TES Cilt 1
KISIM 3
Bölüm Bir
Dört kap ve bunların kökleri olan bayağılığın dört safhasını açıklar; sekiz konu içerir:
1. Tüm dünyaların Sefirot’u, kendine ve kaplara sahiptir. 2. Eyn Sof ışığı ilk önce kaplar olarak genişledi ve sonra ışıklar onları giydirdi. 3. Işığın genişlemesi, şimdi bir öncekilerden daha büyük bir bayağılık anlamına gelir, bu demektir ki, ışık daha da bayağılaşmış ve on kap haline gelmiştir. 4. Malhut’un kabında bir perde yapılır. 5. Bu perde, Atzilut dünyasını ve Beria dünyasını birbirinden ayırır. 6. Ein Sof’un ışığının perdede çarparak çiftleşmesi, yansıyan ışığı aşağıdan yukarıya doğru yükseltir. 7. Ein Sof ışığının ulaştığı yer, Atzilut dünyası olarak kabul edilir. 8. Üst ışığın bayağılığındaki dört safha: a) Keter’den Hohma’ya genişlemesinde; b) Bina’ya genişlemesinde, burada mesafe eklenmiştir; c) ZA’ya genişlemesinde, burada içinde bir pencere ve dar bir geçit yapılmıştır; d) Malhut’a genişlemesinde, burada içinde dar bir geçit ve mesafe oluşturulmuştur.
___________
Orada öz ve kaplar vardır. Eyn Sof ışığı ilk önce kaplar olarak genişlemiştir. Daha sonra, ışıklar onları giydirdi ki bu da özdür.
1. Tüm dünyalar (1) öze (2) ve kaplara (3) sahiptir. İlk önce(4), Eyn Sof (6), Atzilut’un on Sefirot’u olarak, kaplar olarak genişledi (5). Bunun nedeni, genişlemenin (7) öncekinden daha büyük bir ışık kabalığına işaret etmesidir (8).
Bu on Sefirot, Ein Sof’un kendisinin genişlemesiyle yaratılmış on kaptır, ancak şimdi ışık daha bayağı bir hale gelmiştir ve kaplar genişleme vasıtasıyla yapılmıştır (9). On kabın yapıldığı bu genişlemeden sonra, Eyn Sof’un kendisi onların içinde giydirildi (10). Özün ve kapların anlamı budur.
İç Işık
1. Beş dünya vardır: Adam Kadmon, Atzilut, Beria, Yetzira, Assiya. Olam [dünya] kelimesi He’elem [gizlilik] kelimesinden gelir çünkü ARİ’nin ileride açıklayacağı gibi, her defasında Eyn sof ışığı onların içinde daha da gizlenmiş hale gelir.
2. Bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 2, madde 56.
3. Bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 1, madde 25.
4. Her bir dünyanın en başı, ilk başlangıcı anlamına gelir.
5. Bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 2, madde 14.
6. Ulaşılamaz olduğu anlamına gelir. Tüm dereceleri sona erdiren ve durduran Malhut Sefira’sının, burada üst ışıkta sona ermediğini ve durmadığını belirtmek için Eyn Sof olarak adlandırılır. (Bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 1, madde 40) Tam aksine, ışığın ihsan edişi onun içinde başlar.
7. Genişleme, ışığın, Yayıcı’da bulunduğu halinden daha bayağı bir şekilde büyüdüğünü gösterir. Aksi takdirde, bu ışık, Yayıcı’dan çıkarak, ondan dışarıya doğru, “ışığın genişlemesi” adını hak eder miydi? Daha da bayağıya doğru büyümek, ışığın yaratılan bir varlık haline gelmesi nedeniyle edindiği form eşitsizliğidir (bkz. İç Gözlem, Bölüm 2, madde 5).
