İçindekiler
Kriz 2
Altruizm (Özgecilik) Yaşam İlkesidir 2
Çatışmanın Ortaya Çıkışı 3
Kalıcı Haz Yalnızca İhsan Etme Arzusundan Alınabilir 4
Krizin Islahı için Uzun Yol ve Kısa Yol 4
Toplumda İhsan Edenler ve Egoistler 5
Krizin Çözümü İçin Plan 5
Yeni Bir Medeniyetin Oluşturulması 6
İnsanlığı Kurtarma Ekibi 7
Ek: Kısa ve Orta Vadeli Taktik Planı 8
Planın Amaçları 8
Ortak Çalışma 8
Bilgi Merkezi 8
Bilgilendirme ve Açıklama Departmanları (öncelik sırasına göre) 8
1. İnternet 8
2. Kitle İletişim Araçları 9
3. Basılı Yayınlar 9
4. Sesli Yayınlar 10
5. Reklam 10
6. Benzer Kuruluşlarla İş Birliği10
7. Küresel Kurumlara Yaklaşım 10
8. Altruizm için Uluslararası Araştırma Enstitüsünün Kurulmasını Kolaylaştırmak 10
9. Şirketlerin İhsaneder Duruma Gelmesi İçin Baskı Yapmaya Yönelik Teklif 11
10. Yukarıdaki Kavramların Uygulanmasına Dair Pratik Örnekler 11
Aciliyet 12
Kriz
İnsanlık küresel bir krizin içindedir ve bu çok açıktır. Depresyon, uyuşturucu kullanımı, aile biriminin dağılması, terörizm, sürdürülemez sosyal sistemler, nükleer silahların kullanılma tehdidi ve ekolojik felaketler bu küresel krizin işaretleridir. Profesör Ervin Laszlo’nun yeni kitabı Kaos Noktası, kapsamlı küresel krizin çok açık ve bilgilendirici bir tasvirini sunmaktadır.
Nükleer silahların kullanılma riskinin giderek artması, insanlığa yönelik tehdidin ciddiyetini daha da belirgin hâle getirmektedir. Pek çok bilim insanı deneyimlediğimiz bu küresel krizin bir termonükleer dünya savaşına ya da küresel bir ekolojik felakete dönüşmesini önlemek için fazla zamanının kalmadığına inanmaktadır.
Krizin belirtileri açıkça görülmesine rağmen, krizin ciddiyeti hükümetler, sosyal kuruluşlar, bilim insanları, sosyologlar ve psikologlar tarafından gizlenmektedir. Krizin bilinçli olarak gizlenmesinin nedeni, onu gizleyenlerin mevcut durumu ıslah edebilecek herhangi bir yol veya yöntem öngörememelerindendir. Böylece devekuşu politikası yalnızca sorunu ağırlaştırmakta ve de yaklaşan felaketi hızlandırmaktadır.
Bir hekim atasözü şöyle der: Doğru teşhis, tedavinin yarısıdır! Hastalığımızı gizlemek ve ciddiyetini küçümsemek, yaşama doğrudan bir tehdit oluşturmaktadır.
Uygarlığın temel sorunu küresel krizin üstesinden gelmektir. Bunu çözmek için öncelikle krizin ciddiyetini halka açıklamamız gerekmektedir. Eğer halk krizin nedenini anlar ve onu kabul ederse, bu durum krizin çözümünü kolaylaştıracaktır. Günümüzde pek çok kişi hâlâ çözümü bilimsel, teknolojik, kültürel ve sosyal ilerlemede aramaktadır; oysa küresel krizin çözümünü dışsalığımızdaki gelişmelerde aradığımız için bugün biz bu talihsiz durum ile karşı karşıya olduğumuzu unutmamalıyız.
Krizin daha fazlabüyümesini önlemek için şunlar gereklidir:
krizin varlığını kabul etmek;
nedenlerini ortaya çıkarmak;
alternatifin olduğunu ve krizi çözebilme imkânımızın olduğunu fark etmek;
krizi çözmek için bir plan tasarlamak;
Ve de bu planı uygulamak.
Ne yazık ki yalnızca insan oğlu değil, doğanın tamamı bizimle birlikte bu felakete yaklaşmaktadır. Bu nedenle krizin kökenini anlamak için doğa kanunlarının temel ilkelerini analiz etmemiz gerekmektedir.
Altruizm (Özgecilik) Yaşam İlkesidir
Altruizm (özgecilik), bir bireyin kendi çıkarlarını, rahatını veya kaynaklarını gözetmeksizin, hatta bazen bedel ödeyerek başkalarının iyiliği için fedakârlık yapması tutumudur. Altruizm üzerine yapılan bilimsel araştırmalar, bu tutumun doğada var olduğunu ve de her canlı varlığın varoluşunun temelini oluşturduğunu ortaya koymaktadır.
Canlı bir varlık, çevresinden alan ve çevresine veren varlıktır. Her canlı organizma, mükemmel bir uyum içinde birlikte çalışan ve birbirini tamamlayan hücreler ve organların birleşiminden oluşur. Bu süreçte, birbirlerine taviz vermek, etkilemek ve yardım etmek zorundadırlar. “Herkes birbiri için çalışır” şeklindeki altruistik ilkeye göre, hücre ve organların birbirine bağlı ve bağımlı olarak çalışma yasası her canlı organizma için işleyişin ayrılmaz bir parçasıdır.
