Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 48
 

MEKTUP 48

13 Nisan 1959, Tel-Aviv

Dostuma en iyi dileklerimle,

Yazdığın kitabı okudum, hoşuma gitti, çünkü aynen senin dediğin gibi.

Yaklaşan Pesah ile ilgili şöyle yazılıdır, “Tora, dört oğul ile ilgili konuşur” ve “nasıl isteyeceğini bilmeyen biri, ona sen açacaksın.” “İstemek,” kelimesini dua anlamındaki “yağmur istemek” sözüyle yorumlayabiliriz. Bu demektir ki, kişi nasıl dua edeceğini bilemediğinde bu eksiklik içinde olmadığı anlamındadır, çünkü dua eksiklik yeriyle ilgilidir. Sonra “onu sen açacaksın,” yani eksiklik yeri ona açılacak, dua ettiği şeye sahip olacak ve Yaradan onun üzerine Tora’nın ışığını ihsan edecek. Bu sebeple Tora özellikle eksikliği olmayan birinden bahseder, bu demektir ki almak için kabı yok, bu yüzden ona vermek imkânsızdır.

“Tora konuşur” demek, Tora her şeyden daha değerli olan Yaradan’ın ışığıyla ödüllendirilmeye nasıl geleceğimizi öğretir anlamındadır, şöyle yazdığı gibi, “Ulusların gözünde bu senin ilmin ve aklın olduğundan… Hangi yüce ulusun O’na seslenildiğinde yaklaşan Tanrı’sı var?” Bu demektir ki, Yaradan tüm iyiliğini üzerimize ihsan etmeyi isteyecek kadar bize yakındır. Tek eksik olan dua, çağrıdır çünkü eksiklik olduğu yerde dua için yer olur, yani bereketin alımı için kap. Bu “nasıl isteyeceğini bilmeyen biri, ona sen açacaksın,” sözünün anlamıdır, bir eksiklik yeri açmak.

Kişi eksikliğe sahip olduğunda ve Yaradan’ın onu doyurmasını talep ettiğinde şöyle denir, “Yüze sahip olan iki yüz ister.” Öyle anlaşılıyor ki eksikliği doyurulduğunda daha büyük bir manevi eksiklik ortaya çıkar. Bu demektir ki sonrasında kişinin daha büyük kapları olur ve bu kaplar vasıtasıyla daha büyük ışıklar edinir çünkü hali hazırda Yaradan’a seslenmektedir, atalarımızın dediği gibi, “Sen Bana tövbede bir toplu iğne ucu kadar yer aç, Ben sana vagonlara, arabalara girmen için kapılar açayım.” Bu demektir ki kişi bir iğne ucu kadar bile olsa “ona sen açacaksın” sözünü yerine getirmelidir.

Bunun iki manası vardır:

Eksiklik bir iğne ucu kadar küçüktür. Bu demektir ki, maneviyatta bir eksiklik varsa bu eksiklik küçük bile olsa, bu eksikliği doyurması için Yaradan’ın yardımını istemek mümkündür. Yaradan bu eksikliği tamamladığında, “Yüz isteyen iki yüz ister,” olur ve bu nedenle ışığın kendi kabı, yani Yaradan ona kapıları açacağına söz verene kadarki eksiklik yerini yaratır.

2. “Bir iğne ucu kadar” sözünün bir diğer anlamı, bu eksiklik ona bir iğne kadar acı verecek demektir. Eksiklik içinde olan fakat bunu hissetmeyen için bu geçerli değildir. Fakat eğer eksikliği ona acı verirse, sonrasında Yaradan’ın bu eksikliği doyurmasını ister.

Dileyelim Yaradan maddesellikte ve maneviyattaki eksikliklerimizi doyursun.

En iyi dileklerini gönderen dostun,

Baruh Şalom HaLevi Aşlag