MEKTUP - 24
7 Kasım, 1956, Manchester
Merhaba, en iyi dileklerimle,
Dostuma
Pek de uygun bulmadığın dostların kalbindeki sevgiyi uyandırmak ve onu korumakla ilgili 27 Ekim’deki mektubunun ilk sorusuna cevap olarak diyebilirim ki, bunun senin için gerekli olduğunu görüyorum. Baal HaSulam’ın insanla Yaradan arasındaki ilişkinin, insanla insan arasındaki ilişkiyle başladığıyla ilgili söylediklerini biliyorsun.
Bu böyledir, çünkü üst ışık durağandır ve daima “Düğünümüzün sevgisi mutlu edene kadar” sevgiyi uyandırmak gerekir. Diğer bir deyişle, yukarıdan daima bize O’nun adının sevgisini uyandırmamız gerektiği gösterilir.
Bu demektir ki, dost sevgisini olduğu gibi görme şansın var, yani bu sana yukarıdan gösterilir. Sen uyandıransın (gerçek böyle olmasa da; dostlara sorarsan sadece senin onları sevmenle hemfikir olacaklarından emin değilim).
“Bir yargıç yalnızca gördüğünü yargılar” denmesinin anlamı budur. Bu demektir ki, yargılarken sadece delillerinize dayanarak yargılamalısınız. Bu, Yaradan sevgisinin farkındalığını bu yolla korumak zorunda olduğunuzun, tüm gün ve gece, gün veya gece aşamasını hissettiğinizde, daima tetikte olmanız gerektiğinin size yukarıdan bildirilmesinin sebebidir.
Yaradan’a şöyle deriz, “Seninkiler hem gün, hem gece.” Bu nedenle, gece de, gecenin karanlığı da insanın iyiliği için Yaradan’dan gelir, şöyle yazdığı gibi: “Günden güne konuşmayı ifade eder ve geceden geceye bilgiyi tanımlar.”
Öyle anlaşılıyor ki, alevler kendi kendine yükselene kadar dostların kalplerini uyandırmalısın, atalarımızın bununla ilgili şöyle söylediği gibi, “Mumları yaktığın zaman.” Bununla Yaradan’ın sevgisinin farkındalığı ile ödüllendirilmiş olursun.
Çalışmanın önemini görmekle ödüllendirilmiş olmalarına rağmen, derslere saygı göstermeyen dostların dost sevgisini uyandırıyor olmanla ilgili ikinci soruna cevaben diyebilirim ki bu da senin erdemliğin.
Diğer bir deyişle, Yaradan’ın size pek çok defa O’na yaklaşma izni verdiğini görmek zorundasınız. Bu dünyada O’na sonsuza kadar bağlı kalmaktan başka ilgilendiğiniz hiçbir şey olmadığını hissettiğiniz pek çok zaman oldu, en basit işlerde bile Krala hizmete layık olmamanız neden sizi çağdaşlarınızdan daha fazla ayrıcalıklı kılsın ki?
Yine de, Yaradan’ın seni çalışma için uyandırmasını bekle, sonra dersleri çalışmaya başlayabilirsin.
Tıpkı öğrencileri uyandırmak zorunda olduğun gibi, Yaradan’ın da seni uyandırmasından bahsediyorsun. Bu demektir ki, eğer Yaradan sana çalışmada iyi bir tat ve sebep verirse, çalışmaya hemfikir olursun. Bundan önce değil. Sonra, yukarıdan öğrencilerin ne kadar aşağıda ve düşük olduğu gösterilir.
Ve grubu büyük bir çabayla korumakla ilgili üçüncü soruyla ilgili olarak, bu böyledir çünkü insanlar bir bebek yalnız başına gece vakti evden çıktığında korkup bu şekilde davranır. Bebek başka türlüsünü anlamayacağından, ona şöyle söylerler, “Dışarıda bir ayı ve başka vahşi hayvanlar var.” Diğer bir deyişle, eğer bebek dışarıda aslan ya da ayı olmadığı gerçeğini biliyor olsaydı bile, gerçeği kabullenmesi zor olacağından, onun için en iyisi uyumak, en önemlisi de içerde kalmaktır.
Dolayısıyla, gerçeğin yolunu ve Baal HaSulam’ın sözlerinin gerçeğini kabul etmek için bilmelisiniz ki dostlarım, gerçeğin sözlerini duyacak çok fazla insan yok, çünkü siz etrafta bol bol çocuk görüyorsunuz. Kendinizi anaokulunda gibi hissedip onların neşe içinde olduğunu yazdığınızda size ne söyleyebilirim? Aslında, bebeklerin yolu budur -neşeli ve mutlu olmak. Fakat bilinir ki, bir bebek mutluyken ya da ağlarken ciddiye alınmaz, çünkü onun heyecanı ya da hisleri önemsiz meselelerle ilgilidir.
Ve bir bebeğin ağladığını, mutlu olduğunu ve dans ettiğini gördüğünüzde etkileniyor ve çocukların mutlu ve neşeli olmasına imrendiğinizi yazıyorsunuz. Peki, ne istiyorsunuz? Tekrar sil baştan bebek olmak mı? Bilmelisiniz ki, dostlarım, Baal HaSulam’ın odasına girmeden önce tıpkı onlar gibi dans ediyordunuz ama artık çocukluk günleriniz bitti.
Umalım Yaradan bize maddesellikte ve maneviyatta eşlik etsin.
Dostunuz, Baruh Şalom HaLevi Aşlag
Baal HaSulam’ın oğlu