8. Yukarıdaki İç Gözlem, Bölüm 2, madde 5’e bakınız.
9. Bu bize kapların, ışığın kendisinin sonuçları olduğunu öğretir. Bunun nedeni, ışık, yaratılan varlığa doğru genişledikçe, yaratılan varlıkta alma arzusunun oluşmasına neden olana kadar dört aşama HB ZON alçalır ve dördüncü safha olan bu arzu, yaratılan varlığın kabının özüdür. Bu, ışığın genişlemesi sırasında edindiği bayağılıktır.
Ancak, ilk üç safha, sadece dördüncü safhanın ortaya çıkmasına neden olur. Bu dört safhanın kaçınılmazlığı ve sırası daha önceki bölümlerde anlatıldığından burada tekrar detaylandırılmaya gerek yoktur. (bkz. Bölüm 1, bölüm 1, madde 50).
10. Kıyafetlenme, gizlenmeye benzer. Çünkü kıyafetler, onları giyeni gizler ve ancak bu onun görünür olma arzusu nedeniyle yapılır. Bu gizliliğin ıslahı gerçekleştirilmeden, onun ifşası imkânsızdır. Bu nedenle kendini onun içinde gizler ve onun tarafından ifşa edilir.
Böyle bir ıslah, her zaman kıyafetlenme veya giysi olarak adlandırılır. Bu nedenle, giysi iki şey için kullanılır: gizlilik ve ifşa.
Bu, bizim konumuzda da böyledir çünkü alttakilerde, kap olmadan ışığı elde etmek mümkün değildir. Bu durumda, ışık bir kapta kıyafetlenir ve gizli hale gelir ki böylece içinde kıyafetlendiği kap vasıtasıyla alttaki onu elde eder ve daha yakından inceler.
___________
Üst ışığı Malhut’un kabında genişlemekten alıkoymak için perdenin ıslahı Atzilut dünyasını diğer dünyalardan ayırır.
2. Üstteki genişleme, Atzilut’un Malhut’una (20) ulaştığında, Üst Yayıcı, daha fazla genişlemesi durumunda, alttakilerin bu ışığı (30) alacak güce sahip olmadığını gördü. Daha sonra, Atzilut’un onuncu kabı tamamlandığında (40) orada bir perde ve örtü yapıldı (50), Atzilut’u altındaki tüm diğer dünyalardan ayırdı (60).
İç Işık
20. Bu demektir ki ışık Hohma, Bina, ZA olarak adlandırılır ilk üç safhada genişledikten sonra ve ZA’daki genişlemesini tamamladıktan sonra, Malhut adı verilen dördüncü safhada genişlemeye gelmiştir. Işık, önceki üç safhada genişlemeden önce Malhut’ta genişleyemez, zira bunlar sebep ve sonuç yoluyla birbirlerine neden olurlar.
30. Kısıtlamanın gücü, hepsinin en alt seviyesi olan dördüncü safhayı geçtiği için, dördüncü safha ışığı alacak güce sahip değildir. (bkz. Konu Başlıkları Tablosu, Kısım 1, madde 81 ve Kısım 1, bölüm 2, madde 2)
40. Bu, Malhut olarak adlandırılan dördüncü safhaya atıfta bulunur. Bununla bize, Malhut’un kabının ve içindeki perdenin, iki ayrı konu olduğuna dikkat etmemiz gerektiğini söyler. Malhut’un kabı, dördüncü safhaya doğru bayağılaşan ve üzerinde kısıtlamanın gücünü taşıyan bir ışıktır. Üzerindeki perde ve örtü, onun içinde daha sonra oluşturulmuştur. (bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 2, madde 43).
50. Perde ve örtü tek bir şeydir. Bu, orada, Malhut’un üzerinde, koruyucu bir bölme şeklinde bir alıkoyma kuvvetinin yapıldığı anlamına gelir ki böylece üstteki ışık onun içine girmesin (bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 2, madde 43).
60. Bu demektir ki, perde yalnızca Malhut’u korumakla kalmaz, yukarıda bahsedildiği üzere aynı zamanda Atzilut dünyasını diğer dünyalardan ayırır.
