chevron_rightCilt 1
chevron_rightKısım 1
Kısım 1
Kısım 2
İç Gözlem
Kelimelerin Anlamına İlişkin Soru Tablosu
Konular İçin Soru Tablosu
Table of Answers for the Meaning of the Words
Konular için Cevaplar Tablosu
chevron_rightKısım 2
Kısım 1
Kısım 2
İç Gözlem
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Answers for Topics
chevron_rightKisim 3
Bölüm Bir
Bölüm İki
Bölüm Üç
Bölüm Dört
Bölüm Beş
Bölüm Altı
Bölüm Yedi
Bölüm Sekiz
Bölüm Dokuz
Bölüm On
Bölüm On Bir
Bölüm On İki
Bölüm On Üç
Bölüm On Dört
Bölüm On Beş
İÇ GÖZLEM
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Answers for Topics
chevron_rightKısım 4
Chapter 1
Chapter 2
Chapter 3
Chapter 4
Chapter 5
Chapter 6
Inner Observation
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightCilt 2
chevron_rightKısım 5
Part 5
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
Additional Explanation about the Matter of the Inversion of the Panim and the Making Order of the Kelim
chevron_rightKısım 6
Part 6
Inner Observation
Cause and Consequence
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
Questions Regarding Cause and Consequence
Answers of Questions Regarding Cause and Consequence
chevron_rightKısım 7
Part 7
Inner Observation
Cause and Consequence
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
Answer of Questions Regarding Cause and Consequence
chevron_rightCilt 3
chevron_rightKısım 8
Part 8
Inner Observation
Cause and Consequence
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
Answer of Questions Regarding Cause and Consequence
chevron_rightKısım 9
Part 9
Inner Observation
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightKısım 10
Part 10
Inner Observation
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightCilt 4
chevron_rightKısım 11
Part 11
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightKısım 12
Part 12
Inner Observation
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightCilt 5
chevron_rightKısım 13
Part 13
Inner Observation
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightKısım 14
Part 14
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightCilt 6
chevron_rightKısım 15
Part 15
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
chevron_rightKısım 16
Part 16
Table of Questions for the Meaning of the Words
Table of Answers for the Meaning of the Words
Table of Questions for Topics
Table of Answers for Topics
Kütüphanechevron_right
Baal HaSulam/On Sefirot Çalışması/Cilt 1/Kısım 1
chevron_right
Kısım 1
 

TALMUD ESER SEFİROT

(On Sefirot Çalışması)

BÖLÜM BİR

Kısıtlama ve Çizgi; iki kısım içerir

Kısım Bir

Eyn Sof ışığının oluşumları oluşturmak ve yaratılanları yaratmak için kısıtlandığı, ilk kısıtlama meselesini açıklar; beş konuyu içerir:

1. Kısıtlamadan önce Eyn Sof tüm gerçekliği doldurdu. 2. Yaratılışın nedeni O’nun İsimlerinin ve Unvanlarının ifşasıydı. 3. Orta noktanın etrafında ışığın kısıtlaması. 4. Kısıtlamadan sonra kalan boşluk, daireseldi. 5. Eyn Sof ışığı eşit olduğu için kısıtlama da eşitti. Dairenin anlamı budur.

Kısıtlamadan önce Eyn Sof tüm gerçekliği doldurdu

1.Bilin ki, oluşumlar oluşmadan ve yaratılanlar yaratılmadan (1) önce, üst, basit bir ışık (2) tüm realiteyi (3) doldurmuştu. Boş hava (5) ve boşluk (6) gibi boş bir yer (4) yoktu, ama her şey bu basit, sınırsız ışıkla (7) doluydu.

Roş veya Sof (8) niteliğine sahip değildi, ama hepsi tek, basit ışıktı (9), tamamen eşitti (10), Eyn Sof (20) ışığı olarak adlandırıldı.

İç Işık

Kabala bilgeliğinin tamamının, zaman ya da yer kaplamayan manevi meseleler üzerine kurulduğunu hatırlamalıyız. Değişime veya yokluğa maruz kalmazlar ve bu bilgelikte konuşulan tüm değişiklikler, ilk formun yok olduğu ve yerini farklı bir formla değiştirdiği anlamına gelmez. Yukarıdaki değişiklik daha çok ek bir form gerektirirken, birincisi, yerinden hareket etmez çünkü yokluk/eksiklik ve değişim maddi davranışlardır.

Yeni başlayanlar için zordur çünkü onlar zaman, mekân, değişim ve değişimin maddi sınırları yoluyla meseleleri algılarlar. Ancak, yazarlar, bunları sadece Üst Köklerine işaret etmek için bir işaret olarak kullandılar.

Bu nedenle her kelimeye manevi kimliğini; mekândan, zamandan ve değişimden ayrı olarak vermeye çalışacağım. Bu kelimelerin anlamlarını iyice ezberlemek okuyucuların görevidir çünkü onları her seferinde tekrarlamak imkânsızdır.

