73) "Ve oradan Beer'e kadar, bu kuyudur." "Bu kuyuya [dişi formda]" ile sonra "Bu kuyu" arasında ne fark vardır? "Bu kuyuya" sular denizde toplandıktan ve aşağıya, Malhut'un yerine gittikten sonraki Malhut'dur. Kuyu Malhut olduğu için, bir kuyu Isaac- ZA'nın sol çizgisi- onu doldurduğu zamanki Malhut'a işaret eder.
74) Burada kuyuda olduğu gibi, erkek ve dişinin her ikisinin beraber olduğuna işaret ederek, her nerede "O [erkek formda]" yazılı ise "O [dişi formda]" okunur. Ve "o [erkek formda(İbranicede)]" nun üç harfi yüksek bir kuraldır. Hey Nukva'dır, Malhut'dur, Vav erkektir, ZA'dır. Alef Bina'dır, her şeyin hepsidir, ZON ondan çıkıp geldiği için her şeyin bütünlüğüdür, Mohinin hepsi oradan gelir.
Ne mutlu İsrail'e. Aşağıda bile olsalar, her şeyin- üç harf içindeki Hey, Vav, Alef- yukarı kurala tutundular. Bu nedenle söyle yazılmıştır, "Bizi o yaptı ve biz değil." "Ve... değil" Alef ile yazılmıştır ve bu Vav-Hey'in tamamıdır, bunlar ZON'dur ve Alef her şeyin tamamıdır.
75) Sudaki ruh, kutsallığın ruhudur, Malhut'un ruhu, buna "kutsallığın ruhu" denir, bu önce eser, yazıldığı üzere, "Bahçeme nefes aldır," yani o MAN'ı yükseltsin demektir. Daha sonra, "Su akacaktır," bunlar onu dolduran yukarıdaki erkek sulardır, yazıldığı üzere, "O esen rüzgârın ve akan suyun nedenidir. Bu rüzgâr esmediği sürece, su akmaz.
Bununla o bize her şeyde, bir hareket veya bir sözle, aşağıdan bir meseleyi, MAN'ı uyandırmak zorunda olduğumuzu söylüyor veya bir hareketin benzerliğini ve böylece yukarıdan uyanma geleceğini gösteriyor. Bu nedenle burada, rüzgâr esmediği sürece, su- bolluk- rüzgârı estirmez. Erkek formda yazılmıştır, çünkü eğer bir erkek olan yerde, onunla 100 tane bile dişi olsa, onların hepsine erkek formunda gönderme yapılır.
76) Yazılmıştır ki, "Şu bu kuyudur." Biz bunu "O [dişi formda] bu kuyudur." diye okuruz. Önce "Beer'e" ve şimdi de "Bu kuyu" diye yazmasındaki ayrım nedir? Başlangıçta, Nukva- Malhut- yalnızdı. Bu nedenle dişi formda "Beer'e" diye yazılmıştır. Ve şimdi "O [erkek formda]" erkek ve dişiyi içerdiğine işaret eder, o "Bu kuyu" diye erkek formda adlandırılır.
Nukva'yı da içermesine rağmen o hala ZA'nın işi içindedir. Bu nedenle, Hey'siz, erkek formda "Bu kuyu" diye adlandırılır. Böylece, "O [dişi formda] bu kuyudur," Vav ile "O [erkek formda] bu kuyudur," diye yazılır, yazıldığı üzere "Ve Levi hizmet yapacaktır," bu ZA'nın sol tarafına işaret eder.
77) Yazılmıştır ki, "Şu bu kuyudur." bununla Efendi Musa'ya "İnsanları topla." dedi. "Şu" ["o," erkek formda] dur, çünkü bu kuyu onlarda eksik değildi. Onları hepsi bundan nasıl çekebilirler? O 13 dereden dışarı çıkar, yani bu Malhut 13’e ayrılır demektir, 12’sini ZA'nın – her biri hepsini içeren- 12 sınırından alır. Kuyunun temeli doludur ve her taraftan çıkar. Böylece İsrail şarkı söylediği ve su istediği zaman, İsrail onun üstünde dururdu, bu kuyunun üstünde ve şarkı söylerdi. Ne söylediler? "Oh kuyu, yukarıya fışkırt," suyunu yükselt ve senden sulanmaları için herkese su getir. Bu kuyuya övgüler de söylediler. "Prensin kazdığı kuyu". "Gerçeği konuşuyorlardı, işte böyledir.