____________
Eyn Sof’un ışığının perdeye çarpmasının gücüyle, ışık, üst ışığı giydiren yansıyan ışık olarak yukarı doğru geri döndü. Eyn Sof ışığının çizgisinin ulaştığı yere kadar, Atzilut dünyası denir.
3. Sonra, Eyn Sof’un oraya kadar genişleyen ışığı, o perdeye çarptı (70). Düşüşün getirdiği çarpmanın kuvvetiyle (80), ona çarptı ve yansıyan ışık olarak yerine, yukarıya geri döndü (90). Sonra Atzilut dünyası kaplarında tamamlandı (100) ve Eyn Sof’un ışığı onları bir kez daha öz (200) olarak kıyafetlendirdi. Bu nedenle, (300) Eyn Sof ışığının bu şekilde ulaştığı yere kadar, ona Atzilut dünyası denir, (400) çünkü o ışığın kendisidir ancak bayağılaştıktan sonraki halidir.
İç Işık
70. Üst ışığın perdeyle karşılaşması, biri diğerinin sınırlarını aşmaya çalışan iki sert nesneye benzetilir. Diğeri, ilkine sıkıca karşı durur ve ilkinin izinsiz girmesini engeller. Böyle bir karşılaşmaya çarpışma denir. Buna karşılık, iki sıvı madde karşılaştığında, birbirleri ile iç içe geçme ve birbirlerine karışmada, birbirlerine engel olmazlar; dolayısıyla aralarında herhangi bir çarpışma olmaz. Aynı şey iki esnek nesne için de geçerlidir; çarpışmaları pek hissedilmez çünkü birbirlerinin sınırlarını aşmalarına ve bir ölçüde dış kabuklarını itmelerine izin verirler.
Ancak sert cisimlerde, biri diğerinin onu sınırından biraz olsun uzaklaştırmasına izin vermez. Sonuç olarak, karşılaşmaları çarpışma olarak algılanır.
Kısıtlama esas olarak Yayıcı tarafından değil de yaratılan varlık tarafından yapıldığından, Ein Sof’un ışığı Malhut’taki bu kısıtlama konusunda hiç de titiz değildir. Bunun yerine, Malhut’ta da yayılmak için genişler ve alçalır. Üstelik bunu güçlü bir şekilde yapar çünkü Ein Sof, kısıtlamadan önce dördüncü safhayı da doldurmuştur (bkz. Bölüm 1, bölüm 1, madde 20 ve madde 50). Bu nedenle yolunu değiştirmesi için hiçbir neden yoktur ve her zaman Malhut’un kabını ışığıyla doldurmak için iner.
Ancak, Malhut’ta oluşturulan örtü ve perde onu tutar ve ışığı durdurur, birazcık bile olsun genişlemesine izin vermez, bu yüzden görüyoruz ki “oraya kadar genişleyen Eyn Sof ışığı, o perdeye çarpar (bkz. Sorular Tablosu, Bölüm 2, madde 43).”
80. Yukarıdaki maddede açıklanmıştır.
90. Malhut’ta alınması gereken, ancak perdenin alıkoyması nedeniyle almadığı o ışık ölçüsü, tüm bu ölçü tekrar yükseldi ve üst ışığın Hohma’ya kadar olan üç safhasını da giydirdi. Bu, yansıyan ışığın “yeri” olarak kabul edilir. ARİ’nin “Yansıyan ışık olarak yukarı, yerine geri döndü” sözlerinin anlamı budur. (bkz. İç Gözlem, Bölüm 2, madde 62).
100. Bunun nedeni, yansıyan ışığın yükselmesi ve üst ışığın yukarıdan aşağıya doğru kıyafetlenmesinin üst ışık için kaplar oluşturmasıdır.
200. Yansıyan ışık tekrar yukarı yükseldikten sonra, Ein Sof’un ışığı bu yansıyan ışığı kaplara giydirilen öz olarak giydirir.
