Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 20
 

MEKTUP - 20

15 Haziran1956, Manchester

Öğrencilerime, ömürleri uzun olsun

Yakın zamanda ...’nın mektubunu aldım, tüm mektupları özetleyerek cevaplayacağım. Böylece grupta ileri yaşta olanlar, sorusunu yazıya dökemeyenler için tatmin edici cevaplar vermiş olacağım. Baal HaSulam’ın ona yazmayı nasıl öğrettiğini hala hatırlıyorum, eminim o da hatırlayacaktır.

Yazmayla ilgili Baal HaSulam şöyle der, “Tanrım yaşamı arzulayan bizleri yaşam kitabına yaz.” Yazma daima beyaz kâğıt üzerine siyah mürekkeptir. “Beyaz,” Tora ve çalışma zamanıdır, “siyah” kişinin kendisinde hissettiği kötülük ve bayağılıktır. Her bir siyah harf beyazla çevrilmelidir. Diğer bir deyişle, kişinin Tora ve çalışma için harcadığı saatler dışında, gerçeği olduğu gibi görmesi mümkün değildir.

Dolayısıyla, özellikle çoğalma ile yani sağ ile kişi “karanlık” denilen sol aşamasına gelir. Bu sırada yazı olması gerektiği gibidir. Fakat saf karanlıkta kişi Tora ve Mitzvot için çaba sarf etmediğini ve kötü olduğunu söylerse, bu kötülük Klipot yerinden uzanır ve orada tek otorite için yer kalmaz.

Bizler daima sağ ve sol zamanının düzenini ters yüz etmemek için dikkatli olmalıyız. Bu atalarımızın söylediği şeydir, “Tanrı’nın gözleri yılın başından sonuna kadar, iyi zamanlarda ve kötü zamanlarda daima onun üzerindedir.” “İyi zamanlarda” nasıl olur? İsrail yılın başında tam kötülük içindedir ve az miktar yağmura mahkûm edilir, fakat sonunda tövbe eder. Hüküm önceden verilmiş olduğundan, buna ilave yapmak imkânsızdır, fakat Yaradan onları zamanında onlara ihtiyaç duyan toprağa indirir. Her şey toprağa göredir. “Kötü zamanlar” nasıl olur? İsrail yılın başında tam erdemlidir ve pek çok yağmura mahkûm edilir, fakat sonunda hepsi kötü yola düşer. Hüküm önceden verilmiş olduğundan, bunu hafifletmek mümkün değildir, fakat Yaradan onları, zamanı gelmeden onlara ihtiyaç duymayan toprağa indirir.

Bunu iki şekilde yorumlayabilirim: 1) Bazıları doğduklarında yukarıdan onlara çok az güç verildiğini, yani ne güçlü bir zekâ ve idrake, ne de iyi bir hafıza ve enerjiye sahip olmadıklarını söyler. Daha ziyade akılsal kapasiteleriyle ilgili iyi konuşmaz ve yılın başında, yani yaratıldıklarında buna mahkûm edildiklerinden, bunun önceki reenkarnasyonlardaki günahlarına bağlı olduğunu söylerler.

Ancak, tövbe ettiklerinde, bu az miktar yağmur, yani az miktar akılsal kapasite yeryüzüne inecek mi bilmek isterler. Bu demektir ki, sahip oldukları tüm enerjiyi olumlu kullanırlar ve bu yeryüzü, yani kalbin ürün vermesi,—Tora ve Mitzvot çoğalması— için yeterli bir ölçüdür.

Ödüllendirilmediklerinde ve pek çok yağmura mahkûm olduklarında, “pek çok yağmur” denilen tüm dünyasal güçleri yeryüzünün onlara ihtiyaç duymadığı anda yere iner. Bu demektir ki, tüm enerjilerini ve akıllarını kutsallık toprakları için değil, kötü hayvanların olduğu çöl için kullanırlar. Fakat ürün verecek yeryüzü için artık yağmur olmayacaktır. Bu şekilde arı ve düzgün bir çalışma içinde olanların akla, enerjiye ve güce sahip olmadığını görürler.