78) Buradan öğreniriz ki, bir davranış veya bir sözle, yukarıdaki şeyleri uyandırmak isteyen her kişi için, eğer bu hareket veya bu söz doğru biçimde yapılmazsa hiçbir şey uyanmaz. Yukarıdaki bir meseleyi uyandırmak için, dünyadaki tüm insanlar toplantı-evine gitmelidirler, ama ancak birkaçı nasıl uyandırılacağını bilirler. Yaratan ona nasıl sesleneceğini ve bir meseleyi doğru biçimde uyandırmayı bilenlere yakındır. Ama eğer ona nasıl sesleneceklerini bilmezlerse, onlara yakın değildir, yazıldığı üzere, "Efendi ona seslenenlerin hepsine yakındır, ona doğrulukla seslenenlere." "Doğrulukla" doğru bir meseleyi doğru bir biçimde uyandırmak demektir. Böylece bu her şeyin içindedir.
79) Burada da bu kuyu ile İsrail bu sözleri, doğru sözleri söyledi, bu kuyuyu, Malhut'u uyandırmak ve İsrail'e su vermek için. Eğer bu sözleri söylemeselerdi, kuyu uyanmazdı. Hatta onlar hakkında doğru işlem yapılana kadar, çeşitli kötülükleri kullanan, dünyadaki şu büyücüler için bile bu böyledir. Eğer, onları istedikleri tarafa uzandıracak doğru sözler söylemeseler, asla onlara doğru uyanmayacaklardır. Bütün bir gün başka sözleri veya başka işleri bağırsalar, onları asla kendilerine çekemeyecekler ve onlara doğru uyanamayacaklardır.
80) "Ve Baal ismi ile çağrıldı." Onlar cevaplandırılmadı, çünkü Baal'dan, ateşi gökten aşağı getirmek için izinleri yoktu. Onlar arasında meseleler güvenilir olamadığı için, yaratan onlara onları unutturdu, yazıldığı üzere, "Ve onların kalplerini geri çevirdin." Efendisini doğru biçimde okuyan dürüstlere ne mutlu.
81) Doğru biçimde bir davranış ileri sürmeyi ve doğru biçimde sözleri ileri sürmeyi bilen kişilerin, bu üst ve dosdoğru meselelere uzanmak için Yaratanı uyandıracakları kesindir. Eğer değilse, onlarla uzlaşmaz. Böylece, tüm dünya davranış düzenlemeyi ve sözler ileri sürmeği bilir. Çalışmanın ve davranışın kökünü bilen, kalbi ve iradeyi nasıl hedefe yönelteceğini o kadar çok bilmeyen bu diğerlerinden daha iyi bilen, dürüst kişinin önemi nedir?
82) Davranışın kökünü o kadar iyi bilmeyen, ama yalnızca bir düzenlemeyi ama daha fazlasını bilmeyenler, bunlar, onlara doğru Yaratanın omuzlarının ardında bir çekiş çekerler, yani bunun anlamı onların duaları "takdiri ilahi" diye adlandırılan havada uçmaz. İşte bu, yüzün takdiri ilahisidir ve onlar yalnızca "omuzların arkasında" olmaya layıktırlar.
83) Kalbi ve iradeyi nasıl hedefe yönelteceğini bilenler düşüncenin, Hohma'nın olduğu yerden kutsama bulacaklardır ve olması gerektiği gibi aşağıda olanlar ve yukarıda olanlar kutsanana kadar, doğru biçimde kademelerin tüm kök ve gövdelerden çıkıp geleceklerdir, kutsal yukarı isim onlarla kutsanır. Ne mutlu onlara, çünkü Yaratan onlara yakındır ve onların önündedir. Onu çağırdıkları zaman, onlar için hazırdır. Ve onların başı dertte olduğunda, onlarla beraberdir. Onlara bu dünyada ve sonraki dünyada saygı duyar, yazıldığı üzere, "Beni sevdiği için, bu nedenle Onu getireceğim; Onu yukarı yerleştireceğim, çünkü o Benim ismimi bilir."