300. Yani Malhut’un kabındaki perdeye kadar, çünkü perde onu geri itti ve daha fazla genişlemesine izin vermedi.
400. Perdedeki alıkoyma kuvvetinin, Malhut’un üzerindeki Atzilut’un Sefirot’u üzerinde hiçbir şekilde etki etmediğini, yalnızca Malhut’tan aşağıya doğru hareket ettiğini söylemek ister. Bu nedenle Eyn Sof’un ışığı, Malhut’taki perdeye Atzilut olarak herhangi bir alıkoyma olmaksızın genişler. Ancak, parlayan ve perdeden aşağıya doğru geçen Eyn Sof’un ışığı, bu nedenle büyük ölçüde azalır ve artık Eyn Sof’un gerçek ışığı olarak kabul edilmez.
_____________
Üst ışığın bayağılığında dört safha vardır: 1) Üst olandan alma, bu Hohma’dır. 2) Hohma’dan uzaklaşma, bu Bina’dır. 3) Pencere ve dar geçit, bu ZA’dır. 4) Hohma ve dar geçitten uzaklaşma, bu Malhut’tur.
4. Işığın daha bayağı hale gelmesi (1) meselesi çok büyük bir ışık gören kişinin, perde, uzaklaşma veya her ikisi yoluyla olmadıkça, ona tahammül edememesi nedeniyledir. Ancak, Eyn Sof, Atzilut’un Keter’inde (2) herhangi bir perde ve mesafe olmaksızın parlar. Bu nedenle Keter Eyn Sof olarak adlandırılır.
Hohma, Keter aracılığıyla alır (3), ancak Bina, Eyn Sof ışığını uzaklaştırma yoluyla alır (4) çünkü artık Eyn Sof kendisinden uzaktır ve o onu alabilir (5). ZA ışığı yalnızca bir pencere ve dar bir geçitten alır (6). Işığın özü, o pencereden bir perde olmadan geçer, ancak burada geniş bir geçit değil yalnızca çok dar bir geçit vardır.
Bununla birlikte, o yakındır (7) çünkü Bina ile ZA arasında çok büyük bir mesafe yoktur (8). Yine de, Zeir Anpin’in Nukva’sı, ZA’nın yaptığı gibi, ışığını geçit ve pencereden alır, ancak o uzaklık içindedir (9).
İç Işık
1. Bu bayağılık hâlihazırda açıklanmıştır. Işığa zıt olduğundan, ışıkta bir anda ortaya çıkmaz. Bunun yerine, dördüncü safha veya Malhut olarak adlandırılan bayağılığını tamamlayana kadar, saf, arı olandan biraz daha bayağı olana ve oradan daha da bayağı olana doğru kademeli olarak iner.
Bu dört safhaya Hohma, Bina, ZA ve Malhut denir ve her ortaya çıkan varlıkta mevcut olmalıdır. Bu dört safhanın gerekliliğinin nedeni ve tanımı yukarıda ayrıntılı olarak açıklanmıştır (Bölüm 1, kısım 1, madde 50). Oradan çalışın, çünkü ona güveniyorum ve her kelimesi burada çok gerekli olmasına rağmen, uzunluğundan dolayı buraya getirmiyorum.
2. Her dünya ve her Partzuf, nerede olursa olsun, bolluğunu Eyn Sof’tan almalıdır. Bu nedenle, belirli bir dünyaya veya Partzuf’a atfedilen Ein Sof’un başlangıcına, dünyanın Keter’i ve Partzuf’un Keter’i denir. Aynı zamanda o dünyanın Yayıcısı olarak da adlandırılır.
Şöyle yazılmıştır, “Ein Sof, Atzilut’un Keter’inde parlar.” Bu, orada Atzilut dünyasına göre, Ein Sof’un bir başlangıcı olduğu anlamına gelir. Bu yüzden Keter’e, Ein Sof veya Yayıcı denir.
3. İlk olarak Keter’den dünyaya uzanan Eyn Sof ışığının genişlemesine Hohma ışığı denir. Işığı alma arzusunun, Hohma’nın o ışığına derhal dâhil edilmesi gereklidir çünkü aksi takdirde Eyn Sof’un ışığı genişliyor olarak kabul edilmezdi.