Buna karşılık, maddenin özü, güç, canlılık ve haz ile doldurulma arzusunun farklı seviyeleridir. Bu arzunun yoğunluğu, doğanın çeşitli seviyelerini oluşturur: cansız, bitkisel, hayvansal ve insan seviyeleri. Arzunun yoğunluğu aynı zamanda bu seviyelerdeki süreci belirler ve gözümüzün önündeki dünyadaki her olguyu oluşturur ve şekillendirir. Her daha yüksek seviye, daha büyük bir arzunun ifadesidir ve kendisinden önceki tüm seviyeleri içerir.
İnsan oğlu “Herkes birbiri için çalışır” ilkesini kavradıkça, “insan olgusu”nun benzersizliğini ve insanın dünyadaki yerini algılamaya başlar. İnsanları doğadaki diğer seviyelerle kıyasladığımızda, farkın yalnızca insani arzularının gücü ve niteliği olmadığını, insan arzularının sürekli değişip gelişmesinin aslında insanı diğer seviyelerden üstün kıldığını görüyoruz. Böylece insan arzularının uygarlığı harekete geçiren ve geliştiren itici güçler hâline geldiğini gözlemliyoruz.
İnsanlar dışında, doğadaki her şey yalnızca varlığını sürdürmek için gerekli olanı tüketir. İnsanlar ise varlıklarını sürdürmek için gerekenden daha fazla yiyecek, daha fazla cinsellik ve daha fazla fiziksel rahatlık arzularlar. Bu durum özellikle insana özgü olan arzularda geçerlidir: insan servet, güç, onur, şöhret ve bilgiye yönelik (sonu gelmeyen) arayıştadır.
Varoluş için gerekli olan şeylere yönelik arzular egoistik sayılmaz, aksine doğaldır; çünkü doğanın emirleri olarak ortaya çıkarlar. Bu arzular cansız, bitkisel ve hayvansal seviyelerde olduğu gibi insanlarda da mevcuttur. Yalnızca varoluş için gerekli olanın ötesine geçen insan arzuları egoistiktir.
İnsan arzuları her geçen gün katlanarak büyür ve bu arzular içinde başkalarını küçümsemek veya başkalarının acı çektiğini görmekten haz alma eğilimi de barındırır. Bu arzular bize doğa tarafından verilmemiştir; aksine, eğitim ve sosyal çevre aracılığıyla içimize yerleştirilmiştir.
Bu arzular içinde sürekli gelişmemiz, evrimimizi henüz tamamlamadığımızı gösterir. Yalnızca bu arzular, onları hangi amaçla kullandığımıza bağlı olarak altruistik ya da egoistik sayılabilir. Günümüzde bu arzuların gelişimi, ilerlemeyle birlikte kapsamlı bir krizi de beraberinde getirmektedir.
Yukarıda belirtildiği gibi, insan egosu dışında doğanın tüm güçleri dengededir ve tek bir sistem oluşturur; bu uyumu bozan yalnızca insandır. Doğadaki her şey birbiriyle bağlantılıdır ve kendi içinde ve çevresiyle dengeye ulaşmayı hedefler. Dengenin bozulması, organizmanın dağılmasına, hastalığa ve nihayetinde organizmanın ölümüne yol açar. Dengeyi koruma ve yeniden sağlama imkânı, yaşamın varlığı için zorunlu bir koşuldur.
Çatışmanın Ortaya Çıkışı
Doğada, yalnızca insan diğerlerine kötü niyetlerle yaklaşır. Başka hiçbir varlık diğer bir varlığa zarar vermez, onu aşağılamaz veya sömürmez; başkalarına baskı uygulamaktan haz almaz ya da onların acı çekmesinden keyif almaz. İnsan arzusunun, başkalarının acı çekmesi pahasına kendini yüceltme niyetiyle, egoistçe kullanılması, insanı çevreleyen dünyada tehlikeli bir dengesizliğe yol açar. İnsan egoizmi var olan tek yıkıcı güçtür; bu nedenle topluma yönelik egoistik yaklaşımımızı değiştirmedikçe dünya varlığını sürdüremeyecektir.
Bir parçanın egoizmi, bütünün ölümüne yol açar. Eğer canlı bir organizmadaki bir hücre diğer hücrelere egoistik şekilde yaklaşmaya başlarsa, kanserli hâle gelir. Böyle bir hücre, çevresindeki hücreleri tüketmeye başlar; kanserli hücre organizmanın ihtiyaçlarını dikkate almaz ve böylece sonunda kendisi de dâhil olmak üzere tüm bedeni yok eder. Aynı durum insan egoizminin doğaya karşı tutumu için de geçerlidir: Doğanın geri kalanından kopuk ve doğanın ayrılmaz bir parçası olarak değil de, yalnızca kendisi için geliştiğinde, egoizm her şeyi, kendisi de dâhil olmak üzere ölüme sürükler.
Hücreler ancak bütünün parçası olarak etkileşime girerek var olabilir, gelişebilir ve çoğalabilir. Altruistik etkileşim yasası, insanlar dışında her varlıkta doğru ve olması gerektiği gibi işlemektedir. İnsanlara ise altruizmin gerekliliğini tam olarak kavrayabilmeleri ve de doğanın bu kapsamlı kanununu gönüllü olarak gerçekleştirebilmeleri için özgür irade verilmiştir.