1. Manevi zaman konusu, İç Gözlem Bölüm 9, madde 33'te ayrıntılı olarak açıklanmaktadır.

2. Bu, Yaratıcı'ın Kendisinden genişleyen ışığa işaret eder. Kabala bilgeliğinde ortaya çıkan tüm isimlerin ve unvanların hiçbir şekilde Yaratıcı’nın Kendisinde değil, sadece O’nun Kendisinden genişleyen Işık'ta olduğunu bilin. Her ne olursa olsun, O’nun Kendisi ile ilgili tek bir kelime bile söyleyemeyiz çünkü kural şudur ki, edinmediğimiz hiçbir şeyin adını bilmeyiz. Bunu hatırlayın, başarısız olmazsınız.

3. Dünyaların yaratılmasından önceki zamandan bahsettiği için, bu görünüşte kafa karıştırıcıdır. Öyleyse, üst ışığın doldurması gereken hangi gerçeklik var burada? Mesele şu ki, var olan ve ıslahlarının sonuna kadar tüm olayları ile yaratılmaya mahkûm olan tüm dünyalar ve ruhlar, tam ölçü ve ihtişamıyla Eyn Sof’a dâhil edilmiştir.

Dolayısıyla, önümüzde duran gerçeklikte ayırt etmemiz gereken iki temel ilke vardır:

1. Onlar sabittirler ve tam ölçüleri ve ihtişamıyla Eyn Sof'da var olurlar.

2. Birinci kısıtlamadan sonra beş dünya olarak düzenlendiler, basamaklandılar ve yenilendiler: Adam Kadmon, Atzilut, Beria, Yetzira, Assiya.

ARİ, O’nun Kendisinden uzanan üst ışığın “tüm gerçekliği” doldurduğunu yani kısıtlamadan önce Eyn Sof'daki var oluş ile ilgili ilk ilkenin tüm gerçekliğini ifade ediyor. Düzeltme ve mükemmelliğin herhangi bir şekilde eklenebileceği boş bir yer kalmayana kadar üst ışığın onları tamamen doldurduğunu söyler.

4. Bu, dünyalar oluşturulmadan önce, sadece Eyn Sof olduğu anlamına gelir. "Boş yer" yoktu yani üst ışık o yeri doldurduğu için düzeltilmeyi gerektirecek bir yokluk/eksiklik yeri olmadığı anlamına gelir. Aşağıda olanların kendilerini ayırt etmeleri ve O’nun bütünlüğüne bir şeyler eklemeleri için yer yoktu.

Kısıtlama nedeniyle düzeltmeler için bir ihtiyaç ve boş yer ortaya çıktı. Ancak bu kitabın maddi bir yerden söz ettiğini düşünerek hatada bulunmayın.

5. Bu, herhangi bir şekilde maddi havaya işaret etmez; fakat bu isimle anılan manevi bir ışık vardır. Her tam Partzuf'ta iki ışık niteliği vardır: Hohma ışığı ve Hasadim ışığı.

Hohma ışığı, Partzuf'un kendisidir yani onun canlılığıdır. Hasadim ışığı sadece Partzuf'taki Hohma ışığı üzerindeki kıyafet olarak çalışır çünkü Hohma ışığı, ilk önce Hasadim ışığını giyinmezse Partzuf'a nüfuz edemez.

Bununla birlikte, bazen, Partzufim [pl. of Partzuf] Katnut'ta olduğunda, Hasadim ışığından daha fazlasına sahip değildir. Hasadim'in bu ışığının, hava veya rüzgâr (hem de “ruh”) olarak adlandırıldığını bilmelisiniz. Tek başına, Hohma ışığı olmadan, bu, Hohma ışığının boş olduğu anlamına gelen “boş hava” denir. Sonra Hohma ışığının onu giyinip doldurmasını bekler.

ARİ bize, dünyalar oluşturulmadan önce yani Eyn Sof'da, böyle boş bir havanın gerçekte var olmadığını çünkü orada herhangi bir yokluk olmadığını söyler.

6. Bu kelimeyi anlamak için önce manevi bir kabın özünü bilmelisiniz. Yaratılan varlık, canlılığını Yaratıcı’dan aldığından, bu mutlaka arzu ve bolluğu, O’ndan almak için özlem duyduğu anlamına gelir.

Bilin ki o arzunun ve özlemin miktarı, ortaya çıkan varlıkta var olan tüm özdür. Bu nedenle yaratılan varlıkta, bu özden olmayan her şey, artık onun özüyle değil Yaratıcı’dan aldığı bolluk ile ilgilidir.

Ayrıca, bu madde, Gadlut'u ve yaratılan her varlığın, her Partzuf'un ve her Sefira'nın seviyesini belirler. Yaratıcı’dan gelen üst ışığın genişlemesi kesinlikle ölçülemez, ancak bolluğu sınırlayan yaratılan varlıktır çünkü alma arzusundan daha fazlasını ya da daha azını alamaz. Maneviyattaki kriter budur çünkü orada bir baskı yoktur; tamamen arzuya bağlıdır.

