Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 77
 

MEKTUP - 77

18 Şubat 1973, Beni Bırak

Dostuma,

Grupla ilgili mektubunu aldım, bilinir ki, “Yüz yüze olan su gibi,” yani kişi bayağılığını hissettiğinde, bu O’nun yüceliğini hissettiği içindir. Bu demektir ki, normalinde birbirimize verdiğimizde veren kişi alt derecedense, verdiği de küçüktür.

Dolayısıyla, genellikle yardım toplarken varlıklı ve saygıdeğer insanları ararız çünkü alanın önemine göre yardım gelir. Dolayısıyla, kişi Yaradan’a ihsan etmek istediğinde kötü eğilim ona gelir ve tozun içindeki Şehina’yı gösterir, yani verdiğimiz yeterlidir, daha fazla vermemize gerek yoktur.

Fakat çalışması için ödül almak isteyenlerde tersi bir durum söz konusudur. . Vereni takdir eder ve kendine O’nun cömert ve merhametli olduğunu söyler. Verenin erdemliğinden bahseder çünkü O’nun ona bereket vermesini ister.

Dolayısıyla, çalışması sadece maddi ya da manevi ödüle dayanır, sonra biraz düşünce ve çaba ile vereni onurlandırır ve takdir eder.

Fakat Baal HaSulam yolunda, yani tüm yapı kişinin tüm düşünce ve arzusunun sadece Yaradan adına olması temeli üzerine kurulduğunda, tozdaki Şehina denilen bayağılık aşaması derhâl ortaya çıkar. Bu nedenle birkaç kuruş bir araya geldiğinde büyük miktarlar oluşturduğundan, düşüşten etkilenmemeliyiz.

Bu bizim öğrendiğimiz “maneviyatta hiç eksiklik yoktur,”dan ziyade, ilerlememize yer açılması için geçici bir ayrılıştır. Bu böyledir, çünkü kutsallık için çabaladığımız her an kutsallık alanına gireriz ve kişi sadece kutsallığın fazla kıvılcımından çıkmak için düşer.

Ancak tavsiye şudur ki: Kişi, derecesi onu düşürene kadar beklememelidir, kişi bayağılığını hissettiğinde tekrar yükselir ve bu yükseliş kutsallığa bir parça koymak olarak kabul edilir. Buna mukabil kendisi düşer ve diğer kıvılcımları yükseltir ve onları kutsallık alanına çıkarır.

Bu atalarımızın dediği gibidir: “Kaybetmeden önce, ararım,” yani içinde bulunduğum durumu kaybetmeden önce aramaya başlarım. Bu Baal HaSulam’ın “Şafağı uyandırırım,” diyen Kral Davut ile ilgili söylediği şeydir. Atalarımız şöyle der: “Şafak beni değil, ben şafağı uyandırırım.”

Dolayısıyla yerine getirme, düşüş değil özellikle yükseliş zamanıdır. Yükseliş zamanında,

Allah korusun geri düşmemek için korkuyu uzatmalıyız. Fakat hepsinden önemlisi tüm ihtiyacımız olan Kral’a yakarmak ve O’nun merhametini istemektir.

Baruh Şalom HaLevi Aşlag