52) "Yaratan için aranızdan bir bağış getirin; cömert bir kalbi olanı, onu bırakın, Efendinin bağışı olarak; altın, gümüş ve bronz getirsin." "Aranızdan bir bağış getirin" yani bunun anlamı; hepinizin düzeltilmesi için, ZA'ya yükseltmek için kutsal tahtın ihtişamını, Malhut'u üzerinde taşımak, senin üzerine verilmiştir.
53) Şu saygıdeğer olanları, şu yüksek temsilcileri- Michael, Gabriel, Uriel ve Rafael'i- bu bağışı toplamak için aranızdan ayırın, kutsal tahtı, Malhut'u babalarla, HGT-de-ZA ile bağlamak için. Ve kraliçe, Malhut, kocasına gelene kadar, onunla beraber gelen ve onu kocasına, ZA'ya götüren şu bakire hizmetçiler olmasa, kocasına gelmek için uygun değildir.
Bu bakireler Ahoraim-de-Malhut'den uzanan kademelerdir. Bunlar Beria'nın yedi sarayıdır, Kralın evinden ona verilmeğe uygun olan yedi bakiredir. Onlar yazıldığı üzere, "Bakireler, Sana getirilmek için, onun iradesini izleyen onun refakatçileri." Bunun nedeni şudur, çünkü Malhut Gadlut'da iken yalnızca Kelim-de-Hassadim içindedir, Hohma'nın aydınlığı yalnızca Kelim-de-Ahoraim içinde giyindiği için kendi Kelim-de-Ahoraim'ini tamamlamak için bu yedi bakireye ihtiyacı vardır.
54) "Cömert bir kalbi olan, bırakın o getirsin." Bunlar, NHYM-de-Malhut'dan uzanan üst meleklerin dört kampıdır, onların içine tüm12 kamp dâhildir. Bu böyledir, çünkü dört tanenin her biri üç tane içerir. Onlar üst babalardan, "yüce gönüllü" diye adlandırılan HGT'dan gelirler, kuyu hakkında şöyle yazılmıştır, "Halkın yüce gönüllü olanları onu kazdılar," babalar. Bu şu nedenle, çünkü HGT kuyuyu inşa etti, Malhut'u ve onu düzeltti. Bundan çıkan şudur, NHYM-de-Malhut HGT-de-ZA'dan çıkıp gelir, böylece onların içinde de HGT-de-ZA'daki gibi, 12 tane vardır.
55) "Bırakın onlar getirsin" değil, ama "Bırakın o getirsin," diye yazılmıştır. "Bırakın" tekil şahıstır, bu herkesi bir tek, ZON içinde birleştirmeğe işaret eder. "Getirecek" diye değil ama, "bağış" diye adlandırılan Malhut'a işaret ederek, "Bırakın o, onu getirsin," diye yazılmıştır, böylece o, onu olması gerektiği gibi bir ihtişamla kocasına yükseltebilecektir. "Bu Efendinin bağışına." "Bu," tüm bu meleklerin kamplarını dahil etmek için, her şeyi bir araya katmak için gelir. Bunlar tek bir ortaklaşa olan içindeki 12 tane kamptır, yazıldığı üzere, "Altın, gümüş ve bronza," bunlar 12 çeşittir. 12 tane üst kamp vardır, bunların hepsi de "kutsallığın hayvanları" diye adlandırılan dörde eklenmişlerdir, her bir hayvan üç taneden meydana geldiği için böylece onlar 12 tanedirler.
56) Şu onu kocası ZA'ya yükseltmek için kutsal tahta, Malhut'a yükselenlerin hepsi, böylece onların hepsi bir olacaklar, böylece O yukarıdaki cennette onunla beraber olacak. Ondan sonra üstteki Kral kutsal tahtta oturur ve bir kadın kocası ile birleşir- Malhut ZA ile- böylece hepsi bir olurlar, ondan sonra bu herkesin mutluluğu olur.
57) Burada başlangıçta, o altın ve sonra da gümüşten bahsederek başlar, çünkü hesaplama aşağıdan yukarıya doğrudur, böylece Gevura- altın- Hesed'den- gümüşten- önce gelir. Ama yukarı Merkava'nın hesaplamasına gelince, sağdan- gümüşten- söz etmeğe başlar, sonra soldan- altından söz eder, yazıldığı üzere, yukarıyı ilgilendirdiği gibi, "Maden gümüştür ve maden altındır." Ve aşağı Merkava içinde, Malhut içinde, önce soldan başlar, sonra sağdan, yazıldığı üzere, "Altın, gümüş ve bronz."