Bu nedenle bu alma arzusuna, yaratılan varlığın “alma kabı” diyoruz. Bu onun maddesidir, bu nedenle Yaratıcı olarak kabul edilmez ve yaratılan varlık olarak adlandırılır. Yaratılan varlık, Yaratıcı’da bulunmayan bir madde ile tanımlanır çünkü Yaratıcı’da kesinlikle alma arzusu yoktur çünkü O kimden alacak ki?

Şimdi Katnut'tan Gadlut'a kadar bu maddede nasıl dört derece olduğunu açıklayacağız. Dördüncü derece, almanın Gadlut'udur, dünyalar oluşturulmadan önce sadece Eyn Sof'da tamamdır/tamamlanmıştır. Kısıtlamaya tabi olan bir tek odur ve bundan sonra onun, Eyn Sof'dan aldığı her bolluktan boşaltıldığını ve boş bir yer olarak kalışını açıklayacağız. ARİ’nin, dünya oluşturulmadan önce yani Eyn Sof'da, bu boş alan yoktu derken kastettiği budur.

7. Bu, aşağıdakilerin, eylemleri yoluyla ekleyebilecekleri hiçbir şey olmadığı anlamına gelir.

8. Rosh ve Sof terimleri aşağıda açıklanacaktır.

9. Küçük ve büyük ayrımı yapmamanın anlamı, her şey eşittir, demektir.

10. Derecelerin belirlendiği saflık/incelik ve kalınlığın olmadığı yerdir. Bu ayrımlar sadece kısıtlamanın yenilenmesiyle sağlanmıştır.

20. Sormalıyız: Eyn Sof'ta edinimimiz olmadığına göre, o zaman O’nu ismiyle nasıl tanıyoruz? Sonuçta, her isim, O’na erişimimizdeki edinimimize göre tanımladığımız isimdir, O'ndaki edinimimizle belirlenir. İsmin, yalnızca O’na ulaşmadaki olumsuzluğa işaret ettiğini söyleyerek, kendimizi mazur gösteremeyiz çünkü o zaman O’na “Ulaşılamaz” adını vermeliydik.

Mesele şu ki, bu isim, Eyn Sof ve altındaki tüm dünyalar arasındaki tüm farkı gösterir. Kısıtlama, Eyn Sof'dan sonra gerçekleşti. Böylece, her yerde bu kuvvet uyanır, ışığı kısıtlar ve o yerdeki aydınlanmayı bitirir.

Bu nedenle herhangi bir Partzuf'taki, herhangi bir Sof ve Sium sadece kısıtlamadan gelir. Dahası, dünyalardaki tüm varlıklar ve onların çeşitli dolguları, o Sof ve Sium sayesinde ortaya çıkarlar ve yenilenirler.

Buna Eyn Sof denir çünkü kısıtlama orada geçerli değildir, bu da orada herhangi bir son olmadığını gösterir. Bununla, bu ışığın basit ve tamamen eşit olduğunu söyleyebiliriz çünkü biri diğerine bağlıdır.

Yaratılışın nedeni O’nun İsimlerinin ve Unvanlarının İfşasıydı

2. O’nun basit arzusu (30) üzerine yükseldiği, dünyaları yaratmak ve O’nun eserlerinin, isimlerinin, unvanlarının mükemmelliğini aydınlığına çıkarmak için yaratımlar oluştuğu zaman,

İç Işık

30. Eyn Sof'da, “O’nun basit arzusunun üzerine yükseldi” diyebileceğimiz, herhangi bir kavramdan daha yüksek bir arzunun nasıl olduğunu merak etmemize gerek yok. Yukarıda söylenenleri anlamanız gerekir, her yaratılan varlıkta zorunlu olarak Yaratan’dan bolluğu alma arzusu vardır.

Ancak Eyn Sof'da bu “basit arzu” dur çünkü “O Birdir ve O’nun Adı Birdir.” Eyn Sof'daki ışığa O denir ve alma arzusuna O'nun Adı denir ve onlar herhangi bir ayrılık formu olmaksızın basit bir birliktir.

Bununla birlikte, burada ele alınan birlik ve ayrılığı, hareket, yakınlık ve uzaklık ile ayırt edilen maddesel birlik ve ayrılığa benzetmemeliyiz. Çünkü manevi öz herhangi bir yer kaplamaz.

Bunu söyledikten sonra, maneviyattaki ayrılığın ancak form eşitsizliği yoluyla gerçekleştiğini bilmelisiniz. Bu nedenle manevi bir şey, şimdiki halinden farklı bir ek form alırsa, bir olmaktan çıkar ve iki ayrı varlık haline gelir. Birbirlerinden uzaklıkları formlarının zıtlığı ile ölçülür.