İnsan toplumunun küreselleşmesi ve gelişimi, dünyayı karşıtlıklardan oluşan tek bir bütün olarak görmemizi zorunlu kılmıştır. Çevremizdeki dünyayı araştırırsak, tüm parçalar arasındaki karşılıklı bağı, neden-sonuç ilişkisine dayalı gelişimi ve eylemlerin amacını ifşa edebiliriz. Dünyanın mükemmelliği, unsurlarının birlik ve beraberliğinde var olur; bu birlik, doğanın tüm parçalarının birlikte var olmasıyla ve her bir parçanın tüm sistemi sürdürmek için çalışmasıyla gerçekleşir.
Daha önce belirtildiği gibi, insanlar dışında doğanın tümü kendi kaderini eksiksiz yaşar. Bu nedenle insanlığın sorununun, her bireyin arzularını doğayla dengelemek, doğanın ayrılmaz bir parçası hâline gelmek ve tek bir organizma gibi hareket etmek olduğu açıktır. Başka bir ifadeyle, insanlığın görevi altruistik hâle gelmektir.
Kalıcı Haz Yalnızca İhsan Etme Arzusundan Alınabilir
Haz yalnızca bir arzu ile arzunun tatmini arasındaki temas noktasında hissedilir. Haz, bir arzuyu tatmin ettiği anda arzu ortadan kaybolur; çünkü arzu istediğini almıştır. Ardından haz da arzuyla birlikte yok olur. Yani Haz arzuyu iptal eder.
Bu nedenle arzu ne kadar büyükse, onu tatmin etmeye çalışırken kişi o kadar boş hisseder. Bu boşluk ve arzularımızı tatmin edememe durumu, bizi sürekli yeni tatminler aramaya zorlar ve kendimizi tüketip ölene kadar tüm hayatımızı haz peşinde koşarak geçiririz.
Bu “çıkmazın” çözümü, ihsan etme yoluyla gerçekleşen tatmindedir. İhsan etme yoluyla tatmin olduğumuzda, dolum hissiyatı hissettiğim yer ile arzunun bulunduğu yer farklıdır; çünkü ihsan eden kişi başkalarını memnun etmekten haz alır. Haz başkasında bulunduğu için, kendi arzum nötrleşmez; bu nedenle başkalarına ne kadar çok ihsan edersem ve de onlar ne kadar tatmin olursa, o kadar çok haz alabilirim. Bu işleyiş biçimi, hepimizin arzuladığı ebedi hazzı elde etmenin ilkesidir.
Krizin Islahı için Uzun Yol ve Kısa Yol
Egoizm kötülüğün köküdür; kişi bu gerçeği ya acı yoluyla ya da çok daha kısa olan ıslah yoluyla kavrayabilir ve de ancak bu şekilde ilerleyebilir. Üstelik acı yolu aslında bir yol değildir; yalnızca inatçılığın ve egoizmin tüm korkunç sonuçlarının fark edilmesi için gereken sürenin uzunluğunu ifade eder.
Sadece yeterli miktarda acı biriktiğinde, kişi ıslahın acıdan daha büyük kazanç getirdiğini fark eder ve değişmek için çaba göstermeye başlar. Böylece uzun yolu yürümek yerine, ıslaha giden kısa ve kolay yolda yürümeyi seçer. Dünyanın yapısı, neden-sonuç ilişkisi ve yaratılışın amacı hakkındaki bilgileri, acılarla karşılaşmadan önce edinebiliriz. Bu öğrendiğimiz bilgiler sayesinde egoizmin kötü olduğunu daha hızlı kavrarız ve böylece egoizmin kötülüğünü ıstırabın baskısı altında öğrenme zorunluluğundan kaçınmış oluruz.
Her ne kadar istediğimizi yapmakta özgür olduğumuzu sansak da, gerçekte genlerimizin yönlendirmelerini izler ve sosyal çevrenin etkisine bağlı kalırız. Bu etkiler ve yönlendirmeler tüm değerlerimizi belirler ve bize güçlü ve varlıklı olmanın ne kadar kazançlı olduğunu gösterir. Kısa hayatımız boyunca çok çalışırız; çünkü toplumun değerlerine göre başarılı olduğumuz zaman, toplum tarafından kabul görürüz. Günün sonunda aslında kendimiz için yaşamayız; çocuklarımızın, yakınlarımızın, tanıdıklarımızın ve genel olarak toplumun gözünde kabul görmek için çaba harcarız.
Bu nedenle ıslah olmak için toplumun değerlerini, ölçütlerini ve başarı tanımlarını değiştirmemiz gerekir. Dolayısıyla krizi başarılı bir şekilde yönetebilmenin yolu, toplumun değerlerini değiştirmeye bağlıdır. Bu yüzden, acı ve yıkımdan kaçmak ve yeni bir medeniyete kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmak istiyorsak, kriz hakkında, krizin nedeni ve ıslahı hakkında bilgiyi yaymamız gerekir.
Toplumda İhsan Edenler ve Egoistler
Bilim insanlarına göre, ihsan edenler insanlığın yaklaşık %10’unu oluşturur. Toplumdaki ihsan edenlerin oranı sabittir. Bu oran genetik olarak belirlenmiştir ve aile, eğitim ve toplumun etkisi gibi dış koşullardan bağımsız olarak var olur. İhsan edenler ortadan kaybolmaz; ihsan etme geni insanın içinde gizlidir ve yok edilemez.