Bununla birlikte, bu alma arzusu gerçekten form eşitsizliği ve bayağılık olarak görülmez çünkü bu alma arzusu, ona üst güçten yani Keter’den gelmiştir. Bunun nedeni Keter’deki ihsan etme arzusunun, Hohma’daki alma arzusunu gerektirmesidir.
ARİ’nin “Hohma, Keter aracılığıyla alır” sözlerinin anlamı budur. Bu, Hohma’daki alımın ona Keter’den ve onun gücünden geldiği anlamına gelir. Bu nedenle, bu alma arzusundan kaynaklanan bayağılık çok zayıftır ve buna birinci safha denir.
4. Hohma genişledikçe bayağılaşır çünkü genişlemesini tamamladığında, içindeki arzu yoğunlaşır ve Eyn Sof’tan Hasadim’in ışığını çeker ve kendini Hohma’nın ışığından uzaklaştırır (bkz. Bölüm 1, kısım 1, madde 50). Bu yoğunlaşma bir üst güç tarafından değil, onun kendi uyanışıyla olduğundan, bu arzu küçük bir bayağılık olsa da Hohma’daki bayağılıktan daha fazlası olarak kabul edilir.
Bu nedenle, bu değişim nedeniyle, onun, Bina veya ikinci safha olarak adlandırılan Hohma’dan ayrı bir safha haline gelmesi gereklidir. ARİ’nin “Bina, Ein Sof’un ışığını uzaklaşma yoluyla aldı,” sözlerinin anlamı budur, zira ikinci safhanın bu bayağılığına uzaklaşma dendiğinden, bu nedenle Hasadim’in ışığını almak için kendini Hohma’nın ışığını almaktan uzaklaştırmıştır.
Arzunun bu yoğunlaşması, Yayıcı ile form eşitliği ve ihsan etme arzusundan kaynaklandığından, hala tam bir bayağılık olarak kabul edilmez (bkz. Bölüm 1, kısım 1, madde 50). Ancak birinci safhadan daha bayağıdır, zira birinci safhadaki arzunun tümü onun değildir, Keter’den gelir. İkinci safha hâlihazırda kendi arzusunun yoğunluğundan hareket eder ve bu nedenle ikinci safha, tam alma arzusunun kökü olarak kabul edilir çünkü bununla birinci safhadan daha da bayağı olarak kabul edilir.
5. Bina, Yayıcı’dan, Hasadim’in ışığını çekmek için uyandıktan sonra, Hohma’nın ışığından uzaklaşır. Aksi takdirde, Hasadim’in ışığını alamazdı çünkü Hohma’nın ışığı alma arzusu tarafından, Hasadim’in ışığı ise ihsan etme arzusu tarafından çekilir (bkz. Bölüm 1, kısım 1, madde 50).
Böylece, birinci ve ikinci safhalar, yaratılmalarının başlangıcından itibaren birbirlerine zıttır. Bu nedenle ARİ, “şimdi Eyn Sof ondan uzaktır ve onu alabilir” diye yazar. Bu, onun çok büyüdü ve Bina ile Eyn Sof arasındaki orta olan, Eyn Sof’tan üçüncü derece haline geldi anlamına gelir.
Onu terk etti çünkü şimdi Hohma ışığını uzaklaştırdığı ve üçüncü bir derece haline geldiğinden, birinci safha olarak Hohma, Ein Sof’tan sonra ikinci ve Bina ikinci safha ve Ein Sof’tan sonra üçüncü safha olduğundan, şimdi çektiği Hasadim ışığını alabilecekti. Kendisini üçüncü bir dereceye kadar uzaklaştırmasaydı, bunu alması mümkün olamazdı.
“Uzak” kelimesinin Hohma’nın elde edilmesinin azalmasına işaret eden bir terim olduğunu bilmeliyiz, şöyle yazıldığı gibi, “Dedim ki: ‘Bilgelik alacağım’; ancak o benden uzaktaydı.” “Ve kız kardeşi uzak durdu” ayetinin anlamı da budur ve bunu daha fazla tartışmaya gerek yoktur.