Tıpkı cisimsel varlıkların, yakınlık ve uzaklık yoluyla birbirine bağlanması ve ayrılması gibi, manevi varlıklar da farklılıklarına ve form eşitliklerine göre bağlanır ve ayrılır. Form eşitsizliği onları birbirinden ayırır ve form eşitliği onları bir araya getirir. Bunu unutmayın, zira bu, bilgeliğin anahtar unsurudur.

Şimdi yukarıda adı geçen “O Birdir ve O’nun Adı Birdir.” sözünün anlamını ve bu kadar titiz olduğumuz, Eyn Sof'daki basit birliği anlayacaksınız. Gerçekten de bu birlik O'nun kudretinin harikalarındandır.

Yaratıcı ve yaratılan varlık arasındaki, Yaratıcı’da var olmayan ama yaratılan varlıkta var olan, alma arzusunun oluşturduğu farka tanık olduk. Bu form eşitsizliğinden dolayı yaratılan varlık, Yaratıcıdan ayrıldı ve yaratıcı yerine yaratılan anlamına gelen kendi ayrı ismini aldı.

Yukarıdaki açıklama bizi yanıltabilir; “O” olarak adlandırılan Eyn Sof'un ışığı “O” olarak adlandırılan ışığı ve bolluğu alma arzusu anlamına gelen “O’nun Adı” olarak adlandırılan Eyn Sof’a tamamen bağlı olmadığını düşünmemize yol açabilir. Bunun nedeni, Kendinden yayılan ve “O” olarak adlandırılan üst ışığın, yalnızca bir niteliğine - ihsan etmeye - sahip olması ve alma arzusunun hiçbir formuna sahip olmamasıdır.

Bununla birlikte, alma arzusu olan “O’nun Adı” olarak adlandırılan Eyn Sof, açıklandığı gibi, hiçbir alma arzusu olmayan üst ışıktan farklıdır ve form eşitsizliğinin ayırdığını biliyoruz. Ancak, Midrash ve ARİ bize bunun böyle olmadığını söylüyor. Bunun yerine, “O Birdir ve Basit Birlikteki O’nun Adı Birdir.” aralarında hiçbir fark olmadığı anlamına geliyor.

“O” ile “O’nun Adı” arasında mutlaka bir form farkı olmasına rağmen, orada tamamen etkisizdir. Bunu anlamıyoruz ama şüphesiz öyle. Bununla ilgili, Eyn Sof'da herhangi bir algı veya düşüncenin olmadığı söylenir çünkü bu konu aklımızın ötesindedir (bir sonraki maddede daha ayrıntılı olarak tartışılacaktır).

Orta noktanın etrafında ışığın kısıtlanması

3. Eyn Sof daha sonra Kendisini (40) orta noktasında kısıtladı (50), tam ortada, ışığı sınırlandırdı ve (60) bu orta noktanın (70) etrafındaki kenarlara sürükledi.

İç Işık

40. O Bir ve O’nun Adı Birdir’in anlamını zaten biliyorsunuz. Eyn Sof'a dahil olan arzusu ile ilgili form eşitsizliği olmasına rağmen, bu yine de o ve üst ışık arasında herhangi bir ayrım yaratmaz ve onlar basit bir birlik içindedir.

Yine de bu form eşitsizliği, ARİ'nin burada söylediği gibi “O'nun amellerinin, isimlerinin ve sıfatlarının kemalini ortaya çıkarmak için” dünyaların yaratılmasının nedeni ve amacı olmuştur. Dünyaların yaratılması ve onların bu dünyaya doğru basamaklandırılması, almak için değil ama yalnızca Yaratıcı'ya memnuniyet ihsan etmek için Tora ve Mitzvot'ta çalışmaya yer verme olasılığını yarattı ve yeniledi.

İşte o zaman ruhlar, kendi içlerinde bulunan ve onları Yaratıcı’dan ayıran alma arzusunun formunun tersine, O’na memnuniyet ihsan etme formuna çevirebilir hale gelir ki bu, O’nun arzusudur (bakınız madde 90). Bu, yapışma ve birleşme adı verilen, Yaratıcı ile form eşitliğidir. Bu böyledir çünkü o zaman onlar zaten alma arzusunun formundan sıyrılmış ve Yaratıcı’nın Kendisi'nin formu olan, ihsan etme arzusunun formunu edinmişlerdir.

Form eşitliğinin manevi olanı, bir haline getirdiğini zaten biliyorsunuz. Bu nedenle dünyalar önceki durumlarına geri döner.

ARİ’nin “Yaratmak için O’nun basit arzuna yükseldiğinde vb.” sözlerinin anlamı budur. “Yükseldi” demek, formunu üst ışık ile eşitlemek için kendisine yerleştirilmiş olan alma arzusunun ölçüsünü azaltarak, arınmayı ve yapışmayı arttırdığı anlamına gelir.