Toplumun %90’ı egoist olsa da, kültür, bilim, sanat, din, etik, hukuk ve eğitim tamamen toplumdaki %10’luk ihsan eden kesimin kavramlarına dayanır. Bunun nedeni, ihsan etme davranışının herkese faydalı olmasıdır. Eğitimde ihsan etme ilkesi hâkimdir: Okullar bize ihsan eden olmayı öğretir; dürüst, çalışkan, başkalarına saygılı olmamız, sahip olduklarımızı başkalarıyla paylaşmamız, dostça davranmamız ve komşularımızı sevmemiz öğütlenir. Tüm bunlar, ihsan etmenin toplum için yararlı olmasından kaynaklanır.
Canlı organizmaların işleyiş yasaları, bir organizmanın varlık temelinin tüm parçalarının işbirliği içinde çalışmasına bağlı olduğunu bize öğretir. Doğuştan ihsan eden kişiler doğal olarak ihsan etme eylemlerinde bulunurlar; ancak egoist olanlara bu tür eylemleri yapmak son derece zor görünür. Doğaları gereği egoist olmalarına rağmen, canlı organizmaların işleyiş kanunlarının farkında olmak, her organizmadaki hücrelerin altruistik olarak bağ içinde var olmasını sağlar.
Benzer şekilde, ihsan eden davranış biçiminin faydalarının algılanması egoist toplumda da mevcuttur. Dünyada hiç kimse açıkça ihsan etme eylemlerine karşı çıkmaz. Aksine, tüm kuruluşlar ve kişiler ihsan etme faaliyetlerine katıldıklarını duyurur ve ihsan etme eylemleriyle gurur duyarlar. Hiç kimse dünyada ihsan etme ideallerinin yayılmasına açıkça karşı çıkmaz. Bu nedenle şu çok açıktır ki insanlığı kolay ve hızlı bir şekilde yeni bir medeniyete ulaştırmak için başarılı olmak, yalnızca ihsan eden kuruluşların birleşmelerine ve mesajlarını tüm dünyaya yaymalarına bağlıdır.
Krizin Çözümü için Plan
İhsan eden güçlerin amacı, toplumda ihsan etmeye dayalı değerler oluşturmaktır. Davranışlarımızı egoist davranışları ihsan etmeye yönelik hâle getirmenin tek yolu, önceliklerimizi ve değerler hiyerarşimizi değiştirmektir. Toplum olarak ihsan etme eylemlerinin alma eylemlerinden çok daha önemli ve değerli olduğuna ikna olmamız gerekir. Başka bir deyişle, her insan topluma ihsan etmelidir. Ve kişinin ihsan etmekten aldığı haz, egoistik kazanımından aldığı hazza oranla, kişiye daha fazla tatmin olma duygusu hissettirmelidir.
Bu hedefi gerçekleştirebilecek tek araç kamuoyudur; çünkü her insan için en önemli şey toplumun takdiridir. İnsan, toplumun sempatisini kazanmayı yaşamın amacı hâline getirecek şekilde yaratılmıştır.
Bu unsur o kadar içseldir ki herkes yaptığı eylemlerin tek amacının toplumun takdirini kazanmak olduğunu inkâr eder. Eylemlerimizin motivasyonu sorulduğunda hazırlıksız yakalanırız. Merakımız veya para kazanma arzumuz tarafından motive edildiğimizi iddia edebiliriz, ancak gerçek teşvikin—toplumun takdirini kazanmak olduğunu—kabul etmeyiz!
Yukarıda belirtildiği gibi, insanın çevresi tüm eğilimlerimizi ve değerlerimizi belirleyecek şekilde yaratılmıştır. Tamamen ve istem dışı olarak kamuoyunun etkisi altındayız. Bu nedenle toplum üyelerine herhangi bir davranış biçimini ve en soyut değerleri bile benimsetebilir.
Toplumun egemenliğinin en iyi örneği günümüz tüketim sistemidir. Böylece toplum sistemli bir şekilde yapay değerler ve modalar üretir ve bu yolla tüketimi sürekli artırır.
İnsan toplumunda ihsan etmeye dayalı değerlerin oluşmasını sağlamak için, toplumun ihsan eden kısmı birleşerek kitle iletişim araçlarını, eğitim kurumlarını, çeşitli devlet dairelerini ve sosyal kuruluşları etkilemelidir.
Halk aşağıdaki konularda bilgi edinmelidir:
Doğa Kanunkları ve bütünlüğü (integralliği), amacı ve programı;
krizin doğası;
krizin nedeni—insanlığın egoistik doğası;
Ve krizin yalnızca insan doğasını değiştirerek aşılabileceği gerçeği.
İçinde bulunduğumuz kritik durumun tehlikesi, insanlığın kendi kendini yok etme korkusu nedeniyle altruizmi en yüce değer olarak yüceltmesini gerektirir; bunun için kitle iletişim araçları ve mümkün olan tüm araçlar kullanılmalıdır (daha fazla ayrıntı için eke bakınız). Kamuoyunun süreklilik arz etmesi ve amaca odaklı bir şekilde oluşturulması, her insana topluma ihsan etmeye zorlayacak bir çevre sağlayacaktır.
