Kendini Eleştirmek - Kaynaklardan Seçilmiş Alıntılar
1. RABAŞ, Makale No 5 (1986), “Babaya Saygı Göstermeye Dair”
Kişi, çalışmasında ilerleyip ilerlemediğini test etmek istiyorsa, bunu iki şekilde yapmalıdır: 1) Yaradan'dan almayı umduğu ödüle bakar. Her gün, daha büyük bir ödül alıyor mu? Bu durumda ölçü, alma kaplarıdır. 2) Yaradan'ı hoşnut etmekten ne kadar keyif aldığına ve onun bütün ödülünün Yaradan'a ihsan etmek olmasına bakar. Mesela, eğer kişi ülkedeki en büyük insana hizmet ediyorsa, bundan keyif alır. Ancak, neslin en büyüğüne hizmet ediyorsa, bundan kesinlikle daha çok keyif alır. Bu nedenle kişi, her gün, gözünde, Yaradan'ın daha büyük ve daha önemli olmasını ister. Gerçek ölçüm, budur.
2. RABAŞ, Not 146, “Acı ve Sevinç”
Kişi eylemlerinin gerçeğin yolunda, ihsan etmek için olup olmadığını incelediğinde. O zaman, tüm hatalarını görür. Buna “acı çekmek” denir yani ihsan etme konusunda bu kadar zayıf olması, ona acı verir.
O zaman, ihsan etmek amacıyla hiçbir şey yapamayacağını ve durumundan hiçbir çıkışının olmadığı gerçeğini görür ve sadece Yaradan ona yardım edebileceğini anlar. Bu nedenle, o zaman duaya, kalbin derininden Yaradan'a dua etmeye yeri vardır.
3. RABAŞ, Makale No 28 (1987), “Çalışmada Ekleme Yapmamak ve Çıkarmamak Nedir?”
Kişi maneviyatın önemini hissettiği ölçüde Yaradan’a övgü oluşturur.
İnsan, ‘Kişi daima Yaradan övgüsünü oluşturmalıdır’ denen maneviyatın önemini hissetmeye başladığında, bu sol çizgiye geçmesi gereken zaman demektir. Kişi, Kral’ın önemini mantık dahilinde gerçekten ne kadar hissettiğini, yalnızca Yaradan adına çalışmaya gönüllü olup olmadığının kritiğini yapmalıdır.
Mantık dahilinde, kendisinin bomboş ve muhtaç olduğunu gördüğünde, maneviyatın önemini yalnızca mantık ötesi gördüğü bu durum, bu hesaplama, onun içinde mutlak alçaklıkta olmanın eksiklik ve acısını yaratabilir. Ancak o zaman eksik olduğu şey için yürekten dua edebilir.
4. RABAŞ, Makale No 16 (1989), “Çalışmada Boş Bir Masada Kutsama Yasağı Nedir?”
Maneviyatta “sol”, ıslah gerektiren bir şey anlamına gelir. Bu demektir ki, kişi zamanının ufak bir kısmını kendini eleştirmeye ayırmalıdır ve kendi için değil, sadece Yaradan rızası için çalışmak için ne kadar çaba harcayabileceğini ve eğer onu Yapan’a memnuniyet vermek için çalışmazsa, yaşamak istemediğini ve benzeri, söyleyip söyleyemediğini görmelidir.
O anda bunu kendi başına yapamadığını fark eder, ona ancak Yaradan yardım edebilir. Dolayısıyla artık kişinin kalbinin en derininden dua edebileceği andır. Şöyle ki, kişi “ihsan etmek için değil, kendi için alma arzusu” denen, yaratıldığı doğayı değiştirmek için ne kadar da güçsüz olduğunu görür ve hisseder.
5. RABAŞ, Not 27, “Üç Çizgi - 1”
Kişi esas olarak sağ çizgide yürümelidir yani iyi işler yapmalı, kendini tamamlanmış hissetmeli ve krala hizmet etmelidir. Kişi yaptığı her şeyin O'na memnuniyet getirdiğine inanmalıdır.