Eyn Sof'un Malhut'u veya "O'nun Adı" olarak adlandırılan Eyn Sof'ta alma arzusunun, form eşitsizliği nedeniyle üst ışıkla yapışmada herhangi bir eksiği yoktu. Bununla birlikte, formunu üst ışık ile eşitlemek ve “dördüncü safha” olarak adlandırılan büyük alma arzusundan ayrıldı ve üst ışığa daha güçlü tutunmak için kendini süsledi.

Formun yakınlığı, yapışmayı sağlar. Bu, “yükseldi” sözleriyle ifade edilir yani Eyn Sof'un Malhut'u, basit bir arzu olarak yükseldi ve üst ışığa tutundu, yani alma arzusunu azalttı.

ARİ'nin “Eyn Sof sonra Kendini kısıtladı.” sözlerinin anlamı budur. O'nun bolluğunun ve ışığının tüm ölçüsünün ve yaratılan varlığın yüksekliğinin, ondaki alma arzusunun miktarı ile ölçüldüğü yukarıda (madde 6) zaten açıklanmıştır.

Böylece, yukarıdaki Eyn Sof’un Malhut’u, kendini kısıtladı ve alma arzusunu azalttı, arzunun azalması nedeniyle ışık ve bolluk ayrıldı. Kısıtlamanın anlamı budur. Arzunun yükselişi, bolluk ve ışığın oradan ayrılmasına neden oldu.

50. Bu kafa karıştırıcıdır, çünkü orada ne Roş ne de Sof olmadığına göre, orta nasıl olur? Dahası, burada maddi bir konuyla mı uğraşıyoruz? Mesele şu ki, Eyn Sof'da da mutlaka bir alma arzusu olduğu zaten açıklanmıştı. Bununla birlikte, o büyük ve küçük ayrımları olmaksızın basit bir arzudur çünkü orada alma arzusu, herhangi bir ayrım yapan form eşitsizliği olarak kabul edilmez. Sonuç olarak, hiçbir şekilde üst ışıktan daha düşük değildir.

Üst ışığın yaratılan varlıkta tam ve kalıcı bir şekilde alma arzusunu ortaya çıkarmadan önce, dört derece genişlemesi gerektiğini bilmelisiniz. Bunun nedeni alma arzusunun, kökten gelen ışığın genişlemesine dahil edilmesidir ve bununla ışığın Yaratıcı'dan ayrıldığı ve Yaratıcı'dan genişleme anlamına gelen kendi adını aldığı kabul edilir.

Alma arzusunun bu form eşitsizliği onun içine dahil edilmediği sürece, hala bir yayıcı olarak görülüyordu ve Yaratıcı’dan ayrılan ve yer değiştiren bir yayılma olarak değil. Bunun nedeni, maneviyattaki tek farkın form eşitsizliği olmasıdır (bkz. madde 6 ve İç Gözlem).

Ancak, bu arzu yaratılan varlığın gücü tarafından ifşa edilmiş olsa da, yaratılan varlıkta hala kalıcı değildi. Bunun anlamı şudur; yaratılan varlığın kendi gücü tarafından alma arzusunun ortaya çıktığının düşünülmesi için, önce yaratılan varlığın, bolluğu almak için özlem duyması gerekir.

Bu özlem, ancak bolluğa sahip olmadığında olabilir çünkü ancak o zaman, alma arzusunu, kendi gücüyle ortaya çıkarmayı istemesi mümkün olur. İşte o zaman, alma kapları kalıcı olarak tamamlanır.

Ayrıca bilmelisin ki, Yaratıcı'dan gelen ışığın her genişlemesi, alma arzusundan oluştuğu gibi, ihsan etme arzusundan da oluşmalıdır. Aksi takdirde, Yaratıcı ve yaratılan varlık form zıtlığı içinde olurlardı, bu da tam bir ayrılık anlamına gelir ve form zıtlığı, tıpkı batının doğudan ayrılışı gibi onları birbirinden uzaklaştırırdı.

Bu nedenle, Yaratıcı'dan genişleyen her ışık, ihsan etme arzusu ile birleştirilmelidir, böylece yaratılan varlık, Yaratıcı ile form yakınlığına sahip olacaktır. Yaratılan varlıkta ihsan etme arzusu ortaya çıktığında, bu uyanışla ilgili olarak Yaratıcı'dan kendisine büyük bir ışık uzanır. Bu ışık her zaman Hasadim ışığı olarak anılır.

Alma arzusunun dahil edildiği Yaratıcı’dan gelen ilk genişlemeye her zaman Hohma ışığı veya O'nun Kendi ışığı olarak atıfta bulunulur. Bu iki ışık türünü ezberlemelisiniz.

Hasadim ışığı olan ikinci ışık, Hohma ışığı olan ilk ışıktan çok daha düşüktür. Bunun nedeni, yaratılan varlığın kendi kuvvetiyle yoğunlaşması/güçlenmesi ve uyanması ile genişletilmesidir, çünkü formunu Yaratıcı ile eşitlemek ister, bu nedenle kendini yoğunlaştırır/güçlendirir ve ihsan etme arzusuna doğru uyanır.

