Mektup 1
Mektup 2
Mektup 3
Mektup 4
Mektup 5
Mektup 6
Mektup 7
Mektup 8
Mektup 9
Mektup 10
Mektup 11
Mektup 12-1
Mektup 12-2
Mektup 13
Mektup 14
Mektup 15
Mektup 16
Mektup 17
Mektup 18
Mektup 19
Mektup 20
Mektup 21
Mektup 22
Mektup 23
Mektup 24
Mektup 25
Mektup 26
Mektup 27
Mektup 28
Mektup 29
Mektup 30
Mektup 31
Mektup 32
Mektup 33
Mektup 34
Mektup 35
Mektup 36
Mektup 37
Mektup 38-1
Mektup 38-2
Mektup 39
Mektup 40
Mektup 41
Mektup 42
Mektup 43
Mektup 44
Mektup 45
Mektup 46
Mektup 47
Mektup 48
Mektup 49
Mektup 50
Mektup 51
Mektup 52
Mektup 53
Mektup 54
Mektup 55
Mektup 56
Mektup 57
Mektup 58
Mektup 59
Mektup 60
Mektup 61
Mektup 62
Mektup 63
Mektup 64
Mektup 65
Mektup 66
Mektup 67
Mektup 68
Mektup 69
Mektup 70
Mektup 71
Mektup 72
Mektup 73
Mektup 74
Mektup 75
Mektup 76
Mektup 77
Mektup 78
Kütüphanechevron_right
Rabash/Letters
chevron_right
Mektup 25
 

MEKTUP 25

23 Kasım 1956, Manchester

Dostlarıma, ömürleri uzun olsun

Sizinle beraber olsaydım çok mutlu olacaktım, fakat zaman buna sebep olduğunda ne yapabilirsiniz? Ancak zamanın engel olmadığı yerine getirmemiz gereken Mitzvot (emirler) var, yani zamanın ötesine geçen şeyler. İnsan zaman ve mekânla sınırlıdır. Fakat kişi Yaradan’a yakınlaşmaya özlem duyarsa, zaman ve mekânın ötesinde kendini O’nunla eşitlemelidir.

Bilinir ki, mekâna, yani belli bir alma arzusuna Kli denir. Kişi çabasını sadece “kendi mekânı” için kullanmak istemeyip, Yaradan’ın mekânı “Kutsanan yer” için kullanmak istediğinde, buna “Mekân ötesi” denir, yani tüm çabası sadece ihsan etmek için ve zamanın ötesinde olmalıdır, çünkü zaman sadece akılla ilişkilidir. İnsan aklı kişiyi daima O’nun çalışmasını, O’nun için kabul etmek için şimdinin doğru zaman olmadığını düşünmesine sebep olur. Bu nedenle daima zaman ötesi gitmeliyiz. Bu nedenle önceki günlerinizin bugünden daha iyi olduğunu söylemeyin, bizim daima gücün yenilenmesine, yani Şehina’nın daimi işleyişiyle ödüllendirilene kadar tüm çalışmayı inşa edeceğimiz temeli yenilemeye ihtiyacımız var.

Ayrıca daima birbirini inkâr eden iki yolda, yani dua, övgü ve şükrana olan eksiklik ve bütünlükte yürümeliyiz.

Zohar’da şöyle yazılıdır, “Böylece beden ve arı ruh ayrılır ve bu nedenle Yaradan erdemlinin bu dünyada ızdırap çekmesini sağlar, bizler her şeyden arınacak ve sonraki dünyanın yaşamıyla ödüllendirileceğiz. Bununla ilgili şöyle yazar, ‘Tanrı erdemliyi test eder.’” 38. madde de ise “Ve ay lekelendiğinde,” yani ay kusurluyken ruh doğar ve ruh bedeni lekeler.

Sulam’da şöyle yazılıdır: “Ruhun bedeni lekelediği nasıl söylenebilir?” Baal HaSulam bunu şöyle açıklar, ruhun lekelenmesi Bina’nın eksilmesinden kaynaklanır. Malhut, “Anne kıyafetlerini kızına ödünç verir,” sözündeki gibi eksiltmeyi alır ve beden Gadlut’u almaya uygun hale gelir. Bu nedenle ruhlar bedeni ıslah etmek ve onu Gadlut ışığını alabilecek niteliğe getirebilmek için bedene zarar verir. Bunlar onun sözleridir.

Kralın sarayına girmek için hazırlık aşaması sırasında bedenin kendine göre bütün olduğunu söyleyebiliriz. Bu demektir ki, kendisiyle ilgili bir eksiklik hissetmez. Elbette kişi çaresizlik içinde tembel tembel oturmaz ama eksiklik hissi insanda taktik ve hileyi uyandırır ve kişi asla çaresizliğe düşmez. Bu özellikle eksiklik hissiyatının derecesine göredir. Yani eğer özlem duyduğu şeyi lüks olarak görürse, lüks olana karşı eksiklik hissi çok güçlü olmadığından ondan kolayca vazgeçer.

Ancak lüksü elde etmesi güç olduğundan, durumu kabullenip, “Elimden geleni yaptım ve istediğim şeyi nasıl elde edeceğimle ilgili hiçbir fikrim yok,” diyerek aklını başka şeylere verdiği için bu böyle değildir. Daha ziyade bu istediği şey ona gereksiz geldiği için ve bu nedenle eksiklik hissi içinde olmadığı için böyledir. Aslında gereklilik söz konusu olduğunda kişi durumu asla kabul etmez ve gereklilik bulmak için taktik arar, yani bu insanın vazgeçmesine izin vermeyen itici gücüdür ve her seferinde yenilenir.

Bu eksiklik ölçüsüne bağlıdır ki bu ızdırabın ölçüsüdür. Büyük gereksinim demek, eğer istediği şeyi elde edemezse büyük acı çekecek, küçük gereksinim ise istediği şeyi elde edemezse bu ona acı vermeyecek, fakat elde ettiğinde de kendini daha bütün hissedecek demektir.

Gereklilik ve fazlalık ile ilgili bu ölçüye her insan kendisi karar verir. Atalarımız bununla ilgili şöyle der, eğer kişi etrafında dolaşan bir hizmetkârla yaşamaya alışmışsa, bu onun için gerekliliktir. Bu nedenle, her insan neyin gereksiniminde olduğuna kendi karar verir.

Ruhun bedeni suçlamasının anlamı budur. Bu demektir ki, kişi bir ruha sahip değilse, tam bir bedene sahiptir. Bu demektir ki, arınmışlıkta çalışma gerekliliği hissetmiyor. Fakat Tora ve Mitzvot’a bağlandığında onun içindeki ışık kişiyi ıslah eder. Bu demektir ki, içindeki ışık yani kişinin edindiği ruh bedeni kırar, yani bütün olmadığını gördüğünde beden kırılır.

Bu demektir ki, önceden lüks olarak kabul edilen bütünlüğü elde etmek için arınmışlığa bağlanması gerektiğini biliyordu ama şimdi lüksten vazgeçebilir. Fakat beden kırıldığında yani eksiklik içinde olduğunu gördüğünde—yani İlahiliğe ilişkin Bina denilen üst Behina’daki eksikliği görür— yukarıdan ona acınıp, Şehina’nın yüzüyle ödüllendirilene kadar huzur bulmayacak olan motive edici güç içinde uyanır.

Dileyelim Yaradan zaman ve mekânın ötesinde cennetin krallığının yükünü üzerimize almamıza ve O’nun ebediyetine tutunmamıza yardım etsin.

Dostunuz, Baruh Şalom HaLevi Aşlag

Baal HaSulam’ın oğlu