6. Bina aynı zamanda genişlemesinin sonunda, daha da bayağılaşır çünkü Hohma ışığını kendisinden uzaklaştırır. Hohma ışığının, yaratılan varlığın ana canlılığı ve özü olduğu bilinmektedir. Böylece, genişlemesinin sonunda, Hasadim ışığına, Hohma’nın aydınlatmasını alma arzusu içinde yoğunlaştı.
Maneviyatlar arasındaki tüm fark, form eşitsizliğinden kaynaklandığından, bu yeni aydınlatma ortaya çıktı yani içinde Hohma’nın bir aydınlatması bulunan Hasadim’in ışığı ve Zeir Anpin olarak ayrı bir isim aldı. Bu isimle anılır çünkü Hohma’nın ışığına yüzün ışığı denir, şöyle yazıldığı gibi, “Bir adamın bilgeliği yüzünü parlatır”. Hohma’nın aydınlatmasından başka bir şeye sahip olmadığı ve özü yalnızca Bina’nın Hasadim’inin ışığı olduğu için, ona Hohma’nın az miktarda ışığını gösteren “Küçük Yüz” anlamına gelen Zeir Anpin denir.
Aynı zamanda üçüncü safha olarak da adlandırılır. Bayağılığına “bir pencere ve dar bir geçit” denir çünkü yukarıda (Bölüm 1, bölüm 2, madde 70) açıklandığı üzere, alttakinin ona dâhil olması nedeniyle üsttekinde görünür olan perdeye, pencere denir. Çünkü yargılara sahip değildir, yalnızca aydınlanma için bir nedeni vardır, bir pencere gibi.
Atzilut’taki herhangi bir bayağılık ve perdeler, BYA’nın onunla birleşmesinden, ona dâhil edilmesinden geldiğinden, ZA’nın bayağılığına, Gadlut ışığının aydınlatması için bir pencere denir ve Katnut’un aydınlatılmasına ise “dar geçit” adı verilir. Ancak, ikinci safhaya pencere bile denilmez, uzaklaşma denir.
7. Yani, Bina’da var olan Hohma’nın aynı uzaklığına sahip değildir, çünkü onunla Bina arasındaki tek fark, onun Hohma ışığından bir aydınlatmaya sahip olmasıdır. Bu nedenle ARİ şöyle yazar, “Ancak, o yakındır”, yani onun içinde uzaklaşma yoktur.
8. Bina ışığının, ZA olan üçüncü safhaya genişlemesi, uzaklaşmaya neden olmaz. Aksine Hohma’nın yakınlaşmasına neden olur. “Yakın” ve “uzak” kelimelerinin Hohma’nın tanımları olduğu zaten açıklanmıştır.
9. Yani, bayağılığın üç safhası, ZA’nın tamamen genişlediği noktaya kadar tamamen genişledikten sonra, alma arzusunun almak için uygun olan tamamı uyanmıştır. Buna dördüncü safha veya Malhut veya ZA’nın Nukvası denir (bkz. Bölüm 1, kısım 1, madde 30) ve içinde kısıtlama vardı.
Böylece, kısıtlamadan itibaren bu dördüncü safha, artık Eyn Sof ışığını almaz. Bu nedenle, onun bayağılık safhasına uzaklaşma denir. Onun da, ZA’da olduğu gibi pencere ve dar geçit adı verilen iki derecesi vardır. Gadlut’un ihsan etmesine pencere, Katnut’un ihsan etmesine de dar bir geçit denir.
İkinci safhadaki uzaklaşma ile dördüncü safhadaki uzaklaşma arasında büyük bir fark vardır: İkinci safhadaki uzaklaşma, gönüllü bir uzaklaşmadır, şöyle yazdığı gibi, “çünkü O merhametten haz alır”, yani o Hohma’yı değil Hasadim’i ister. Ancak dördüncü safhadaki uzaklaşma, dördüncü safhada oluşturulan perde nedeniyle zorunlu bir uzaklaşmadır.