Bununla birlikte, Hohma ışığı olan ilk genişleme, doğrudan Yaratıcı’dan uzanır ve yaratılan varlığın onun uzantısında bir payı yoktur. Bu nedenle ondan çok daha yüksektir.

Bu nedenle Hohma ışığı, yaratılan varlığın özü ve canlılığı olarak kabul edilir. Hasadim ışığı ise sadece ıslahlar için, yaratılan varlığın tamamlanması için ışık olarak kabul edilir.

Şimdi her yaratılan varlıkta olması gereken dört safhayı (Behinot) ve dereceleri anlayacaksınız. İlk olarak, ışık, yalnızca “alma arzusunu” içeren Hohma ışığı olarak Yaratıcı'dan genişler. Bu birinci safhadır.

Daha sonra ihsan etme arzusu o ışıkta yoğunlaşır ve Hasadim ışığını genişletir. Bu yoğunlaştırma, ikinci safha olarak kabul edilir. Sonra bu Hasadim ışığı, yoğun bir şekilde genişler (aşağıda açıklanacaktır) ve bu üçüncü safhadır.

Yukarıdaki üç safha tamamen ortaya çıktıktan sonra, ilk genişlemeye dahil olan alma arzusunun gücü yeniden uyanır ve Hohma ışığını bir kez daha çeker. Bu, Partzuf'ta kalıcı alma arzusunu tamamlar, özlem olarak ortaya çıkar; Hohma ışığı olmadığında, Partzuf’ta Hohma ışığı olmadığı ama Hasadim ışığı olduğu zaman, üçüncü safhadan sonra yaratılan varlık Hohma ışığına özlem duyabilir.

Onun içinde, alma arzusunu belirleyen ve ilk genişlemede bulunmayan alma kaplarını tamamlayan, bu özlemdir. Bu nedenle, alma kapları ancak ikinci yoğunlaştırma olarak da adlandırılan bu dördüncü safhada tamamlanır.

Dördüncü safha, Eyn Sof'da tamamlandığında, kısıtlama onun içinde meydana geldi yani dördüncü safhadan alma arzusunun ayrılması, Eyn Sof ışığının oradan ayrılmasına neden oldu.

Bu, her yaratılan varlıkta var olması gereken dört safhanın açıklamasını tamamlar. Birinci safha, ilk genişleme veya Hohma olarak adlandırılır; ikinci safha, ilk yoğunlaştırma veya Bina olarak adlandırılır; üçüncü safhaya ikinci genişleme veya Zeir Anpin denir; dördüncü safhaya ikinci yoğunlaştırma veya Malhut denir.

İki genişleme erkek olarak kabul edilir çünkü onlar, Yaratıcı'dan uzanan bolluktur. İlk genişleme, Hohma ışığının bolluğu ve ikinci genişleme, Hasadim ışığının bolluğudur. İki yoğunlaştırma iki dişi olarak kabul edilir çünkü onlar, yaratılan varlığın uyanışı ve arzunun kendi gücüyle yoğunlaşmasıdır.

İlk yoğunlaşma, Hasadim ışığının kökü haline gelen ihsan etme arzusunun, yaratılan varlığın içinde uyanmasıdır ve ikinci yoğunlaşma, Partzuf'ta almanın tam bir kabı haline gelen alma arzusu için yaratılan varlığın uyanışıdır. Bu, her zaman dördüncü safha olarak anılır.

Bu dördüncü safha, Eyn Sof'ta “Orta Nokta” olarak adlandırılır. ARİ’nin, “Kendisini orta Noktasında kısıtladı” derken, kastettiği budur. Böyle adlandırılır zira ölçülemez ve sınırsız olan Eyn Sof ışığı için bir alma kabıdır.

Bu nedenle ışık onun etrafında dönerken ve her taraftan ölçülemez bir şekilde ona tutunurken, o ışığın içindeki ve ortasındaki bir nokta gibidir. Ancak böylece üst ışığı ölçüsüz ve sınırsız bir şekilde sürdürebilir.

Ancak, kısıtlamadan sonra alma kaplarında ve aşağısında, yani daha düşük seviyedeki varlıklarda, kendi içlerinde, içselliklerinde (Toch) ışıklarını tutan kaplar vardır. Bu, kabın duvarlarının, dört safhası olduğu için, kalınlıkları nedeniyle içlerindeki ışığa bir sınır ve bir ölçüm yerleştirdiği anlamına gelir.

Ancak, ışık ve kabın basit bir birlik içinde yani “O Bir ve O’nun Adı Bir” (madde 30'a bakınız) olan Eyn Sof’ta, kab, sahip olduğu ışığı sınırlamaz. Dolayısıyla içindeki ışık, Eyn Sof olarak kabul edilir.