Toplumun görevlerinin değiştirilmesi, çok erken yaşlardan başlayarak eğitim sistemlerinin ve programlarının değiştirilmesini gerektirecektir. Ayrıca eğitimin ve kültürün tüm alanlarında köklü dönüşümler gerektirecektir. Tüm medya, olayları topluma sağladıkları faydaya göre övmeli ve değerlendirmelidir; böylece toplumda ihsan etmeye yönelik bir eğitim ortamı oluşturulabilir. Kitle iletişim araçları, reklam, ikna ve eğitim gibi tüm araçlar kullanılarak yeni kamuoyu, egoistik eylemleri açıkça ve kararlılıkla kınamalı ve altruistik eylemleri en yüce değer olarak yüceltmelidir.
Toplumun amaç odaklı etkisi sayesinde herkes toplumdan yalnızca varlığını sürdürmek için gerekli olanı almaya yönelecek ve toplumun takdirini kazanmak için topluma fayda sağlamak adına hiçbir çabadan kaçınmayacaktır.
Başlangıçta herkes çevrenin baskısı ve etkisi altında topluma fayda sağlamak için çalışacaktır. Ancak toplumun eylemleri desteklemesi ve tanıması öylesine tam bir tatmin sağlayacaktır ki, insanlar artık topluma karşı yaptıkları ihsan etme eylemini, artık çevreden hiçbir ödül beklentisi olmadan dahi, en yüce ve eşsiz değer olarak değerlendirmeye başlayacaktır. Bu süreç, insanlığın bilinç seviyesini yeni bir medeniyet seviyesine yükseltecektir.
İhsan eden güçlerin faaliyetleri dünyayı doğayla dengeye doğru yönelteceğinden, insanoğlunun içinde bulunduğu krizin belirtilerinde kapsamlı bir azalma yaşanacaktır çünkü insanoğlu doğanın desteğini alacaktır. İnsanın Doğa'ya benzer olma hali, ekoloji ve toplumda olumlu bir dönüşüm sağlayacaktır.
Yeni Bir Medeniyetin Oluşturulması
İnsanlığın egoistik bir medeniyetten ihsan etmeye dayalı bir medeniyete geçişi iki aşamada gerçekleşir:
dünyadaki tüm ihsan eden unsurların birleşmesi;
Tüm insanlığın bu yapının içine dahil edilmesi.
İnsanlığı Kurtarma Ekibi
Dünyadaki ihsan eden unsurların (kuruluşların ve bireylerin) birleşmesi için bir merkez kurulmalıdır. İhsan edenler toplumun %10’unu oluşturur. Bu ihsan edenlerin %10’u yüksek derecede motive olmuş olup derhal ihsan etmeye yönelik eylemler gerçekleştirmeye hazırdır; ihsan edenlerin %90’ı ise bu kadar yüksek motivasyona sahip değildir. Bu nedenle ikinci grup bağımsız hareket etmeye hazır değildir, ancak göreve pasif olarak destek verecektir.
Biz, insanlığın %1’ini oluşturan ihsan edenlerin aktif %10’luk kısmına aitiz. Bu nedenle bir eylem planı hazırlamak ve onun aktif şekilde uygulanmasına başlamak bizim görevimizdir. Bu sorumluluk, boş tartışmalardan kaçınmamızı, planı benimsememizi ve onu hayata geçirmeye başlamamızı gerektirir.
İnsanlığın bu küçük %1’lik grubu, ıslah etme yöntemleri geliştirebilecek ve yayabilecek kapasiteye sahip olan küçük bir gruptur. Tarih, toplumu ileriye götüren bütün fikirlerin her zaman küçük gruplardan ifşa edildiğini göstermektedir. Doğal olarak, merkezimiz bu %1’lik kesimden oluşmalıdır.
İnsanlığın egoistik %90’ı, tam da egoistik doğaları nedeniyle asla birleşemeyecektir. Bu nedenle yalnızca %1 olsak bile, birleştiğimizde güçlü bir kuvvet hâline geliriz.
Ayrıca, dünyadaki tüm ihsan eden güçleri, temeli WWC (Dünya Bilgelik Konseyi) üyeleri olan Altruistik Dünya Parlamentosu altında birleştirmek için bir koordinasyon merkezi oluşturmalıyız. Bu merkez, dünyanın ihsan eden unsurlarının %10’unu birleştirmeye yönelik bilgilendirici materyaller hazırlayacaktır.
“Yeni medeniyet” fikrinin yayılması, ihsan edenlerin aktif %10’luk kesiminin (%1 insanoğlunun sadece %1’i) arasında başlamalıdır. İhsan edenler insanlığın iyiliğini önemsedikleri için, doğaları gereği buna hazırdırlar. Bu amaçla, dünya genelindeki tüm ihsan etmeye dayalı topluluklara katılmalı ve zamanla Yeni Medeniyet kavramı temelinde onlarla birleşmeliyiz.
Ek: Kısa ve Orta Vadeli Taktik Planı
Planın Amaçları
Planın amacı, Tokyo’daki WWC (Dünya Bilgelik Konseyi) konferansında alınan ve Tokyo Bildirgesi’nde somutlaşan kararları hayata geçirmektir. “Yeni Medeniyet Planı”, Tokyo Konferansı’nın ruhu göz önünde bulundurularak hazırlanmış olup, bu taktik planı da aynı ruhun bir parçasıdır.
Bu plan, ideolojik hedefleri tasarım aşamasından eylem aşamasına taşır ve altruistik düşünce kalıplarını dünya genelindeki halklara uygulamak ve benimsetmek için pratik yollar önerir. Bu adımların uygulanmasıyla, zamanla istenen dönüşümü sağlayacak bir sürecin başlayacağını, büyüyen krizin tersine çevrileceğini ve yeni medeniyetin kurulmasının kolaylaşacağını umuyoruz.
