Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 45
 

MEKTUP - 45

22 Ocak, 1959, Tel-Aviv

Dostuma en iyi dileklerimle,

25 Kasım’daki mektubuna cevap veriyorum. Başlangıçtan beri var olan yılanla ilgili iki soru sormuşsun: 1) Kışkırtılmaması gerektiğiyle ilgili uyarıyı hiçbir yerde görmememize rağmen, yılan neden cezalandırıldı? 2) Kötü eğilime bağlı olarak ceza nedir, “Sen göbeğinin üzerinde yürüyeceksin.”

Bilge’nin Dudakları kitabında ayetle ilgili şöyle yazar, kışkırtmaması emredilmediğinden,yılan sadece sebep olduğu musibet için cezalandırılmıştır. Bu demektir ki, ceza günah işlediği için gücünün inkârını hak ettiğinden değil, fakat daha farklı bir nedenden ötürü verilmiştir; başkaları onun yüzünden başarısız olmasın diye. Dolayısıyla o kışkırtmaması emredilmediği için cezalandırılmaz.

“Sen göbeğinin üzerinde yürüyeceksin,” sözünü şöyle yorumlamalıyız, kutsallıkta Nefeş, Ruah ve Neşama denilen üç derece vardır. Nefeş, Nefişa (durmak/dinlenmek) kelimesinden gelir, bu canlılığın hareket edemeyecek kadar küçük olması demektir. Ruah, Hesed sağ el ve Gevura sol el denilen niteliklerin ıslahına doğru yönelme becerisinin ölçüsüdür, yani kişi kutsallığın canlılığı ile iki elini birden kullanabilir.

Neşama, kişi hali hazırda kutsallığın aklına sahip demektir, yani o zaten kutsallık aklıyla ödüllendirilmiştir. Bu Neşama’ya sahip olmak olarak kabul edilir.

Manevi ışığı almanın düzeni maddesellikteki gibidir. Bir bebek doğduğunda onun canlılığı o kadar küçüktür ki kendi başına hareket edemez, başkalarından yardım almak zorunda kalır. Tek yaptığı uzanıp yatmaktır. Uzanmak, baş erdemlikte bedenden daha yüksek değildir demektir, daha ziyade baş ayaklarla aynı seviyededir. Buna maneviyatta Nefeş denir.

Bebek büyümeye ve kuvvetlenmeye başlayınca, canlılığı buna uygun hale gelir. Oturmak, ellerini hareket ettirebilmesidir, böylece baş büyür. Bu başın bedenden farklılığını ayırt etmektir.

Daha da büyüyünce, yani aklı geliştikçe canlılığı o kadar artar ki bacaklarını kullanmaya başlar. Bu sırada beden ve bacaklar arasındaki seviyede büyük farklılık vardır.

Öyle anlaşılıyor ki üç derece vardır. Ancak akla ve düşüncelere sahip olduğundan, bu özellikle konuşan seviye için böyledir—baş tepede, beden aşağıda ve bacaklar en aşağıda— bu bakımdan hayvansal dereceden yüksektir. Oysa hayvanlarda baş ve beden aynı seviyededir ve bu başlarının bedenlerinden daha önemli olmadığının işaretidir. Bu nedenle onlarda sadece iki derece, Nefeş veya Ruah vardır.

Hayvanlar bacaklarını kullandığında, bedenleri bacaklarından daha yüksekte olduğundan, bu onların büyük gücü olduğunu gösterir. Eğer bacakları olmasaydı, canlılıkları çok küçük, iki derecenin canlılık gücü verilmemiş, baş ve bacakları eşit olurdu.

Bununla “Göbeğinin üzerinde yürüyeceksin,” sözünü yorumlayabiliriz. Bu demektir ki, çabuk hareket etme gücü Ruah ondan alınmıştır ve bu güçle Havva’yı bilgi ağacından yemeye kışkırtmıştır. Bacakları ondan alındığında ve “göbek” denilen bedeninin üzerinde yürüdüğünde bu demektir ki, canlılığı çok küçük. Buna Nefeş, hareketsizlik, hareket etmek için yeterli canlılığı yok denir. Bununla dünyaya o kadar da zarar veremez.

Nefeş’e “dişi ışık” denir, ona verileni alan. O kendi başına canlılık alamaz fakat aldıklarını sadece başkalarının kötü amelleri vasıtasıyla alır, canlılığı buradan gelir. Dolayısıyla kişi suç işlediğinde ve canlılıktan ayrıldığında, günah işleme gücü vardır.

Bu “Göbeğinin üzerinde yürüyeceksin” sözünün anlamıdır, yani onda şimdi Klipa’nın Nefeş’inden fazlası yok. Bu nedenle insana zarar veremez. Fakat güç verildiğinde daha da kuvvetlenir.

Gücü arttığında bu, “Suç, suça sebep olur,” sözünün anlamıdır. Dolayısıyla kişi şimdi Tora ve Mitzvot’la güçlendiğinden, onu yenmesi ve gerçek mükemmelliğe erişmesi mümkündür.