duymadığını, ancak seni yapanı memnun etmek için her şeyi ihsan etmek adına, bu yolun, doğru yol olduğunu söylüyorsun.

Ancak İsrail Halkı, Mısırlıların ihsan etme yoluyla ilgili iftiralarını ne zaman duysalar, onlardan kaçarlar, yani onlar, İsrail oğullarının kafalarını karıştırmaya ve görüşlerini İsrail oğullarının kalbine aşılamaya geldiklerinde, bu düşüncelerden kaçarlar.

Bu sebeple, Yaradan, onların, Mısırlıların 'kim' ve 'ne' sorularını ve şüphelerini duymak istemediklerini biliyordu. Ancak Kli olmadan ışık olmadığından, pek çok mal-mülkü yerleştirecekleri bir Kelim'e sahip değillerdi. Yani, kişiye arzusu olmadığında hiçbir şey verilemez. Bundan dolayı, eğer O, İsrail oğullarına, 'Size ne vermemi istersiniz?' diye sorsaydı, derlerdi ki, 'Senden bir şey istemiyoruz. Tam tersine, tek arzumuz sana vermektir, senin bize vermen değil.' Bu nedenle, O'nun vermek istediği Nefeş, Ruah, Neşama ve Yehida olarak düşünülen, 'pek çok mal-mülk' adı verilen, haz ve memnuniyeti nasıl alabilirler? Buna ihtiyaçları yok ki!

Yaradan'ın onlardan, Mısırlıların Kelim'ini yani, Mısırlıların Kelim'i olan, sorularını ve şüphelerini ve de onların bütün arzularını almalarını istemesinin sebebi budur. Ancak bu Kelim'i, gerçekten almazlar, sadece ödünç alırlar. Şöyle ki, yalnızca bu eksiklikleri gidermeye ihtiyaç duymak için, Mısırlıların Kelim'ini alırlar, ama bu Kelim'i, Kelim yüzünden, yani bu düşünceler ve arzular İsrail oğullarına ait olmadığından, aslında bu Kelim'i tutmazlar. Bu yalnızca geçici olarak, sonra onlara geri vermek üzere, ödünç almadır.

Şöyle ki, daha sonra, yani onlar bu sorulara ait olan dolumu alır almaz, tam olarak bu vesileyle, onlara dolum ihsan etmek mümkün olacaktır. Bu, 'almak için alma kapları' denen, onların Kelim'ine ait olan ışıkları almaya benzer. Ancak, Kelim'lerini derhal atarlar ve her şeyi onları Yapan'ı memnun etmek için aldıklarından, Kelim'lerine ait olan ışıkları kullanırlar.

Bu, Baal HaSulam'ın, Haman ve Mordehay'la ilgili olarak yaptığı yoruma benzer. Ahasuerus'un, Mordehay'ı yüceltmek istediğini gördüğümüzü söyler, yazıldığı gibi (Esther 6:3), 'Ve kral şöyle dedi: 'Bunun için Mordehay'a nasıl bir onur ve itibar verildi?... ve Kral ona, 'Kral'ın onurlandırmak istediği adam için ne yapılmalıdır?' dedi ... Haman, Kral'a ... 'kraliyet kıyafetlerini getirmelerine izin verin' dedi.'

Buna göre, şöyle sordu, 'Nasıl böyle bir şey olabilir? Kral, Mordehay'ı onurlandırmak isterse, Haman'a 'Kral'ın onurlandırmak istediği adam için ne yapılmalıdır?' diye sorar. O, aşağıdakine bolluğu vermeyi işaret ettiği şeklinde cevap verir. Yaradan erdemliye, erdemli olan Mordehay'a, kesinlikle onur ve büyüklük vermek ister. Ama erdemliye, 'Sana ne vermemi istersin?' diye sorsaydı, erdemli hiçbir şey almak istemediğini, tam tersine bütün istediğinin, Kral'a ihsan etmek olduğunu söylerdi.