Ortak Çalışma
Dünyada yapıcı bir değişim oluşturmak için, WWC (Dünya Bilgelik Konseyi) üyeleri arasında temel üyelerin fikir alışverişi yapacağı ve mesajımızı iletecek açıklayıcı materyaller üreteceği bir çalışma gündemi oluşturulmalıdır.
Açıklayıcı materyalleri gençlere, hükümetlere ve kamu kuruluşlarına, halkın eğitimli kesimlerine, Avrupalılara, Kuzey Amerikalılara, çeşitli Asya ülkelerine vs. Farklı hedef kitlelerine göre düzenlemeliyiz. Materyaller aynı temel mesajları iletecek olsa da, her hedef kitleye uyarlanmalı ve o hedef kitleye uygun bir kanal aracılığıyla ve kendi dillerine, zihniyetlerine, düşünce kalıplarına, kültürlerine, örf ve adetlerine uygun şekilde “sunum biçimi” geliştirilmelidir.
Bilgi Merkezi
Farklı kitleler için içerik geliştirecek bir bilgi merkezi kurmalıdır. Bilgi merkezi, organizasyonun “ideolojik kanalı” olarak hizmet verecek; içerikleri çeşitli bilgi departmanlarına aktaracak ve bu departmanlar da içerikleri farklı biçimlerde sunuma hazır hâle getirecektir. Aşağıda bazı örnekleri sizinle paylaşacağız.
İçeriğin merkezi şekilde geliştirilmesi, geliştirme maliyetlerinden tasarruf etmemizi sağlayacaktır. Aynı içerik ihtiyaçlara göre farklı ürünlere dönüştürülebilir. Örneğin, bir film olarak hazırlanan materyal daha sonra sesli formatta, metin biçiminde hazırlanıp internet üzerinden sunulabilir. Nihayetinde kitap hâline getirilip yayımlanabilir. Bu şekilde materyal üretim süreci daha ekonomik ve verimli hâle getirilebilir.
Bilgilendirme ve Açıklama Departmanları (öncelik sırasına göre)
1. İnternet
Günümüzde internet çok uluslu bir birleşim alanı hâline gelmiştir. İnternet aracılığıyla geniş, çeşitli ve zeki kitlelere ulaşabiliriz; bu kitleler büyük ölçüde gençlerden (40 yaş ve altı) oluşmaktadır. İnternet kullanıcıları genellikle sosyal açıdan bilinçli, toplumsal olarak etkin ve internet kullanmayanlara göre daha fazla toplumsal etkiye sahiptir.
İnternet bizim için açık avantajlar sunmaktadır:
Bilginin anında erişilebilirliği; bilginin geniş çapta ve çeşitli dillerde yayılmasının kolay olması; Doğu Avrupa ile Asya ve Afrika’daki az gelişmiş bölgeler dışında dünyanın her yerinde internete bağlanılabilmesi nedeniyle düşük maliyetlerle çok uluslu kitlelere ulaşılabilmek mümkündür.
Yukarıdaki nedenlerle, internet departmanı mesajımızın yayılmasına öncülük etmelidir. Amaç, sık sık güncellenecek çok dilli içerik siteleri oluşturmaktır. Sitelerin güncel ve modern bir formatta sunulmasına özellikle önem verilmelidir.
İçerik sitelerinin yanı sıra forumlar ve sanal konferanslar geliştirmeli ve bunların arama motorlarında, forumlarda, sohbet ortamlarında ve uygun bloglarda yayılması için yoğun çaba göstermeliyiz.
Bir diğer proje ise, internette kendi televizyon kanalımızı kurmayı içermektedir—Bilgelik Kanalı. Geleneksel televizyon kanallarında üretim maliyetleri ve yayın süreleri son derece pahalıyken, internet üzerinden yayın yapan bir kanal daha ekonomik ve hayata geçirilmesi daha kolaydır. Bu kanalda, maliyetlerin büyük kısmı içerik üretimine ayrılacaktır.
2. Kitle İletişim Araçları
“What the Bleep” tarzında bir belgesel-drama (uygun içerikler ile) hazırlanmalı.
Discovery, National Geographic, Arte gibi kanallar için eğitici programlar ve belgesellerin hazırlanması; WWC (Dünya Bilgelik Konseyi) üyelerinin yer aldığı çeşitli konularda program serileri oluşturulması. Her bölüm, mesajlarımızın farklı bir yönüne odaklanmalı ve bir veya daha fazla üye tarafından sunulmalıdır.
Bilgelik Konseyi üyeleri ile çeşitli tanınmış düşünürler ve de bilim insanları ile toplantılar başlatılmalı ve bu programlar kaydedilip yayınlanmalı.
Mesajlarımızı çağdaş ve ilgi çekici biçimlerde ileten, tanınmış kişilerle hazırlanacak popüler bilim filmleri ve kısa videolar üretilmeli.
WWC üyeleri tarafından üretilen ya da WWC hedeflerini destekleyen programların yer aldığı Bilgelik veya Altruizm içerikli bir uydu kanalının yayına alınması önemlidir.
3. Basılı Yayınlar
Konsey üyelerinin yazdığı seçilmiş makalelerden oluşan kitapların yayımlanması. Bu girişim kısa sürede gerçekleştirilmelidir. Birbirinden biraz farklı hedef kitlelere yönelik iki ya da üç başlığın yayımlanması yeterlidir. Ayrıca bunların en yaygın konuşulan dillere çevrilmesi de önemlidir.