Şimdi Eyn Sof'taki orta nokta konusunu iyice açıkladık. Onun maddesel ve somut bir yer ve alana göndermede bulunmadığını, ancak Eyn Sof'a dahil edilen dördüncü safhaya, üst ışıkla basit birliğini belirtmek için bu adla çağrıldığını gösterdik. Ayrıca, bu orta noktadaki kısıtlama, yukarıda zaten açıklanmıştır (bkz. 40. madde).

60. “Manevi mesafe” terimi 30. maddede zaten açıklanmıştır. Eyn Sof ve orta nokta arasında yani ışık ve kab arasında herhangi bir mesafe olmadığı açıklanmıştır.

Ancak, ışık orta noktadan kısıtladıktan sonra, ışıkta bir form eşitsizliği ortaya çıkardı. Bunun nedeni ışığın hiçbir alma arzusuna sahip olmamasıdır ama mesele gerçekten de ışıktan farklı olan bir alma arzusudur. Formları farklı olduğu için, aralarındaki fark kadar birbirlerinden uzaktırlar. ARİ'nin “sürüklendi” kelimesiyle kastettiği budur.

70. Yukarıda belirtilen dört safhaya, “dört taraf” da denir. ARİ bize, kısıtlamanın sadece, dördüncü safha anlamına gelen, orta noktada olmasına rağmen, ışığın yine de dört safhadan da ayrıldığını söyler. Bu maneviyatta kısmilik olmadığı için oldu ve böylece üç safhadan da ayrıldı.

Kısıtlamadan sonra kalan boşluk daireseldi.

4. Sonra orta noktadan boş bir yer (80), hava ve boş bir boşluk vardı.

Bakınız, bu kısıtlama, o boş orta noktanın (90) etrafında dengeliydi, öyle ki boşluk yer her tarafta dairesel, tamamen eşitti (100). Bir kare veya dik bir açı şekli yoktu, çünkü Eyn Sof da kendisini her tarafta eşit bir daire gibi kısıtlamıştı.

İç Işık

80. Daha önce 4. ve 5. maddelerde açıklanmıştır.

90. Anlamı, büyük ve küçük ayrımı gözetmeksizin, orta noktadaki form eşitsizliği, ışığın ondan ayrılmasıyla zaten açığa çıktığından bunu merak etmemeliyiz. Sonuç olarak, küçük ölçümler de zorunlu olarak biri diğerinden daha küçük olarak belirlenir.

Örneğin, üçüncü safha orta noktadan daha saftır çünkü alma arzusunun ölçüsü, dördüncü safhadan daha azdır. Benzer şekilde ikinci safha, üçüncü safhadan daha saftır çünkü alma arzusunun ölçüsü, üçüncü safhadan daha küçüktür ve birinci safha hepsinin en saf olanıdır çünkü form eşitsizliği en az belirgin haldedir.

Bu nedenle, derecelerde büyük ve küçük bir farklılaşmamız/ayrımımız vardır. O halde, ARİ neden kısıtlamanın bu noktanın etrafında eşit olduğunu söylüyor? Cevap şu ki, kısıtlama orta noktayı bir Sof'a [son/sonuç] dönüştürmemiştir. Başka bir deyişle, ışık onun form eşitsizliği nedeniyle noktayı terk etmiş olsaydı, o zaman kesinlikle en düşük derece anlamına gelen bir Sof olur.

O zaman, önceki üç safhayı da orta noktadan daha önemli, birbirinin üstünde olarak kabul ederdik. Ancak, böyle değildir çünkü kısıtlama, o noktadaki form eşitsizliği nedeniyle gerçekleşmemiştir. Bu olamaz çünkü biz hala, onunla ışık arasında hiçbir form eşitsizliğinin olmadığı Eyn Sof'un Malhut'u ile ilgileniyoruz; ikisi de basit bir birlik içindedir yani O Birdir ve O’nun Adı Birdir.

Kısıtlama, sadece O’nun basit arzusu dünyaları vb. yaratmak istediği için meydana geldi (bkz. Madde 40). Bunun anlamı şudur ki O, dünyaların yaratılmasıyla ortaya çıkmaya yazgılı olan form eşitliğinin yani alma formunun, Yaradan'a memnuniyet vermek formunda olmasını ister.

Bunda büyük bir erdem vardır: bir yandan, bu tam bir ihsan etmedir çünkü arzu, kişinin “kendisi” için değil sadece Yaradan’a memnuniyet vermektir. Bu, formu, Yaratıcı’nın üst ışığına tamamen eşit ve O'na tam bir yapışma halinde kılar.

Öte yandan, alma kabını süresiz ve sonsuz olarak derinleştirmek ve arttırmak mümkündür. Bunun nedeni, şimdi alma formu, ihsan etme arzusunun içinden geldiği için, herhangi bir form eşitsizliği oluşturmamasıdır.