58) Bu Merkavot'un [Merkava`nın çoğulu] hepsi "cömert bir kalp," diye adlandırılır, yazıldığı üzere, "Cömert bir kalbi olan." "Olan" diğer 12 Merkava'yı dahil etmek için gelir. "Kalp" yazıldığı üzere, "Ve iyi bir kalp sürekli bir ziyafettir," bu, her şeyin kalbidir. Bu kutsal taht, Malhut'dur. "Cömert bir kalbi olan," dört kamp, herkesin tamamı olduğu için, herbiri üç taneden oluştuğu için, böylece onlar 12 tanedir. Bunların hepsi, "cömert bir kalp" diye adlandırılır." "Efendinin bağışı" kutsal tahttır. Ve çünkü onu yukarı kaldırdıkları ve onu ZA'ya yükselttikleri için, onu "Efendinin bağışı," diye adlandırırlar.
59) Bundan dolayı, Ezekiel hayvanların Malhut'a yükseldiğini gördüğü zaman, onları süren Malhut'u görmedi, çünkü o, gizli olarak, üst ihtişamın içinde saklanarak, yukarı Krala, ZA'ya yükselmişti.
60) "Ve aranızdaki her kalbi anlayışlı kişiyi bırakın gelsin ve Efendinin emrettiklerinin hepsini yapsın." Bunlar 60 tane kaynaktır, HGT-NHY-de-ZA, bunların hepsi, dünyaya, Malhut'a su veren 10 taneden oluşur ve o buradan sulanır. "Gel ve yap," yani bu; onlar gelecek ve hayatın hazinelerinden, Bina'dan alacaklar ve sonra Yaratan, Bina onlara ne emrederse- dünyayı hoşnut et- onu yapacaklardır, demektir.
61) "Aranızdan Efendi için bir bağış alın." Ve yazılmıştır ki, "Aç olana senin ekmeğinden dilimle ve yoksulu eve getir." Bu yoksul, kişiyi Yaratan ona hediye olarak gönderdiği için bir Yoksul ona geldiği zaman insan mutlu olur. Kişi bu hediyeyi mutlulukla kabul eder.
62) Yoksula acıyan kişi, onun ruhunu canlandırır, Yaratan onunla, onun ruhunu o yaratmış gibi ilgilenir. Bu nedenle Abraham, dünyadaki tüm insanlara acıdığı için, Yaratan onları sanki Abraham yaratmış gibi kabul etti, yazıldığı üzere "Ve onların Haran'da yapmış oldukları ruhlar."
63) "Dilim," onun için, ekmekle ve yenecek yemekle bir harita açıyor anlamına gelir. "Dilim" ekmek parçaları onun önünde dilimlenecek ve böylece o utanmayacaktır, anlamına da gelir. Kişi onun önünde cömertçe dilimlemelidir. "Senin ekmeğinden" ekmek senin olmalıdır- yağmadan, sömürüden veya hırsızlıktan değil, ama senin parandan- eğer öyle değilse bir erdem değildir ama lanettir ve onun günahlarından bahsetmeğe gelir. Benzer olarak, yazılmıştır ki, "Aranızdan bir bağış alın," topla ve senin olandan ver ama yağmadan, sömürüden veya hırsızlıktan değil.
64) Yazılmıştır ki, "İnsanlarımı Mısır'dan İsrail'e getirdiğimden beri, İsrail'in tüm kabilelerinin dışında, onun içinde benim ismimin orada olabileceği bir ev inşa etmek için bir şehir seçmedim, ama Davut'un Benim insanlarımın, İsrail'in üzerinde olmasını seçtim. Neden, "Bir şehir seçmedim... Ama Davut'u seçtim" diye yazılmıştır? "Ve Kudüs’ü seçeceğim." denmeli idi.