Bu yüzden, almanın iyi olduğunu düşünen, içindeki Haman'a sormak zorunda kaldı ve sonra dedi ki, 'Öyleyse Yahudi Mordehay için yap'. Yani, onur ve büyüklüğü, 'almak için almak' denen, Haman'ın Kelim'inde almayacak, ihsan etmek için alacaktır.

Benzer şekilde, Yaradan, Musa'ya, İsrail'den, Mısırlıların Kelim'lerini ödünç almalarını istemesini söylediği zaman, Mısırlılardan Kelim'lerini ödünç almakla ilgili açıklama yapmalıyız. Şöyle sorduk: 'Yaradan, İsrail'den neden böyle bir şey istiyor? İsrail halkı neden bu Kelim'i ödünç almak istemiyor?' Yanıt, Musa ve Aron'un, Yaradan'ın temsilcileri olarak İsrail halkını sürgünden çıkarmak için gelmeleridir, yazıldığı gibi, 'Ve insanlar duydu ve inandı' yani mantık ötesi inançla. Hiçbir şeye ihtiyaçları ve yüksek dereceler için hiçbir arzuları yoktu. Mısırlılardan hiçbir rahatsızlık duymadan, Tora ve Mitzvot'a bağlanabilmiş olmaktan memnundular.

Bu, Kral'ın, erdemli Mordehay'a, 'Sana nasıl bir onur ve yüceltme vermemi istersin,’ şeklinde anlattığı, yukarıdaki söylediklerimize benziyor. Yanıtı, Kral'dan herhangi bir şey istemediği, tam tersine Kral'a vermek istediği şeklinde olurdu. Bu yüzden Kral, onurlandırmak istediği adamla ne yapacağını Haman'a sordu. Haman, ne isteyeceğini biliyordu. Dedi ki, 'Kral'ın giydiği kraliyet kıyafetlerini ve Kral'ın bindiği atı getirsinler ve de başının üzerine kraliyet tacı yerleştirilmiş olsun.' Kral'ın Haman'ın Kelim'ine, yani kişinin Kral'dan alması gerektiğini anlayan Haman'a, ihtiyaç duymasının sebebi budur.

Bu sebeple, Musa'ya İsrail'den, Mısırlılardan Kelim’lerini ödünç olarak almalarını, yani geçici olarak, bir iyilik yapmalarını istemesini söylemek zorundaydı. Böylece, onlar, Mısırlıların karşılamak istedikleri, bütün eksiklikleri gidermek için bir arzuya ve özleme sahip olurlar. Sormak zorundaydı, çünkü İsrail halkı sahip olduklarıyla yetiniyor ve kendi düşüncelerinden ve arzularından daima kaçıyordu, ama şimdi Mısırlıların sorularını ve şüphelerini duydular.

Ve Yaradan, İbrahim'e, daha sonra pek çok mal-mülkle çıkacaklarının sözünü verdiğinden, Mısırlıların Kelim'lerini, sadece ödünç olarak almaları ve daha sonra geri vermeleri gerekliydi. Yani onların istekleriyle bir ilgileri yoktu ve aldıklarını sadece geçici olarak Yaradan'ın, İbrahim'e söz verdiği 'ülkenin mirası' denen, ışıkları alabilmek için aldılar.

Şimdi meselenin bir uçtan diğerine nasıl döndüğüyle ilgili sorduğumuz soruyu anlayabiliriz, zira yazılanların anlattığı gibi, 'Ve İsrail oğullarından iğrendiler, nefret ettiler', yani dikenler gibiydiler ve daha sonra, 'Ve Efendi, Mısırlıların gözünde, bu halka lütfetti'. Onların sorularını duymak istemeleri, onlar kendi yollarında gittiklerini düşündükleri için, onların 'iyiliği' için bunu yaptı. Onlardan bu Kelim'leri ödünç almalarını söyleyerek 'Ve Efendi bu halkın iyiliği için bunu yaptı', zira Mısırlıların istediği de buydu.