Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 32
 

MEKTUP - 32

12 Nisan 1957

Dostlara, ömürleri uzun olsun,

Sizden mektup almayalı uzun zaman oldu. Bunun sebeplerini bilsem de en büyük probleminiz, tüm bunlar için bir bahaneniz olması. Yaradan’ın bize yardım etmesini umalım.

Pesah bayramı yaklaştığından, Pesah kanı ve sünnet kanı konusuyla ilgili konuşalım. Dam (kan), Demama (sessizlik/durağanlık) demektir, tıpkı “Ve Aron sustu,” ve “Efendi’n için sessiz ol,” sözündeki gibi.

Yukarıda söyleneni anlamak için atalarımızın sözlerine bakmalıyız. “Atalarımız der ki, ‘İncitilmiş fakat incitmeyenlerin değeri düşürülmüştür, fakat onlar buna karşılık vermez ve ızdıraptaki haz ve sevgiden çalışırlar, ayet onlarla ilgili şöyle der, ‘O’nu sevenler tüm gücüyle yükselen güneş gibi olacak.’’” Raşi, onların ızdırap korkusu ve ödül almak için değil, Yaradan sevgisiyle Mitzvot yerine getirdiğini söyler.

Bu demektir ki, kişi aldığından daha fazla çalışmaya başladığında, kalbinde bir istek oluşur. Sonunda bir talepte bulunur ve yerine getirdiği tüm bu çabadan sonra Yaradan’ın onu uzun zaman önce ödüllendirmesi, Tora ve Mİtzvot tadını ifşa etmesi gerektiğini ve Yaradan’ın onunla oynadığını söyler, şöyle yazdığı gibi, “Kendimi onurlandırdığım İsrail,” yani Yaradan Yaradan’ın hizmetkarlarıyla oynar.

Yine de kişi bunun tersini görür—tüm çabasına rağmen çağdaşlarına kıyasla geriye gitmektedir. Bu nedenle Yaradan’ın onunla konuşan sesini duymak yerine, kendi küçüklüğünü görür, şöyle yazıldığı gibi, “Sen’in düşmanlarının lanetlemiş olduğu.” Bu demektir ki, ona hakkıyla davranılmamıştır (öyle anlaşılıyor ki tüm çabası ve emeği risk altında).

Bu sırada incitilmiş, aşağılanmış hisseder, çünkü o, çağdaşlarından daha yüksek derecededir. Çağdaşlarıyla ilgili yücelik işareti görmüyor olsa da, yine de kendine şöyle der, “Eğer diğerleri benim çalışma programına ve bilgime sahip olsaydı, Yaradan kesinlikle onları dinler ve çalışmaları boşa gitmezdi.” (Burada iki şeyi harmanladım; anlayanlar için akıl ve aynı zamanda umutsuzluk).

Bilinir ki hakikat en önemlisidir, yani “Yargıç gördüğüyle yargılar.” Dolayısıyla eğer aklını kurcalayan düşünceleri ve gerçek aşamasını görürse bundan iki şey elde eder: 1) aşağılanmış hisseder—hesaba katmadığı; 2) hemen akabinde kendi kusurunu hissettiği ikinci aşamaya gelir. Bu nedenle bu aşamada kalmaya çalıştığında büyük azap hisseder.

Bu “kim incitilmişse,” sözünün anlamıdır, yani incitildiğini hisseden, fark edilmeyen. “…fakat incitmeyen” etki ve tepki gibidir. Tepki incitilmiş hissetmesidir. Etkiye, “incitme” denir. Kişi der ki, Yaradan’ın niyeti onu aşağılamak değil, fakat tersine bu Yaradan’ın iyilik yapma biçimi.

Ayrıca kişi “değeri düşürülmüş fakat buna tepkisiz kalmıştır,” yani mazeret göstermez, tıpkı “Ethopya hemen ellerini Tanrı’ya uzatır,” sözündeki gibi.

Soru şudur “Hakikat nedir?” Yani neden Yaradan onun böyle ızdırap dolu ve bayağı hissetmesine sebep oldu? Mesele şudur ki, kişi Lişma’da çalışmaya başladığında, yani çalışmasının karşılığında ödül peşinde olmadığında ve kendini-sevme dürtüsü olmadan hem kalpte hem akılda arı olmayı üzerine aldığında, yukarıdan aşamasını görmesine izin verilir—eğer amacı gerçek Lişma ise. Sonra eğer testi geçerse Yaradan’ın sarayına girmesine izin verilir ve Kralın gölgesinde oturur.

Öyle anlaşılıyor ki sadece bu aşamada gerçek Yaradan sevgisi ölçüsünü keşfedebilir ve ödül almak istemez, çünkü şimdi acıdan başka bir şeyi yoktur. Bu Tora yolu olarak kabul edilir, “ızdırap dolu bir yaşamın olacak.” Diğer bir deyişle, kişi “acı dolu yaşam” aşamasını geçmeden önce, kişinin çalışması Yaradan’ı bulmak için olduğunda, tek dayanağı kutsallığın merhameti olacaktır.

Bu Baal HaSulam’ın atalarımızın söylediğiyle ilgili açıkladığı şeydir, “Pislik dolu bir şişeyle dolaşan bir kadın ve herkes onun etrafında koşuyor.” Bu “Ester yeşilimsiydi, merhamet ipliği ona doğru çekilir,” olarak kabul edilir, tıpkı “Babası sahiden yüzüne vurdu,” sözündeki gibi.

Burası yukarıdan yardıma ihtiyacımız olduğu yerdir ve bu Pesah kanı ve sünnet kanının anlamıdır. Bu demektir ki, Peh-Sah (konuşan ağız) denilen Tora zamanında ve sünnet emrini ima eden Mitzvot ameli sırasında sessiz kalır ve ona tutunursak, sürgünden çıkıp, Tora ve Mitzvot’un tadı olan kurtuluşa gelmekle ödüllendiriliriz.

Yarın Amerika’ya gidiyorum, bu mektubu oradan size göndereceğim.

Dostunuz, Baruh Şalom HaLevi Aşlag