Bilgelerimiz şöyle söylemişlerdir; eğer o, önemli bir kişiliğe sahipse, eğer evlilik sermayesini verirse ve “Bununla seni kutsallaştırıyorum” diyorsa, o zaman kutsallaştırılır. Tora’da “ve onun eline verir” şeklinde yazılıdır yani evlilik sermayesini verecek olan kocadır.

Ancak, önemli olduğu için, kadının ondan aldığı memnuniyet vermekle, tam olarak aynıdır. Ondan para alan önemli bir kişinin, ona para vermesine benzer. Tora’da “ve onu onun eline verir” diye yazılıdır çünkü erkek sadece kadına memnuniyet vermek, onu almakla onurlandırmak için alır.

Yukarıdan, kısıtlamanın birincil nedeninin, dünyaların yaratılmasıyla ortaya çıkacak olan ihsan etmek için yeni alma formuna duyulan arzu olduğunu öğreniyoruz. (bkz. madde 40). Ancak, bu orta noktada hissettiği kalınlıktan dolayı değildi çünkü orada hiçbir kalınlık ve farklılık yoktu.

Dolayısıyla orta nokta, kısıtlama nedeniyle bir Sof haline gelmedi. Bu nedenle, küçük bir maddeyi büyük olandan ayırt etmek imkânsızdır. Bu yüzden ARİ, kısıtlamanın “tamamen eşit” olduğunu yazar.

100. Bu, herhangi bir form eşitsizliği nedeniyle değil, kısıtlama eşit olmasına rağmen, kısıtlama nedeniyle yapılmış olması gereken bir görüntü olduğu anlamına gelir. Kısıtlamadan ve ışığın bu orta noktadan ayrılmasından sonra, artan alma formu nedeniyle üst ışığın ona tutunmaya uygun olmadığı anlaşılır.

Bu bilinir hale geldiği için, o Eyn Sof'daki derecesinden düştü ve şimdi mümkün olan en düşük kalınlık anlamına gelen Sof olarak kabul edildi. Sadece bu orta nokta, ışığı giydirmek için uygun olmayan boş bir boşluk olarak kaldı (madde 6'ya bakın) ve erdem ve saflıktaki üç eski safha, kısıtlamadan sonra bile ışığı giydirmek için hala uygundu.

Yukarıda (önceki maddede) belirtilen nedenden dolayı onun bir Sof haline gelmediğini açıkladık. “Boşluğun yeri, her tarafta dairesel idi, tamamen eşit” dediğinde, ARİ'nin kesinliğinin anlamı budur. Onun gerçek bir Sof olmadığını, Sof'u ortada olan dairesel bir resimdeki Sof'a benzediğini söylemek ister.

Bu dört safhayı soğan kabuğu gibi iç içe dört daireye benzetebilirsiniz. Merkez daire dördüncü safhadır, üçüncü safha ile çevrilidir, o ikinci safha ile çevrilidir ve o da birinci safha ile çevrilidir. Bu şekilde yukarı veya aşağı, sağ veya sol yoktur.

Örneğin, birinci safha bir yarısında hepsinin üstünde, diğer yarısında hepsinin altındadır ve tüm safhalarda böyledir. Bu nedenle burada yukarı veya aşağı, sağ veya sol yoktur. Onların erdemleri arasında hiç bir fark yoktur ve hepsi tamamen eşittir.

Kısıtlamanın nedeninin form eşitsizliği olmadığı, daha önce açıklanmıştır (yukarıdaki maddede). Bu aynı zamanda ARİ’nin “her tarafta dairesel, tamamen eşittir” kesinliğinin/hassasiyetinin de anlamıdır.

Eyn Sof'un ışığı eşit olduğu için kısıtlama da eşitti. Dairenin anlamı budur.

5. Bunun nedeni, Eyn Sof'un ışığı tamamen eşit olduğundan, kendisini her yönden eşit olarak sınırlaması ve bir tarafta diğerlerinden daha fazla kısıtlamaması gerektiğiydi.

Geometri biliminde, dairenin görüntüsü (200) kadar hiçbir imgenin dengeli olmadığı bilinmektedir. Bununla birlikte, kare (300), şişkin dik açı, üçgen (400) ve diğer tüm görüntüler için durum böyle değildir. Bu nedenle kısıtlamanın bir daire formuna sahip olması gerekiyordu.

İç Işık

200. Bir önceki maddede daha önce açıklanmıştır.

300. Orada yukarı ve aşağı, sağa ve sola bir ayrım olsaydı, Bu aşamaların dört adı olan bu dört tarafı içeren bir kare görüntüsünde görünecekti. Ancak öyle değildi ama bu ayırt edişleri içermeyen bir daire şeklindedir.

400. Ancak üç safhası olan, dördüncü safhası olmayan, yani yukarı, sağ ve sol olmak üzere üç tarafı olan bir dereceyi belirtir. Alt tarafı yoktur, bu nedenle adı üçgendir.