Önde gelen dergilerde makale ve yazılar yayımlamaya çalışmalıyız. Eylemlerimizi eşzamanlı yürütmemiz önemlidir, çünkü birden fazla yazarın bulunması başvurabileceğimiz dergilerin çeşitliliğini artırır. Ayrıca birden fazla yazar tarafından hazırlanmış makalelerle dergilere de başvurabiliriz. Makaleleri dünya üzerinde en çok konuşulan dillere çevirmeli ve de popüler olan dergilerde yayınlanmasını sağlamalıyız. Son olarak, dünya basınının önde gelen gazetelerine makaleler göndermeliyiz. Temel kavramları içeren çeşitli dillerde hazırlanmış kitapçıklar ve bu kitapçıkların dünya genelinde dağıtılması.
Uzun vadeli bir çalışma olarak da,popüler dergilere (örneğin Time Magazine, Newsweek gibi) kapsamlı bir dosya konusu önerisinin iletilmesini sağlayabiliriz. Bu son girişimin gerçekleşmesi daha uzun sürebilir.
4. Sesli Yayınlar
Mesajı iletecek bir veya daha fazla hit şarkının kaydedilmesi. (Bu fikri Peter Gabriel’e sunmak ve ondan topluma ihsan etmenin önemini vurgulayan, egoizmi kınayan ya da dünya krizini ve çözüm yollarını anlatan bir hit şarkı yazmasını istemek mümkün olabilir mi?) Böyle bir proje, özellikle gençler arasında kısa sürede birçok insanın kalbine dokunabilir ve yüksek farkındalık yaratabilir. Buna iyi bir örnek, Peter Gabriel’in 1980 yılında yayımlanan ve Güney Afrika’da apartheid karşıtı barışçıl bir aktivist olan Stephen Bantu Biko’yu dünya çapında tanınan bir kişi hâline getiren şarkısıdır. Bu tür “hit” şarkılar mesajımızı iletebileceğimiz bir video kliple desteklenmelidir.
Eğer şarkı projesi başarılı olursa ve katılmak isterlerse, Peter Gabriel, Bob Geldof ve benzeri profildeki kişilere son 20 yılda düzenledikleri Live Aid ve benzeri etkinlikler gibi büyük ölçekli bir müzik etkinliği düzenlemeleri için başvurabiliriz. Böyle bir etkinliğin amacı, mesajımıza dikkat çekmek ve onu kamu oyunda önemli bir konu hâline getirmektir. Bu tür etkinliklerin etkisi, özellikle dünyanın farklı yerlerinde eşzamanlı olarak düzenlenirse, son derece büyük olur.
5. Reklam
Altruizmi “moda” hâline getirmek ve egoizmi “demode” hâle getirmek için küresel bir kampanya başlatılmalıdır. Mesajımızı sinema ve televizyon yıldızları, sanatçılar, sporcular ve küresel kamuoyunu etkileyen diğer tanınmış kişilere ulaştırmalıyız. Ayrıca, iletmek istediğimiz mesajları küresel kamuoyuna yayacak tekrarlanan sloganlar ve ifadeler oluşturulmalıdır. Bu kampanya, AIDS’in yayılmasını önleme, trafik kazalarını azaltma ve benzeri girişimler için yapılan kampanyalara benzer olmalıdır.
6. Benzer Kuruluşlarla İş Birliği
Küresel kriz konusunda kaygı duyan altruistik kuruluşlara ulaşmalı ve (bkz. “Yeni Medeniyet Planı”) bu kuruluşlarla iş birlikleri kurmalıyız. Programımızı anlatmalı ve bu temelde işbirliği teklif etmeliyiz. Bu şekilde doğru mesajlar için geniş bir destek oluşturabilir ve hedef kitlemizi büyütebiliriz.
Böylesine geniş bir temel oluşturulduğunda , bu, toplumda altruizmi temel ilke olarak teşvik eden ideolojik ve politik olmayan, yeni bir yapı olarak işlev görecek “gelecek dünyanın hükümeti”prototipini kurmamıza imkân sağlar.
7. Küresel Kurumlara Yaklaşım
Birleşmiş Milletler’e, hükümetlere ve çeşitli kurumlara başvurularak, altruizm konusu üzerine ciddi tartışmaların düzenlenmesi talep edilmelidir. Bu tartışmalarda konsey üyeleri, küresel kriz konusunda uzmanlar olarak konuşmalı ve çözüm önerileri sunmalıdırlar.
Bu kurumlar krizi kabul etme konusunda isteksiz olsalar da—çünkü bu durum sorumluluğun kendilerine yönelmesine neden olabilir—bu kurumlarda yapılacak tartışmaları bile dünya genelinde yankı uyandırabilecek haberlerin yayımlanmasına yol açacaktır. Bu yaklaşım, aynı zamanda gelecekte bağış toplama açısından uygulanabilir bir seçenek de olabilir.
8. Altruizm için Uluslararası Bir Araştırma Enstitüsünün Kurulmasını Kolaylaştırmak
Altruizm ve Barış için Uluslararası Araştırma Enstitüsü, mevcut dünya istikrarsızlığına bilimsel çözümler bulmaya adanmış ve altruizmin geliştirilmesi yoluyla dünya barışını ilerletmeyi amaçlayan, özel ve kâr amacı gütmeyen çok disiplinli bir araştırma enstitüsü olmalıdır.
