Paraşat Nuh - Kaynaklardan Seçilmiş Alıntılar
“Nuh erdemli bir adamdı.”
Rabaş. Makale 4 (1990) Çalışmada Erdemlilerin Nesilleri İyi İşlerdir Ne Anlama Gelir?
"Nuh erdemli bir adamdı" diye yazılmıştır, buna "Bunlar Nuh'un nesilleridir" yani erdemlilerin nesilleri olan iyi işler denir. "Nuh erdemli bir adamdı" ayeti, onun iyi işlerle ödüllendirildiği anlamına gelir. Yani, eylem sırasında, eylemlerinin gerçekten iyi olduğunu hissetti ve eylemlerini gerçekleştirirken memnuniyet duydu ve içlerindeki iyiliği hissetti. Eylemler iyi olduğu için, Mitzvot'u yerine getirmenin verdiği haz ve memnuniyetle ödüllendirildi.
2. Rabaş. Çeşitli Notlar. Makale 342. “Nuh Erdemli Bir Adamdı”
“Nuh erdemli bir adamdı.” Erdemli Ezra, iyi işlerde “dürüst”, kalbi “bütün”, diye yorumlar “onun neslinde,” kimisi kınar kimisi över. Kötülerin nesillerinde, neslin düşünceleri ihsan etmek için çalışmaya değmez olduğu zaman, beden bazen över yani görüşü çağdaşlarıyla birliktedir. Ve bazen, çağdaşlarının söylediklerini kınar.
O zaman, kişi iyi işler yapma seçeneğine sahiptir yani eylemlerle üstesinden gelebilir. Ancak, kalp, çağdaşlarının söylediklerini hissederse ve kalp çoğunluğun peşinden koşarsa, insanın kalpteki hissi değiştirebilmek için kalbi üzerinde hiçbir kontrolü yoktur.
Bu nedenle, eylemlerle üstesinden gelmek, ihsan etme eylemlerini gerçekleştirmek ve yazıldığı gibi, “Kalplerimizi arındır” diye Yaradan'dan kendisine başka bir kalp vermesini istemekten başka seçenek yoktur. Ancak, argümanlarında başarılı olamaz. Erdenli Ezra'nın dediği gibi, uygulama açısından erdemli olduğunda ödüllendirilir ve kalbinde bütün hale gelir.
3. Rabaş. Çeşitli Notlar. Makale 342. “Nuh Erdemli Bir Adamdı”
Daha sonra, “Nuh Tanrı ile yürüdü” koşuluna gelir yani Yaradan bir kişiye ifşa olduğunda, Yaradan'ın varlığını hissetmeye başladığında, bir meşalenin önündeki bir mum gibi iptal olmaktan başka seçeneği yoktur. O zaman, çağdaşlarından duyduklarından etkilenmez çünkü hepsi Yaradan'ın ışığı önünde iptal olur.
Yukarıdakilere göre, “bütün”ün pratikte üstesinden geldikten sonra geldiği sonucu çıkar. O zaman, kişinin bütünlüğü daha önce sahip olduğu tüm kusurları tamamlar hale gelir. Bu, Baal HaSulam'ın dediği gibi, “Tamim'de [bütün] Tav-Mayim'in [Tav-su] harfleri vardır, bu sadece kendini aldatmayı bilen ve gerçeği gözünün gördüğü gibi gören, ancak yine de her şeyi bütünlük içinde kabul eden kişidedir.” Buna “mantık ötesi inanç” denir.
4. Rabaş. Makale 5 (1991) Çalışmada ''Erdemlilerin İyi İşleri Nesillerdir'' Ne Demektir?
Yukarıdakilere göre, "Nuh erdemli bir adamdı, nesilleri tamdı" ifadesini, burada hem övgü hem de kınama olması gerektiği ve her ikisinin de doğru olduğu şeklinde yorumlamalıyız. Başka bir deyişle, eğer "nesillerinde" çoğul olarak yazılmışsa, bu, neslin birkaç aralığa bölündüğü anlamına gelir. Dolayısıyla, birçok nesil vardır. Bu, çalışma sırasında inişler ve çıkışlar olduğunda mümkündür; dolayısıyla, onlar birkaç nesle ayrılmıştır.
