Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 14
 

MEKTUP - 14

21 Kasım 1955, Londra

Öğrencilerime, ömürleri uzun olsun,

Görüyorum ki benimle karşılıklılık içinde olmak istiyorsunuz, yani mektuplarınızı hemen cevaplamazsam, inanıyorsunuz ki kendinizi mazur gösterebilir ve bana yazmaktan kaçabilirsiniz. Aslında haklısınız; çok sık yazamamam benim hatam. Yaradan’ın bana tüm hatalarımı düzeltme fırsatını vermesi için dua ediyorum.

İsrail’e dönmeden önce dün Rav Dessler’in bir grup öğrencisine bir konuşma yaptım. Onlara şu ayeti söyledim, “Rabaş der ki, ‘Kişi tam erdemli olup olmadığını kalbinden bilmelidir.’” Dedim ki, tövbe demek insanın aslına geri dönmesi demektir.

Bu demektir ki, “insan” denilen yaratılış özü, alma arzusudur ve Yaradan verendir, kişinin köküne dönmesine “tövbe” denir. Nasıl bir tövbe? Tıpkı Maimonides’in dediği gibi, “Gizemleri bilen O, senin aptallığa geri dönmeyeceğine şahitlik edene kadar.” Bu şahadet yalnızca kişi tövbe ettiğinde ortaya çıkar. Sonra üst memnuniyeti edinir, yani Yaradan O’nun Şehina’sını (Kutsallık) kişiye getirir. Tövbe eden kişi, Dvekut ile ödüllendirilen demektir.

Bu, “Kişi kalbiyle ve ruhuyla bilmeli,” sözünün anlamıdır, yani kişi tövbeye gelip gelmediğini bilmek istiyorsa, Yaradan’ın hoşnutluğuyla ödüllendirilip ödüllendirilmediğini inceler. Bu onun tövbede olduğunun işaretidir, yani hali hazırda ihsan etmede çalışıyor.

Bu, “Huzuru ara ve onu kovala,” sözünün anlamıdır. Tüm ihtilaf sadece alma arzusu ve ihsan etme arzusu arasındadır. Bu “Ve İsrail o toprakları ekti ve yüz kapı buldu,” ayetinin anlamıdır, yani yüzde yüz başardı. Bu kesinlikle İbrahim’den alan İzak’ın niteliğidir, şöyle yazdığı gibi “Ve İbrahim İzak’a sahip olduğu her şeyi verdi.”

Midraş’da RASHI şöyle yorumlar, “Rabbi Yehuda der ki, ‘Bu Gevura’dır (kuvvet veya yapabilirlilik)’ ve Rabbi Nehemia der ki, ‘Bu kutsama.’” Fakat her ikisi de aynı şeye işaret eder. Rabbi Yehuda çalışma, üstesinden gelme perspektifinden, Rabbi Nehemia üstesinden gelerek kutsama ile ödüllendirilmekten, ödülden bahseder. Sevgiden tövbe ile ödüllendirilmede çalışmanın yüzde yüzü kutsanır, günah zamanı bile.

Kişi üstesinden gelerek her şeyle ödüllendirildiğinde buna “kuvvet” denir ve kişinin ortaya koyduğu her bir kuvvet daha büyük miktarlara bağlanır. Bu demektir ki, kişi bir kez üstesinden geldiğinde ve yabancı düşüncelere, “Tecrübeyle biliyorum ki yakında çalışma için arzum olmayacak, öyleyse şimdi bunun üstesinden biraz gelirsem, ne elde ederim?” der. Ve buna küçük miktarların bir araya gelmesiyle büyük miktarların oluştuğu cevabını vermelidir.

Muhtemelen bu “Gözyaşı kapıları kapalı değil.” sözünün anlamıdır. Şaarei (kapılar) kelimesi Se’arot (saç ya da fırtınalar) kelimesinden gelir, bu üstesinden gelmedir. “Gözyaşları” “yırtma, kopma” kelimesinden gelir, yani burada diğer arzularla beraber bir karışım vardır ve bu arzuların tam ortasında sevgiye ve cennet korkusuna doğru üstesinden gelme arzunun kısa anı vardır. “…kapalı değil,” orada daha ziyade büyük miktarlara bağlanan o an vardır. Miktar tamamlandığında kişi manevi kıyafeti hissetmeye başlar.

Bu gözyaşının öneminin anlamıdır, yani kişi en aşağı aşamada olsa ve en temel arzulara sahip olsa bile, o yine de bunun üstesinden gelme gücüne sahiptir, yani kalpteki noktasından Yaradan’a özlem duyar ve yakarır, bu nedenle bu kuvvet çok önemlidir. Dolayısıyla, kişi sürgündeyken bile kalpteki noktası “Sürgündeki Kutsallık” denilen başka düşüncelerin hükmü altında olduğunda bile bir anlığına bunun üstesinden gelir ve Yaradan’ı kutsar. Tecrübeyle sonrasında tekrar düşeceğine emin olsa bile, yine de insanın gerçeği açıkça söylemesi çok önemlidir.

Bu Yaradan çalışmasını lanetleyenler arasında olan insanın durumuna benzer. Aralarında açıkça Yaradan’a hizmet etmenin bir faydası olmadığını söyleyen dilbazlar ve çalışmanın özünü ve değerini açıklayamayacak olanlar vardır, fakat kişi buna karşı çıkar, yani söyledikleri şeyin gerçek olmadığını söyler. Onlar kadar dilbaz olmasa da, buna hemfikir olmaması iyidir. Buna “gözyaşı kapısı” denir ve ona “Küçük paralar birikerek büyük paralar olur,” denir.

Yaradan’ın gözlerimizi açmasını ve kalplerimizi “Zion’a söyle, senin Tanrı’n Kral’dır,” hazzıyla doldurmasını umalım.