65) Ancak, Yaratan bir şehir inşa etmek istediği zaman, önce bu şehrin insanlarının liderlerine bakar ve sonra şehri inşa eder ve insanları onun içine getirir. Bunun anlamı, İsrail üzerinde çoban olabilecek olan Davut'a bakana kadar, "Bir şehir seçmedim," çünkü şehir ve tüm kasabanın insanları, şehre liderlik edecek olan çobana bağımlıdır. Eğer çoban iyi ise, onun için iyidir, şehir için iyidir ve insanlar için iyidir. Eğer çoban kötü ise, yazıklar olsun ona, yazıklar olsun şehre ve yazıklar olsun insanlara. Şimdi Yaratan bu dünyaya baktı ve onu inşa etmek istedi, böylece ilk olarak Davut’u yaptı, yazıldığı üzere "Ve hizmetkârımı seçtim, Davut."
66) "Onun yardımı Tanrının Yakup’u olana ne mutlu, onun parçalanması Efendisi Tanrıdadır," Yakup babasına veya annesine güvenmediği için, kardeşlerinden kaçtığı ve yalnız hiç kimsesiz gittiği zaman, yazıldığı üzere, "Tanrı benimle ve beni korur." Yaratandan her şeyi istedi ve O da verdi.
67) "Onun parçalanması, Efendisi Tanrıdandır," onun parçalanması ama onun ümidi veya güveni değil. Onu "Onun parçalanması" Şin'in solunda bir nokta ile söyleme, ama "Onun parçalanması" Shin'in sağında bir nokta ile söyle, çünkü dürüst olan için kendini parçalamak ve parça parça kırılmış olmak hoştur ve hepsi Efendi Tanrının üzerindedir.
68) Yakup gibidir, yazıldığı üzere "Ve Yakup Mısır'da parçalanma olduğunu gördü." Mısır'da bulunsa ve Yaratana tamamen güvenirse, sürgünün parçalanacağını gördü. Ve Yakup'un oğulları sürgünün parçalanmasından acı çektiler, babalarının inancından ayrılmadılar ve Yaradan’ın ismi her zaman onların ağzında idi.
69) Bu nedenle Musa hakkında yazılmıştır ki, "Ve onlar bana 'Onun ismi ne?' diyebilirler. Ben onlara ne diyeceğim?" Bu mısradaki "Bana 'Onun ismi ne?'" kelimelerin sonları, Yod-Hey, Vav-Hey'dir, bunu bildikleri ve asla unutmadıkları için, bunlar düzenli olarak onların ağzında idi ve Parçalanma, Yaratan için acı vericiydi. Ve bu nedenle, birçok kurtuluş, mucize ve yadigâr ile ödüllendirildiler.
70) Ve yukarıdaki kutsal olanlar, bedenin yer yer Yaratanın üzerinde parçalanmasından acı çekenler, Yaratan için, onlar için mucizeler yapan ve onları kurtaranlardan bile daha değerliydiler ve onları sonraki dünyadaki hayat ile ödüllendirdi.
71) "Aranızdan bir bağış alın." Kişi iradesini Efendisinin işine verdiği zaman, bu irade önce kalbe- tüm bedenin sürekliliği ve temeline- yükselecektir. Daha sonra bu iyi niyet, bedenin tüm organlarına yükselecektir ve kalbin iradesiyle beraber, onlar arasında oturan Şehina'nın parlaklığını üzerlerine çekerek birleşeceklerdir. Ve o kişi Yaratanın parçasıdır, yazıldığı üzere, "Aranızdan bir bağış alın." "Aranızdan" uzantıdır, bu bağışı üzerimize alacağımız, Şehina'dır ve böylece kişi, Yaratanın parçası olur.
72) Bu konu kişinin kendi kontrolünde midir? En sonunda, yazılmıştır ki, "Cömert bir kalbi olan, bırakın onu, Efendinin bağışı olarak onu getirsin." Ancak, "Cömert bir kalbi olan," Şehina'yı ona uzatmak isteyen her kişi demektir. Yükselmiş olmasına rağmen, "Bırakın onu getirsin," diye yazılmıştır. "Bırakın onu getirsin," yani, onu yüksek yerden getirsin ve onunla oturmak için içeri çeksin.
73) Ve onunla oturmak için geldiği zaman, çeşitli kutsamalarını ve çeşitli zenginliklerini de beraber getirir, yazıldığı üzere, "Altın ve gümüş ve bronz." Dünyadaki hiçbir zenginlikten eksik kalmayacaktır. Bu, dünyanın geri kalan insanları içindir. Ama siz, kutsal olanlar," Aranızdan Efendi için bir bağış alın," Şehina'yı yukarıya kaldırmak için Tora'da yenilikler yapın.