Dolayısıyla, Sulam'da [Zohar'a Merdiven yorumu] söylediği gibi, düşüş zamanı bir kınama olarak kabul edilir, bazen "başlangıcı düşünme" durumuna geliriz. Bundan daha kötü bir kınama olamaz. Buradan kınamaların düşüşlerle ilgili olduğu sonucu çıkar. Ayrıca, yükseliş zamanları anlamına gelen övgüler de vardır. Bu övgüdür çünkü o zaman kişinin Keduşa [kutsallık] ile bir bağı vardır.
"Tam", tüm nesillerin "tam" olarak adlandırılan bir bütünlük haline geldiği anlamına gelir. Başka bir deyişle, kişi ıslahın sona ermesiyle ödüllendirilmiştir, yani ihsan etmek üzere almak için kapların ıslahını tamamlamışlardır. Dolayısıyla, aralarında aralıklar olan nesillerin çoğalması, yani düşüşler ıslah edilmiş ve kişi kendi neslinde tamamlanmıştır. Kınamanın ve övmenin anlamı budur ve her ikisi de doğrudur ve her ikisi de "neslinde tam" olarak adlandırılan tek bir unsur haline gelir.
5. Rabaş. Makale 4 (1985) Bunlar Nuh'un Nesilleridir
İhsan etme kaplarına “Tanrı Nuh'la birlikte yürüdü” denir, bu da ihsan etme kaplarının olduğu bir yerde kutsallık içinde yani Yaradan'la ilgili olan ihsan etme kapları içinde yürümenin mümkün olduğu anlamına gelir. Buna “Nuh'un onu desteklemek için yardıma ihtiyacı vardı” denir, zira üstteki, Nuh'un onu desteklemek için yardıma ihtiyacı olduğu düşünülen ihsan etme kaplarını verir.
Bu, On Sefirot Çalışması 'nda (bölüm 9, s 735, madde 6 ve Ohr Pnimi'de) yazıldığı üzere, “yukarıdan uyandırma” olarak adlandırılan, üst olanın, onu çalışması için uyandırdığı anlamına gelir: "Bununla birlikte, başlangıçta, ilk zamanda, AVI ‘de ZON tarafından olmayan MAN yükseldi ve sonra ZON bu MAN’lardan yapıldı. ZON oluşturulduktan sonra, MAN 'ı ikinci kez yükselttiler. Bir kez yukarıdan uyanış yoluyla elde ettiği ihsan kaplarına sahip olduğunda, ki buna 'Nuh'un onu desteklemek için yardıma ihtiyacı vardı' denir, bu da yukarıdan gelir ve bu Nuh'un derecesiydi.”
6. RABAŞ, Makale No. 5 (1991), Çalışmada “Erdemlilerin İyi İşleri Nesillerdir” Ne Demektir?
“Bunlar Nuh'un nesilleridir [soyudur]; Nuh erdemli bir adamdı.” Neden oğulları Şem, Ham ve Yafet'in adlarından söz edilmiyor da, “Bunlar Nuh'un nesilleridir; Nuh erdemli bir adamdı” deniyor? Bu, erdemlilerin soyunun öncelikle iyi işler yaptığını öğretmek içindir.
Erdemlilerin soylarının iyi işler olduğunu söylerken, bu bilginin diğer insanların bilmesi için mi yoksa erdemlilerin kendilerinin bilmesi gereken bir şey mi olduğunu anlamalıyız. Çalışmada her şeyi tek bir kişinin içinde öğrendiğimiz bilinmektedir. Dolayısıyla, erdemlilerin çocuklarının iyi işler olduğunu bilmek zorunda olan diğer insanlar da aynı bedenin içindedir. Demek ki, erdemli kişinin kendisi de çocuklarının iyi işler yapması gerektiğini bilmelidir.