Aynı zamanda sol çizgide yürümeye, yani eleştirmeye de zaman ayırmalıdır ama sol, sağdan önce teslim olmalıdır. Bu demektir ki, solun niteliğini istediği için değil, sağı geliştirmek için, tüm eleştiri ve bilgisine rağmen mantık ötesi yani “inanç” olarak adlandırılan “sağda” gittiğini göstermek için solda yürür.
Buna iki çizgi arasında karar veren ve sağa doğru eğilim gösteren “orta çizgi” denir.
6. RABAŞ, Not 518, “Kirletmeye Gelen”
Kendisini bir bütün olarak kabul eden ve eylemlerini eleştirmeyen kişi, kendi anlayışına göre erdemlidir ve çalışması bir ödül ve ceza biçiminde olan genel halka aittir.
“Hareketsiz” durumdayken ve gerçeği ararlarken “bilgi edinip daha fazla bilgelik edinene kadar”, Lişma'nın anlamının “o sırrı onlara gösterilir”. Bunu onlara kim ifşa eder? Bu yukarıdan gelir. Buna “Arınmaya gelene yardım edilir” denilir.
7. RABAŞ, Not 776, “Durgun Keduşa”
İnsanın yetiştirerek kendi üzerine aldığı tüm şeylerde hiçbir eleştiri yoktur. Dahası, eleştiri olmadığı için aynı taşıyıcıda iki zıtlık olabilir. Ancak kişi eğitim yoluyla almadığı şeyleri kendi üzerine aldığında, bunlar üzerinde eleştiri vardır ve kişi aynı taşıyıcıda iki zıtlığı alamaz.
Bunun nedeni, yapacağı her yeni şeyde şu soruyu sormasıdır: “Bunu neden yapıyorum? Beni kim yükümlü kılıyor ve bundan ne fayda sağlayacağım?” Ayrıca, “Bunu kimin yararı için yapıyorum?” Sadece onu çalışmakla yükümlü kılan akıl bunu yapabilir. Aksi takdirde eğitim yoluyla aldığı şeylerle yetinir.
Ancak daha sonra yeni şeyler aldığında, inanca ihtiyaç duyar. Ve tam tersine, ancak o zaman inanç söz konusudur, çünkü onun zaten eleştirileri vardır, her zaman çelişkiler vardır ve inancın gücü olmadan hiçbir şey alamaz.
Eleştiri olmadığı zaman, eğitimde durum böyle değildir. O zaman, tüm bu şeyleri alışkanlıkla yapmaya alıştığı için inanca pek ihtiyacı yoktur.
8. RABAŞ, Makale No 17 (1984), “Toplantının Gündemi” Bölüm 2
Toplantının en başında, toplandıklarında, dostları ve her dostun önemini övmeliyiz. Kişi grubun yüceliğini kabullendiği ölçüde, grubu takdir eder.
“Ve sonra dua et” demek, herkes kendini incelemeli ve gruba ne kadar çaba sarf ettiğini görmeli demektir. Daha sonra kişi, grup için bir şey yapma gücünün olmadığını gördüğü zaman, Yaradan’a ona yardım etmesi ve dost sevgisine bağlanma gücü ve arzusu vermesi için dua etmesi için yer vardır.
9. RABAŞ, Makale No 13 (1986), “Firavun'a Doğru Gel - 2”
Bilmeliyiz ki dost sevgisinde bir erdem vardır: Kişi kendini aldatamaz ve eğer aslında dostlarını sevmiyorsa, onları sevdiğini söyleyemez. Burada kişi, gerçekten de dost sevgisine sahip olup olmadığını inceleyebilir. Fakat Yaradan sevgisinde, kişi, niyetinin Yaradan sevgisi olup olmadığını yani Yaradan’a ihsan etmek isteyip istemediğini ya da arzusunun, almak için almak olup olmadığını sorgulayamaz.