Kişi yağmurun nerede ihtiyaç varsa orada olacağını aklına ve kalbine koymalıdır. Bu ürün vermesi için yeterlidir ve buna “iyi zamanlar” denir.

Bu atalarımızın söylediği şeyi açıklar, “iyi zamanlar” özellikle yılın başında tam kötülük içinde oldukları zamandır. Neden erdemli olduklarını ve erdemli kalacaklarını söyleyemezler? Daha ziyade insan aklına ne güç verilmiş olursa olsun, kişi onların küçük olduğunu söyler. Yaratılışlarının başında, yani yılın başında tam kötülük içinde olsalar, yani az miktar yağmura mahkûm olsalar bile bu yeryüzü için, yani arzularının Keduşa meyvesi vermesi için yeterlidir.

Tüm bunları bazı zeki dostların eylemlerini açıklamak için kullandığı mazeretlerini bertaraf etmek için açıkladım.

Eğer kişi arı olması için çalışmasını düzeltme ile ödüllendirilmezse, kralın evine paçavralarla girmemesi gerektiğinden, kutsallığın canlılığından biraz verilmiş olsa bile—kendinde birazcık bütünlük hissetmek ve Yaradan’a şükredebilmek için— bu canlılıkla Tora ve Mitzvot’u yerine getirmelidir.

Kişi ödüllendirilmediyse, boş şeylere bağlandığında bütünlük hisseder, örneğin yerken, içerken ve diğer şeylerde. Fakat Tora ve Mitzvot yerine getirmeye yaklaştığında bayağılığını hisseder. Bunu takiben özellikle kralın kapısında bayağılık çuvalı giyinir ve dolayısıyla kutsanmış meyveler veremez çünkü lanetlenen kutsanmışa tutunamaz.

Daha ziyade bunun tersi olmalıdır—özellikle Mitzvot yerine getirdiğinde, kendini bütün hissetmelidir. Bununla kendini Yaradan’a yakışır hale getirir ve üst hazzın tatlılığı ve hoşluğuyla ödüllendirilir. Sonunda yukarıdan ona acınır ve kendini O’nun ebediyetine yapıştırır.

Fakat temel şey “kim” ve “ne” sorularının baş gösterdiği inanç konusunda kendimizi güçlendirmektir.

Bununla Raşi’nin “Bu yasanın hükmü,” ayetiyle ilgili söylediğini anlayabilirsiniz. Bunlar onun sözleridir: “İblis ve dünya ulusları ‘Bu emir de nedir, bunun anlamı nedir’ diyerek İsrail’den bahseder. Bununla ilgili bir hüküm vardır: ‘Bu Ben’im önümdeki bir hükümdür ve senin bundan şüphe etme iznin yok.’” Bu demektir ki, onun nedenlerinin yazılmamasının sebebi budur.

Fakat bunun tersinin olması daha akılcı görünür, yani soracak kimse olmadığında, mantığa gerek yoktur. Fakat biri sorduğunda orada mutlaka bir mantık olmalıdır. Ancak yasanın hükmünün anlamı inancı işaret eder ve bu özellikle soruların olduğu yerdir ve cevap mantık ötesi olmalıdır.

Bununla “Bırak anne gelip oğlunu temizlesin,” sözünün manasını anlayabilirsiniz. Kırmızı inekle, buzağı arasındaki bağlantı nedir? Bir yerde “inek,” bir yerde “buzağı” dediği kelime-oyunu nedeniyle bu böyledir ve aralarındaki tek bağ bu mudur? Yukarıda bahsedildiği gibi, buzağının günahı Zohar’da yazıldığı gibidir, “Bunlar senin tanrıların, İsrail,” yani inanç, Hassadim değil. Mantık ötesi inanç olan inekle ilgili hikâyenin sebebi budur ve bununla buzağının günahı için kefaret ödersin.

Dostunuz