7. RABAŞ, Çeşitli Notlar No. 343, “Sarıağaç”
Tufan “kötü su” anlamına gelir. Bir kişiye “Kim” sorusu geldiğinde, ki bu Firavun'un sorusudur, “Efendi kim ki O'nun sesine itaat edeyim?” ve aynı zamanda kötü olanın sorusudur, “Bu çalışma senin için nedir?” Tufan olan Mayim [su] bu ikisinden oluşur - Mi [Kim] ve Ma [Ne]. Bununla, kişinin Keduşa [kutsallık] içinde sahip olduğu tüm dünya yok edilmiştir.
Bunun için tavsiye gemiye girmektir, çünkü Teiva [gemi] Bait [ev] harflerine sahiptir ( Sulam 'da [Zohar'ın Merdiven yorumunda] yazıldığı gibi), çünkü “ev” bilgelik anlamına gelir, “Bilgelikte bir ev inşa edilmelidir” yazıldığı gibi. “Ev’in karşıtı ’‘gemi’‘dir, bu da Hassadim’dir [merhamet], bu da ‘merhameti arzuladığı için’ ifadesinde olduğu gibi mantık ötesi bir inançtır.”
8. RABAŞ, Makale No. 4 (1989), "Çalışmada Su Seli Nedir?"
Çalışmadaki “su selinin” ne olduğunu bilmeliyiz. Bu sel “yaşayan her şeyi yok eden” sabotajcıdır. Bir kişi, ihsan etme çalışmasına başladığında, bedenin “Bu çalışma senin için nedir?” diye şikâyet ettiği bilinmektedir. “Bunun ne anlamı var ki, kendi yararına çalışmak istemiyorsun? Çünkü yaşamdan zevk alacağını görmelisin ve ihsan etmek, kendin için çalışmayacağın anlamına gelir. Musa aracılığıyla bize emrettiği Tora'yı ve Mitzvot 'u [emirleri/iyi işleri] yerine getirerek Yaradan'ı memnun etmek için çalışmaktan ne fayda elde edeceksin? Tora ve Mitzvot'ta çalıştığın için seni ödüllendirecek mi?"
"Buna karşılık sen bana karşılıksız çalışmak istediğini söylüyorsun. Karşılıksız çalışmak diye bir şeyi anlamak nasıl mümkün olabilir? Bu hiç mantıklı değil! Bizim doğamızda haz ve zevk alma arzusu var ve eğer bir şey için çaba sarf ediyorsak, çabalarımızın karşılığında haz ve zevk alıyor olmalıyız. Dolayısıyla, bu bizim doğamıza aykırıdır!” Buna “Ne” argümanı denir.
9. RABAŞ, Makale No. 4 (1989), "Çalışmada Su Seli Nedir?"
Çalışmada geminin tufandan kurtulması, mantık ötesi bir konu olduğu anlamına gelmektedir. Bu, gözleri kapalı yürümeyi istemek olarak kabul edilir, yani akıl ve duyular bilgelerimizin bize söylediklerini anlamasa da, bilgelere inancı üstlenirler ve “Ve Efendiye ve O'nun kulu Musa'ya inandılar” diye yazıldığı üzere bilgelere inancı üstlenmemiz gerektiğini söylerler. İnanç olmadan maneviyatta hiçbir şey başarılamaz.
Bu anlayış, Bina olarak adlandırılır ve Hassadim'i kapsar ve "merhamet istemek" olarak adlandırılır. Bu, kişinin hiçbir şeyi anlamak istemediği ve her şey hakkında, kesinlikle Tanrı'nın Hesed’ii [lütfu/merhameti] olduğunu söylediği anlamına gelir. Yaradan'ın kendisiyle ve tüm dünyayla yaptığı Hassadim’i [Hesed'in çoğulu] görmese de, yine de Yaradan'ın dünyasını özel bir İlahi Takdir’le yönettiğine inanır, şöyle yazıldığı gibi, ‘Ve herkes O'nun herkese karşı iyi olduğuna, kötüye de iyiye de iyilik yapan iyi olduğuna inanır.’