Fakat bilmeliyiz ki Yaradan’ın yardımı olmadan yapması için ona verilen tüm ıslahlardan sonra, kişiye ihsan etme çalışmasında hiçbir ilerleme verilmeyecektir. Bize şu sorulur, “O zaman kişi neden Yaradan’ın yardımıyla ödüllendirilmek için bunları yapmak zorunda kalır? Nihayetinde, Yaradan aşağıda olanın çalışması olmasa da yardım eder ve bu durumda ilerlemek için kişinin çalışması zaten işe yaramaz.”
Ancak, kişi eğer çalışmaya başlamazsa, kötü eğilim üzerinde başarılı olamayacağını bilmez. Fakat kişi Yaradan’ın çalışmasında yürümeye başladığı ve yapabildiği her şeyi yaptığı zaman, o zaman Yaradan’ın ona yardım etmesi için gerçek bir dua sunabilir.
10. RABAŞ, Makale No 17 (1984), “Toplantının Gündemi” Bölüm 2
Kendimizi inceledikten ve bilinen dua tavsiyesine uyduktan sonra, sanki duamız kabul olmuş gibi düşünüp, dostlarımızla birlikte, sanki bütün dostlar tek bir bedenmiş gibi sevinmeliyiz. Ve bedenin, tüm organlarının keyif almasını dilemesi gibi, biz de tüm dostlarımızın keyif almasını istemeliyiz.
Dolayısıyla, tüm hesaplamalardan sonra, neşe zamanı ve dost sevgisi gelir. O anda, herkes, sanki ona çok para kazandıracak, çok iyi bir anlaşmayı imzalamış gibi mutlu olmalıdır. Ve böyle bir zamanlarda kişinin, dostlarına içki ikram etmesi adettendir.
Benzer şekilde, herkes dostlarının içmesini ve kek yemesini ister. Çünkü şimdi mutludur, dostlarının da kendilerini iyi hissetmelerini arzular. Bu yüzden, toplantının dağılması, sevinç ve coşku içinde olmalıdır.
11. Baal HaSulam, “Özgürlük”
Dünyada iki kişi yoktur ki fikirleri özdeş olsun, çünkü her birey başkalarında ufacık bir parçası bile bulunmayan, atalarından miras aldığı muazzam, kutsal bir edinime sahiptir.
Bu yüzden tüm o edinimler kişinin malı sayılır ve toplum bunun tadını ve ruhunu korumakta dikkatlidir ki çevresi tarafından bulanıklaştırılmasın. Tersine, her birey bu mirasın bütünlüğünü korumalıdır. O zaman aralarındaki tutarsızlık ve zıtlık, insanlığa fayda sağlayan ve onun gerçek arzusu olan ilmin gelişimi ve eleştiriyi her zaman garantiye almak için sonsuza dek kalır.
12. RABAŞ, Makale No 1 (1990), “Çalışmada 'Kuyruk Değil Baş Olalım' Ne Demektir?”
Kişi, kendisi için alma arzusunun yönetimi altında olduğu sürece, neyin iyi neyin kötü olduğunu bilemez, ancak her şeyi bilgelerin bizim için belirlediği şekilde kabul etmelidir, yoksa gözlerine toz ve kir girecek ve ilerleyemeyecektir. Ancak bilgelerin sözlerini eleştirmediğimizde ve onların sözlerini mantık dahilinde kabul etmek istemediğimizde, özellikle bununla, Keduşa [kutsallık] bilgisiyle [aklıyla] ödüllendiriliriz.
13. RABAŞ, Makale No 21 (1985), “Daima Tora ve Çalışma Arasında Ayrım Yapmalıyız”
Eğer ihsan kıvılcımları varsa yani arzu ve düşünceden arınarak Tora ve Mitzvot şifasından bir şeyler almış ve çalışma açısından kendini-eleştirme aşamasına ulaşmışsa çalışmada ilerler.
Ancak kişi Tora'da kendini hiç eleştirmemelidir. Aksine, Tora'yı olduğu gibi öğrenmelidir. Tek yapmamız gereken Tora'yı nasıl takdir edeceğimiz konusunda tavsiye almaktır.