IRIA’nın amacı, uluslararası ölçekte ihsan eden toplumların gelişimi üzerine araştırmalar yapan bilim insanlarının araştırmalarını ilerletmek ve iş birlikleri oluşturmaktır.
IRIA, altruizm araştırmalarıyla ilgilenen bilim topluluklarını desteklemek ve birleştirmek için çeşitli hizmetler sağlayacaktır. Bu hizmetler gönüllülük esasına dayalı olmalı ve üniversiteler arasında iş birliği kurmaya yardımcı olmak, bağış toplama faaliyetlerini desteklemek, proje destek başvurularının hazırlanmasına yardım etmek ve konferans organizasyonları yapmayı kapsamalıdır.
Enstitü, toplanan proje desteklerinden alınacak komisyonlar aracılığıyla kendi kendini finanse edecektir. Bu enstitü, tüm siyasi, devlet ve uluslararası etkili kuruluşlara erişim ve etki sağlama sürecinin başlangıç noktası olabilir.
9. Şirketlerin İhsaneder Duruma Gelmeleri İçin Baskı Yapmaya Yönelik Teklif
Şirketlerin yıllık hayırseverlik faaliyetlerini ölçmek için, Moody’s veya Dun & Bradstreet gibi finansal derecelendirme sistemlerine benzer, kamuya açık derecelendirme sistemi kurulmalıdır.
Amaç:
Hâlihazırda en iyiliksever olan şirketlerin açık bir şekilde belirlenmesi.
Diğer şirketlerin iyilikseverlik düzeylerini artırmaları için baskı oluşturmak ya da şirket listelerinin yayımlanmasıyla kamuoyu karşısında itibar kaybı yaşamalarına yol açmak.
10. Yukarıdaki Kavramların Uygulanmasına Dair Pratik Örnekler
· WWC üyeleri çalışma gruplarına ayrılacak. Her grup belirli bir alandan sorumlu olacaktır; örneğin, Bilim ve Ekoloji, Ekonomi, Sosyal Davranış, Tarih ve Felsefe vb.
· Her grup kendi alanında altruistik davranışlarla ilgili veriler toplayacak, bunları analiz edecek ve insan dışında evrendeki her şeyin altruistik davrandığı kavramının tüm dünyaya duyurulması için çalışma planı hazırlayacaktır.
· Tüm gruplar, başkanlığını Prof. Laszlo’nun yapacağı bir yönetim kuruluna bağlı olacaktır. Kurul, çalışma grupları tarafından önerilen planları inceleyecek ve hangilerinin uygulanacağına ve nasıl uygulanacağına karar verecektir.
· Her grup, kendi içlerinde belirledikleri kişilere sosyal medyaları kullanarak yayım yapma sorumluluğunu verecektir. Örneğin, Bilim ve Ekoloji çalışma grubunda bir kişi, hayvanların nasıl altruistik davrandığını, beden hücrelerinin tüm organizmanın yararı için kendi “kişisel” çıkarlarından nasıl vazgeçtiklerini ve bunun sonucunda da kendilerini feda eden hücrelerin “daha sağlıklı” organizmalar oluşturduklarını gösteren filmleri televizyon kanalları aracılığıyla tanıtmakla sorumlu olacaktır.
· Başka bir kişi, Science ve Nature gibi dergilerde ve The New York Times gibi saygın gazetelerde bilimsel ve akademik araştırmaların yayımlanmasından sorumlu olacaktır.
· Bir diğer kişi, ilgili araştırmaların çevrim içi yayınlarda yayımlanmasını sağlamak ve uygun içerikleri WWC internet sitesine yüklemek için girişimlerde bulunacaktır. İçerik, yalnızca gezegenimizin durumunun kötüleştiğini değil, bunun nedeninin insanların doğaya aykırı davranması olduğunu ve talihsizliğimizin sebebinin bu olduğunu göstermelidir.
· Çalışma gruplarına ek olarak, sürekli iletişimde kalmak için bir iletişim ağı kurulacaktır. Bu ağ aracılığıyla ilerleyişimizi yönetime raporlayacağız ve—en önemlisi—süreç boyunca birbirimize yardımcı olacağız, destek vereceğiz ve birbirimizi teşvik edeceğiz.
· Plan yürürlüğe girdikten sonra, altı ayda bir yapılacak toplantılar stratejimizi geliştirmek, mesajımızı daha da netleştirmek ve aramızdaki bağı güçlendirmek için bir fırsat olacaktır.
Aciliyet
· Yukarıda belirtilen planlarda ya da WWC toplantısında geliştirilecek diğer planlarda başarılı olabilmek için, derhal başlamayı kabul etmemiz gerekir. Tüm departmanlar için lojistik bir merkez kurulmasına başlanmalıdır.
· Bnei Baruch Kabala Eğitim ve Araştırma Enstitüsü, sahip olduğu teknik ve lojistik altyapıyı WWC’ye sunmaya memnuniyetle hazırdır. Günümüzde dünya genelinde, on binlerce kişinin katıldığı düzinelerce merkez ve bağımsız şube bulunmaktadır. Ayrıca bünyemizde geliştirilmiş internet altyapısı, teknik deneyim ve kapasite mevcuttur; bunların tümü, yeni, bilinçli ve altruistik bir medeniyetin oluşmasını destekleme yönündeki ortak hedefimizi ilerletmeye hazır durumdadır.