10. RABAŞ, Makale No. 4 (1989), "Çalışmada Su Seli Nedir?"
Gemiye, ki bu Bina'dır, ihsan etme kabıdır, giren kişiyi Sitra Ahra onları görmez. Öyle ki, Sitra Ahra'nın çalışmaya karşı neyi savunduğunu anlamayı mümkün kılacak ortak bir dilleri yoktur.
Kişi mantık ötesi, inanç olarak kabul edilen ihsan etme yolunda yürüdüğünde, inanç noktasına gelene dek Sitra Ahra kişiyle tartışabilir. Ancak kişi mantık ötesi olan inanç gemisine girer girmez, Sitra Ahra inanç kapısında kalır ve devam edemez.
11. RABAŞ, Makale No. 4 (1989), "Çalışmada Su Seli Nedir?"
Keduşa'nın zıddı “kavga suları” olarak adlandırılır, çünkü onlar “kavga suları” olarak adlandırılan, uzatmamaları gereken şeyi üzerlerine uzatmışlar ve bununla kirlenmişlerdir. Bu, Keduşa 'nın karşıtının sol çizgiyi sağ çizginin üzerine çıkardığı, yani Keduşa'nın tam tersini söylediği anlamına gelir.
Keduşa'nın yolu, “mantık ötesi‘ nin söylediklerine direnen ’mantık dahilinde' olana ihtiyacımız olmasıdır. Sol çizgiyi kullanmaları ve onunla meşgul olmalarının nedeni, sol çizgide yürümek ve onu dinlemek istemeleri değildir. Aksine, mantık ötesine geçebilmek için aklı kullanmaları ve ona dahil olmaları gerekir.
12. RABAŞ, Makale No. 4 (1991),"Çalışmada Sabotajcı Seldeydi ve Öldürüldü" Nedir?"
Baal HaSulam sabotajcının öldürülmesi ile selin öldürmesi arasındaki farkın ne olduğunu sordu. Selin maddesel acıya neden olduğunu, sabotajcının ise manevi acıya neden olduğunu söyledi. Başka bir deyişle, maddesel acının içinde kişinin maneviyatını öldüren bir sabotajcı vardır, yani bedenin işkenceleri ona yabancı düşünceler getirir, ta ki bu düşünceler maneviyatı sabote edip öldürene kadar.
Onun sözlerini yorumlamalıyız. Sel ve yağmura “ifşa olan” yani gözle görülebilen, sabotajcının insanları öldürmesi denir. Yani, bir kişinin düşündüğü şey, eğer alma arzusu, talep ettiği şeye, yani inanca değil de bilgiye sahip olsaydı, alma arzusunun gerektirdiği gibi, O'nun rehberliği hakkında her şeyi anlayabilseydi, Yaradan'a doğru bir şekilde hizmet ederdi. Ancak, bu böyle değildir ve sonuç olarak, kişi için acı çekmek zor olduğundan, Yaşamların Yaşamından uzaklaşır ve Yaradan'ın kendisine sadece haz vermesini ister. İşte bu yüzden uzaklaşır.
13. RABAŞ, Çeşitli Notlar No. 345, "Ve Efendi Gördü"
Tufandan sonra, insan, hakikat yolunda yürümeyenlerin, Firavun'un sorusu olan “Efendi kim ki onun sesine itaat edeyim?” ve günahkâr olanın sorusu olan “Bu çalışma senin için nedir?” sözlerinde olduğu gibi, “kötü su” olarak adlandırılan tufanın sularında öldüğünü gördüğünde, o zaman kötü eğilimin var olduğunu görürüz. Ancak tufanda ölebileceğimizi görmeden önce, herhangi bir kötülük görmeyiz.
Yaradan'ın söylediklerinin insanla ilgili olduğunu, şimdi Yaradan'ın ona baktığını gördüğünü söylüyoruz. Dolayısıyla, hakikat yolunda yürümek isteyen insanlar arasında buna “her canlıya vurun” denmez. Aksine, bu gerçeğin gösterilmesi olarak kabul edilir. Dolayısıyla, kişi bunun bir lanet olarak değil, tam tersi olarak kabul edildiğini öğrenir.